bugün
- tembel ve çalışmayan insan15
- 1 saatte 10 bira içmek16
- nick vermeden bir yazara ağır hakaret etmek13
- uzaylı görünce söylenecek ilk şey10
- sözlük kızlarının kombinleri20
- manyak olmaya karar verdim9
- velvet vs nervio19
- sözlükte yazışılan kızın true çıkması14
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı61
- almanya da hangi partiyi seçerdiniz5
- arkadaşlar neden bu kadar salaksınız5
- uludağ sözlük yazarlar yüzünden bitti3
- sözlük yazarlarının akşam yemekleri5
- aylık 550 milyar tl iyi para mıdır sorunsalı2
- şaka maka 2026 dünya kupasının bitmesi3
- türkiyeden siktirolup gitmek5
- benzini dolarla mı alıyoruz diyen tip2
- haber turk2
- kasiyer kızdan hoşlanmak17
- hırt5
- velvet12
- yüksek seviye otomobile binmeye utanmak2
- otomobile ek vergi5
- nervio11
- messi ve arjantin'in tüm dünyaya rezil olması7
- slavko vincic15
- magnum dondurmasının eskiden daha pahalı olması2
- kıbrıs barış harekatı3
- ingilterede çocuklar açlıktan silgi yiyor5
- cunda adası3
- sevilince şımaran kızlar4
- ispanya19
- akşamları yürüyüşe çıkmak2
- blok33
- teröriste o da insan demek4
- kadınların efendi erkek yerine katil tercihi4
- yazık oldu yarınlara4
- üniversite tercih edeceklere tavsiyeler3
- özgünlüğün faydasız olması5
- otel odasında ölmekten korkmak2
- vurgun yemek4
- pahalılığın çaresi3
- liberal eğitimin imkansızlığı2
- anna karenina'ya orospu diyen beyinsiz adi köpek6
- arkadaşlar ben chatgpt ile konuşmaya gıdıyorum2
- arjantin'in 115 dakika şut atamaması8
- sözlük kızlarının adam gibi adam olması2
- tememda kenka nalaka10
- true hanın gazabı8
- tayt giyen hatunun götünü dalgalandırmak2
Vizyona geçtiğimiz hafta girmiş Nicolas cage Filmidir.
Filmin fragmanını daha önce izlediğimde bana klişe bir senaryo izlenimi vermişti ve bu sebeple filme büyük beklentilerle gitmedim. Belki de bu beklentisizlik içerisinde umduğumdan iyi bir film olduğunu söylemek mümkün. Tabii ki Nicolas Cage'in oyunculuğu tartışılmaz, bunun yanına kaliteli yardımcı oyunculuklar, farklılaştırılmış bir senaryo, başarılı görüntü efektleri ve bir kaç da korku unsuru eklendiğinde en azından kötü bir filmin ortaya çıkması pek zor gibi.
Gelin görün ki film çıkışında "Fena film değildi." diye düşünmeme rağmen film sonrasında kafamdan geçen sorularla pek çok cevabı olmayan soru keşfettim ve şu anda açıkçası filmin pek çok mantıksal hataya sahip olduğunu düşünüyorum.
--spoiler--
Öncelikle anlamadığım ilk konu Lucinda'nın neden seçilmiş olduğu. Zira diğer seçilmiş olan iki çocuk Caleb ve Abby, bu gün sonunda kurtarıldılar. Ama zaten Lucinda o tarihten önce öldü. Yani kurtarılması şansı zaten yoktu. Ona neden 50 yılın tüm önemli olaylarını fısıldadılar?
ikinci konu şu: Lucinda tarafından yazılan mesajın anlamı neydi? Sebebi neydi? Zira bu yazının şifrelerini çözen John (yani Nicolas Cage), zaten seçilmiş olmadığı için kurtarılmadı. Peki o zaman geçmiş 50 yılın tüm kehanetleri ne işe yaradı?
Üç: Filmin bir anında Lucinda'nın son anda yazamadığı koordinatlara ihtiyaç duyuluyor ve John o sırada okula gidip kapıyı söküp evde Lucinda'nın kapıya yazdığı yazıyı ortaya çıkarmaya çalışıyor. Pek aynı adam neden Caleb'in yazdığı yazıyı engelliyor? Ayrıca Caleb ne yazıyordu? ilerde yaşanacak olay kalmadı ki.
Dördüncü nokta: Lucinda'nın torunu da sanki ırsi bir hastalıkmış gibi, söz konusu özelliğe sahip oluyor. Uzaylıları duyuyor. Peki ya Caleb'in ailesi? Onlardan başka bu özelliğe sahip kişi yok mu? Belki vefat eden annesinin böyle bir özelliği vardı. Değinilmemiş.
Son olarak: Filmdeki siyah taşların anlamı ne? Tamam bütün kurtarılacak kişilerde bu taş var. Ama taş nihayetinde orada duran sıradan bir taş. Ben bir özelliği olacağını düşünmüştüm.
--spoiler--
Filmin fragmanını daha önce izlediğimde bana klişe bir senaryo izlenimi vermişti ve bu sebeple filme büyük beklentilerle gitmedim. Belki de bu beklentisizlik içerisinde umduğumdan iyi bir film olduğunu söylemek mümkün. Tabii ki Nicolas Cage'in oyunculuğu tartışılmaz, bunun yanına kaliteli yardımcı oyunculuklar, farklılaştırılmış bir senaryo, başarılı görüntü efektleri ve bir kaç da korku unsuru eklendiğinde en azından kötü bir filmin ortaya çıkması pek zor gibi.
Gelin görün ki film çıkışında "Fena film değildi." diye düşünmeme rağmen film sonrasında kafamdan geçen sorularla pek çok cevabı olmayan soru keşfettim ve şu anda açıkçası filmin pek çok mantıksal hataya sahip olduğunu düşünüyorum.
--spoiler--
Öncelikle anlamadığım ilk konu Lucinda'nın neden seçilmiş olduğu. Zira diğer seçilmiş olan iki çocuk Caleb ve Abby, bu gün sonunda kurtarıldılar. Ama zaten Lucinda o tarihten önce öldü. Yani kurtarılması şansı zaten yoktu. Ona neden 50 yılın tüm önemli olaylarını fısıldadılar?
ikinci konu şu: Lucinda tarafından yazılan mesajın anlamı neydi? Sebebi neydi? Zira bu yazının şifrelerini çözen John (yani Nicolas Cage), zaten seçilmiş olmadığı için kurtarılmadı. Peki o zaman geçmiş 50 yılın tüm kehanetleri ne işe yaradı?
Üç: Filmin bir anında Lucinda'nın son anda yazamadığı koordinatlara ihtiyaç duyuluyor ve John o sırada okula gidip kapıyı söküp evde Lucinda'nın kapıya yazdığı yazıyı ortaya çıkarmaya çalışıyor. Pek aynı adam neden Caleb'in yazdığı yazıyı engelliyor? Ayrıca Caleb ne yazıyordu? ilerde yaşanacak olay kalmadı ki.
Dördüncü nokta: Lucinda'nın torunu da sanki ırsi bir hastalıkmış gibi, söz konusu özelliğe sahip oluyor. Uzaylıları duyuyor. Peki ya Caleb'in ailesi? Onlardan başka bu özelliğe sahip kişi yok mu? Belki vefat eden annesinin böyle bir özelliği vardı. Değinilmemiş.
Son olarak: Filmdeki siyah taşların anlamı ne? Tamam bütün kurtarılacak kişilerde bu taş var. Ama taş nihayetinde orada duran sıradan bir taş. Ben bir özelliği olacağını düşünmüştüm.
--spoiler--
görsel efektler bakımından son yılların en güzel filmlerinden biri. nicholas cage'in performansı filmin büyük bölümünde üst düzeyde. ilk spoiler filmin ana konusu üzerine kısa bir bakış, ikinci spoiler filmin finali üzerine.
--spoiler-1--
lucinda adlı genç bir kız okulun 50. yıl dönemi için bir kağıda sayılar yazar. 50 yıl sonra açılan mektupta sayılar bir bilimadamının çocuğu tarafından açılır. bilimadamı sayıların felaket tarihlerini gösterdiğini, ölü sayısını ve koordinatları gösterdiğini anlar. ancak en son yazılan tarih için koordinat ve ölü sayısı belirtilmemiştir.
--spoile-1--
--spoiler-2--
filmin finaline gelince tarih ve yer belirtilmeyen felaket güneşteki bir patlama sonrası dünyanın yok oluşu üzerine. ve evet filmin sonunda gerçektende 8 milyar insanın yok oluşunu, dünyanın sonunda bile insanların aç gözlülüğünü göreceksiniz. kurtulan elbette yok değil. öyle sandığınız gibi bilimadamı veya abd başkanı falan da kurtulmuyor...
--spoiler-2--
--spoiler-1--
lucinda adlı genç bir kız okulun 50. yıl dönemi için bir kağıda sayılar yazar. 50 yıl sonra açılan mektupta sayılar bir bilimadamının çocuğu tarafından açılır. bilimadamı sayıların felaket tarihlerini gösterdiğini, ölü sayısını ve koordinatları gösterdiğini anlar. ancak en son yazılan tarih için koordinat ve ölü sayısı belirtilmemiştir.
--spoile-1--
--spoiler-2--
filmin finaline gelince tarih ve yer belirtilmeyen felaket güneşteki bir patlama sonrası dünyanın yok oluşu üzerine. ve evet filmin sonunda gerçektende 8 milyar insanın yok oluşunu, dünyanın sonunda bile insanların aç gözlülüğünü göreceksiniz. kurtulan elbette yok değil. öyle sandığınız gibi bilimadamı veya abd başkanı falan da kurtulmuyor...
--spoiler-2--
görsel efektlere 8.5/10
konuya 5.5/10
oyunculuğa 7/10
makyaja 3.5/10
vererek nihai kararımın 7.5/10 olmasını sağlamış filmdir.
Rose byrne in oyunculuğu fena değildi. ama hep ağlak be. sürekli bir hüzün. nicolas cage desen o daha fena. emrah filmleri mi seyrederek büyümüşler anlamadım ya...
işin diğer yanı lucinda olsun kızı olsun birebir aynılar. insan az biraz makyaj yapar fotoşop yapar değiştirir ya. ama lucinda nın küçüklüğünü oynayan kızı rose byrne e fena benzetmişler. tebrik ettim.
konuyu tam oturtamamışlar. mesela o taşların hiç bir fonksiyonu yoktu. sanırım beğendikleri için almışlar. bununla birlikte hayatın uzaydan gelmesi, atlantis ve mu kıtasındaki üstün insanlar, konuşmadan anlaşma vs konularda biraz okumuş kişiler filmin konusunun aslında o kadar da ilginç olmadığını anlarlar. yine de bu tarz bir yapım olarak daha önce işlenmemiş olması fena değildi. bir de sadece amerika da geçmeseydi o dünyanın yok olması. ne bileyim insan paris in yterle bir olduğunu görmek ister, sonracıma kızıl meydan yok olsun ister (la yok öyle değil,ister derken niye yok olsun durduk yere... görsel efekt olarak diyorum)
ama herşeyden öte görsel efektler gayet iyiydi. tatmin edici ve inandırıcı olmuştu. o metro sahnesi falan... gayet hoştu.
uzun lafın kısası gidin seyredin, bulun seyredin, seyredin eğlenin.
konuya 5.5/10
oyunculuğa 7/10
makyaja 3.5/10
vererek nihai kararımın 7.5/10 olmasını sağlamış filmdir.
Rose byrne in oyunculuğu fena değildi. ama hep ağlak be. sürekli bir hüzün. nicolas cage desen o daha fena. emrah filmleri mi seyrederek büyümüşler anlamadım ya...
işin diğer yanı lucinda olsun kızı olsun birebir aynılar. insan az biraz makyaj yapar fotoşop yapar değiştirir ya. ama lucinda nın küçüklüğünü oynayan kızı rose byrne e fena benzetmişler. tebrik ettim.
konuyu tam oturtamamışlar. mesela o taşların hiç bir fonksiyonu yoktu. sanırım beğendikleri için almışlar. bununla birlikte hayatın uzaydan gelmesi, atlantis ve mu kıtasındaki üstün insanlar, konuşmadan anlaşma vs konularda biraz okumuş kişiler filmin konusunun aslında o kadar da ilginç olmadığını anlarlar. yine de bu tarz bir yapım olarak daha önce işlenmemiş olması fena değildi. bir de sadece amerika da geçmeseydi o dünyanın yok olması. ne bileyim insan paris in yterle bir olduğunu görmek ister, sonracıma kızıl meydan yok olsun ister (la yok öyle değil,ister derken niye yok olsun durduk yere... görsel efekt olarak diyorum)
ama herşeyden öte görsel efektler gayet iyiydi. tatmin edici ve inandırıcı olmuştu. o metro sahnesi falan... gayet hoştu.
uzun lafın kısası gidin seyredin, bulun seyredin, seyredin eğlenin.
--spoiler--
john koestler*'in ufak yaştaki oğlu; kendilerinden 50 yıl önce kendileri gibi ufak öğrencilerin gelecekte neler olacak temalı çalışmalarını, öğretmenleri ve okuldaki diğer ufak öğrencilerle beraber, ön bahçedeki yolun altında gömülmüş yerinden çıkartılmasını izler ve her bir öğrenciye bir çalışma verilir. caleb koestler in payına, arkalı önlü tamamen rakamlarla dolu bir kağıt düşer. evde kağıdı inceleyen john, bir süre sonra kağıdın üzerinndeki sayılarla geçmiş yıllardaki felaketler arasındaki bir ilişki kurar. çok geçmeden, ufak bir araştırmayla rakamların tamamının sırasını savmadığını, daha yaşanacak felaketler olduğunu ortaya çıkarır ve olası kayıpları kurtarmak için işe koyulur.
--spoiler--
john koestler*'in ufak yaştaki oğlu; kendilerinden 50 yıl önce kendileri gibi ufak öğrencilerin gelecekte neler olacak temalı çalışmalarını, öğretmenleri ve okuldaki diğer ufak öğrencilerle beraber, ön bahçedeki yolun altında gömülmüş yerinden çıkartılmasını izler ve her bir öğrenciye bir çalışma verilir. caleb koestler in payına, arkalı önlü tamamen rakamlarla dolu bir kağıt düşer. evde kağıdı inceleyen john, bir süre sonra kağıdın üzerinndeki sayılarla geçmiş yıllardaki felaketler arasındaki bir ilişki kurar. çok geçmeden, ufak bir araştırmayla rakamların tamamının sırasını savmadığını, daha yaşanacak felaketler olduğunu ortaya çıkarır ve olası kayıpları kurtarmak için işe koyulur.
--spoiler--
nicolas cage nin 10 nisanda gösterime girmiş gerilim yüklü kıyamet filmi; şimdiye kadar yapılmış amerikan kıyamet filmlerinin en iyisi ödülüne aday diyebilirim. son sahnesi hariç, son sahne biraz üfürükten, ama şu var ki, şimdiye kadar yapılan bu tarz filmlerde o kadar felakete rağmen, amerikan halkı ve hatta bütün dünya çok az hasarla ve kayıpla kutuluyordu; bu filmi izlerken özelikle sondan bir önce ki sahnede kendi kıyametinizi göreceksiniz.
--spoiler--
görsel efektler harici pek tatmin etmeyen ancak konusu itibarı ile az biraz alışılmışın dışına kaçmış yapım. son sahne ile ilgili bir çok espiri türetilebilir.
ilki benden geliyor.
(bkz: yaprak dökümü)
--spoiler--
görsel efektler harici pek tatmin etmeyen ancak konusu itibarı ile az biraz alışılmışın dışına kaçmış yapım. son sahne ile ilgili bir çok espiri türetilebilir.
ilki benden geliyor.
(bkz: yaprak dökümü)
--spoiler--
filmdeki en güzel şey filmin başında ve sonunda çalınan mükemmel klasik müzik eseridir bence.eser bir müzik dehası olan beethoven'in 7.senfonisi 2.bölümüdür.
ölüm sahneleri ile tüyleri diken diken eden, kıyamet sahnesi ile şapkayı önümüze alıp düşünmemizi sağlayan film.
nicholas cage derim susarım. hollywood klişeleriyle bezeli klasik amerikan filmi tadı verdi. öyle olağanüstü bir etki bırakmadı. sövmediysem nicholas cage olan sevgimden saygımdandır.
--spoiler--
metro kazası sahnesindeki kazayı yapan metro şeyisi 465347129453124233646123123543786753452376142342 tane nah bu kadar kalınlıkta beton sütunu kırıp geçmiş ancak herhangi bir yavaşlama belirtisi göstermemiştir. amerikan metrosu böyle olur heralde. sürtünme kuvvetinden, engellerden muaf anladığımız kadarıyla.
dünyanın sonunu getireceği söylenen ve güneşten gelen manyetik dalgaların ışık hızında hareket ettiği varsayılırsa herşeyin bir anda olup bitmesi gerekirdi. ne öyle yavaş yavaş patlıyor binalar falan.
kader inancı olmayan bir profesörün* filmin sonlarına doğru kaderci bir havaya bürünmesi biraz din propogandası olmuş gibi geldi bana.
çocuğun yazdığı sayıların ne anlama gelebileceği de zaten daha önce sorulmuş. ben de sormak istiyorum. madem everyone else ölecek o sayılar neyin sayıları olacak?
ayrıca o taşlar da dötünüze girsin. bir söylemediniz onların ne olduğunu.
ağzından ışık saçan ve benzeri atraksiyonları olan yaratıkların melekler oldugunu ve sonunda çocukların götürüldükleri yerin cennet olduğunu tahmin ediyorum. aman celeb elmaya dokunma.
diğer gemilerle dünyadan alınan canlılar da nuh un gemisine göndermedir kanımca.
böyle bir filmdi sonuçta. hoş deyene bişey demem ama ben pek etkilenmedim şahsen.
--spoiler--
--spoiler--
metro kazası sahnesindeki kazayı yapan metro şeyisi 465347129453124233646123123543786753452376142342 tane nah bu kadar kalınlıkta beton sütunu kırıp geçmiş ancak herhangi bir yavaşlama belirtisi göstermemiştir. amerikan metrosu böyle olur heralde. sürtünme kuvvetinden, engellerden muaf anladığımız kadarıyla.
dünyanın sonunu getireceği söylenen ve güneşten gelen manyetik dalgaların ışık hızında hareket ettiği varsayılırsa herşeyin bir anda olup bitmesi gerekirdi. ne öyle yavaş yavaş patlıyor binalar falan.
kader inancı olmayan bir profesörün* filmin sonlarına doğru kaderci bir havaya bürünmesi biraz din propogandası olmuş gibi geldi bana.
çocuğun yazdığı sayıların ne anlama gelebileceği de zaten daha önce sorulmuş. ben de sormak istiyorum. madem everyone else ölecek o sayılar neyin sayıları olacak?
ayrıca o taşlar da dötünüze girsin. bir söylemediniz onların ne olduğunu.
ağzından ışık saçan ve benzeri atraksiyonları olan yaratıkların melekler oldugunu ve sonunda çocukların götürüldükleri yerin cennet olduğunu tahmin ediyorum. aman celeb elmaya dokunma.
diğer gemilerle dünyadan alınan canlılar da nuh un gemisine göndermedir kanımca.
böyle bir filmdi sonuçta. hoş deyene bişey demem ama ben pek etkilenmedim şahsen.
--spoiler--
birinci kehanetin gerçekleştiği uçak sahnesi, ikinci kehanet metro sahnesi, caleb'in odasının penceresinde gördüğü o müthiş orman sahnesi ve dünyanın yok olma sahnesiyle görsel efekte doyurmuş bir alex proyas filmi.
--spoiler--
nicholas cage bir role girmiyor da filmler onun üstüne inşa ediliyor gibidir sanki. bu filmde de öyle olmuş.
nicholas cage deyince akan sular durur bizde. bir gnctrkcll günü daha biletlerimizden birini bedavaya getirmenin mutluluğu ile izledik filmi.
film senaryo ve diğer oyuncuların oyunculuk performansları konusunda sığ kalmış olsa da, efektler konusunda oldukça başarılı. ve hatta tek iddiası bence bu yönüdür.
filmin son sahnesi, yani caleb ve abby ile mevcut olan sahne 'öehh' dedirtiyor.
film, içinde bulunduğu türe herhangi bir yenilik getirmiyor. sadece nicholas cage seviyorsanız ve efektleri merak ediyorsanız izlemesi zevk verebilir. zira filmin gidişatını rahatlıkla tahmin edebilmeniz mümkün.
--spoiler--
--spoiler--
nicholas cage bir role girmiyor da filmler onun üstüne inşa ediliyor gibidir sanki. bu filmde de öyle olmuş.
nicholas cage deyince akan sular durur bizde. bir gnctrkcll günü daha biletlerimizden birini bedavaya getirmenin mutluluğu ile izledik filmi.
film senaryo ve diğer oyuncuların oyunculuk performansları konusunda sığ kalmış olsa da, efektler konusunda oldukça başarılı. ve hatta tek iddiası bence bu yönüdür.
filmin son sahnesi, yani caleb ve abby ile mevcut olan sahne 'öehh' dedirtiyor.
film, içinde bulunduğu türe herhangi bir yenilik getirmiyor. sadece nicholas cage seviyorsanız ve efektleri merak ediyorsanız izlemesi zevk verebilir. zira filmin gidişatını rahatlıkla tahmin edebilmeniz mümkün.
--spoiler--
ne diyeceğim hakkında arada kaldığım ender filmlerden biri: iyi diyemiyorum, ulan saçmalamışlar da diyemiyorum; belki başarılı görsel efektlerinden fazlaca etkilendim, belki astronomik mevzulara değinmeleri hoşuma gitti, belki de beklemediğim son buna neden oldu, bilemiyorum,
sonuçta aralardaki sıkıcılığına katlanılırsa, gidilip, izlenilebilecek bir film.
--spoiler--
filmin özellikle sonuna kadar bariz senaryosuyla, son olayı da nicholas cage abimiz kurtaracak diye beklerken, yeni adem ile havvaya kavuşmamız, son olarak oldukça tatmin edicidir,
sonuçta* son dönem filmleri arasında en iyi sonlarından biri karşımıza çıkar, belki de içlerinde en mutlusu.
-this isn't the end, johnny-
yeni bir başlangıç olur.
--spoiler--
sonuçta aralardaki sıkıcılığına katlanılırsa, gidilip, izlenilebilecek bir film.
--spoiler--
filmin özellikle sonuna kadar bariz senaryosuyla, son olayı da nicholas cage abimiz kurtaracak diye beklerken, yeni adem ile havvaya kavuşmamız, son olarak oldukça tatmin edicidir,
sonuçta* son dönem filmleri arasında en iyi sonlarından biri karşımıza çıkar, belki de içlerinde en mutlusu.
-this isn't the end, johnny-
yeni bir başlangıç olur.
--spoiler--
film güzel ve etkileyici bir film.. efektler harika. iki sahne var gerçekten yaşadığınız.
birincisi uçağın çarptığı sahne, ikincisi metro faciası..
bu iki sahne gerek ses, gerek görüntü efektleriyle muhteşem!
genel olarak akıcı ve sıkmayan bir film..
ancaaaakk...
ancak bütün bu güzellikler son sahneye kadar..
ciddi anlamda fiyasko ötesi bir final.. berbat ötesi bir final sizi bekliyor izlemeyenler...
finalin hiç olmadığı/olmayacağı varsayılırsa izlenebilitesi çok yüksek kıyamet filmi..
nicolas cage'in tekrar ve tekrar tebrik edilesi..
birincisi uçağın çarptığı sahne, ikincisi metro faciası..
bu iki sahne gerek ses, gerek görüntü efektleriyle muhteşem!
genel olarak akıcı ve sıkmayan bir film..
ancaaaakk...
ancak bütün bu güzellikler son sahneye kadar..
ciddi anlamda fiyasko ötesi bir final.. berbat ötesi bir final sizi bekliyor izlemeyenler...
finalin hiç olmadığı/olmayacağı varsayılırsa izlenebilitesi çok yüksek kıyamet filmi..
nicolas cage'in tekrar ve tekrar tebrik edilesi..
benzerleri arasında en iyisi. tam bir görsel şölen. insanı bazen geren bazen düşündüren sahneler mevcut. zaten bu adam kötü filmlerde bulunmaz nicholas cage.
The Crow, Dark City ve I, Robot gibi filmlerin yönetmenliğini üstlenmiş Alex Proyas' ın Nicholas Cage'li yeni projesi. filme ait detaylı bilgiye ve türkçe altyazılı fragmanına ulaşmak isteyenler için adres:
http://www.sinemaestro.co...w&id=495&Itemid=1
http://www.sinemaestro.co...w&id=495&Itemid=1
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar