bugün

çekimleri esnasında bruce lee'nin oğlu olan brandon lee'nin (neredeyse giriş sahnesinde) öldüğü, ve filmin kalanının teknololik mucizelerle tamamlandığı, brandon lee ve nişanlısı eliza hutton'a ithaf edilen, çatıda gitar çalma ve ateşten karga sahneleriyle akıllara kazınan muhteşem film.
devam filmleri çekilen ama aynı başarıyı yakalayamayan sinema tarihinin en kült filmlerinden biri... ayrıca asıl nickimin ilham kaynağı...
(bkz: karga)
1994 yılında Yönetmenliğini Alex Proyas un , Senaryosunu David J. Schow , John Shirley , James O'Barr (Kitap) yaptığı bir amerikan filmidir.

konusu:Müzisyen Eric Draven ve nişanlısı Shelly, düğünlerinin arifesinde Top Dollar isimli berbat tipin başını çektiği serseri çetesi tarafından saldırıya uğrar ve katledilirler. Bir yıl sonra Eric'in mezarını ziyaret eden bir karga, genç adamın intikamcı bir ruh olarak ölümden dönüşünün de simgesi olacaktır. Alınacak intikamlar, verilecek dersler vardır...
James O'Barr'ın 90'ların başında epey popüler olan gotik çizgi romanı The Crow'u beyazperdeye taşıma şansı, ileride haklı bir isim yapacak olan Alex Proyas'a da ilk uzun metrajını gerçekleştirme vesilesi olarak geri dönüyor. Filmin başrolündeki (Bruce Lee'nin oğlu) Brandon Lee'nin çekimlerin bitmesine günler kala, yanlış doldurulmuş bir silah yüzünden sette ölmesi de, unutulmayacak trajik anlardandır...
1994 yapımı *filmi cekerken basımıza bu geldi, su geldi olaylarının ilk baslangıcı olan guzel film.
brandon lee'ye mezar olmuş, yönetmen alex proyas'ın aşmış filmi.
film bir grup çete üyesi tarafindan kendisi ve nişanlısı öldürülen eric draven'ın(brandon lee) intikam almak için geri dönmesini konu alır.
her izlediğimde kalbimi bin parçaya bölen bu gri-siyah film aynı zamanda her umutsuzluğa düştüğümde bana umut verir.
"her zaman yağmur yağamaz"
aslında filmin isminin x-files ın son bölümünü izledikten sonra the raven olması gerektiğini düşünmeye başladım.eric draven ın eric the raven ı çağrıştırması ve kuzgun un dünyalar arası iletişim ya da o tip birşeyleri sağlaması*bende bu düşüncenin uyanmasına sebep oldu.ayrıca filmdeki kuş resmen kuzgundu...
çok beğendiğim bir filmin adıdır ki baş rol oyuncusu ünlü bir dövüş ustasının oğludur.ve bu şahıs çekim sırasında hakkın rahmetine kavuşmuştur. nur içinde yatsındır.
1994 yılında James o'barr'in punk çizgi romanından uyarlanan the crow(karga) adlı film sinemadaki noir türünün en iyi örnekleri arasında gösterildi. Filmin bir diğer ilginç özelliği ise, başrol oyuncusu Brandon Lee'nin çekim sırasında kaza sonucu hayatını kaybetmesiydi. müthiş bir filmdi. yönetmen alex proyas(Dark City-Gençlik Günleri (Garage Days) ,Ben, Robot (I, Robot )
4 seri olmuş 4.sü pekte güzel olmasada "the crow" adı ile izlenen film her serisin de ayrı bir hikaye de olsa tema aynıdır izlenmeden anlanılmaz bir film.
hayko cepkin in vücüdudaki dövmelerin ilham kaynagı olan film.
karsilastigi herkesin, yuzundeki makyaj hakkinda yorum yapmasi olaya komedi* film tadi vermis film
tek kelimeyle harika bir film.
izlemeyenlere bulduğum her fırsatta şiddetle tavsiye ederim,ayrıca hayata bakış açımı değiştirmeyi başarmıştır.

"bir zamanlar, insanlar birisi öldüğünde...
ruhunu bir karganın
ölumün ülkesine taşıdıgına inanırlardı.
ama bazen çok kötü bir şey olduğunda...
büyük bir keder de taşınırdı
ve ruh rahat edemezdi.
o zaman bazen, sadece bazen...
karga yanlış şeyleri duzeltmek için,
ruhu geri getirebilirdi ... "
ikinci kez izlenilmesi insani iyiden oldurur.
brandon amcanin skank i oldurmeye gelip masanin uzerine cikip kursunlari yedigi ve sonra yere dustugu sahne sonu olmustur.
ayrica iyilik ve kotuluk kavramini ters duz eden filmdir.
yine brandon amcanin yere dokulen benzinle yapilan karga isaretini zippo atip yakmasi beni bitirmistir.
muhte$em küçük iskender $iiri.

Balıkların a$kları hüzünlüdür,
Çünkü onlar sevgilileriyle
elele tutu$amazlar.
Belki de o uzun kollarıyla
en güzel sevi$meleri
yalnızca ahtapotlar ya$ar.
Gerçek denizciler,
kara görününce sevinmezler,
çünkü onlar deniz insanlarıdırlar.
Kara onlar için siyahtır,
ölümdür,
ölümlüdür.

(........)

Balıkların ölümleri hüzünlüdür, çünkü onlar gömülmezler.
Biz de ölülerimizi gömmeyiz.
Onları yemek, onlarla beslenmek trajedimizdir.
Yarasalar, ba$a$ağı uyusalar da düşmezler.
Gerçek dü$ler, dü$mez.
Bizler, cenaze nedeniyle açığızdır adeta.
filmin baştan sona tamamen gece atmosferinde geçmesi onu diğer filmlerden ayıran en önmeli özelliğidir . tabiki baş rol oyuncusunun film çekilirken ölmesi ise işi daha da fantastik bir olay haline getirmektedir . müzikleri ise harikadır .
en harika bölümü ise ;
http://www.youtube.com/watch?v=clVprJrplI8
kitabı filminden daha ayrı bir tat veren efsane yapıt...
(özellikle her bölümün başında edgar a. poe nun şiirlerinden birini vermiyor mu eritir insanı)
filmdeki müziklerin en az filmin kendisi kadar iyi olduğu film.
bir efsane, izlemeyenlerin bile bildiği.
underground sinema ekolünün kült filmlerinden. kesinlikle izlenmeli.
en iyi intikam filmlerinden biridir bence brandon lee nin damdaki gitar solosu,the cure müzikleri unutulmaz, kurşunla yapılan tekila shot da öyle sanırım.hayko cepkin de bu filmi çok sevio olsa gerek...
soundtrack'lerinde jane siberry' den It Can't Rain All The Time 'ı da barındıran film.
hayatımın filmi. it can't rain all the time ve victims,aren't we all ve daha sayamayacağım güzide sözleri barındıran film. brandon lee de ölmüştür bu filmde.*
victim's..aren't we are?

muhteşem sözlere, muhteşem müziklere ve muhteşem bir heroya sahip olan, tekrar tekrar izlenilesi film.. brandon lee masada tarandığı sahnede gerçekten yere düşer ve hayata gözlerini yumar ve bu sahne sinema tarihine trajik bir olay olarak kaydedilir..

ayrıca filmde karganın gözlerinden gören eric draven'ın makyajına benzer bir makyajla hayko cepkin konser vermiştir..

başka bir ayrıca olaraktan hayko cepkin'in karnında dövmesi de vardır..
brandon lee gibi bir insanı dünyadan götüren efsane film. bilinenin aksine, brandon lee masanın üzerinde taranırken ölmemiştir, fun boy adlı karakterle olan flashback sahnesinin çekimlerinde bu karakteri oynayan Michael Massee'nin silahından çıkan kurşun yüzünden ölmüştür. brandon lee 60 gün sürmesi planlanan çekimlerin 52 gününde yer almıştır. 52.günde de hayatını kaybetmiştir. brandon lee gömüldükten sonra tekrar çekimlere başlanmış ve filmin çok az bir kısmı bilgisayar yardımıyla tamamlanmıştır. filmde eric draven'ın makyajına başladığı sahne, çatı katındaki pencerede omuzunda kargayla verdiği poz gibi unutulmaz sahneler aslında dublör kullanılarak çekilmiştir. o sahnelerde brandon lee oynamamıştır. dikkat edilirse yüzü de pek görülmez o sahnelerde.

Filmde olmayan, kafanızı karıştıracak bir sahne için;
http://www.youtube.com/watch?v=cP9wonGDDNk&search=the%20crow%2C%20brandon%20lee
Gündemdeki Haberler
güncel Önemli Başlıklar