bugün
- sözlükteki kaliteli yazarlar31
- 174 kaslı mühendis9
- en başarılı türkiye'nin 2026 rte türkiyesi olması11
- almanya da yaşayan yazarlar8
- sevgiliyle sabaha kadar çığlık serisini izlemek3
- çok açık giyinen kadınların evlilik hayali kurması18
- türkiye tarihinin en yüksek asgari maaşı11
- heidinin dedesi5
- heidinin terörist olma ihtimali5
- ismet gürbüz3
- gabar'dan petrol buldukça üzülen chp liler3
- mazot fiyatlarının suçlusu10
- gelecekteki sevgiliye not3
- 195 kaslı pilot10
- avrupa'nın en ucuz akaryakıt fiyatları24
- iblis'in sesini duymak3
- islamda namaz yoktur37
- olsa da yesek2
- kanal i zasyon3
- bir sözlük erkegine merhaba adın ney diye sormak7
- padişahların aşk şiiri yazma samimiyetsizliği6
- şu an bir yerlerde ayin yapan sözlük yazarları2
- ikiz doğurmak6
- yazarların güncel flört listesi6
- şeftali11
- manifestten hangi kızla sevişirdin4
- gocu'nun raci şaşmaz'a benzerliği3
- crushtan hangi erkekle sevişirdin4
- geceye bir şarkı sözü bırak2
- sözlüğün reisi kim anketi19
- bik bik'in jeopolitik ve stratejik önemi15
- borsa8
- sevilen kıza cv yollamak7
- bir erkeğe ilk mesaj nasıl atılmalı15
- ülkü ocaklarının entelektüel alt yapısı5
- antipanik sizce biraz antipatik mi12
- doğum günümü kutlayan herkese teşekkür ederim3
- gece evde şarap kalmaması4
- israil'in nükleer silahları imha edilmelidir18
- ünlüler neden uyuşturucu kullanır21
- kürdistancıların vatandaşlıktan çıkarılması7
- köpeklerin insan bokuna hiç basmaması2
- şah sultan3
- doğru karpuz seçemeyen erkek12
- asgari ücretle kaç litre akaryakıt alınıyor8
- şeytanın bile israil'e karşı olması6
- ilk buluşmaya başka bir ilk buluşmadan gelen kız8
- kaşif kozinoğlu soruşturması raci şaşmaz ifadesi5
- uzun saçlı dövmeli küpeli siyah tişörtlü erkek4
- albenili sözlük yazarı2
hintlilere satıldıktan sonra beş para etmeyen araba firması .
üniversite öğrencisinde olunca sorun yaratan araba markası.
üniversite öğrenci temsilcilerinin bile sahip olabilmesine şaşıp kaldığım araba markası.
üniversite öğrencisinin jaguarı olması doğaldırda, türkiye gibi öğrenci sorunlarının bitmediği, hangi üniversite olursa olsun, öğrencilerinin harçlarını binbir fedakarlıkla ödediği bir ülkede, üniversitelere öğrenci temsilcisi olarak jaguarlı öğrencilerin seçilmesi küçük dilin yutulmasına sebebiyet verecek kadar şaşırtıcı ve vahim bir olaydır.
üniversite öğrencisinin jaguarı olması doğaldırda, türkiye gibi öğrenci sorunlarının bitmediği, hangi üniversite olursa olsun, öğrencilerinin harçlarını binbir fedakarlıkla ödediği bir ülkede, üniversitelere öğrenci temsilcisi olarak jaguarlı öğrencilerin seçilmesi küçük dilin yutulmasına sebebiyet verecek kadar şaşırtıcı ve vahim bir olaydır.
Kuvvetli çenesi sayesinde zırhlı sürüngenlerin kabuklarını deler ve memeliler arasında sıradışı olan bir öldürme yöntemi kullanır. Beyne ölümcül darbeyi indirmek için doğrudan avının kafatasını iki kulağının arasından ısırır.
//arabası ve hayvanı siyah olur genelde..
tekrarladıkça karizması artan bir hayvan türü, ismi. düşünsene toplanıyorlar ormanda, "kelaynak geldi, fil geldi, aslan geldi, ayı geldi... ve jaguar geldi".
Jaguar. leopar da karizmatiktir ama ismen jaguar zirvedir.
Jaguar. leopar da karizmatiktir ama ismen jaguar zirvedir.
(bkz: fender jaguar)
ayrıca bir parfüm markası.
(bkz: http://www.jaguar.com)
açık ara en karizmatik hayvandır.
çorlu orion avm'nin bu sene çekilişle vereceği araba markası.
ayrıca;
animalia (hayvanlar) aleminin chordata(kordalılar) şubesinin, mammalia(memeliler) sınıfının, carnivola(etçiller) takımının, Falidae(kedigiller) ailesinin, pantherinae alt familyasının, panthera cinsinden panthera onca diye adlandırılan yırtıcı hayvan. panthera cinsinin 4 büyük kedisinden biridir. diğerleri aslan kaplan ve parsdır. güney amerika'da yaşarlar.
ayrıca;
animalia (hayvanlar) aleminin chordata(kordalılar) şubesinin, mammalia(memeliler) sınıfının, carnivola(etçiller) takımının, Falidae(kedigiller) ailesinin, pantherinae alt familyasının, panthera cinsinden panthera onca diye adlandırılan yırtıcı hayvan. panthera cinsinin 4 büyük kedisinden biridir. diğerleri aslan kaplan ve parsdır. güney amerika'da yaşarlar.
kelime ölüm anlamındaki jaguera'dan gelir.
Kedigiller arasındaki en güçlü ısırışa sahip olan hayvan. Mükemmel bir kürkü olan bu kedi diğer kedigiller gibi avlarını boğarak öldürmesinin yanı sıra güçlü çenesini avlarının kafatasına saplayarak da yaşamlarını alabilir. Yemek konusunda asla seçici değillerdir. Genellikle geyik v.b. büyük hayvanları yeseler de 85'ten fazla değişik hayvan türü menülerinde yer alır. Güney Amerika ile Meksika arasında kalan ormanlık alanlarda yaşarlar. Dişisi de erkeği de kükrer. Kükremek bu hayvanların en çok kullandıkları iletişim biçimidir. Aynı benzerleri olan leoparlar gibi avlarına pusu kurup üzerlerine atlarlar. Avlarını kovalayacakları alan zaten yoktur.
çok sağlam ve kullanışlı klavyeler üreten bir elektronik firması..
ingiliz asaleti bu olsa dedirtecek kadar çok sevdiğim otomobil markası. klasik çizgisi gerçekten çok güzeldir.
meksika' nın kutsal saydıgı canlı.
artik onun da lpg'lisi var. vatana millete hayırlı olur insallah.
http://www.milliyet.com.t...07/02/27/son/soneko29.asp
http://www.milliyet.com.t...07/02/27/son/soneko29.asp
100% italyan malzeme ve el işçiliği ile üretim yapan bir Türk ayakkabı markası.Müşterilerinin arasında Donald Trump,Prens Charles bulunmakta.
(bkz: Jag Club)
(bkz: Jag Club)
mırıldandıklarım kitabından bir murathan mungan şiiri.
1.
masumlar ne anlatır yüzlerinde?
cennet, neyi yitirdikten sonra aramaya
başladığımız şeydir?
içimizdeki boşluktan başka nedir ki ölüm?
bu boşlukla nereye dek gidilebilir?
umutsuzluk bir karanfildir,
yalnızca bir karanfil
hangi masaya yerleştirilirse o masanın rengini alır,
ve bir masanın iki ucunda duran o mutlak uzaklıktır.
kapanı olur o rengin, sahibini izler jaguar
adımlarıyla
ormanlar geçer içinizden
izdüşüm hızıyla
2.
kendimizin karartma saatleri:
ormanlar gözükür
ışıklarımız kısılırken
yüzümüze vuran çocukluğumuzun
kabartma resimlerinden
ve kitap sayfalarından edinilmiş geçicilikler,
zorlanmış incelikler,
umutsuzluğun kolladığı gerçeklik duygusu,
buzulu çözülmemiş inançlar,
tapınmalar;
kurcalanmış içtenlikler,
saplantının sayrılı yörüngesinde durmadan dönen
izlekler,
çağın bizi kuşattığı değerlerden uzak kalamayan
-yerleştirildiğimiz- gündelik metinler,
kişiliğimizin teorik ikliminde yeniden-üretim'in
karmaşık sorunları,
gündemimizde maddeler maddeler maddeler
algılarımızın coğrafyasına mutsuzluk pahasına
kattığımız şeyler
oysa bilirsiniz yaşamın ivmesini:
gelecek uzun sürer!
3.
gelecek masalı;
dinlendiriciliğinde nice uykuların uyunduğu
gün gelir siz de inersiniz
duyarlığınızın beyaz atlı kır atından
bir masal devi karşılar sizi
-ormanınızın başlangıcında-
der ki: yolunuz işte buraya kadar!
anası, babası cüce olanlar,
gün gelir başkasının yoluna duran
dev olurlar
hangi insan sonuna dek şair kalabilir ki?
kırık vezinli şiirlerde gizlenirken o anatomik hayvan
ormanı bırakmıştık ya masanın başında
akşam vururken karanfile
duyarlığımızn şamdanları tutuşurken
ve usulca çıkagelirken deniz
kıyısındaki her masaya hüzün
eğilip kulağına fısıldamıştım o şarkıyı:
-naim böyle yazacaktı öyküsünü-
herkesin aşkında vardır gözüm!
arabesk bir muhabbete doğru yol alırken
yahya kemal'in, fikret'in, haşim'in şiirleri,
nedense osmanlıca yazmaktan söz açmıştı biri
-oysa masadaki karanfili bile fark etmemişti daha-
"osmanlıca dediğin nedir ki, bir imla üzre gurbete
çıkmaktan gayrı"
demiştim
karanfilin gözleri gözlerime değmişti
bir minyatür ikindisiydi.
sonra başa dönüp, masumlar ne anlatır yüzlerinde?"
diye yinelemiştim.
4.
jaguarı uyandırılmamış ne çok masum sevmiştim
ne kadar çok sevişmiştim
beni sevdikçe kendini tanıyan
benimle seviştikçe bedenini yurtsayan
ne çok anı edinmiştim.
5.
ah palestra! yitik ütopya!
kalıntılarının üzerinde jaguarlar geziyor
ürkek ve vahşi adımlarıyla
ayaklarında kendi ormanlarını gezdiriyorlar
her gittikleri yerde saklanmak için
bir ören üstüne kurulu bir kentten
yeni bir imparatorluk yaratılırken
her adımda kundaklayacak kendi gerçeğini
artakalmış bir avdan, bir posttan, jaguar denilen o
büyülü intikam
yani kendimizi yakmadıkça içimizden çıkmayacak o
şeytan!
6.
oysa başlangıçta bir avuç küldü,
yüreğimizin balçığında bekletilmiş bir avuç kül,
artakalmıştı biz çok küçükken çıkmış orman
yangınlarından,
davranışlarımıza eşlik eden
(çocukluğumuza saklanmış)
nice duygudan
öldü sanılan
sözcükler denenmişti. sevgi de.
tartışmak, benimsemek, karşı çıkmak.
ve asıl anlatılmak istenenin önüne saklanmak hep.
şimdiyse
jaguar geziniyordu aramızda;
suskunluk başlamıştı
herkes birbirine nefretini anımsamaya çalışıyordu
bellek yoklanıyordu
bozgunlar, yıkımlar, ihanet yerine geçebilecek kimi
ayrıntılar
zehrin şizofrenik bilinci
masanın etrafı çoğalıyordu
şimdi hiçbir karanfil yetmiyordu hiçbir uzaklığı
tanımlamaya
bütün tanımları altüst ediyordu içimizde beklettiğimiz
jaguar
çıkageliyordu delirmenin ateş hattından
çıkageliyordu umutsuzluğun büyülü ideolojisi intihar
7.
bir öte-masalda kendine yer açan
cüceler, devler, pelerinler, kuleler, şehzadeler
umutsuzluğun bir yaşama sevinci olması epeydir
düpedüz yaşanırken sanrıl ilişkiler
biliniyordu, birbirinin yarasını görmeden dost
olamayanların,
birbirini acısız, ağrısız sevemeyenlerin
duygu sarkacındaki tetik tutkusu
ve her ilişkiye av borusuyla girenler
kimse kimseyle hiçbir şeyi paylaşmıyordu nicedir,
bir hastalığın birlikte yaşanması isteniyordu yalnızca
her yara bulaşsın diye gösteriliyordu bir başkasına
büyük ve ulu korolar katılıyordu
kurbanın kıyıcılığını anlatan tragedyalara
sessizlik zıpkındı yalnızca. sözcükler mızrak.
böyle zamanlarda hiçbir şey anlatmıyordu ne konuşmak,
ne konuşmamak.
8.
karanfil diyelim masanın rengine benzemekten çıkmıştı
epeydir
yalnızca pörsük ayrıntısıydı kırık vazonun
-vazo sahiden kırıktı, akşama, o masaya çok
yakışıyordu-
artık her şey yalnızca bir zamanlama işiydi
rakılar buğulanırken denizden
izin isteyip ayrıldım hepinizden
işte olmuştu. artık sevecektiniz birbirinizi
herkesin jaguarı beni izlerken
oysa ne kahraman, ne kurbandım ben
masanın dirliğini korurken,
küçük bir hesap yapmıştım ben de
jaguarımı yanıma almış, ormanımı bırakmıştım size
biliyordum çıkamayacaktınız içinden.
1.
masumlar ne anlatır yüzlerinde?
cennet, neyi yitirdikten sonra aramaya
başladığımız şeydir?
içimizdeki boşluktan başka nedir ki ölüm?
bu boşlukla nereye dek gidilebilir?
umutsuzluk bir karanfildir,
yalnızca bir karanfil
hangi masaya yerleştirilirse o masanın rengini alır,
ve bir masanın iki ucunda duran o mutlak uzaklıktır.
kapanı olur o rengin, sahibini izler jaguar
adımlarıyla
ormanlar geçer içinizden
izdüşüm hızıyla
2.
kendimizin karartma saatleri:
ormanlar gözükür
ışıklarımız kısılırken
yüzümüze vuran çocukluğumuzun
kabartma resimlerinden
ve kitap sayfalarından edinilmiş geçicilikler,
zorlanmış incelikler,
umutsuzluğun kolladığı gerçeklik duygusu,
buzulu çözülmemiş inançlar,
tapınmalar;
kurcalanmış içtenlikler,
saplantının sayrılı yörüngesinde durmadan dönen
izlekler,
çağın bizi kuşattığı değerlerden uzak kalamayan
-yerleştirildiğimiz- gündelik metinler,
kişiliğimizin teorik ikliminde yeniden-üretim'in
karmaşık sorunları,
gündemimizde maddeler maddeler maddeler
algılarımızın coğrafyasına mutsuzluk pahasına
kattığımız şeyler
oysa bilirsiniz yaşamın ivmesini:
gelecek uzun sürer!
3.
gelecek masalı;
dinlendiriciliğinde nice uykuların uyunduğu
gün gelir siz de inersiniz
duyarlığınızın beyaz atlı kır atından
bir masal devi karşılar sizi
-ormanınızın başlangıcında-
der ki: yolunuz işte buraya kadar!
anası, babası cüce olanlar,
gün gelir başkasının yoluna duran
dev olurlar
hangi insan sonuna dek şair kalabilir ki?
kırık vezinli şiirlerde gizlenirken o anatomik hayvan
ormanı bırakmıştık ya masanın başında
akşam vururken karanfile
duyarlığımızn şamdanları tutuşurken
ve usulca çıkagelirken deniz
kıyısındaki her masaya hüzün
eğilip kulağına fısıldamıştım o şarkıyı:
-naim böyle yazacaktı öyküsünü-
herkesin aşkında vardır gözüm!
arabesk bir muhabbete doğru yol alırken
yahya kemal'in, fikret'in, haşim'in şiirleri,
nedense osmanlıca yazmaktan söz açmıştı biri
-oysa masadaki karanfili bile fark etmemişti daha-
"osmanlıca dediğin nedir ki, bir imla üzre gurbete
çıkmaktan gayrı"
demiştim
karanfilin gözleri gözlerime değmişti
bir minyatür ikindisiydi.
sonra başa dönüp, masumlar ne anlatır yüzlerinde?"
diye yinelemiştim.
4.
jaguarı uyandırılmamış ne çok masum sevmiştim
ne kadar çok sevişmiştim
beni sevdikçe kendini tanıyan
benimle seviştikçe bedenini yurtsayan
ne çok anı edinmiştim.
5.
ah palestra! yitik ütopya!
kalıntılarının üzerinde jaguarlar geziyor
ürkek ve vahşi adımlarıyla
ayaklarında kendi ormanlarını gezdiriyorlar
her gittikleri yerde saklanmak için
bir ören üstüne kurulu bir kentten
yeni bir imparatorluk yaratılırken
her adımda kundaklayacak kendi gerçeğini
artakalmış bir avdan, bir posttan, jaguar denilen o
büyülü intikam
yani kendimizi yakmadıkça içimizden çıkmayacak o
şeytan!
6.
oysa başlangıçta bir avuç küldü,
yüreğimizin balçığında bekletilmiş bir avuç kül,
artakalmıştı biz çok küçükken çıkmış orman
yangınlarından,
davranışlarımıza eşlik eden
(çocukluğumuza saklanmış)
nice duygudan
öldü sanılan
sözcükler denenmişti. sevgi de.
tartışmak, benimsemek, karşı çıkmak.
ve asıl anlatılmak istenenin önüne saklanmak hep.
şimdiyse
jaguar geziniyordu aramızda;
suskunluk başlamıştı
herkes birbirine nefretini anımsamaya çalışıyordu
bellek yoklanıyordu
bozgunlar, yıkımlar, ihanet yerine geçebilecek kimi
ayrıntılar
zehrin şizofrenik bilinci
masanın etrafı çoğalıyordu
şimdi hiçbir karanfil yetmiyordu hiçbir uzaklığı
tanımlamaya
bütün tanımları altüst ediyordu içimizde beklettiğimiz
jaguar
çıkageliyordu delirmenin ateş hattından
çıkageliyordu umutsuzluğun büyülü ideolojisi intihar
7.
bir öte-masalda kendine yer açan
cüceler, devler, pelerinler, kuleler, şehzadeler
umutsuzluğun bir yaşama sevinci olması epeydir
düpedüz yaşanırken sanrıl ilişkiler
biliniyordu, birbirinin yarasını görmeden dost
olamayanların,
birbirini acısız, ağrısız sevemeyenlerin
duygu sarkacındaki tetik tutkusu
ve her ilişkiye av borusuyla girenler
kimse kimseyle hiçbir şeyi paylaşmıyordu nicedir,
bir hastalığın birlikte yaşanması isteniyordu yalnızca
her yara bulaşsın diye gösteriliyordu bir başkasına
büyük ve ulu korolar katılıyordu
kurbanın kıyıcılığını anlatan tragedyalara
sessizlik zıpkındı yalnızca. sözcükler mızrak.
böyle zamanlarda hiçbir şey anlatmıyordu ne konuşmak,
ne konuşmamak.
8.
karanfil diyelim masanın rengine benzemekten çıkmıştı
epeydir
yalnızca pörsük ayrıntısıydı kırık vazonun
-vazo sahiden kırıktı, akşama, o masaya çok
yakışıyordu-
artık her şey yalnızca bir zamanlama işiydi
rakılar buğulanırken denizden
izin isteyip ayrıldım hepinizden
işte olmuştu. artık sevecektiniz birbirinizi
herkesin jaguarı beni izlerken
oysa ne kahraman, ne kurbandım ben
masanın dirliğini korurken,
küçük bir hesap yapmıştım ben de
jaguarımı yanıma almış, ormanımı bırakmıştım size
biliyordum çıkamayacaktınız içinden.
Bir zamanlar dönemin cumhurbaşkanının kızına hediye edildikten sonra ünlünen araba modeli.
Hatta cumhurbaşkanının kızı davulcu ile evlenince muhaliflerden biri çıkıp
'parti kurduk,amblemi de davulu delen jaguar'demiştir.
Hatta cumhurbaşkanının kızı davulcu ile evlenince muhaliflerden biri çıkıp
'parti kurduk,amblemi de davulu delen jaguar'demiştir.
jeff mills'in basarili bir mixi.
ayrıca bir av-bombardıman uçağı.
http://www.tayyareci.com/...iltere/postww2/jaguar.asp
http://www.tayyareci.com/...iltere/postww2/jaguar.asp
plakalaları da J, JG, JAG vs olur bunların, Avrupada kısaca jag derler zaten
kedigillerden bir hayvan, bir araba markası ve daha da önemlisi çok harika bir parfümün adı.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar