bugün
- ideal erkek boyunun 1 84 olması11
- ben ahbap derneğine güveniyorum16
- seri gizli artı oy veren melek13
- insan olmaya ceyrek kala12
- depremler başı açık kadınlar yüzünden oluyor3
- yazarların lahmacun yeme rekorları8
- ben burada ne yapıyorum hissi4
- dünya kuzenler günü5
- adnan oktar6
- nervio27
- true abazanlığı4
- 24 temmuz 20262
- arkadaşlar bakar mısınız bi4
- insan ömrü3
- erdoğan ın dünya lideri olması8
- doktor bey vizitte6
- çocukların şımarık olması6
- put6
- true ahlaksızlığı3
- sizin adınız yanınca doktorun yanına giren tip6
- kabak yemeği vs hamburger13
- velvet hanım günaydın6
- ilk buluşmada ne getirilmeli8
- izmirli kızlar8
- türk kızlarının sekste başarısız olması4
- 186 boyundaki erkek19
- orduspor çocukları4
- 24 temmuz 2026 istanbul baraj doluluk oranı3
- hoşlanılan kızın kot kafali olması2
- norveç futbolu5
- diktatörlükle yönetilen ülkeler4
- tango dersi alan urfalı teyze4
- denizci içkisi2
- en büyük korkunuz7
- yeni parti için alternatifli hazırlık5
- fatma soydaş7
- ilişkiyi bitirme cümlesi3
- genç işsizlik3
- anın görüntüsü7
- ahmet sezer bey11
- sözlük yönetimine bir teşekkür4
- altı ok'a ihanet edip mührü başka yere vurmak20
- olm herkes nerede lan2
- en merak ettiğin ulu yazarı30
- velvet48
- bu sözlükte beni herkes tanır17
- neden iyi kızlarla tanışamıyoruz4
- bursalı erkekler9
- gemici çakmağı3
- sabahın 6 sında uyanmak4
karşılık beklenilerek ya da beklenilmeden yapılan güzel davranışlar, yardım, iyi olma hali.
nasılsın sorusuna verilen en klişe cevap.
düşen bir cocuğu kaldırmak gibi karşılık beklemeden yapılması gerekenler.
"bazı insanlar başkalarına birtakım hizmetlerde bulundukları için iyi kişiler olarak ortaya çıkarlar. yaptıkları hizmetlerde kendi yararlarını desteklememişlerdir; dolayısıyla bu tür davranmaları belirli bir nedene bağlı değildir. salt iyilik olsun diye yapmışlardır yaptıklarını. eğer bir insanın yararları belirgin değilse ya da yararlarını gözetmekte gelişigüzel davranıyorsa, sözü edilen türden iyilik sıfatını kazanması kolaydır. örneğin başkasına para veren ve karşılığında yalnızca düzmece övgüler söylemek, para vermekten daha kolaydır insanlar için. gelirler arasında büyük farklılıklar bulunan toplum düzenlerinde insanların iyi niteliği kazanmaları kolaydır. ama biraz dikkatli bakıldığında bu tür iyiliğin toplumsal açıdan önem taşımadığı görülür. çok dikkatli bakıldığında ise genellikle çok sakıncalı olduğu ortaya çıkar."
(bkz: bertolt brecht)
(bkz: bertolt brecht)
karsiliksiz ve cikar beklemeden yapilmasi durumunda anlatilmasi cok zor, cevap verilmesi imkansiz gonul bilmecesi.
veririm emeğimden,ruhumdan,kalbimden,güzelliğimden;ama verdiğimi bilmem.alırım sevgiden,güzellikten,başarıdan,masumiyetten,gülümsemeden;ama aldığımı unutmam.'' diyen, guzel insanların yaptığı duygu seli.
veririm emeğimden,ruhumdan,kalbimden,güzelliğimden;ama verdiğimi bilmem.alırım sevgiden,güzellikten,başarıdan,masumiyetten,gülümsemeden;ama aldığımı unutmam.'' diyen, guzel insanların yaptığı duygu seli.
Sabah... Ah şükrederek çıkmak geceden.
Ayak bastığım kıyı, yeniden doğuş.
Sabah, beliren evim, bahçeler ve sen,
Henüz uyuyan dallar, havalanan kuş.
Bu sabah bilmiyorum bu kırlar nere?
Çamlardan çimenlere dökülen sükûn.
Geçen ömrümü bana söyleyen dere,
Sessizce yaşamayı öğreten koyun.
Bir yol başlıyor gibi, ümitli, rahat.
Tanrim! bu sabah içim senin eserin:
iyilik, teselliler, merhamet, şevkat...
içimde bir sabahın, o kadar serin.
Bilinmez sevgililerle yıkanan göğüs.
iyilik... Ürperisi vücutta ruhun.
iyilik... Beyaz koyun, gülümseyen yüz,
Şu bahar, mavi gökler, yemyeşil sükûn.
Bu sabah gözlerimle okşadıklarım,
Herşey, bütün tabiat, ağaçlar, dere,
Ey bütün sevdiklerim ve sen ey Tanrım!
Titrek elleri öpmek, kapanmak yerlere...
ziya osman saba
Ayak bastığım kıyı, yeniden doğuş.
Sabah, beliren evim, bahçeler ve sen,
Henüz uyuyan dallar, havalanan kuş.
Bu sabah bilmiyorum bu kırlar nere?
Çamlardan çimenlere dökülen sükûn.
Geçen ömrümü bana söyleyen dere,
Sessizce yaşamayı öğreten koyun.
Bir yol başlıyor gibi, ümitli, rahat.
Tanrim! bu sabah içim senin eserin:
iyilik, teselliler, merhamet, şevkat...
içimde bir sabahın, o kadar serin.
Bilinmez sevgililerle yıkanan göğüs.
iyilik... Ürperisi vücutta ruhun.
iyilik... Beyaz koyun, gülümseyen yüz,
Şu bahar, mavi gökler, yemyeşil sükûn.
Bu sabah gözlerimle okşadıklarım,
Herşey, bütün tabiat, ağaçlar, dere,
Ey bütün sevdiklerim ve sen ey Tanrım!
Titrek elleri öpmek, kapanmak yerlere...
ziya osman saba
(bkz: iyilik ve kötülük)
Daha iyi bir insan olmaya çalışmak kulağa takdir edilesi bir şeymiş gibi gelir, ama gerçekte pek çok kişinin içine düştüğü büyük bir yanılsamadır. Bunun nedeni, kişinin kendi kavramsal kimliğini veya diğer bir deyişle öz imajını daha güçlendirmeye çalışmasının da kalıtsal bozukluğun ve egonun bir ifadesi olmasıdır. iyi olmaya çalışarak iyi olamazsınız, içinizde zaten var olan o iyiliği bularak ve çıkmasına izin vererek yapabilirsiniz bunu. Ama o iyilik ancak bilinç durumunuzda bazı temel değişimleri gerçekleştirdiğiniz takdirde ortaya çıkabilir. Aksi takdirde, kişisel bir tatminin ötesine geçemez ya da hayatın genelinde kendini gösteren bir anlayış haline gelemez; sınırlı ve sahte kalır. *
" her türlü kötülüğü yapmak elinde iken, bunu yapmamaktır iyilik ". *
"iyilik yapmak çok önemlidir."*
bireysel ve toplumsal olarak hayatın her karesinde mutemediyen istenilen güzel duygular içerisinde bulunma hali.
söylenecek ilk söz, belki de, insanseverliğin ancak kötüleri de içine aldığı sürece gerçek insanseverlik olduğudur. çünkü iyileri, yoksulları, suçsuzları sevmek kolaydır; asıl sevgi, dimitri'nin önünde diz çöken karamazof kardeşler'deki yaşlı papaz gibi davranabilmektedir. dahası var, adamın biri, "kutsal kitap bize düşmanlarımızı bağışlamamızı buyurur, dostlarımızı değil," diyerek, düşmanı sevmeği dostu sevmekten daha üste çıkarmıştır. iyi ya, kötülüğün ortadan bütün bütün kaldırılması gerektiği sorusuna aldırış etmeyen bir insanseverlik, olsa olsa, ezilenlerin acısını biraz azaltmaya yarar. bu ise, asılacak adama, kutsal kitaptan sözler okumak demektir ve insanseverliğin ancak ezilenler var oldukça yaşayacağı anlamına gelir. bu noktada, kötülüğün sürdürülmesi ile var olabilen bir iyiliğe, iyilik denebilir mi?
bana sorarsanız, insanoğlu iyilik görmekten hoşlanmaz. iyilik görenler, kendilerine iyilik eden kimselere düşman olurlar, ki haklıdırlar. oysa iyilik eden bunu anlayınca, "vay nankör vay, benim ona ettiğim iyiliklere karşılık ha!" diye bağırır. "insan değil bu!" çok yanlış bir yargı. çünkü iyilik etmek, iyilik edilecek birini bulmaya, o da insanların kötü durumda ve iyi durumda olmak üzere ikiye ayrılmasına bağlıdır. asıl insanlığa uymayanın bu olması gerekir.
iyilik görmekten daha kötüsü, iyilik etmektir. "herif sıkışmış, verdim elli kağıt, ferahladı gitti," diye böbürlenenleri düşünürseniz, iyilikten iğrenirsiniz. iyilik ettiğini saklayana gelince, ben bu bakımdan ağzı sonuna kadar sıkı kimseyi tanımadım, diyebilirim. iyilik ettiklerini saklayanlar, gerçekte bunu kurnazlıkla yayarlar ki, herkes duyar da iyilikseverin yanında konuşmaz. insan sevgisini, zenginin yoksula yardımı diye anlayıp anlatmaktan vazgeçmeli.
doktor schweitzer, yardım bekleyenlerin yardımına koşma işinde, burjuva toplumunun yardımsever kurumlarına pek yüz vermemiş, onların içinde çalışmayı yararsız ve olanaksız bulmuştur. onun öğüdü, herkesin, her iyilik etme durumunda olanın, bu işe tek başına atılmasıdır. ama, kendini afrika'ya adayan bu yaman adam, düşüncesinin köklerinde gene de bir umutsuzdur; bütün bu tek başına atılmaların, olsa olsa, acıları biraz azaltacağına inanır. kötü bir dünyaya gelmişiz, birbirimizin yardımına koşalım... tam hristiyanca bir tutum... ama, bütün insanların eşit olacağı günü bekleyerek ellerimizi kollarımızı bağlamaktansa, elbette iyi bir şey. kişisel iyilik dünyayı değiştirme çabasına aykırı değildir.
bana sorarsanız, insanoğlu iyilik görmekten hoşlanmaz. iyilik görenler, kendilerine iyilik eden kimselere düşman olurlar, ki haklıdırlar. oysa iyilik eden bunu anlayınca, "vay nankör vay, benim ona ettiğim iyiliklere karşılık ha!" diye bağırır. "insan değil bu!" çok yanlış bir yargı. çünkü iyilik etmek, iyilik edilecek birini bulmaya, o da insanların kötü durumda ve iyi durumda olmak üzere ikiye ayrılmasına bağlıdır. asıl insanlığa uymayanın bu olması gerekir.
iyilik görmekten daha kötüsü, iyilik etmektir. "herif sıkışmış, verdim elli kağıt, ferahladı gitti," diye böbürlenenleri düşünürseniz, iyilikten iğrenirsiniz. iyilik ettiğini saklayana gelince, ben bu bakımdan ağzı sonuna kadar sıkı kimseyi tanımadım, diyebilirim. iyilik ettiklerini saklayanlar, gerçekte bunu kurnazlıkla yayarlar ki, herkes duyar da iyilikseverin yanında konuşmaz. insan sevgisini, zenginin yoksula yardımı diye anlayıp anlatmaktan vazgeçmeli.
doktor schweitzer, yardım bekleyenlerin yardımına koşma işinde, burjuva toplumunun yardımsever kurumlarına pek yüz vermemiş, onların içinde çalışmayı yararsız ve olanaksız bulmuştur. onun öğüdü, herkesin, her iyilik etme durumunda olanın, bu işe tek başına atılmasıdır. ama, kendini afrika'ya adayan bu yaman adam, düşüncesinin köklerinde gene de bir umutsuzdur; bütün bu tek başına atılmaların, olsa olsa, acıları biraz azaltacağına inanır. kötü bir dünyaya gelmişiz, birbirimizin yardımına koşalım... tam hristiyanca bir tutum... ama, bütün insanların eşit olacağı günü bekleyerek ellerimizi kollarımızı bağlamaktansa, elbette iyi bir şey. kişisel iyilik dünyayı değiştirme çabasına aykırı değildir.
birilerine iyilik yaptığımızda iyiliğimizden söz edilmesini istemezlik edebilir miyiz? iyilik bedelsiz de yapılmış olsa -hoş; bedeliyle yapılmış olan, iyilik olur muydu?-, tepkisel bir teşekkürü, duyulan bir minnet hissiyatını bile anlamsız bulma normalliğinde kalabilir miyiz? iç kabartan hislere önemsizmişçesine ilgisiz, duyarlılıklara da sıradanlık gözlüğüyle bakacak kadar "iyi" olabiliyor muyuz? iyilikler sıra dışı sayıldığı sürece bizler, kötülüklerin hükümranlığını haklı saydırtacak bir kabullenişin aktörleri mi olmaktayızdır?
*
*
Yüzsüzdür insanoğlu kimse bilmez fendini,Kime iyilik yaptıysan ondan koru kendini..
"Yerli melodramlarda kendisine ilgi gösteren yabancı adamlara 'siz ne kadar iyi bir amcasınız?' diyen çocuklar artık büyüdüler ve onlara şefkatle yaklaşan o amcaların ilgilerinin odağında analarının olduğunu pekala gördüler. Artık bu toplumda da iyi olmanın ve iyiliğin kriterleri çok değişti...iyi olmanın da bir şerefi vardır ve herkes bilinci, ahlakı ve duyarlığı kadar iyidir..."
*
*
yapmamız gereken davranışların adını iyilik koymuşlar.
iyilik, yapıldıktan sonra unutulduğu müddetçe iyiliktir(yaptığın iyiliği hatırlamayacaksın, bundan üç hafta önce kahvaltıda ne yediğini hatırlamadığın gibi). ve iyilik, yapılmış olan değil; yapılması gereken olarak akılda kaldığı müddetçe iyiliktir.
menfaat sağlamak için iyilik edenlerin iyilikleri, avcının kuşlar yem atması gibidir..
bu sebeple dikkat edilmesi gerekilen bir kavramdır, iyilik.
bu sebeple dikkat edilmesi gerekilen bir kavramdır, iyilik.
iyilik; yüzlerinizi kah garba, kah şarka döndürmek değildir. esas olan iyilik odur ki: allaha, ahiret gününe, peygamberlere , kitaplara, meleklere iman edesiniz ve yetime, yoksula, yolda kalmışa, yüz kızartıp isteyene ve kölenin hürriyetine tasadduk edesiniz. namazını doğru kılan, zekatını veren, ahdine vefa eden, bir de zor hastalıkta ve harbin şiddetlendiği zamanlarda sabredenler kurtulmuştur. allahtan sakınanlar bunlardır.
iyilik bilgisine sahip olmayana, diğer bilgiler zarar verir. *
salt kötülük diye bir şey olmadığına göre salt iyilikte olamaz, bir şey "mutlak" bir var değilse tam olarak varlığından söz edilemez..
maraz'ın annesidir.
iyilik üzerine bir yazım (#15934109)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar