bugün

/246
siz burada nasıl yaşıyordunuz bu zamana kadar ben okumaya geldim ama böyle şehir olmaz olsun arkadaş trafiğine pek takmıyorum da normal bir anadolu şehrinden geldiğinizde insan şaşırıyor. buradaki apaçi nüfusu hızla üreyip şehri ele geçirmek üzere.
çarpık kentleşmesi dikkate alınırsa, türkiye'nin en büyük köyü olduğu gönül rahatlığı ile söylenebilir.

içinde bulunmaktan hoşlanmadığım, keşke hep hayallerimdeki haliyle kalsaydı da yalnızlığımla özdeşlesebilseydi dediğim mega kent .
Istanbulu sevilesi yapan karmasidir. Insana acilarini unutturur o karmasa.
sadece 2 yıl yaşamak istediğim şehir. daha fazla olmasın ama. *

levent yüksel'in şarkısına konu olmuştur.

https://www.youtube.com/watch?v=_OXskGao8Nw
Aşık olduğum ve memleketim olan şehir.
genç iken iyi,güzel, hoşta; yaş kemale erdiği zaman gerçekten de çekilmeyen ve de bunaltan,boğan şehirdir. iki aylık bir ara sonrası yeniden döndüğüm ve de alışamadığım, sinirlerimi geren bir şehirdir.(özellikle trafikte) eviniz ve arabanız yok ise, veya en az 15 bin tl maaşınız yok ise gerçekten istanbulda durmanın bir anlamı yok. istanbul zenginlere güzel imkanlar sunan, orta halli ve fakir aileleri ezen bir kent. 8 senedir burda yaşıyorum. ev sahibi de oldum çok şükür. kira problemim olmamasına rağmen düşünüyorum, ulan benim bu kadar tantanalı, bu kadar siktiriboktan insanın olduğu, kalabalık bir şehirde ne işim var diye. şimdi diyeceksiniz ki hayat sana güzel çık gez, dışarı çıkmaya korkuyorum. evim merkezlere uzakta. arabayı çalıştıracaksın. arabaya bin, trafik stresi + benzin parası + boşa geçen saatler + park yeri bulma sorunu + ispark ücreti öde. bu kadar işkenceye katlanacaksam ne anlamı kaldı. sikmişim böyle şehri. neymiş dünya başkentiymiş. neymiş istiklal caddesiymiş. ulan ankarada 5 senede yaşamadığım stresi, burda 1 ayda yaşıyorum. her türlü maganda var. burda bir yere gitmek gerçekten insanın sinirlerini ve de sağlığını bozuyor. 20 milyon kişi yaşamasına rağmen, trafik sorunu hat safhada olmasına rağmen, sayın büyüklerimiz halen konut yapmakta. arkadaş vize uygulayın bu şehre. işi olmayan gelmesin. haftasonu bir çıkayım hava alayım diyosun, çıktığına çıkacağına bin pişman oluyosun. acaba trafikte başıma ne gelecek diye düşünüyorsun. yazıyı fazla uzatmayayım. kısaca söyleyeceğim şudur ki, nefret etmeye başladım bu şehirden, siktirip gitmek istiyorum burdan, bir gün gidicem. Ankara'ya yerleşicem.
kaos şehri.
Galatasaray lisesinin aradan (50. Yıl anıtının ara) boğazkesene doğru kollarının sallayarak o yokuşu inerken her adımda dertlerinin tek tek döküldüğü şehirdir.
Türkiye'nin bir ili ve en kalabalık, ekonomik ve sosyo-kültürel açıdan da en önemli şehridir
Aylik geliri en az 15000 tl olanin, bir evi ve de arabasi olanin rahatlikla yasayabilecegi sehirdir. Zenginlere guzeldir,orta halli ve fakir ailelere gore degildir. Trafigi derttir, sahsen bu sehirde yasayarak kendimi enayi gibi hissediyorum. Neden mi? Cunku her seye degerinden fazla para oduyorum. Normalde ankarada disarida 10 liraya yiyebilecegin doneri burda 15-20 liraya veriyolar ki, o da pek bir seye benzemiyor,ev kiralari ucuk, sebze meyve hayvani derecede pahali ve de taze degil, surekli bir insan sirkulasyonu oldugu icin, insanlarin birbirine tahammulu yok ve de trafikte hayvanlasiyorlar. Sikmisim istanbulu, bir de ankaraya laf soylerler. Siz ankaraya kurban olun. Gitme imkanim olsa bir dakika durmam bu sehirde...
Birakip donesim yok hic. Bakarsin yerlesivermisim sana. sarigazi taraflarindan.
Doğunun paris i.
(bkz: konstantilapolis)
Kadıköy gibi bir direniş semtini içinde barındıran güzide şehir.
kadiköyde oturan birisi olarka şunu diyorum bok gibi şehir.
ilk geldiğim günü daha dün gibi hatırlarım harem otagarında annemin valizleri almasını beklerken sabah soğuğu ve martı sesleri eşliğinde uzun zamandır görmediğim denizine bakmıştım ve umarım annemin verdiği bu ikinci şans bizi üzmezdi diye düşünmüştüm ne kadar da olgunmuşum.
isterse 100 000 tl aylık geliri olsun. kimse sefasını süremez çünkü trafik var, köprü çilesi var. park etme sorunu var.
şu istanbul'u sevmeyen arkadaşlar. şehirleri bi değiştirebilir miyiz ya? dedirtmiştir.
(bkz: batının pakistan ı)
bir ülkede bir şehir, diğer şehirlerin gelişmesini engelliyorsa o ülke geri kalmış bir ülkedir. istanbul diğer şehirlerin gelişmesini engelliyor.
Sen siktirgit o cok istedigin new york da yasa paris en guzel sehri sana gore varsin degerini bilenlere kalsin bu guzel sehir.
güzel morrisey şarkısı.

https://www.youtube.com/watch?v=rcGGojgYZQw
Akliniza gelebilecek her şeyin ederinden fazla fiyata satildigi,gereksiz ve de hayvani derecede pahali,adam sikmeye calisan insanlarin bol miktarda bulundugu megakoy. Burda isini iyi yapan, durust adam yok denecek kadar az. Insanlar yalanci ve dolandirici. Tasi topragi altin filan degil bu sehrin. Metrekareye dusen orospu ve orospu cocugu sayisi maksimum duzeye ulasmis. Artik kendisinden tiksindirmekte olan boktan sehir. Yarrak gibi bir yer.keske kurtulsam bu sehirden,keske...
geçen ekşi'de beklenen istanbul depremiyle ilgili bir şeyler yazılmıştı. senaryolar hep kötü hep olumsuz ama benim en çok dikkatimi çeken şey "beklenen yağmalar" oldu. van depreminde olan yağmalar, istanbul'un bazı semtlerini su bastığında yapılan yağmalar falan hep aklıma geldi. şehir şebekelerinin kesileceği, polis-asker'in doğru düzgün görev yapamayacağı falan düşünülünce hemen hemen her semtinde korkunç yağmalar olacağı harbi harbi gerçek amk.

ben gece gezmeyi severim. ıssız, tinercili parklara da girerim yalnız kalıp içebilmek için. normal şartlarda pek sıkıntı yaşamadım. pek çok semtte gece yalnız içmişimdir. beyler afiyet olsun, beyler iyi geceler, beyler selamın aleyküm deyince biraz olsun korunmak mümkün. ama böyle bi felaket senaryosunda gece gördüğüm adamların ne bok yiyeceğini, nasıl korunulacağını falan kestiremiyorum.

gece bi yana. gündüz bile abuk subuk manzaralar görebiliyoruz. ellerinde kısa boylu bir ağaç taşıyan, 8-10 kişilik bi grup görmüştüm. bağıra bağıra sitelere laf atarak yoldan geçiyorlardı. bana en ilginç gelen şeyler bunlardı aklıma ilk gelen bunların ne bok yiyecek olduklarıydı. bir sürü örnek verilebilir bu şekilde.

bu şehirde büyük bir deprem olacağı gerçek.

buna rağmen oy uğruna, rant uğruna korkunç şekilde dolduruldu şehir. sorgusuz sualsiz köyler şehre aktı. tabi ki hepsine yağmacı falan demek istemiyorum. demek istediğim böyle bir ihtimal halinde şehri kaosa sürükleyecek kadar kalabalığın bile bile bu şehre tıkıştırılmış olması.

belki de son günlerini yaşıyoruz güzel istanbulun. dilimi eşşek arısı siksin ama görünen tablo bu galiba.
Adina bir cok sarki, siir, yazildigi. insani yutacagi dusunulen, tasinin topraginin altin oldugu soylenen, bircok tarihi guzelligi icinde barindiran, bogaziyla buyuleyen ulkemizin en kalabalik kentlerinin basinda gelen sehir.
© copyright 2005 - 2026