bugün
- tai lung26
- nervio varıdı nerede o8
- ilgi alanına göre konuşmalık insan veritabanı7
- sözlük dayısı dövmek6
- anderson talisca4
- şile de ceyda yakova'nın öldüğü motosiklet kazası5
- psikolojik hastalığı olmayan sözlük kızı5
- tüm erkeklerin old money giyinmesi11
- kadınların muhabbet etmeyi sevdiği erkek olmak4
- victor osimhen18
- ismet gurbuz 202411
- içki şişeleri3
- osuruktan şiirler89
- corpus hermeticus4
- anın görüntüsü19
- muslettin amca10
- hoşlanılan kızı çorbacıya götürmek4
- hiç hakiki sarışın kız görmemek5
- eski sevgilinin mesaj atıp ben aşık oldum demesi3
- burç soran kadının flörtleşmeye çalışıyor olması5
- semahta giysi üçetektir2
- yemeksepeti4
- yavudilerde cin peri hayalet öcü hortlak olmaması4
- su bardağı ile çay içmek4
- arkadaşlar selam4
- balkanlar da sarışın olmaması4
- kitap okuyorum sessiz olun4
- dolar isterse 100 olsun41
- 21 ağustos 2026 erzurumspor galatasaray maçı27
- steam arkadaşı aranıyor5
- eski sevgiliyle 50 yıl sonra karşılaşmak5
- tortellini3
- 22 ağustos 2026 sıcak hava dalgası3
- 22 ağustos 2026 fenerbahçe konyaspor maçı5
- mekke anlaşması5
- sade sodaya tek atan insan4
- koku hafızası2
- duşa giriyorum kimi düşüneyim2
- otogar tuvaleti4
- dilek imamoğlunun ateş eden mayosu25
- game of thrones taki kerhaneci'nin annesi20
- domuz yemeyiz abi4
- antrikot2
- mustafa adıgüzel4
- g i l d e d l i l y28
- clemence baptista5
- kadının kalbine giden yol2
- hey yavrum be gelenlere bak4
- kadınınızı çalıştırır mısınız14
- orospu çocuğu abdullah öcalan19
6 yaşımdan beri** dersini aldığım, daha en başından beri(ki bu zamanlar boyum 1.50 ya var ya yok, hayata dair hiçbir bok bilmiyorum, dizilerin banttan değil de canlı olarak gösterildiğini, nasıl böyle bir şey yapılabileceğini düşünerek geçiriyordum zamanımı, sübyanım lan bildiğin) kendisinin müdavimi olacağımı anladığım, gerek kibar bir konuşma tonuna sahip olmasıyla(bu ingiliz aksanı ve avustralya aksanında çok iyidir), gerek bunu bana öğreten neredeyse tüm öğretmenlerimin iyi birer eğitim almış olmaları, aynı zamanda da bana ve sınıf arkadaşlarıma dost yakınlığıyla muamele etmeleri, gerek bize sunulan kitapların diğer devlet kitaplarına göre eğlenceli gelmesi(bir sürü aktivitesi falan var; müziğinden tut ilginç mi ilginç okuma parçalarına kadar), gerekse ilerleyen yaşlarımda da evrensel bir niteliğe sahip olduğunu öğrenmemle sıkı sıkı tutunduğum, çoğu zaman sanal alemle olan ilişkimin baş nedeni olan, mutlaka öğrenilmesi gereken hoş dil.
dünya üzerinde konuşması ve yazması en zevkli dillerinden biridir. yani türkçe konuşmasam ingilizce konuşurdum galiba, ama dil yeteneğim yok ne anlıyorum ne konuşuyorum. (bkz: orta seviyede ingilizce bilmek)
kabak yerine zucchini diye bir kelimenin kullanıldığı dil. niye taktım bilmiyorum ama sırf şu kelime bile insanı ingilizceden soğutmaya yetiyor.
ulan ingilizlerin ne güzel courgette diye bi kelimesi var, amerikalılara nereden esmiş de zucchini demişler bilmiyorum ama çok saçma geliyor be. hani kabak az bilinen bi bitki olsa gam yemeyeceğim ama öyle de değil ki...
ulan ingilizlerin ne güzel courgette diye bi kelimesi var, amerikalılara nereden esmiş de zucchini demişler bilmiyorum ama çok saçma geliyor be. hani kabak az bilinen bi bitki olsa gam yemeyeceğim ama öyle de değil ki...
bir ingilizin ağzında oldukça çekici tınlayan bir dildir. dilbilgisi ve alfabe olarak oldukça kolaydır.
yurdum insanının (ben de dahil)anlıyorum ama konuşamıyorum gibi klasik sorunuyla cebelleştiği lisan.
eğer konuşamıyorsanız "yabancı müzik dinle, yabancı film/dizi izle çok yardımı oluyor" gibi akraba tavsiyeleriyle karşılaşmanız mümkün.
ortaokul, lise, üniversitede hazırlıkta derken yaklaşık 5 sene gördüğünüz ingilizce eğitimiyle şu an şakır şakır konuşmanız gerekirken, sistem gereği her sene "hadi hooop en baştan" düşüncesiyle cümle bile kuramıyoruz.
evet, anlıyoruz fakat konuşamıyoruz. bu nedenle iş de bulamıyoruz. işimiz olmadığı için cebimizde de paramız yok. paramız olmadığı için de dil kursuna, yurtdışına falan da gidemiyoruz.
böyle bi kısır döngü globalizminin içindeyiz. böyle globalleşmenin falan da aq ben.
eğer konuşamıyorsanız "yabancı müzik dinle, yabancı film/dizi izle çok yardımı oluyor" gibi akraba tavsiyeleriyle karşılaşmanız mümkün.
ortaokul, lise, üniversitede hazırlıkta derken yaklaşık 5 sene gördüğünüz ingilizce eğitimiyle şu an şakır şakır konuşmanız gerekirken, sistem gereği her sene "hadi hooop en baştan" düşüncesiyle cümle bile kuramıyoruz.
evet, anlıyoruz fakat konuşamıyoruz. bu nedenle iş de bulamıyoruz. işimiz olmadığı için cebimizde de paramız yok. paramız olmadığı için de dil kursuna, yurtdışına falan da gidemiyoruz.
böyle bi kısır döngü globalizminin içindeyiz. böyle globalleşmenin falan da aq ben.
ne kadar çalışılırsa çalışılsın, hiçbir zaman tamamen öğrenilmeyecek olan über dildir.
günümüzde bilmeyeni dövüyolar lan dencek kadar önemli ve öğrenilmesi şart olan dildir.
hele bir de uluslararası ilişkiler öğrencisiysen zike zike öğrenmen gereken dil.
hele bir de uluslararası ilişkiler öğrencisiysen zike zike öğrenmen gereken dil.
günümüzde imkanı olup da öğrenemeyene gerizekalı gözüyle bakıldığı dil.
anadilimiz türkçe'ye tamamen zıt, bir o kadar da uyduruk bir dildir. maalesef günümüzün lingua franca sıdır.
anadili türkçe olanların konuşmakta çok da zorlanmayacağını düşündüğüm dil. inanın ingilizce'ye çok uygun bir boğaz yapımız ve telaffuzumuz var.
hepimizin ilkolkuldan berri gördüğü. lakin bi türlü öğrenemediği. (bkz: dil)
altyazıları olmayan malcolm in the middle'ı yarım yamalak anladığım için, ana dil gibi bilmediğime lanet ettiğim dildir.
grammerden sonra, ingilizce günlük tutarak, en iyisinden bir sözlük alarak ve ingilizce düşünerek süper gelişen lisan.
telaffuz konusunu da aşarsan, amerika'dakilerden daha iyi ingilizce konuşursun. londra'yı bilmem.
telaffuz konusunu da aşarsan, amerika'dakilerden daha iyi ingilizce konuşursun. londra'yı bilmem.
okullarda pek fazla öğretilemeyen insanın kendi çabasıyla öğrenebiliceği bir dildir. dünyayı anlamaya açılan bir kapıdır ..
bilinmediği takdirde hemen herkes tarafından hakaret yağmuruna tutulan dil.
artık yabancı dil olarak görülmeyen şey.
bu güne kadar biliyorum diye geçindiğim dil. aslında pek bilmiyormuşum. okulumda hukukun ingilizce gösterilmesi sonucu "legal terminology" adlı derste tekrar öğrenmeye başladığım dil.
hem çok sevdiğim, hem de artık hayatımın ayrılmaz bir parçası olduğu için bıktığım bir dildir. özellikle ingiliz ingilizcesi tavsiye edilir. dünyanın frasnzıca ile birlikte tınısının en harika olduğu, en orgazm yaşattığı dildir.
türkiyede sadece belli başlı üniversitelerde adam gibi öğretilen dil. diğer üniversitelerden mezun olan kişiler işe girebilmek için ingilizce kurslarında sürünüyorlar. şu devirde bilmeyene ktü gözle bakılan dil. e haklılar tabi dünya ingilizce konuşuyor artık.
bilmenin çeviri yapmaya yetmediği dil. yetmesin bi zahmet de zaten. boşuna mı mütercim tercümanlık ve çeviribilim bölümleri var!
Haz veren dildir.
divxplanet'in ekmek parasıdır.
Bir dildir. Dünyada çok konuşulan dildir. Türkiye'de çoğu kişi bildiğini idda eddiği dildir. Fakat cümle bile kuramadıkları dildir.
bir buçuk yıla yakın bir zaman geçmiş amuğa goyyımmm. bi sikm anlamamışız demek şu ingilisçeden. anlıyor musun? ne anlayacan yraam ben yazıyorum sen bön bön bakıyorsun. geçenlerde bi şey okumuştum ingilisçe hakkında. sağlam bir kaynaktan hemi de. okuduğum şey "The Invention of English " yani " ingilisçenin Keşfi ". cidden sinir bozucu bi bilgiydi bu benim için hatta ingilisçeyi öğrenmeye mecbur kalanlar için. ingiliz bi duke olan bi lavuk icat etmiş bu dili iyi mi? Hemi de çok trajikomik şekilde. olay şöyle gelişiyor sayın abiler!!!* yine bulutlu bi günde yağmurun tehtinde standart bir ingiliz gününde sabah kahvaltısını yapan Wilyım* acaba bugün ne yapsam demiş. Dün çaya süt kattım yrraak gibi oldu ama tüm kasaba sevdi demek bu tarraklar her bi skimden hoşlanıyor bugün ise daha değişik bi şey yapmalı ortalığın amuğa koymalıyım demiş. işte o an zihninde şimşekler çakmış. Toplamış mahalleden ne kadar adam varsa konu komşu artık neyse çıkmış mahalleyi gören hakim bi tepeye başlamış anlatmaya. Gardaşlarım! bugün kendi kendime otururkene aklıma neler geldi neler ehihi hi. ama hepsini duymanıza gerenk yok. Hani şu kasabın kızı varya MaryaMaria hah onu köşede sıkıştırıp kollarını bağlayıp karyolaya... ohhh yeah!!.... öhü öhümmmm. neyse ne diyorduk? hah evet la bi şey icat ettim. ve bunu siz moronlarla paylaşmak istedim*. gel bakalım Şekspir* sen de gel Çarls*. "EMERGENCY"!!!. tabi bizim lavuklar bi nane anlamamışlar. af buyur abi anlamadık? ayrıca küfür ediyorsan hiç hoş değil demişler. Wilyım* demiş ki: yok la bu ingilisçe bu sabah icat ettim. "EMERGENCY" diye yazıcaz "ÖMÖRCiNSiY" diye okuyacaz hadi şimdi dağılın konuşun demiş. gel zaman git zaman işte bu anasını züktüüm ingilisçe bu halini almış. Artık "English" diye yazıp "ingiliş" diye okuyoruz aziz dostlarım.
(bkz: true story)
(bkz: ingilisçenin tırt bir dil olması)
(bkz: true story)
(bkz: ingilisçenin tırt bir dil olması)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar