bugün
- hikayeyi devam ettir53
- sözlük yazarlarının saatleri10
- gününüz nasıl geçti bakalım9
- arkadaşlar bakar mısınız27
- ekmeleddin ihsanoğluna oy vermiş olmak6
- pilot bir erkekle sevgili olmak9
- sözlükte polemiğe girmek istemeyen yazar7
- köy evinde kahvaltı yapmak6
- mezoterapi9
- gerilla anaları4
- 25 yaşındaki ergenin sözlükte akıl vermesi3
- sokakta kavga teknikleri13
- karma düşürme teknikleri3
- kürk giyen erkek2
- casio f91w2
- gammaz nedir nasıl olunur4
- cbd yağı2
- kız düşürme teknikleri2
- normal hat yerine whatsappdan arama yapan insan3
- askerdeki otomat4
- karadağ'dan türk vatandaşlarına vize3
- türklerin islama göre yaşamaması2
- ismet gurbuz 20245
- muhibbi2
- benkimki7
- mehdi kim sorunsalı3
- yaşamak güzel2
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası34
- bir yazarın zekasına hayran olmak8
- theofanis gekas2
- ev işlerinde eşine yardım eden erkek9
- askerliğin gereksiz olması2
- yazarların okuduğu bölümler6
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri9
- sözlük kızlarıyla tekne turuna çıkmak10
- özelde çalışmak5
- at3
- asker telefonu2
- katates'in yanlışlıkla ismini yazması8
- şampuan8
- tekne turu11
- pkk türk sanatını davar güder gibi güdüyor13
- vietnam savaşı3
- motosikletten düşüp dans etmeye başlamak3
- nickten isim tahmini yapmak72
- allah a güvenmek4
- queen feristah12
- pişi vs revani5
- yeni parti53
- kel erkeklerin karizması5
* himy'den barney'nin kullandığı meşhur söz. her duyduğumda öncesindeki anlattığına gülerken daha da bi kahkaha atmama sebep olur.
barney stinson'un meşhur repliği. kendisi heyecanlı heyecanlı bir şey anlatırken araya bu lafı da sıkıştırır, söz onun o müthiş mimikleriyle de bütünleşerek izleyicinin sesli gülmesine neden olur. *
daha önceden mallrats isimli filmde jason lee nin canlandırdığı karakter brodie tarafından söylenmiştir ilk.
şu şekilde devam eder.
Bir gün kuzenim Walter kıçına bir kedi soktu. Ciddiyim.
Bizim oradaki alışveriş merkezinden almıştı,
o yüzden tüm gazeteler bunu yazdı.
Bütün akrabalarım bundan çok utandı,
ama ertesi hafta aynı şeyi bir daha yaptı.
Kedi farklı, sonuç aynı.
Bir kez daha acil servise koşturdu.
Haftasına, ona alışveriş merkezinde
rastladım, kedi satın alıyordu.
Ona dedim ki;
"Tanrım, Walter. Ne yapıyorsun?
"Bu kediyi de kıçına sokacaksın.
Neden buna bir son vermiyorsun?"
"Brodie, içerideki fareyi başka nasıl
çıkarabilirim sence?" diye cevap verdi.
***
2. kısım
Kuzenim Walter bir keresinde
otuzbir çekmişti. Ciddiyim.
New Mexico'ya giden bir uçaktayken
birden hidrolik sistem bozulmuş.
Uçak kontrolden çıkmış bir halde
dönmeye başlamış.
Her şey bitti deyip fermuarını indirmiş
ve maymunu tokatlamaya başlamış.
Ondan feyiz alan bütün yolcular da
deli gibi kürek çekmeye başlamışlar.
Mutlak sonlarına doğru düşerken
bütün yolcular otuzbir çekiyormuş.
Derken birden..
hidrolik sistem çalışmaya başlamış
ve uçak düzelmiş.
Yumuşak iniş yapmışlar...
herkes pırlısını pırtısını toplayıp
uçaktan inmiş.
Kimse bu olaydan
bir başkasına söz etmemiş.
+++
Peki boşalmış mı?
Tanrım!
Bazı şeyler topluluk içinde konuşulmaz!
şu şekilde devam eder.
Bir gün kuzenim Walter kıçına bir kedi soktu. Ciddiyim.
Bizim oradaki alışveriş merkezinden almıştı,
o yüzden tüm gazeteler bunu yazdı.
Bütün akrabalarım bundan çok utandı,
ama ertesi hafta aynı şeyi bir daha yaptı.
Kedi farklı, sonuç aynı.
Bir kez daha acil servise koşturdu.
Haftasına, ona alışveriş merkezinde
rastladım, kedi satın alıyordu.
Ona dedim ki;
"Tanrım, Walter. Ne yapıyorsun?
"Bu kediyi de kıçına sokacaksın.
Neden buna bir son vermiyorsun?"
"Brodie, içerideki fareyi başka nasıl
çıkarabilirim sence?" diye cevap verdi.
***
2. kısım
Kuzenim Walter bir keresinde
otuzbir çekmişti. Ciddiyim.
New Mexico'ya giden bir uçaktayken
birden hidrolik sistem bozulmuş.
Uçak kontrolden çıkmış bir halde
dönmeye başlamış.
Her şey bitti deyip fermuarını indirmiş
ve maymunu tokatlamaya başlamış.
Ondan feyiz alan bütün yolcular da
deli gibi kürek çekmeye başlamışlar.
Mutlak sonlarına doğru düşerken
bütün yolcular otuzbir çekiyormuş.
Derken birden..
hidrolik sistem çalışmaya başlamış
ve uçak düzelmiş.
Yumuşak iniş yapmışlar...
herkes pırlısını pırtısını toplayıp
uçaktan inmiş.
Kimse bu olaydan
bir başkasına söz etmemiş.
+++
Peki boşalmış mı?
Tanrım!
Bazı şeyler topluluk içinde konuşulmaz!
when i get sad, i stop being sad and be awesome instead, true story.
-barney stinson.
-barney stinson.
barneyle bütünlesmis efsane repliktir.
rupert goold'un yönettiği gerçek bir hikaye olan ve michael finkel isimli kitabın; güzel bir drama, gizem, korku* filmi.
ayrıca executive producers olarak brad pitt, arnon milchan var.
pineapple expressve this is the end'i izledikten sonra bu arkadaş grubuna duyduğum sempatiden sonra tüm filmlerini takip etmeye başladım. özellikle danny mcbride, jesse eisenberg, jonah hill(ki özellikle jonah hill, quentin tarantino filmi olan django unchained'da oynayarak, kısa sürede yeteneğiyle patlamasıyla ben de taht kurdu.), james franco ve kardeşi dave franco, woody harrelson, seth rogen vs.
true story, imdb'de dolaşırken gözüme takıldı. izlemek için haliyle can attım. sebebi ziyaretim 2015 olması.
filmin girişi şahane olmuş. 2 ayrı kısa skeç ile michael finkel'i ve christian longo'yu gerçekten göz yormadan bir arada, zaman içerisinde görüyoruz. zaten kitap baz alınmış bir film olarak yönetmenin tek yapması gereken kitabı filme yansıtabilmek. 1 saat 39 dakika da fazlasıyla başarmış bu işi.
michael finkel(jonah hill) new york times'da başarılı ve daha çok başarı peşinde koşan bir gazeteci. hırs ve kibiri dolayısıyla bir haberi pohpohluyor, yalan olduğu ortaya çıkıyor ve new york times'dan kovuluyor. (itibarı düşse de, yine de hayran mesajları alan bir gazeteci.) işini seven birisi olarak tabiri caizse kafayı yiyiyor ve kendine sürekli yazacak, elle tutulabilir bir şey arıyor. burada devreye christian longo'nun hayatı devreye giriyor. (spoiler değil çünkü bariz bir şekilde erkenden buluşacakları belli ediliyor. merak edeceğiniz konu "neden" ve "nasıl" buluşacaklarıdır.)
ardından da olaylar karmaşık kıvama giriyor ve siz de kuruyemiş, cipsinizi yerken merakla ekrana bakmaya devam ediyorsunuz. konu ağır ancak süre olarak kısa olduğu için(bir buçuk saat ortalama), rahatça bitiriyorsunuz filmi. konu ağır olmasına rağmen yönetmen gayet açık bir şekilde sergilediğinden dolayı hikayeyi hiçte kafanız yorulmuyor.
imdb puanı 6.4, tam olarak hakettiği puan diyebiliriz. belki ittirirsek 6.7, 6.8 filan diyebiliriz ama izlenebilirliği bir film olduğu kesin. felicity jones'un da yardımcı oyunculuğu ile filmde devamlı olarak 3 oyuncu izliyoruz. bu da ayrı bir başarı tabii. oyuncuların can sıkmaması ve performansları başarılı olmasa, bu durum filmden sıkılmaya sebep olurdu ancak böyle bir sorun yok.
pek fazla söylenecek bir şey yok. ortalamanın üstünde bir filmdir. çok reklamı oyu buyu şuyu yapılmamasına rağmen güzel bir filmdir. alel aceleye gelmiş bir film olsa da güzel bir filmdir. izlenir.
iyi seyirler.
ayrıca executive producers olarak brad pitt, arnon milchan var.
pineapple expressve this is the end'i izledikten sonra bu arkadaş grubuna duyduğum sempatiden sonra tüm filmlerini takip etmeye başladım. özellikle danny mcbride, jesse eisenberg, jonah hill(ki özellikle jonah hill, quentin tarantino filmi olan django unchained'da oynayarak, kısa sürede yeteneğiyle patlamasıyla ben de taht kurdu.), james franco ve kardeşi dave franco, woody harrelson, seth rogen vs.
true story, imdb'de dolaşırken gözüme takıldı. izlemek için haliyle can attım. sebebi ziyaretim 2015 olması.
filmin girişi şahane olmuş. 2 ayrı kısa skeç ile michael finkel'i ve christian longo'yu gerçekten göz yormadan bir arada, zaman içerisinde görüyoruz. zaten kitap baz alınmış bir film olarak yönetmenin tek yapması gereken kitabı filme yansıtabilmek. 1 saat 39 dakika da fazlasıyla başarmış bu işi.
michael finkel(jonah hill) new york times'da başarılı ve daha çok başarı peşinde koşan bir gazeteci. hırs ve kibiri dolayısıyla bir haberi pohpohluyor, yalan olduğu ortaya çıkıyor ve new york times'dan kovuluyor. (itibarı düşse de, yine de hayran mesajları alan bir gazeteci.) işini seven birisi olarak tabiri caizse kafayı yiyiyor ve kendine sürekli yazacak, elle tutulabilir bir şey arıyor. burada devreye christian longo'nun hayatı devreye giriyor. (spoiler değil çünkü bariz bir şekilde erkenden buluşacakları belli ediliyor. merak edeceğiniz konu "neden" ve "nasıl" buluşacaklarıdır.)
ardından da olaylar karmaşık kıvama giriyor ve siz de kuruyemiş, cipsinizi yerken merakla ekrana bakmaya devam ediyorsunuz. konu ağır ancak süre olarak kısa olduğu için(bir buçuk saat ortalama), rahatça bitiriyorsunuz filmi. konu ağır olmasına rağmen yönetmen gayet açık bir şekilde sergilediğinden dolayı hikayeyi hiçte kafanız yorulmuyor.
imdb puanı 6.4, tam olarak hakettiği puan diyebiliriz. belki ittirirsek 6.7, 6.8 filan diyebiliriz ama izlenebilirliği bir film olduğu kesin. felicity jones'un da yardımcı oyunculuğu ile filmde devamlı olarak 3 oyuncu izliyoruz. bu da ayrı bir başarı tabii. oyuncuların can sıkmaması ve performansları başarılı olmasa, bu durum filmden sıkılmaya sebep olurdu ancak böyle bir sorun yok.
pek fazla söylenecek bir şey yok. ortalamanın üstünde bir filmdir. çok reklamı oyu buyu şuyu yapılmamasına rağmen güzel bir filmdir. alel aceleye gelmiş bir film olsa da güzel bir filmdir. izlenir.
iyi seyirler.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar