bugün
- sabah bi kalktın kadınsın napardın20
- kız arkadaşa gökyüzünü hediye etmek14
- arkadaşlar sizce bu etek nasıl18
- kasiyer kıza nasıl açılırım11
- sinagog tavanına çiğ köfte yapıştırmak7
- gaylik alametleri8
- z kuşağı kızlarının escort gibi olması13
- yaşlı kadın yuzırlar10
- ulaşamadığı kadına mundar demek5
- true'nin hiç sevgilisi olmasın mı12
- hoşlanılan kızın buluşmaya opel tigra ile gelmesi4
- en kibirli yuzır11
- her kadının hoşuna gidecek şey4
- muslettin amca ile sinagoga gidiyoruz zirvesi5
- bıyığımı alsam ben var'ya diyen kız4
- sözlük abilerinden genç yazarlara tavsiyeler6
- karşısından gelen güzel kıza bakmayan erkek12
- friedrich hegel la bi cay icek10
- sabah gece yazdıklarından utanmak5
- duvara işeyerek sevgilinin ismini yazmak4
- 50 yıllık yuzır5
- velvet47
- hırsızların evdeki altını bulamamasını sağlamak8
- ormanda gezerken baygın bir bayanla karşılaşmak4
- uludağ sözlük magazin servisi5
- doa iade tutarlarının düşürüldüğü iddiası2
- selam sözlük7
- artık uyuyalım3
- velvet vs nervio24
- kezonova4
- ruh hastası sapık yazarlar5
- kezoyu delirtmek5
- en merak ettiğin ulu yazarı12
- hamburger kırmızı çizgimiz10
- ormanda giderken gizemli kulübe bulmalı film3
- anadolu insanının anlatıldığı kadar saf olmaması5
- an itibariyle dile dolanan şarkı sözleri4
- sevgilinin giyimine karışmak2
- diyetteyiz uludağ sözlük12
- kazanovayı silkmişler3
- nervio19
- habire1239
- ağzına verilmek istenen kızın ağzına almaması15
- türklerden nefret etme nedenleri5
- anın görüntüsü12
- bir sabah erkek olarak uyanmak4
- uysaljakoben11
- yeni parti25
- gulmekicinyaratilmis'in aşık olmadığı erkek3
- merak ediyorsan yaz7
Atatürk konusundaki düşünceleri gayet harikulade olan adam. Sen tek cümlesini cımbızla çekip alırsan bende bu oyunu bozarım. Sadece içimizdeki Atatürk'ü öldüremedik mi demiş bu adam?
"Yani, içimizdeki Atatürkü mü öldürmemiz lazım?"
Diyor gazeteci kendisine. O da:
-Atatürkü öldürmeyeceğiz. Atatürkü olduğu gibi anlamaya çalıştığımız zaman onu daha iyi analiz edebileceğiz. Atatürkü insan olarak anlayabileceğiz. ikon olmaktan çıkarıp, insan olarak anlamak gerekiyor. 90 yıldır sadece tapınmakla meşgulüz.
Şeklinde bir cevap veriyor. Ki gayet isabetli. Gözünüzle okuyun.
"Yani, içimizdeki Atatürkü mü öldürmemiz lazım?"
Diyor gazeteci kendisine. O da:
-Atatürkü öldürmeyeceğiz. Atatürkü olduğu gibi anlamaya çalıştığımız zaman onu daha iyi analiz edebileceğiz. Atatürkü insan olarak anlayabileceğiz. ikon olmaktan çıkarıp, insan olarak anlamak gerekiyor. 90 yıldır sadece tapınmakla meşgulüz.
Şeklinde bir cevap veriyor. Ki gayet isabetli. Gözünüzle okuyun.
kendisiyle bir gün bir yerlerde mutlaka görüşüp birşeyler içmek isterim. buna yardımcı olacak adamın da ekmeğine yağ sürer ellerimle yediririm.
(bkz: masumiyet)
"bu kaltakla aynı mahallede büyüdük; mevlanakapıda. babası zabıtaydı. alkolik hasta bi adamdı rahmetlik erkenden de gitti zaten. bu anasıyla yoksul perişan. bizim tuzumuz kuruydu hacı babam yapmış bi şeyler. bi de zagor vardı. bizim eski evin kiracısının oğlu. babası filmciydi yeşilçamda. cepcilik arpacılık her yol vardı itte. ama sevimli yakışıklı oğlandı. bizimkine aşık etmiş kendini. ben efendi oğlanım, okul mokul takılıyorum o zamanlar. öylece büyüdük gittik işte.. ne bok varsa? hep askerliği beklerdim. dört sene kaldı, üç sene kaldı. sonunda o da geldi gittik. bizde de herkes bunu bekliyormuş. gelir gelmez yapıştılar yakama. ev düzüldü, kız bulundu, çeyiz falan filan. nikahlandık. iki taksi bi dükkan verdi peder. dükkanda koltuk moltuk satardım. bi gün bu orospu çıkageldi. hiç unutmam, görür görmez cız etti içim. böyle basma bi etek dizine kadar çorap yok, üstünde açık bi bluz, saçlar maçlar.. pırlanta anlayacağın. şunun bunun fiyatını sordu, dalga geçti benimle.
kanıma girdi o gün. tabii taktım ben bunu kafaya. ertesi gün bi soruşturma; dediklerine göre yemeyen kalmamış mahallede. ama asıl zagora kesikmiş. zagor da koftiden içerde o sıra. bi gün süslenmiş püslenmiş zırt geçti dükkanın önünden. yazıldım peşine. tuhafiyeciye girdi, pastaneden çıktı, minibüs otobüs, geldik sağmalcılara. benim içimde bi sıkıntı. işi anladım tabi. zagoru ziyarete gidiyo. bi tuhaf oldum, piçi de kıskandım. uzatmayalım çaresiz evlendik ötekiyle. o ara zagor içerden çıktı. sonra bi duyduk kaçmış bunlar. altı ay mı bi sene mi? kayıp. hep rüyalarıma girerdi orospu. o gün dükkana gelişini hiç unutamadım. benimkine bile dokunamaz oldum. sonra bi daha duyduk ki iki kişiyi deşmiş zagor. biri polis, ikisinin de gırtlağını kesmiş. karakolda beş gün beş gece işkence buna. arkadaşlarının öcünü alıyorlar. kaltağa da öyle. önce öldü dediler zagora, sonra komalık. ankarada oluyor bunlar.
bizimki bi gün çıkageldi mahalleye. zagor içerde, en iyisinden müebbet. bi sabah dükkana geldim, baktım bu oturuyor. önce tanıyamadım. anlayınca içim cız etti. cız etti de ne? tornavida değmiş gibi oldu. çökmüş, zayıflamış, bembeyaz bi surat. ama bu sefer başka güzel orospu. orhanın şarkıları gibi. kalktı böyle, dimdik konuşmaya başladı. dedi para lazım, çok para. zagora avukat tutacakmış. ilerde öderim dedi. esnafız ya bizde, nasıl diye sormuş bulunduk. orospuluk yaparım dedi, istersen metresin olurum. içime bi şey oturdu ağlamaya başladım, ama ne ağlamak.. işte o gün bu günden beri bu orospuyla tam yirmi yıl geçti. uzatmayalım, zagora müebbet verdiler. ama rahat durmaz ki piç. ha birini şişledi, ha firara teşebbüs. o şehir senin bu şehir benim, cezaevlerini gezip duruyo. orospu da peşinden. sonunda dayanamadım, ben de onun peşinden
önce dükkan gitti, ardından taksiler. karı terk etti, peder kapıları kapadı. yunus gibi aşk uğruna düştük yollara. iş bilmem, zanaat yok. bu durmuyo hiç. ilk yıllar ufak kahpeliklere başladı, sonra alıştı. gözünü yumup yatıyo milletin altına. gel dönelim diye çok yalvardım. evlenelim, pederi kandırırım, zagora bakarız; yok. kancık köpek gibi izini sürüyo itin. naptı buna anlamadım. kaç defa dönüp gittim istanbula. yeminler ettim. doktorlar, hocalar kar etmedi. her seferinde yine peşinde buldum kendimi. bi keresinde döndüm, biriyle evlenmiş bu, hamile. beni abisiyim diye yutturduk herife. nedense rahatladım, oh dedim, kurtuluyorum. bu da akıllanmış görünüyo. yüzü gözü düzelmiş, çocuk diyo başka bi şey demiyo. sinopta oluyo bunlar. ben de döndüm istanbula. doğumuna yakın, zagor bi isyana karışıyor gene. hemen paketleyip diyarbakır cezaevine postalıyorlar. çok geçmeden bizimki depreşiyo gene. o haliyle kalk git sen diyarbakıra, üç gün ortadan kaybol. herif kafayı yiyo tabi. dönünce bi dayak buna eşşek sudan gelinceye kadar.
kızın sakatlığı bu yüzden. sonra çocuğu doğuruyo. uzun zaman anlaşılmamış. ortaya çıkınca bi gece esrarı çekip takıyo herife bıçağı. çocuğu da alıp vın diyarbakıra; zagorun peşine. allahtan herif delikanlı çıkıyo da şikayet etmiyo. ben o ara istanbulda taksiden yolumu buluyorum. epey bi zaman böyle geçti. yine her gece rüyalarımda bu. zagorun diyarbakır cezaevinde olduğunu duymuştum o sıra. bi gece bi büyükle eve geldim. hepsini içtim. zurnayım tabi. bi ara gözümü açıp baktım; karlı dağlar geçiyo. bi daha açtım başımda bi çocuk. kalk abi, diyarbakıra geldik diyo. baktım, sahiden diyarbakırdayım. bi soruşturma; kale mahallesi vardır oranın, bi gecekondu da buldum, malımı bilmez miyim? görünce hiç şaşırmadı. hiç bi şey demedi. o gece oturup düşündüm. oğlum bekir dedim kendi kendime, yolu yok çekeceksin. isyan etmenin faydası yok, kaderin böyle. yol belli, eğ başını usul usul yürü şimdi. o gün bugün usul usul yürüyorum işte "
"bu kaltakla aynı mahallede büyüdük; mevlanakapıda. babası zabıtaydı. alkolik hasta bi adamdı rahmetlik erkenden de gitti zaten. bu anasıyla yoksul perişan. bizim tuzumuz kuruydu hacı babam yapmış bi şeyler. bi de zagor vardı. bizim eski evin kiracısının oğlu. babası filmciydi yeşilçamda. cepcilik arpacılık her yol vardı itte. ama sevimli yakışıklı oğlandı. bizimkine aşık etmiş kendini. ben efendi oğlanım, okul mokul takılıyorum o zamanlar. öylece büyüdük gittik işte.. ne bok varsa? hep askerliği beklerdim. dört sene kaldı, üç sene kaldı. sonunda o da geldi gittik. bizde de herkes bunu bekliyormuş. gelir gelmez yapıştılar yakama. ev düzüldü, kız bulundu, çeyiz falan filan. nikahlandık. iki taksi bi dükkan verdi peder. dükkanda koltuk moltuk satardım. bi gün bu orospu çıkageldi. hiç unutmam, görür görmez cız etti içim. böyle basma bi etek dizine kadar çorap yok, üstünde açık bi bluz, saçlar maçlar.. pırlanta anlayacağın. şunun bunun fiyatını sordu, dalga geçti benimle.
kanıma girdi o gün. tabii taktım ben bunu kafaya. ertesi gün bi soruşturma; dediklerine göre yemeyen kalmamış mahallede. ama asıl zagora kesikmiş. zagor da koftiden içerde o sıra. bi gün süslenmiş püslenmiş zırt geçti dükkanın önünden. yazıldım peşine. tuhafiyeciye girdi, pastaneden çıktı, minibüs otobüs, geldik sağmalcılara. benim içimde bi sıkıntı. işi anladım tabi. zagoru ziyarete gidiyo. bi tuhaf oldum, piçi de kıskandım. uzatmayalım çaresiz evlendik ötekiyle. o ara zagor içerden çıktı. sonra bi duyduk kaçmış bunlar. altı ay mı bi sene mi? kayıp. hep rüyalarıma girerdi orospu. o gün dükkana gelişini hiç unutamadım. benimkine bile dokunamaz oldum. sonra bi daha duyduk ki iki kişiyi deşmiş zagor. biri polis, ikisinin de gırtlağını kesmiş. karakolda beş gün beş gece işkence buna. arkadaşlarının öcünü alıyorlar. kaltağa da öyle. önce öldü dediler zagora, sonra komalık. ankarada oluyor bunlar.
bizimki bi gün çıkageldi mahalleye. zagor içerde, en iyisinden müebbet. bi sabah dükkana geldim, baktım bu oturuyor. önce tanıyamadım. anlayınca içim cız etti. cız etti de ne? tornavida değmiş gibi oldu. çökmüş, zayıflamış, bembeyaz bi surat. ama bu sefer başka güzel orospu. orhanın şarkıları gibi. kalktı böyle, dimdik konuşmaya başladı. dedi para lazım, çok para. zagora avukat tutacakmış. ilerde öderim dedi. esnafız ya bizde, nasıl diye sormuş bulunduk. orospuluk yaparım dedi, istersen metresin olurum. içime bi şey oturdu ağlamaya başladım, ama ne ağlamak.. işte o gün bu günden beri bu orospuyla tam yirmi yıl geçti. uzatmayalım, zagora müebbet verdiler. ama rahat durmaz ki piç. ha birini şişledi, ha firara teşebbüs. o şehir senin bu şehir benim, cezaevlerini gezip duruyo. orospu da peşinden. sonunda dayanamadım, ben de onun peşinden
önce dükkan gitti, ardından taksiler. karı terk etti, peder kapıları kapadı. yunus gibi aşk uğruna düştük yollara. iş bilmem, zanaat yok. bu durmuyo hiç. ilk yıllar ufak kahpeliklere başladı, sonra alıştı. gözünü yumup yatıyo milletin altına. gel dönelim diye çok yalvardım. evlenelim, pederi kandırırım, zagora bakarız; yok. kancık köpek gibi izini sürüyo itin. naptı buna anlamadım. kaç defa dönüp gittim istanbula. yeminler ettim. doktorlar, hocalar kar etmedi. her seferinde yine peşinde buldum kendimi. bi keresinde döndüm, biriyle evlenmiş bu, hamile. beni abisiyim diye yutturduk herife. nedense rahatladım, oh dedim, kurtuluyorum. bu da akıllanmış görünüyo. yüzü gözü düzelmiş, çocuk diyo başka bi şey demiyo. sinopta oluyo bunlar. ben de döndüm istanbula. doğumuna yakın, zagor bi isyana karışıyor gene. hemen paketleyip diyarbakır cezaevine postalıyorlar. çok geçmeden bizimki depreşiyo gene. o haliyle kalk git sen diyarbakıra, üç gün ortadan kaybol. herif kafayı yiyo tabi. dönünce bi dayak buna eşşek sudan gelinceye kadar.
kızın sakatlığı bu yüzden. sonra çocuğu doğuruyo. uzun zaman anlaşılmamış. ortaya çıkınca bi gece esrarı çekip takıyo herife bıçağı. çocuğu da alıp vın diyarbakıra; zagorun peşine. allahtan herif delikanlı çıkıyo da şikayet etmiyo. ben o ara istanbulda taksiden yolumu buluyorum. epey bi zaman böyle geçti. yine her gece rüyalarımda bu. zagorun diyarbakır cezaevinde olduğunu duymuştum o sıra. bi gece bi büyükle eve geldim. hepsini içtim. zurnayım tabi. bi ara gözümü açıp baktım; karlı dağlar geçiyo. bi daha açtım başımda bi çocuk. kalk abi, diyarbakıra geldik diyo. baktım, sahiden diyarbakırdayım. bi soruşturma; kale mahallesi vardır oranın, bi gecekondu da buldum, malımı bilmez miyim? görünce hiç şaşırmadı. hiç bi şey demedi. o gece oturup düşündüm. oğlum bekir dedim kendi kendime, yolu yok çekeceksin. isyan etmenin faydası yok, kaderin böyle. yol belli, eğ başını usul usul yürü şimdi. o gün bugün usul usul yürüyorum işte "
bu adam varya adamın dibidir. türkiye'nin en iyi oyunculularından biridir de ayrıca. yaşlılık idolümdür kendileri.
Ben kendisini çok severim. iyi adamdır. Aslında herkes özünde iyidir ama o da başka bi iyidir. işini iyi yapar çünkü. işi insana insanı insanca anlatmaktır. Aklın dengesini bozdurabilir bazen.
yurtdışında başarılı olabilmiş ender türk oyunculardandır.
amerika'da benim bildiğim 10-12 kadar filmde oynadı.(mahsun'nunki hariç)
amerika'da benim bildiğim 10-12 kadar filmde oynadı.(mahsun'nunki hariç)
Çirkin, kısa boylu, karizmatik ses tonlu, çok iyi oyuncu. Güzel adam, kaliteli adam. Ülkece böyle adamlara ihtiyacımız var, tıpkı Beşiktaş'ın çirkin sağ bek ihtiyacı gibi. Çirkin ve nitelikli.
Yakışıklı adamların amına koyayım.
Yakışıklı adamların amına koyayım.
Timur Bekmambetovun çekimleri devam eden ben-hur filminde Simonides karakterini canlandıracak olan aktör.
http://www.imdb.com/title...38144/?ref_=nm_flmg_act_2
http://www.imdb.com/title...38144/?ref_=nm_flmg_act_2
Oyunculuğu ne kadar iyiyse karakteri de bi o kadar kötüdür.
kendisini eastenders dizisinden beri izleyen birisi olarak, şüphesiz ülkenin yaşayan en iyi aktörü olduğunu söyleyebilirim. bunun kanıtı gerek komik, gerekse dramatik rolleri aynı başarı ve doğallıkla oynayabilmesinde yatıyor.
Ben bir eleştirmen değilim o nedenle oyunculuğuna filmine dizisine diyecek lafım yok.. Burada şunun için bulunuyorum. Tercih ettiği kadınlar...
Zuhal olcay
Aşkın nur yengi
Zerrin tekindor.
Çok zevkli adam vesselam.
Zuhal olcay
Aşkın nur yengi
Zerrin tekindor.
Çok zevkli adam vesselam.
Uzun yaşasın uzun görelim büyük değerli sanatçı. Evet.
londra' da bir oyununu izleme firsati buldugum, adam gibi adam, sanatcidir.
adam dizide rolunu cok cabuk ezberliyo mu . senaryoda olmayan onca komiklik espri kapiyo mu.
yonetmenin buna oyun vermesine gerek yok mu.
karsisinda oynayan insani iyi oynatiyor mu.
say say bitmez bu adam ciddiyim.
oyunculugu super. super super.
her aldigi rolu hakkiyla oynayan biri cidden.
nasil iki dakkada rolunu ezberler yasar oynar insan .
yonetmenin buna oyun vermesine gerek yok mu.
karsisinda oynayan insani iyi oynatiyor mu.
say say bitmez bu adam ciddiyim.
oyunculugu super. super super.
her aldigi rolu hakkiyla oynayan biri cidden.
nasil iki dakkada rolunu ezberler yasar oynar insan .
Atatürk heykelleri ile ilgili yazısında gözlerden düşmüş, kemalizmi atom bombasindan daha zarar verici bulan, bulduğu yetmiyomuş gibi de bunu yazan adamdır.Hayır oglum o kadar kültür nereye gitti.. Heyheylerin mi geldi noldu ?
türkiye'nin değerlerinden birisi, dünya çapında bir oyuncu, usta ve çok sıcak bir adam.
elbette bunun nedenlerinden biri de enfes sesi:
https://www.youtube.com/watch?v=i7rX9BcL0Ao
elbette bunun nedenlerinden biri de enfes sesi:
https://www.youtube.com/watch?v=i7rX9BcL0Ao
Sanırım yeni sezonda poyraz karayel de oyunculuk yapacak ustalardan.
sweet dreams yorumuyla beni benden almıştır.
rakı masasında,böyle bir kara sevdayı söyleyişini dinlemezsem eksik bir şeyler hissettiğim saygıdeğer sanatçı ağabeyimiz.
türk tiyatro, sinema, dizi/sit-com tarihinin gördüğü en büyük insanların başını çeken adam. anlatayım diyeceğim, kendime kızacağım binlercesini eksik yazacağım diye güzellemelerin.
daha lisedeyken sahne tecrübesi kazanan bu adam, o çağlarda ilk ödüllerini almaya başladı. ardından konservatuarı da başarılarla bitiren bilginer, ingiltere yolunu tutuyor. orada da okuyup -buraya dikkat- asıl ününü "ingiltere"de kazanıyor.
evet evet sit-com'ları ile dünyanın en iyisi, dizileri ile dünyanın en iyisi, film sanayisi ile dünyanın hollywood ile birlikte en iyi yapımlarını çıkaran ülkelerden olan ingiltere. ayrıca haluk abimiz "en seksi türk" başlığı ile ingiliz dergilerine kapak bile oluyor !
zuhal olcay ile evliliğiyle birlikte londra-istanbul mekik dokuyor. bu sırada hollywood dizisi olan "indiana jones"ta oyunculuk yapıyor. aynı zamanda dediğim gibi ingiliz dizilerinde roller alıyor.
zuhal olcay ile birlikte tiyatro stüdyosu kurarak en büyük tutkusu olan "tiyatro" oyunculuğuyla kariyerini sürdürmek istiyor.
--spoiler--
Bir tiyatro salon sahibi olmak için Odeon Sineması'nı kiralayıp inşaata başladı ancak 1996'da çıkan yangınla bütün emekler boşa gitti; yine de yılmayan Bilginer ve Olcay topluluktan ayrılarak 1999'da Moda'da baştan yaptıkları bir salonda Oyun Atölyesi'ni kurdular.
--spoiler--
15 yıl ingiltere'de yaşayan ve ingiliz perdelerinde ün kazanan böylesine muazzam bir insanı ülkemizde izlemenin onuru kadar sitemkar cümlelerimizi de gizleyemeyiz elbette. zira kendisinin avrupa'da yetişmiş en büyük oyuncular arasına gireceğine inanan otoriteler mevcuttu.
bu arada zuhal olcay evliliği bitiyor, aşkın nur yengi ile olan birlikteliği başlıyor tabii.
işte ben aslında işin bu noktasına değinmek istiyorum. tarifsiz tiyatro oyunculuğu, bir o kadar üst çıta televizyon ve beyaz perde rollerinin dışında bu adamın bir de müzik yetisi var ki.. benim diyen beri gelsin !
hele ki bu ülkede sesiyle geçinen vasıfsızlar, onlara prim veren melodik özür sahipleri gelin beri gelin !
tiyatro oyunculuk kadar diksiyon, gırtlak ve telaffuz meselesi olduğu için tiyatro tozu yutmuşların seslerinin enstrüman ile uyumu her zaman aşikar olmuştur ki zaten tiyatro eserlerinin azımsanamayacak kadarında oyun içi şarkılar mevcut.
fakat bilginer'inki başka arkadaş bambaşka.. elbette bunda dünyalar güzeli -güzeli dediysek yalnızca dış görünüş olarak değil ses yetisinden de mevzu bahis ediyoruz- iki şarkıcı ile evlilik yaşamış olmasının da etkisi yadsınamaz kanımca.
çok oyalamadan, öncelikle alternatif rock yorumunu şuracığa yerleştiriyorum. hem de bir cover. hem de "mahsuni şerif" üstadın "nem kaldı"sı !
https://www.youtube.com/watch?v=UIPLMe3s0o8
hoppp dur ayrılma. bak burda bir tane daha var. bu kez ne tahmin et. türk sanat müziği ! bu topraklardaki teknik olarak en vasıflı sayılan müzik türü ! buyrunuz, "böyle bir kara sevda" ;
https://www.youtube.com/watch?v=i7rX9BcL0Ao
bir müziksever, müzikyapar olarak en bombaları sonlara koymak istedim ki benim nacizane tercihim. şimdi de "cem karaca"nın namı-ı diğer "cem baba"nın belki de dinleyenleri tarafından en hüzün taşıyanı olarak seçtikleri şarkısıyla kulaklara değiyor.
" sen de başını alıp gitme " diyor. bu kez özgün müzik ile geliyor yani ! hoş sanat müziğine çalan bir yorumu var kendisinin ve enstrümanların fakat o kadar olacak.
kıyıda kuytuda bir kadın sesi var ki müzeyyan senarvari bir hava yaratmıyor değil, hah işte o da suzan kardeş.
bir cem karaca şarkısını hiçbir ama hiçbir zaman cem karaca'dan bir başkasının sesiyle dinlemedim, dinleyemedim. hele ki bunu.. lan bak ayağımda çorapla ıslak terliğe basayım ki, kuş parmağımı kapının kenarına çarpayım ki bu adam bana bu şarkıyı her açtığımda art arda bir düzine kere dinletiyor kendi sesinden. buyrun ;
https://www.youtube.com/watch?v=YmU9cCkMnEo
--spoiler--
ara not: can sıkıntısına meyilli olanlar, tam bu şarkının ortalarında bir yerde gözlerimizi doldurmayı ihmal etmiyoruz.
--spoiler--
veee elbette 15 sene ingiltere'de yaşamış, ününü orada kazanmış bir adamın ingilizce telaffuzuyla söylediği ingilizce bir şarkıyı es geçmek bize göre değil.
"sweet dreams" diyor, bir cover daha koyuyor önümüze. ahan da burada;
https://www.youtube.com/watch?v=9dHB9MUAiJc
yaa işte böyle gençler yaşlılar. yazdıkça yazasım, yazdıkça azasım geliyor ulan !
haaa atlarsam vallahi birazdan söyleyeceğim yemeği yiyemem, seslendirme konusundaki üstünlüğünden bahsedeyim mi biraz da hee edeyim mi ehehehe. yok etmeyeceğim fakat belirtmeden olmaz.
sen var ya sen.. ahh haluk abi, seninle bir dakika muhabbet etmek için nasıl da can atıyorum.
şener şen üstad ile birlikte türk tiyatro ve sinema tarihinin gördüğü en büyük adamdır bu adam benim lügatımda.
türkiye'nin morgan freeman'ıdır. büyüktür ulan çok büyüktür !
daha lisedeyken sahne tecrübesi kazanan bu adam, o çağlarda ilk ödüllerini almaya başladı. ardından konservatuarı da başarılarla bitiren bilginer, ingiltere yolunu tutuyor. orada da okuyup -buraya dikkat- asıl ününü "ingiltere"de kazanıyor.
evet evet sit-com'ları ile dünyanın en iyisi, dizileri ile dünyanın en iyisi, film sanayisi ile dünyanın hollywood ile birlikte en iyi yapımlarını çıkaran ülkelerden olan ingiltere. ayrıca haluk abimiz "en seksi türk" başlığı ile ingiliz dergilerine kapak bile oluyor !
zuhal olcay ile evliliğiyle birlikte londra-istanbul mekik dokuyor. bu sırada hollywood dizisi olan "indiana jones"ta oyunculuk yapıyor. aynı zamanda dediğim gibi ingiliz dizilerinde roller alıyor.
zuhal olcay ile birlikte tiyatro stüdyosu kurarak en büyük tutkusu olan "tiyatro" oyunculuğuyla kariyerini sürdürmek istiyor.
--spoiler--
Bir tiyatro salon sahibi olmak için Odeon Sineması'nı kiralayıp inşaata başladı ancak 1996'da çıkan yangınla bütün emekler boşa gitti; yine de yılmayan Bilginer ve Olcay topluluktan ayrılarak 1999'da Moda'da baştan yaptıkları bir salonda Oyun Atölyesi'ni kurdular.
--spoiler--
15 yıl ingiltere'de yaşayan ve ingiliz perdelerinde ün kazanan böylesine muazzam bir insanı ülkemizde izlemenin onuru kadar sitemkar cümlelerimizi de gizleyemeyiz elbette. zira kendisinin avrupa'da yetişmiş en büyük oyuncular arasına gireceğine inanan otoriteler mevcuttu.
bu arada zuhal olcay evliliği bitiyor, aşkın nur yengi ile olan birlikteliği başlıyor tabii.
işte ben aslında işin bu noktasına değinmek istiyorum. tarifsiz tiyatro oyunculuğu, bir o kadar üst çıta televizyon ve beyaz perde rollerinin dışında bu adamın bir de müzik yetisi var ki.. benim diyen beri gelsin !
hele ki bu ülkede sesiyle geçinen vasıfsızlar, onlara prim veren melodik özür sahipleri gelin beri gelin !
tiyatro oyunculuk kadar diksiyon, gırtlak ve telaffuz meselesi olduğu için tiyatro tozu yutmuşların seslerinin enstrüman ile uyumu her zaman aşikar olmuştur ki zaten tiyatro eserlerinin azımsanamayacak kadarında oyun içi şarkılar mevcut.
fakat bilginer'inki başka arkadaş bambaşka.. elbette bunda dünyalar güzeli -güzeli dediysek yalnızca dış görünüş olarak değil ses yetisinden de mevzu bahis ediyoruz- iki şarkıcı ile evlilik yaşamış olmasının da etkisi yadsınamaz kanımca.
çok oyalamadan, öncelikle alternatif rock yorumunu şuracığa yerleştiriyorum. hem de bir cover. hem de "mahsuni şerif" üstadın "nem kaldı"sı !
https://www.youtube.com/watch?v=UIPLMe3s0o8
hoppp dur ayrılma. bak burda bir tane daha var. bu kez ne tahmin et. türk sanat müziği ! bu topraklardaki teknik olarak en vasıflı sayılan müzik türü ! buyrunuz, "böyle bir kara sevda" ;
https://www.youtube.com/watch?v=i7rX9BcL0Ao
bir müziksever, müzikyapar olarak en bombaları sonlara koymak istedim ki benim nacizane tercihim. şimdi de "cem karaca"nın namı-ı diğer "cem baba"nın belki de dinleyenleri tarafından en hüzün taşıyanı olarak seçtikleri şarkısıyla kulaklara değiyor.
" sen de başını alıp gitme " diyor. bu kez özgün müzik ile geliyor yani ! hoş sanat müziğine çalan bir yorumu var kendisinin ve enstrümanların fakat o kadar olacak.
kıyıda kuytuda bir kadın sesi var ki müzeyyan senarvari bir hava yaratmıyor değil, hah işte o da suzan kardeş.
bir cem karaca şarkısını hiçbir ama hiçbir zaman cem karaca'dan bir başkasının sesiyle dinlemedim, dinleyemedim. hele ki bunu.. lan bak ayağımda çorapla ıslak terliğe basayım ki, kuş parmağımı kapının kenarına çarpayım ki bu adam bana bu şarkıyı her açtığımda art arda bir düzine kere dinletiyor kendi sesinden. buyrun ;
https://www.youtube.com/watch?v=YmU9cCkMnEo
--spoiler--
ara not: can sıkıntısına meyilli olanlar, tam bu şarkının ortalarında bir yerde gözlerimizi doldurmayı ihmal etmiyoruz.
--spoiler--
veee elbette 15 sene ingiltere'de yaşamış, ününü orada kazanmış bir adamın ingilizce telaffuzuyla söylediği ingilizce bir şarkıyı es geçmek bize göre değil.
"sweet dreams" diyor, bir cover daha koyuyor önümüze. ahan da burada;
https://www.youtube.com/watch?v=9dHB9MUAiJc
yaa işte böyle gençler yaşlılar. yazdıkça yazasım, yazdıkça azasım geliyor ulan !
haaa atlarsam vallahi birazdan söyleyeceğim yemeği yiyemem, seslendirme konusundaki üstünlüğünden bahsedeyim mi biraz da hee edeyim mi ehehehe. yok etmeyeceğim fakat belirtmeden olmaz.
sen var ya sen.. ahh haluk abi, seninle bir dakika muhabbet etmek için nasıl da can atıyorum.
şener şen üstad ile birlikte türk tiyatro ve sinema tarihinin gördüğü en büyük adamdır bu adam benim lügatımda.
türkiye'nin morgan freeman'ıdır. büyüktür ulan çok büyüktür !
Türk sinemasının gururudur. oyunculukta üst düzey bir insandır. iyi, kötü, komik ..vb tüm rollerin altından başarıyla çıkabilen yegane insanlardandır.
ben-hur diye bir film çekiliyor. ana karakterden biri de kendi hemde morgan freeman'ın yan karakter olduğu bir filmde. oyuncu olsam örnek alırdım kendime.
http://www.imdb.com/title...38144/?ref_=nm_flmg_act_1
ben-hur diye bir film çekiliyor. ana karakterden biri de kendi hemde morgan freeman'ın yan karakter olduğu bir filmde. oyuncu olsam örnek alırdım kendime.
http://www.imdb.com/title...38144/?ref_=nm_flmg_act_1
mükemmel oyuncudur.
Vefat etmiştir. Allah rahmet eylesin. Açık ve net.
Yıldırım kuru temizlenin sahibi ihsan yıldırım. Tatlı hayat dizisiyle bir nesle kaliteli Türk dizisi seyrettirmiştir. Sağ olsun.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar