bugün
- türklerin başarılı olduğu konular6
- kürtlerin başarılı olduğu konular5
- 60 kilo üzeri kızlar sözlükten çıksın8
- tevratta anlatılan ensest ilişki13
- italyanların başarılı olduğu konular4
- sobayla konuşan adama dahi demek3
- hamsili cilt kremi8
- yahudilerin en iyi olduğu konular3
- s'i l v'e r m'i s t'in mutfağına konuk olmak7
- plaza kadınları3
- yemek yapmayı bilen yazarlar bakabilir mi7
- bahtı değil iştahı açık olan kız4
- erkek olmasaydın seninle olurdum diyen yazar2
- roboski2
- şeriatçıların başarılı olduğu şeyler2
- ingilizlerin başarılı olduğu konular2
- nurcuların biraz şey olduğu gerçeği2
- akp li kadınlar3
- galatasaray2
- akp seçmeni12
- lazların iyi olduğu konular2
- japonların başarılı olduğu konular2
- muzlu fit kek2
- evrenin neden varolduğu sorunsalı2
- arkadaşlar ben hamaratsız mıyım3
- fatma betül sayan kaya ağlıyor3
- plaza dili ve edebiyatı3
- ahmet san5
- sabahları nefret edilen şeyler8
- zorba arkadaşlar3
- araba3
- sözlüğün girişine tartı koymak2
- dağ2
- anın görüntüsü14
- arkadaşlar ne pişirsem2
- istanbul4
- internet6
- tavuk şiş2
- lor peyniri fit kek2
- kız troller12
- soyadı ak ile başlayan kişilerin kötü olması2
- fatma betül sayan kaya35
- kalabalığı seviyor musunuz13
- 4 ekim 20263
- mehmet aslantuğ2
- telefonların kullanıcıları dinlediği iddiası4
- göz teması kuramama5
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı19
- ağrı kesici kullanamamak2
- kuran da ali imran ve amram ailesi2
varsanı.
kişinin kendini boyutsal olarak anlam yükleyemediği yerlerde ve olayların içinde hissetmesi.
kişinin kendini boyutsal olarak anlam yükleyemediği yerlerde ve olayların içinde hissetmesi.
hayal görmek , gerçek olmayan şeyleri canlı gibi algılamak anlamına gelen yunan kökenli sözcük.
kişi birşey görür gibi olur ve bu oldukça gerçekçidir ama aslında görmüyordur öyle birşey yoktur.
aşırı hap kullanmaktan kaynaklanabiliyor. özellikle antidepresanlar için geçerli bu. doktor sana 3 tane at dediyse ne diye gider 8 tane atarsın ki toplamda a be salak?
Hayali arkadaslar değildir. Onlar halüsinasyon değildir zaten. Halüsinasyon daha çok hoş olmayan şeylerdir.
sebeplerinden biri de lsd dir.
gerçek mi doğru mu, yalan mı saçma mı olduğu bir türlü kestirilemeyen; görüldü mü görülmedi mi, duyuldu mu duyulmadı mı anlaşılamayan bir dizi tuhaflıklar silsilesi... belki beynimizin, belki anılarımızın bize oyunu... belki de gerçek...
tarih: ?? kasım 2011
saat: gece yarısını çoktan geçmiş herhangi bir zaman dilimi
yer kıbrıs/ Lefkoşa/mevlevi köyü
olay:
görev nedeni ile bulunduğum ve geleli henüz 4 ay olduğum bir memleketin viran bir köyü... köyün tabelası bile yok... havası ağır... evleri yıkık dökük... köyün varlığını belediye bile unutmuş, işleri askeriye yapıyor... Alışmaya çalışıyorum. gün geçtikçe daha da uzaklaşıyorum.
-----------------------
gece geç saatlere kadar oturmak zorundayım. çünkü uyuyamıyorum. en etkili uyku ilaçlarını almama rağmen..
Odama geçtim. Kapımı kilitledim. koyu renk perdelerimi kapattım. tik tak seslerle çalışan anlamsız duvar saatini durdurdum. Açık dolapları ve çekmeceleri kapattım. Yatağımın altını kontrol ettim. Pijamalarımı giyip yatağıma geçtim. Yorganı çene hizama kadar çekip beklemeye başladım, bilinmeyen bir gurbete gitmiş ve derin rüyalar, korkunç kâbuslar, karabasanlar özlemi çekmekte olan güzelim uykumu.
-----------------------
Evim tek katlı ,oldukça eski eşyalı eski bir rum evi. Arka tarafta, nane, kekik, fesleğen ekmeme rağmen güzelleşmemekte ısrarlı olan uğursuz bir bahçe ver arkasında uçsuz bucaksız uçurum, dipsiz kör kuyu sanki. Evimin salonu yola bakıyor. Tüm pencereleri börtü böcek girmesin diye tel ile kaplı ve tüm pencerelerin kolu bozuk. Aslında el ile hafif iteleyince açılacak kadar eski. Burada kimse kapısını kilitlemeden yatıyor. Hatta anahtarlar kapının dışında asılı. Yazları çok sıcak geçtiğinden kapı ve pencereleri kapatmıyorlar bile. Burada kimsenin evine hırsız da girmiyor. Çünkü zaten evlerin içinde çalınacak bir şey yok. Ne eşya ne de para. Tüm paralar bankada ve son model 2-3 araba da kapının önünde...
-----------------------
Aradan ne kadar zaman geçti hatırlamıyorum. Uyuyor muyum rüyada mıyım bilmiyorum. Omuzlarım ağrıyor üzerine yatmaktan. Cenin pozisyonunda yatıyorum. Başımı üzerine koyduğum kulağımın içinden garip ve düzenli tık tık sesleri geliyor. KARANLIKTAN çok korkuyorum. Aydınlıkta da uyuyamıyorum. Gözlerim hala kapalı. derin bir sessizlik... ölüm gibi... derin kazılmış mezarımdayım. Kıyametimin kopmasını bekliyorum. Telefonuma uzanıyorum yanı başımda, komodinin üzerinde duran. Yatalı henüz bir saat bile olmamışken, gece nasıl bitecek, nasıl gün doğacak? Bugünkü azap daha da bıkılası.
-----------------------
Aradan ne kadar zaman geçti hatırlamıyorum. Hatırlanmaya, saymaya değecek zaman geçti mi onu bile bilmiyorum. Derinliğimi anlamsız bir ses bozdu. Salonun bahçeye bakan penceresine bir "şey" dokundu. Pencere açıldı. Ardından pencereye monte edilmiş tel yavaşça yerinden söküldü belli bir yere kadar. Pencerenin önündeki kanepeye bir "şey" çöktü ağırlığı ile. Kanepenin eski yaylarını gıcırdatarak yere indi. Buz gibi betonda, yere sürtüne sürtüne salon kapısına yaklaştı. Kapıyı olanca yavaşlığı, sakinliği, soğukluğu ile açtı. Hemen karşı tarafta olan odamın önüne iki adım ile yaklaştı ve odamın önünde durdu. Çene hizamdaki yorganı göz hizama kadar yavaşça çektim. Kalbim yerinden kalkıp olanca hızı ile önce boğazıma, sonra beynimin içine doğru ilerledi. Sonra tüm bedenime yayıldı. Artık koskoca bir kalptim ve kulakları sağır edecek bir ses ile olduğum yerde çarpmaya başladım. Nefes almakta zorluk çekiyordum. O "şey" ile aramda sadece ince, eski bir kapı vardı. Kalp atışlarımdan başka bir ses duymuyordum. Neden sonra, o "şey" sanırım arkasını döndü, ses koridorumda ilerlemeye başladı. Sakin, kesintili adımlar atıyordu. Sanki yerler ıslak gibiydi ve yere her bastığında ben o şıpırtıyı duyuyordum. Koridorun sonundaki lavabonun önünde "şey" durdu. Bekledi... bekledi...
-----------------------
Hava aydınlanıyordu. evimin içinde dolanan, ne olduğunu bile bilmediğim o "şey" ile sabahlamıştım. Sesler kesilmişti artık. Uzaklardan horoz sesleri geliyordu. Yavaşça yorganımı indirdim. Yerimden doğruldum. Cesaretimi topladım. O odada sonsuza kadar kalamazdım. Yere indim. Ayaklarım buz gibi betona değince irkildim. Kapıma doğru yöneldim yavaş yavaş. Kapının kilidini açtım. Salonun kapalı kapısı ve gün ışığı ile karşı karşıya kaldım. Hemen sağ tarafımdaki sokak kapımı açtım. Güya canımı garantiye aldım. Salonun kapısı kapalıydı! Hızla kapıyı açtım, içeri girdim. Salonun camı kapalı... Hiç açılmamış belki de... Pencerenin telleri kesilmemiş. Kanepeme basılıp, yere inilip yürünmemiş... hatta ben Kıbrıs'ta bile değilim... Hatta baba evindeyim, kıbrıs'tan geleli iki sene olmuş. Ve ben bu anı daha önce defalarca kez yaşamışım!...
Kıbrıs'ta lefkoşa'nın savaş zamanından kalma Mevlevi köyünde yaşadım. bir sene kaldığım, savaş zamanından kalma, şehit olan bir subaya ait olan o ev bana her Allahın gecesi aynı ızdırabı yaşattı. hala da yaşıyorum. amacı neydi bilmiyorum. gerçek mi saçma mı ? onu da bilmiyorum. bildiğim tek gerçek, o "şey" in, her gittiğim evin koridorunda her gece ayaklarını yere süre süre dolanması... sabaha dek odama yakın bir yerlerde beklemesi... beni...
tarih: ?? kasım 2011
saat: gece yarısını çoktan geçmiş herhangi bir zaman dilimi
yer kıbrıs/ Lefkoşa/mevlevi köyü
olay:
görev nedeni ile bulunduğum ve geleli henüz 4 ay olduğum bir memleketin viran bir köyü... köyün tabelası bile yok... havası ağır... evleri yıkık dökük... köyün varlığını belediye bile unutmuş, işleri askeriye yapıyor... Alışmaya çalışıyorum. gün geçtikçe daha da uzaklaşıyorum.
-----------------------
gece geç saatlere kadar oturmak zorundayım. çünkü uyuyamıyorum. en etkili uyku ilaçlarını almama rağmen..
Odama geçtim. Kapımı kilitledim. koyu renk perdelerimi kapattım. tik tak seslerle çalışan anlamsız duvar saatini durdurdum. Açık dolapları ve çekmeceleri kapattım. Yatağımın altını kontrol ettim. Pijamalarımı giyip yatağıma geçtim. Yorganı çene hizama kadar çekip beklemeye başladım, bilinmeyen bir gurbete gitmiş ve derin rüyalar, korkunç kâbuslar, karabasanlar özlemi çekmekte olan güzelim uykumu.
-----------------------
Evim tek katlı ,oldukça eski eşyalı eski bir rum evi. Arka tarafta, nane, kekik, fesleğen ekmeme rağmen güzelleşmemekte ısrarlı olan uğursuz bir bahçe ver arkasında uçsuz bucaksız uçurum, dipsiz kör kuyu sanki. Evimin salonu yola bakıyor. Tüm pencereleri börtü böcek girmesin diye tel ile kaplı ve tüm pencerelerin kolu bozuk. Aslında el ile hafif iteleyince açılacak kadar eski. Burada kimse kapısını kilitlemeden yatıyor. Hatta anahtarlar kapının dışında asılı. Yazları çok sıcak geçtiğinden kapı ve pencereleri kapatmıyorlar bile. Burada kimsenin evine hırsız da girmiyor. Çünkü zaten evlerin içinde çalınacak bir şey yok. Ne eşya ne de para. Tüm paralar bankada ve son model 2-3 araba da kapının önünde...
-----------------------
Aradan ne kadar zaman geçti hatırlamıyorum. Uyuyor muyum rüyada mıyım bilmiyorum. Omuzlarım ağrıyor üzerine yatmaktan. Cenin pozisyonunda yatıyorum. Başımı üzerine koyduğum kulağımın içinden garip ve düzenli tık tık sesleri geliyor. KARANLIKTAN çok korkuyorum. Aydınlıkta da uyuyamıyorum. Gözlerim hala kapalı. derin bir sessizlik... ölüm gibi... derin kazılmış mezarımdayım. Kıyametimin kopmasını bekliyorum. Telefonuma uzanıyorum yanı başımda, komodinin üzerinde duran. Yatalı henüz bir saat bile olmamışken, gece nasıl bitecek, nasıl gün doğacak? Bugünkü azap daha da bıkılası.
-----------------------
Aradan ne kadar zaman geçti hatırlamıyorum. Hatırlanmaya, saymaya değecek zaman geçti mi onu bile bilmiyorum. Derinliğimi anlamsız bir ses bozdu. Salonun bahçeye bakan penceresine bir "şey" dokundu. Pencere açıldı. Ardından pencereye monte edilmiş tel yavaşça yerinden söküldü belli bir yere kadar. Pencerenin önündeki kanepeye bir "şey" çöktü ağırlığı ile. Kanepenin eski yaylarını gıcırdatarak yere indi. Buz gibi betonda, yere sürtüne sürtüne salon kapısına yaklaştı. Kapıyı olanca yavaşlığı, sakinliği, soğukluğu ile açtı. Hemen karşı tarafta olan odamın önüne iki adım ile yaklaştı ve odamın önünde durdu. Çene hizamdaki yorganı göz hizama kadar yavaşça çektim. Kalbim yerinden kalkıp olanca hızı ile önce boğazıma, sonra beynimin içine doğru ilerledi. Sonra tüm bedenime yayıldı. Artık koskoca bir kalptim ve kulakları sağır edecek bir ses ile olduğum yerde çarpmaya başladım. Nefes almakta zorluk çekiyordum. O "şey" ile aramda sadece ince, eski bir kapı vardı. Kalp atışlarımdan başka bir ses duymuyordum. Neden sonra, o "şey" sanırım arkasını döndü, ses koridorumda ilerlemeye başladı. Sakin, kesintili adımlar atıyordu. Sanki yerler ıslak gibiydi ve yere her bastığında ben o şıpırtıyı duyuyordum. Koridorun sonundaki lavabonun önünde "şey" durdu. Bekledi... bekledi...
-----------------------
Hava aydınlanıyordu. evimin içinde dolanan, ne olduğunu bile bilmediğim o "şey" ile sabahlamıştım. Sesler kesilmişti artık. Uzaklardan horoz sesleri geliyordu. Yavaşça yorganımı indirdim. Yerimden doğruldum. Cesaretimi topladım. O odada sonsuza kadar kalamazdım. Yere indim. Ayaklarım buz gibi betona değince irkildim. Kapıma doğru yöneldim yavaş yavaş. Kapının kilidini açtım. Salonun kapalı kapısı ve gün ışığı ile karşı karşıya kaldım. Hemen sağ tarafımdaki sokak kapımı açtım. Güya canımı garantiye aldım. Salonun kapısı kapalıydı! Hızla kapıyı açtım, içeri girdim. Salonun camı kapalı... Hiç açılmamış belki de... Pencerenin telleri kesilmemiş. Kanepeme basılıp, yere inilip yürünmemiş... hatta ben Kıbrıs'ta bile değilim... Hatta baba evindeyim, kıbrıs'tan geleli iki sene olmuş. Ve ben bu anı daha önce defalarca kez yaşamışım!...
Kıbrıs'ta lefkoşa'nın savaş zamanından kalma Mevlevi köyünde yaşadım. bir sene kaldığım, savaş zamanından kalma, şehit olan bir subaya ait olan o ev bana her Allahın gecesi aynı ızdırabı yaşattı. hala da yaşıyorum. amacı neydi bilmiyorum. gerçek mi saçma mı ? onu da bilmiyorum. bildiğim tek gerçek, o "şey" in, her gittiğim evin koridorunda her gece ayaklarını yere süre süre dolanması... sabaha dek odama yakın bir yerlerde beklemesi... beni...
Şizofreni belirtilerinden.
Halüsinasyon sadece görülen değildir.
Halüsinasyon duyulur, hatta bazen hissedilir.
Aslında bu hastalarla türlü deneyler yapmak isterdim... Kısmet değilmiş.
Halüsinasyon sadece görülen değildir.
Halüsinasyon duyulur, hatta bazen hissedilir.
Aslında bu hastalarla türlü deneyler yapmak isterdim... Kısmet değilmiş.
Lsd kullanıcıları halüsinasyonun ne demek olduğunu en iyi tanımlayabilecek kişilerdendirler. Lsd maddesi halüsinejik simülatörü olarak şizofreni araştırmalarında
Kullanılmaktadır.
Halüsinasyon iyi midir kötü müdür kimseyi ilgilendirmez...
Kullanılmaktadır.
Halüsinasyon iyi midir kötü müdür kimseyi ilgilendirmez...
Uzun süre uykusuz kalmanın yan etkilerinden birisidir.
kadın denilen canlının tamamen hanüsilasyon oluşu tespiti ile gündeme doğru yazılışı gelen kelimedir.
Tansu Çiller'in bi türlü söyleyemediği.
--spoiler--
halü, hanü, hasü, hasulon, haslonuisyon. hasalos eee
--spoiler--
hepimiz tansu çilleriz amk.
--spoiler--
halü, hanü, hasü, hasulon, haslonuisyon. hasalos eee
--spoiler--
hepimiz tansu çilleriz amk.
gece görüleni korku veya paranormallik öğesi içeriyor ise insanın altına sıçırtır. çocukken çok görürdüm. şu topa benzeyen sarı canavarları reklam yüzü olarak kullanan bir cips markası vardı. o yaratıklardan 3-4'ünün topkapı civarlarından bir dış kapının arksından alengirli işler çevirdiğini görmüştüm. en belirgin hatırladığım halüsinasyonum budur. tabi kapıyı açtıklarında görüyordum bunu. çocuk aklıyla top ve kapı kelimelerini bir potada eritip -topkapı bölgesinde- çocuksu bir halüsinasyonla somut dünyaya aktarmıştım herhalde. dünya garip. vapurlar falan.
iki kere gördüğümdür. bir tanesinde gece uyurken odamı olduğu gibi görüyordum, ancak bir farkla. odamın her yerinde kesik kafalar vardı. aniden uyandım, ancak odamdaki kesik kafaları görmeye devam ediyordum. korkuyla fırlayıp bir tanesine tekme attım, ayağım feci acıdı. tekmelediğim kafa yuvarlanarak ve ardında kan bırakarak kapıdan dışarı çıktı. derken kafalar ve kan izleri silinerek kayboldu. ancak ayağımdaki ağrı yarım saat boyunca devam etti. ranzanın ayağına vurmuşum galiba.
nedir ne değildir sorusunun yanıtı için: (#29646556)
genel de şizofrenlerin ya da müptelaların görebildikleri görüntüye verilen genel ad, dopamin hormonu fazlalığında şizofreni gözükür, leponex, abizon ve solian gibi ilaçlarla kontrol altına alınır.
Bkz bali veya çakmak gazı çekmek halisin babasını yaşatır.
yanılsamalar ile karıştırılmaması gereken durum. Yanılsamalar, gerçek bir dış uyarıcının yanlış algılanmasından veya yanlış yorumlanmasından kaynaklanır.
Ayrıca rüya görmede, uykuya dalarken (hipnagojik), ya da uyanırken (hipnogojik) hissedilen algı yanılmalarıyla da karıştırılmamalıdır.
Ayrıca rüya görmede, uykuya dalarken (hipnagojik), ya da uyanırken (hipnogojik) hissedilen algı yanılmalarıyla da karıştırılmamalıdır.
bu kelimeyi duydugum an aklima tansu ciller geliyor.
her gece istisnasız yaşadığım şey.
Uykudan uyandığımda sıklıkla gördüğüm ve halüsinasyon olduğunun bilincinde olduğum anlarda dahi deli gibi korkutan, esasında var olmayan ancak zihnimizin yarattığı veya görüleni farklı bir şekilde biçimlendirdiği görüntülerdir. Uyku felciyle birleşince kafa filan bırakmaz.
Kimin bedduasını aldıysam deliriyorum yavaştan.
Kimin bedduasını aldıysam deliriyorum yavaştan.
Cok uykuusuzluk,
Depresif ataklar sonucu olusan sizofrenik etkiler.
Yesil peri(abshent)
Bunlar sebebiyet verebilir.
Depresif ataklar sonucu olusan sizofrenik etkiler.
Yesil peri(abshent)
Bunlar sebebiyet verebilir.
Şizofreninin semptomları arasındadır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar