bugün
- kız kardeş ağda yaparken odasına dalmak8
- kürtler olmasaydı yaşanabilecek sıkıntılar5
- sözlük kızlarının ayak falları7
- sözlük kızlarının kombileri7
- sözlüğün en güzel kız yazarı12
- yazarların en muhteşem özelliği4
- ben aslında kızım7
- en köylü özelliğiniz3
- ctrlx abla12
- buddy dude'nin fotosunun yapay zeka çıkması28
- 0 0 8'in sözlüğe gelmesi2
- tecavüze ceza önerisi3
- oytunkaran'ı özlemek6
- bugün hangi sözlük kızına evlenme teklif etsem15
- ben ahmet sezer bey sorularınızı yanıtlıyorum15
- antipanik8
- eski sevgiliye 6 yıl sonra mesaj atmak2
- aym'nin süresiz nafaka kararını iptal etmesi4
- mahallenin muhtarları çaydanlık2
- nervio sözlüğün en asil kadınıdır4
- o son birayı içmek5
- yapay zekanın rüyaların esrarını çözmesi2
- yılan hikayesi erkan2
- ktç'nin beni açık oylaması2
- arkadaşlar bi durum mu var3
- kitap okuyan erkek10
- uyuşturucu kullanan oğlunu öldüren baba20
- benim liderim özgür özel dir3
- gocu31
- beş büyük kişilik özelliği3
- nervio abla6
- rastgele diyalog etkileşimi2
- bir kadının kalçalarına veya ayaklarına aşık olmak2
- kavga etmeyin lan hepinizi döverim5
- cilgincapkin7
- kolye4
- galatasaray4
- 40 yaşını aşmış bunaklar kulübü12
- kih kih kih diye gülen erkeklerin çekici olması5
- vexillarius the slayer'in ırkı6
- nick değiştiren yazarlar5
- sözlüğün abazalarla dolması5
- dersimci aleviler de pkk kadar tehlikelidir3
- cilgincapkin2'nin sarı teker olması4
- sedat pekmez adam mıdır5
- silvermist8
- erkeklerin fetişleri8
- çok osurmak4
- yapay zeka ile flört uygulaması prototipi2
- üniversite okumak5
bir küçücük kuş
bir meleğin omuzunda
övgü şarkıları söylüyor
kibar Rousseau'ya.
bir meleğin omuzunda
övgü şarkıları söylüyor
kibar Rousseau'ya.
Akşam Duası
Sapı eğri bir pipo gibi, ağza kurulmuş,
Ya da bir Melek gibi berberin ellerinde,
Yaşayıp gidiyorum işte öyle oturmuş
Bardaklar arasında, duman yelkenlerinde.
Tatlı yaralar açar içimde binlerce düş
Sıcak dışkılar gibi boş bir güvercinlikte;
Bakarım ki yaramın kabukları soyulmuş,
Kanıyor yüreğim altın sıvıyla birlikte.
Sonra, bütün düşleri yalayıp yuttuğum an,
indirince mideye otuz kırk bardak birayı,
Bir boşalma gereği sıkıştırır o zaman.
Lübnan selvilerinin Tanrısı gibi tatlı,
Sidiğini göklere, yükseklere attıran
Ben kulunuzu bağışlayın siğilotları!
(bkz: Arthur Rimbaud)
Sapı eğri bir pipo gibi, ağza kurulmuş,
Ya da bir Melek gibi berberin ellerinde,
Yaşayıp gidiyorum işte öyle oturmuş
Bardaklar arasında, duman yelkenlerinde.
Tatlı yaralar açar içimde binlerce düş
Sıcak dışkılar gibi boş bir güvercinlikte;
Bakarım ki yaramın kabukları soyulmuş,
Kanıyor yüreğim altın sıvıyla birlikte.
Sonra, bütün düşleri yalayıp yuttuğum an,
indirince mideye otuz kırk bardak birayı,
Bir boşalma gereği sıkıştırır o zaman.
Lübnan selvilerinin Tanrısı gibi tatlı,
Sidiğini göklere, yükseklere attıran
Ben kulunuzu bağışlayın siğilotları!
(bkz: Arthur Rimbaud)
Yağmura baktıkça,
Seni görürdüm seni,
Göğsünde kalp attıkça,
Sevecektin hep beni.
Şimdilerde sen yoksun,
Sanki atmıyor kalbim,
Ararım sol yanımda,
Boş kaldı kollarımda,
Bir teselli ararım,
Yağmurda her adimda,
gel kıyma bu aşk a buluşalım,
Akasya sokaklarında...!!!
Seni görürdüm seni,
Göğsünde kalp attıkça,
Sevecektin hep beni.
Şimdilerde sen yoksun,
Sanki atmıyor kalbim,
Ararım sol yanımda,
Boş kaldı kollarımda,
Bir teselli ararım,
Yağmurda her adimda,
gel kıyma bu aşk a buluşalım,
Akasya sokaklarında...!!!
içimi titreten bir sestir her gün.
Saat her çalışında tekrar eder:
"Ne yaptın tarlanı, nerede hasadın?
Elin boş mu gireceksin geceye?
Bir düşünsen yarıyı buldu ömrün.
Gençlik böyledir işte, gelir gider;
Ve kırılır sonra kolun kanadın;
Koşarsın pencereden pencereye."
Ah o kadrini bilmediğim günler,
Koklamadan attığım gül demeti,
Suyunu sebil ettiğim o çeşme,
Eserken yelken açmadığım rüzgâr
Gel gör ki, sular batıya meyleder,
Ağaçta bülbülün sesi değişti,
Gölgeler yerleşiyor pencereme;
Çağınız başlıyor ey hâtıralar.
Cahit sıtkı tarancı- gençlik böyledir işte.
Saat her çalışında tekrar eder:
"Ne yaptın tarlanı, nerede hasadın?
Elin boş mu gireceksin geceye?
Bir düşünsen yarıyı buldu ömrün.
Gençlik böyledir işte, gelir gider;
Ve kırılır sonra kolun kanadın;
Koşarsın pencereden pencereye."
Ah o kadrini bilmediğim günler,
Koklamadan attığım gül demeti,
Suyunu sebil ettiğim o çeşme,
Eserken yelken açmadığım rüzgâr
Gel gör ki, sular batıya meyleder,
Ağaçta bülbülün sesi değişti,
Gölgeler yerleşiyor pencereme;
Çağınız başlıyor ey hâtıralar.
Cahit sıtkı tarancı- gençlik böyledir işte.
Ama sen uzaklardaydın ey kalbim;
Uzaklardaydın, sevdiğim uzaklardaydı.
Ayın yıldızların çağlayarak,
Berrak şelaler yaparak,
Coşku içinde aktığı,
Bir yerlerdeydi.
Hani bir gün bir çobana rastlamıştık;
Adı Ferhat mıydı neydi..
Koyunların, kuşların, böceklerin ve çiçeklerin,
Sadakatten mest oldukları,
Herbirinin gözlerinde,
Kaybolur gibi kayar gibi,
Dalıp gittiğimiz o saadet evreni..
Kayaların yüzlerinden okuduğumuz o ebedi bilinç,
Bizi çekip almıştı kılcal damarlarımızdan.
Yaslan göğsüme sevdiğim.
Benim gönlüm gök gibidir, açık deniz gibidir.
Pas tutmaz benim içim yeryüzü gibidir.
Toprak gibidir..
Sen ki bulut gibisin,
Ay gibisin, güneş gibi bazen..
Usul usul inen
Yağmur tıpırtılarını,
Dinler gibi
Dalıp gitmiştik..
Sen konuşuyordun;
ipil ipil yağan bir yağmur gibi konuşuyordun..
Onlar ki konuklarımızdı;
Adları Keremdi,Yusuftu, Kaystı..
Hepside ezelden tanıdıktı dosttu.
Erdem Bayazıt - Aşk Risalesi
Uzaklardaydın, sevdiğim uzaklardaydı.
Ayın yıldızların çağlayarak,
Berrak şelaler yaparak,
Coşku içinde aktığı,
Bir yerlerdeydi.
Hani bir gün bir çobana rastlamıştık;
Adı Ferhat mıydı neydi..
Koyunların, kuşların, böceklerin ve çiçeklerin,
Sadakatten mest oldukları,
Herbirinin gözlerinde,
Kaybolur gibi kayar gibi,
Dalıp gittiğimiz o saadet evreni..
Kayaların yüzlerinden okuduğumuz o ebedi bilinç,
Bizi çekip almıştı kılcal damarlarımızdan.
Yaslan göğsüme sevdiğim.
Benim gönlüm gök gibidir, açık deniz gibidir.
Pas tutmaz benim içim yeryüzü gibidir.
Toprak gibidir..
Sen ki bulut gibisin,
Ay gibisin, güneş gibi bazen..
Usul usul inen
Yağmur tıpırtılarını,
Dinler gibi
Dalıp gitmiştik..
Sen konuşuyordun;
ipil ipil yağan bir yağmur gibi konuşuyordun..
Onlar ki konuklarımızdı;
Adları Keremdi,Yusuftu, Kaystı..
Hepside ezelden tanıdıktı dosttu.
Erdem Bayazıt - Aşk Risalesi
Desem ki vakitlerden bir nisan akşamıdır
Rüzgarların en ferahlatıcısı senden esiyor
Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini
Ormanların en kuytusunu sende görmekteyim
Senden kopardım çiçeklerin en solmazını
Toprakların en bereketlisini sende sürdüm
Sende tattım yemişlerin cümlesini
Desem ki sen benim için,
Hava kadar lazım,
Ekmek kadar mübarek,
Su gibi aziz bir şeysin;
Nimettensin, nimettensin.
Desem ki...
inan bana sevgilim inan
Evimde şenliksin, bahçemde bahar;
Ve soframda en eski şarap.
Ben sende yaşıyorum,
Sen bende hüküm sürmektesin.
Bırak ben söyleyeyim güzelliğini,
Rüzgarla nehirlerle, kuşlarla beraber.
Günlerden sonra bir gün,
Şayet sesimi fark edemezsen
Rüzgarların nehirlerin kuşların sesinden,
Bil ki ölmüşüm.
Fakat yine üzülme müsterih ol
Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini
Ve neden sonra
Tekrar duyduğun gün sesimi gök kubbede
Hatırla ki mahşer günüdür
Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum
Cahit sıtkı tarancı-desem ki.
Rüzgarların en ferahlatıcısı senden esiyor
Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini
Ormanların en kuytusunu sende görmekteyim
Senden kopardım çiçeklerin en solmazını
Toprakların en bereketlisini sende sürdüm
Sende tattım yemişlerin cümlesini
Desem ki sen benim için,
Hava kadar lazım,
Ekmek kadar mübarek,
Su gibi aziz bir şeysin;
Nimettensin, nimettensin.
Desem ki...
inan bana sevgilim inan
Evimde şenliksin, bahçemde bahar;
Ve soframda en eski şarap.
Ben sende yaşıyorum,
Sen bende hüküm sürmektesin.
Bırak ben söyleyeyim güzelliğini,
Rüzgarla nehirlerle, kuşlarla beraber.
Günlerden sonra bir gün,
Şayet sesimi fark edemezsen
Rüzgarların nehirlerin kuşların sesinden,
Bil ki ölmüşüm.
Fakat yine üzülme müsterih ol
Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini
Ve neden sonra
Tekrar duyduğun gün sesimi gök kubbede
Hatırla ki mahşer günüdür
Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum
Cahit sıtkı tarancı-desem ki.
"seni saklayacağım inan,
Yazdıklarımda, çizdiklerimde,
Şarkılarımda, sözlerimde.
Sen kalacaksın kimse bilmeyecek
Ve kimseler görmeyecek seni,
Yaşayacaksın gözlerimde..."
(bkz: özdemir asaf)
Yazdıklarımda, çizdiklerimde,
Şarkılarımda, sözlerimde.
Sen kalacaksın kimse bilmeyecek
Ve kimseler görmeyecek seni,
Yaşayacaksın gözlerimde..."
(bkz: özdemir asaf)
Dünyanın dışına atılmış bir adımdın sen,
Ömrümüzse karşılıksız sorulardı, hepsi bu...
Şu samanyolu hani avuçlarından dökülen,
Kum taneleri var ya onlardan birindeyim.
Yeni bir yolculuğa çıkıyorum kar yağıyor,
Bir aşk tipiye tutuluyor daha ilk dönemeçte.
Çocuksun sen sesindeki tipiye tutulduğum...
....
Ömrümüzse karşılıksız sorulardı, hepsi bu...
Şu samanyolu hani avuçlarından dökülen,
Kum taneleri var ya onlardan birindeyim.
Yeni bir yolculuğa çıkıyorum kar yağıyor,
Bir aşk tipiye tutuluyor daha ilk dönemeçte.
Çocuksun sen sesindeki tipiye tutulduğum...
....
serinlemek için
kapi geleneksel limonata.
-
duygulanın, benim canımı sıkmayın.
kapi geleneksel limonata.
-
duygulanın, benim canımı sıkmayın.
Desem ki vakitlerden bir nisan akşamıdır
Rüzgarların en ferahlatıcısı senden esiyor
Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini
Ormanların en kuytusunu sende görmekteyim
Senden kopardım çiçeklerin en solmazını
Toprakların en bereketlisini sende sürdüm
Sende tattım yemişlerin cümlesini
Desem ki sen benim için,
Hava kadar lazım,
Ekmek kadar mübarek,
Su gibi aziz bir şeysin;
Nimettensin, nimettensin.
Desem ki...
inan bana sevgilim inan
Evimde şenliksin, bahçemde bahar;
Ve soframda en eski şarap.
Ben sende yaşıyorum,
Sen bende hüküm sürmektesin.
Bırak ben söyleyeyim güzelliğini,
Rüzgarla nehirlerle, kuşlarla beraber.
Günlerden sonra bir gün,
Şayet sesimi fark edemezsen
Rüzgarların nehirlerin kuşların sesinden,
Bil ki ölmüşüm.
Fakat yine üzülme müsterih ol
Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini
Ve neden sonra
Tekrar duyduğun gün sesimi gök kubbede
Hatırla ki mahşer günüdür
Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum
Cahit sıtkı tarancı - desem ki.
Rüzgarların en ferahlatıcısı senden esiyor
Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini
Ormanların en kuytusunu sende görmekteyim
Senden kopardım çiçeklerin en solmazını
Toprakların en bereketlisini sende sürdüm
Sende tattım yemişlerin cümlesini
Desem ki sen benim için,
Hava kadar lazım,
Ekmek kadar mübarek,
Su gibi aziz bir şeysin;
Nimettensin, nimettensin.
Desem ki...
inan bana sevgilim inan
Evimde şenliksin, bahçemde bahar;
Ve soframda en eski şarap.
Ben sende yaşıyorum,
Sen bende hüküm sürmektesin.
Bırak ben söyleyeyim güzelliğini,
Rüzgarla nehirlerle, kuşlarla beraber.
Günlerden sonra bir gün,
Şayet sesimi fark edemezsen
Rüzgarların nehirlerin kuşların sesinden,
Bil ki ölmüşüm.
Fakat yine üzülme müsterih ol
Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini
Ve neden sonra
Tekrar duyduğun gün sesimi gök kubbede
Hatırla ki mahşer günüdür
Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum
Cahit sıtkı tarancı - desem ki.
Uykuların kaçar geceleri, anlarsın.
sabah olmayı bilmez.
Dikilir gözlerin tavanda bir noktaya,
Deli eden bir uğultudur başlar kulaklarında
Ne çarşaf halden anlar ne yastık.
Girmez pencerelerden beklediğin o aydınlık.
Onun unutamadığın hayali,
Sigaradan derin bir nefes çekmişçesine dolar içine.
Kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın.
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.
Bir gün anlarsın aslında her şeyin boş olduğunu.
Şerefin, faziletin, iyiliğin, güzelliğin.
Gün gelir de sesini bir kerecik duyabilmek için,
Vurursun başını soğuk taş duvarlara.
Büyür gitgide incinmişliğin kırılmışlığın.
Duyarsın,
Ta derinden acısını, çaresiz kalmışlığın.
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.
Bir gün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin.
Niçin yaratıldığını.
Bu iğrenç dünyaya neden geldiğini.
Uzun uzun seyredersin aynalarda güzelliğini.
Boşuna geçip giden günlerine yanarsın.
Dolar gözlerin, için burkulur.
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.
Bir gün anlarsın tadını sevilen dudakların.
Sevilen gözlerin erişilmezliğini.
O hiç beklenmeyen saat geldi mi?
Düşer saçların önüne, ama bembeyaz.
Uzanır, gökyüzüne ellerin.
Ama çaresiz,
Ama yorgun,
Ama bitkin.
Bir zaman geçmiş günlerin hayaline dalarsın.
Sonra dizilir birbiri ardına gerçekler, acı.
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.
Bir gün anlarsın hayal kurmayı;
Beklemeyi, ümit etmeyi.
Bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir
Bütün vücudunu saran o korkunç geceyi.
Lanet edersin yaşadığına...
Maziden ne kalmışsa yırtar atarsın.
O zaman bir çiçek büyür kabrimde, kendiliğinden.
Seni sevdiğimi işte o gün anlarsın
Ümit yaşar oğuzcan - bir gün anlarsın.
sabah olmayı bilmez.
Dikilir gözlerin tavanda bir noktaya,
Deli eden bir uğultudur başlar kulaklarında
Ne çarşaf halden anlar ne yastık.
Girmez pencerelerden beklediğin o aydınlık.
Onun unutamadığın hayali,
Sigaradan derin bir nefes çekmişçesine dolar içine.
Kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın.
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.
Bir gün anlarsın aslında her şeyin boş olduğunu.
Şerefin, faziletin, iyiliğin, güzelliğin.
Gün gelir de sesini bir kerecik duyabilmek için,
Vurursun başını soğuk taş duvarlara.
Büyür gitgide incinmişliğin kırılmışlığın.
Duyarsın,
Ta derinden acısını, çaresiz kalmışlığın.
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.
Bir gün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin.
Niçin yaratıldığını.
Bu iğrenç dünyaya neden geldiğini.
Uzun uzun seyredersin aynalarda güzelliğini.
Boşuna geçip giden günlerine yanarsın.
Dolar gözlerin, için burkulur.
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.
Bir gün anlarsın tadını sevilen dudakların.
Sevilen gözlerin erişilmezliğini.
O hiç beklenmeyen saat geldi mi?
Düşer saçların önüne, ama bembeyaz.
Uzanır, gökyüzüne ellerin.
Ama çaresiz,
Ama yorgun,
Ama bitkin.
Bir zaman geçmiş günlerin hayaline dalarsın.
Sonra dizilir birbiri ardına gerçekler, acı.
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.
Bir gün anlarsın hayal kurmayı;
Beklemeyi, ümit etmeyi.
Bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir
Bütün vücudunu saran o korkunç geceyi.
Lanet edersin yaşadığına...
Maziden ne kalmışsa yırtar atarsın.
O zaman bir çiçek büyür kabrimde, kendiliğinden.
Seni sevdiğimi işte o gün anlarsın
Ümit yaşar oğuzcan - bir gün anlarsın.
Zulmü pek çok insafı az
Hayata karşı aşkımız
Ne etseler ki çatlamaz
Bir sabır taşı aşkımız.
Samanlık seyran dediğin
Aşkımız aşk ile zengin
Dünyada her güzelliğin
Yol arkadaşı aşkımız.
Alın yazım alın yazın
Yıldızım oldu yıldızın
Temeli sağlığımızın
Herşeyin başı aşkımız
Cahit sıtkı tarancı - aşkımız.
Hayata karşı aşkımız
Ne etseler ki çatlamaz
Bir sabır taşı aşkımız.
Samanlık seyran dediğin
Aşkımız aşk ile zengin
Dünyada her güzelliğin
Yol arkadaşı aşkımız.
Alın yazım alın yazın
Yıldızım oldu yıldızın
Temeli sağlığımızın
Herşeyin başı aşkımız
Cahit sıtkı tarancı - aşkımız.
My heart leaps up when I behold
A rainbow in the sky:
So was it when my life began;
So is it now I am a man;
So be it when I shall grow old,
Or let me die!
The Child is father of the Man;
And I could wish my days to be
Bound each to each by natural piety
william wordsworth.
A rainbow in the sky:
So was it when my life began;
So is it now I am a man;
So be it when I shall grow old,
Or let me die!
The Child is father of the Man;
And I could wish my days to be
Bound each to each by natural piety
william wordsworth.
gecelerdir şaire kalemi sevdiren,
gecelerdir duygularına hayat veren,
gecelerdir o uykusuz geceler,
demli çayı sigarayı sevdiren...
gecelerdir duygularına hayat veren,
gecelerdir o uykusuz geceler,
demli çayı sigarayı sevdiren...
Odamın tavanına çizmişim suratının en has halini
Göz kırpıyorsun,kafamı her koyuşumda yastığıma
Sanki eksiltircesine ciğerlerimin pas halini
Gamzelerin renk katıyor ,iyice yukarı baktığımda
Ellerin geliyor önüme,o soğuk deniz esintisiyle üşüyen ellerin
Bir şeyler anlatıyorsun yine alel acele,ama yine üşüyor ellerin
Üşüyor çünkü biliyorum,üzerleri bir dolu kızıllık
Bilirsin,yeter ki üşüme,ben unuturum ağrımdı,sızımdı..
Bilirsin sana yazarım güneşli tüm şiirleri
Sana okurum yıldızları,semayı ve tan vaktini
Bilirsin uykum kaçmaz kolayca,gözüm takılmamışsa tavana
Martılar çalamaz can simidimi,dalmamışsam o deniz gözlere
Dedim ya,sen varsın diye odamda tepeden bana bakan
Tutamayıp bir iki damla yaş akınca yastığıma ,çeviren suratını
Bir gün denizle gelip,ertesi gün dağlar ile tur atan
Yukarıdan bakıp,aşağıdakini şiddete sürükleyen sen..
Evet,o senin üzerini bugün yine senle kapatacaklar
Havası değişmeliymiş duvarların ve odamın
Peki yine gelir mi o tepeden bakan sen?
Ya hayalin bile olmazsa ,bu sefer,içi parçalanır bu enterasan adamın..
Tadı kaçar uykuların,sefil yorgan ve eksik yastığın
Bastığım adım dahi yeterince anlam ifade etmez
Her ne olursa olsun,ben biliyorum
Giden gitse bile gözleri sevdiğini terketmez
Göz kırpıyorsun,kafamı her koyuşumda yastığıma
Sanki eksiltircesine ciğerlerimin pas halini
Gamzelerin renk katıyor ,iyice yukarı baktığımda
Ellerin geliyor önüme,o soğuk deniz esintisiyle üşüyen ellerin
Bir şeyler anlatıyorsun yine alel acele,ama yine üşüyor ellerin
Üşüyor çünkü biliyorum,üzerleri bir dolu kızıllık
Bilirsin,yeter ki üşüme,ben unuturum ağrımdı,sızımdı..
Bilirsin sana yazarım güneşli tüm şiirleri
Sana okurum yıldızları,semayı ve tan vaktini
Bilirsin uykum kaçmaz kolayca,gözüm takılmamışsa tavana
Martılar çalamaz can simidimi,dalmamışsam o deniz gözlere
Dedim ya,sen varsın diye odamda tepeden bana bakan
Tutamayıp bir iki damla yaş akınca yastığıma ,çeviren suratını
Bir gün denizle gelip,ertesi gün dağlar ile tur atan
Yukarıdan bakıp,aşağıdakini şiddete sürükleyen sen..
Evet,o senin üzerini bugün yine senle kapatacaklar
Havası değişmeliymiş duvarların ve odamın
Peki yine gelir mi o tepeden bakan sen?
Ya hayalin bile olmazsa ,bu sefer,içi parçalanır bu enterasan adamın..
Tadı kaçar uykuların,sefil yorgan ve eksik yastığın
Bastığım adım dahi yeterince anlam ifade etmez
Her ne olursa olsun,ben biliyorum
Giden gitse bile gözleri sevdiğini terketmez
Ben sana mecburum bilemezsin
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum
Büyüdükçe büyüyor gözlerin
Ben sana mecburum bilemezsin
içimi seninle ısıtıyorum.
Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
Bu şehir o eski istanbul mudur
Karanlıkta bulutlar parçalanıyor
Sokak lambaları birden yanıyor
Kaldırımlarda yağmur kokusu
Ben sana mecburum sen yoksun.
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum
Büyüdükçe büyüyor gözlerin
Ben sana mecburum bilemezsin
içimi seninle ısıtıyorum.
Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
Bu şehir o eski istanbul mudur
Karanlıkta bulutlar parçalanıyor
Sokak lambaları birden yanıyor
Kaldırımlarda yağmur kokusu
Ben sana mecburum sen yoksun.
Seni düşünmek güzel şey,
ümitli şey,
dünyanın en güzel sesinden
en güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey...
Fakat artık ümit yetmiyor bana,
ben artık şarkı dinlemek değil,
şarkı söylemek istiyorum...
Nazım hikmet - seni düşünmek.
ümitli şey,
dünyanın en güzel sesinden
en güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey...
Fakat artık ümit yetmiyor bana,
ben artık şarkı dinlemek değil,
şarkı söylemek istiyorum...
Nazım hikmet - seni düşünmek.
Kim demiş haram nedir bilmez Hayyam?
Ben haramı helali karıştırmam:
Seninle içilen şarap helaldir,
Sensiz içtiğimiz su bile haram.
Ömer Hayyam
Ben haramı helali karıştırmam:
Seninle içilen şarap helaldir,
Sensiz içtiğimiz su bile haram.
Ömer Hayyam
Halbuki korkulacak hiç bir şey yoktu ortalıkta
Her şey naylondandı o kadar
Ve ölünce beş on bin birden ölüyorduk güneşe karşı.
Ama geyikli geceyi bulmadan önce
Hepimiz çocuklar gibi korkuyorduk
Geyikli geceyi hep bilmelisiniz
Yeşil ve yabani uzak ormanlarda
Güneşin asfalt sonlarında batmasıyla ağırdan
Hepimizi vakitten kurtaracak
Bir yandan toprağı sürdük
Bir yandan kaybolduk
Gladyatörlerden ve dişlilerden
Ve büyük şehirlerden
Gizleyerek yahut döğüşerek
Geyikli geceyi kurtardık
Evet kimsesizdik ama umudumuz vardı
Üç ev görsek bir şehir sanıyorduk
Üç güvercin görsek Meksika geliyordu aklımıza
Caddelerde gezmekten hoşlanıyorduk akşamları
Kadınların kocalarını aramasını seviyorduk
Sonra şarap içiyorduk kırmızı yahut beyaz
Bilir bilmez geyikli gece yüzünden
"Geyikli gecenin arkası ağaç
Ayağının suya değdiği yerde bir gökyüzü
Çatal boynuzlarında soğuk ayışığı"
ister istemez aşkları hatırlatır
Eskiden güzel kadınlar ve aşklar olmuş
Şimdi de var biliyorum
Bir seviniyorum düşündükçe bilseniz
Dağlarda geyikli gecelerin en güzeli
Hiçbir şey umurumda değil diyorum
Aşktan ve umuttan başka
Bir anda üç kadeh ve üç yeni şarkı
Belleğimde tüylü tüylü geyikli gece duruyor
Biliyorum gemiler götüremez
Neonlar ve teoriler ısıtamaz yanını yöresini
Örneğin Manastır'da oturur içerdik iki kişi
Ya da yatakta sevişirdik bir kadın bir erkek
Öpüşlerimiz gitgide ısınırdı
Koltukaltlarımız gitgide tatlı gelirdi
Geyikli gecenin karanlığında
Aldatıldığımız önemli değildi yoksa
Herkesin unuttuğunu biz hatırlamasak
Gümüş semaverleri ve eski şeyleri
Salt yadsımak için sevmiyorduk
Kötüydük de ondan mi diyeceksiniz
Ne iyiydik ne kötüydük
Durumumuz başta ve sonda ayrı ayrıysa
Başta ve sonda ayrı ayrı olduğumuzdandı
Ama ne varsa geyikli gecede idi
Bir bilseniz avuçlarınız terlerdi heyecandan
Bir bakıyorduk akşam oluyordu kaldırımlarda
Kesme avizelerde ve çıplak kadın omuzlarında
Büyük otellerin önünde garipsiyorduk
Çaresizliğimiz böylesine kolaydı işte
Hüznümüzü büyük şeylerden sanırsanız yanılırsınız
Örneğin üç bardak şarap içsek kurtulurduk
Yahut bir adam bıçaklasak
Yahut sokaklara tükürsek
Ama en iyisi çeker giderdik
Gider geyikli gecede uyurduk
"Geyiğin gözleri pırıl pırıl gecede
imdat ateşleri gibi ürkek telaşlı
Sultan hançerleri gibi ayışığında
Bir yanında üstüste üstüste kayalar
Öbür yanında ben"
Ama siz zavallısınız ben de zavallıyım
Eskimiş şeylerle avunamıyoruz
Domino taşları ve soğuk ikindiler
Çiçekli elbiseleriyle yabancı kalabalık
Gölgemiz tortop ayakucumuzda
Sevinsek de sonunu biliyoruz
Borçları kefilleri ve bonoları unutuyorum
ikramiyeler bensiz çekiliyor dünyada
Daha ilk oturumda suçsuz çıkıyorum
Oturup esmer bir kadını kendim için yıkıyorum
iyice kurulamıyorum saçlarını
Bir bardak şarabı kendim için içiyorum
"Halbuki geyikli gece ormanda
Keskin mavi ve hışırtılı
Geyikli geceye geçiyorum"
Uzanıp kendi yanaklarımdan öpüyorum.
Turgut Uyar Geyikli Gece.
Her şey naylondandı o kadar
Ve ölünce beş on bin birden ölüyorduk güneşe karşı.
Ama geyikli geceyi bulmadan önce
Hepimiz çocuklar gibi korkuyorduk
Geyikli geceyi hep bilmelisiniz
Yeşil ve yabani uzak ormanlarda
Güneşin asfalt sonlarında batmasıyla ağırdan
Hepimizi vakitten kurtaracak
Bir yandan toprağı sürdük
Bir yandan kaybolduk
Gladyatörlerden ve dişlilerden
Ve büyük şehirlerden
Gizleyerek yahut döğüşerek
Geyikli geceyi kurtardık
Evet kimsesizdik ama umudumuz vardı
Üç ev görsek bir şehir sanıyorduk
Üç güvercin görsek Meksika geliyordu aklımıza
Caddelerde gezmekten hoşlanıyorduk akşamları
Kadınların kocalarını aramasını seviyorduk
Sonra şarap içiyorduk kırmızı yahut beyaz
Bilir bilmez geyikli gece yüzünden
"Geyikli gecenin arkası ağaç
Ayağının suya değdiği yerde bir gökyüzü
Çatal boynuzlarında soğuk ayışığı"
ister istemez aşkları hatırlatır
Eskiden güzel kadınlar ve aşklar olmuş
Şimdi de var biliyorum
Bir seviniyorum düşündükçe bilseniz
Dağlarda geyikli gecelerin en güzeli
Hiçbir şey umurumda değil diyorum
Aşktan ve umuttan başka
Bir anda üç kadeh ve üç yeni şarkı
Belleğimde tüylü tüylü geyikli gece duruyor
Biliyorum gemiler götüremez
Neonlar ve teoriler ısıtamaz yanını yöresini
Örneğin Manastır'da oturur içerdik iki kişi
Ya da yatakta sevişirdik bir kadın bir erkek
Öpüşlerimiz gitgide ısınırdı
Koltukaltlarımız gitgide tatlı gelirdi
Geyikli gecenin karanlığında
Aldatıldığımız önemli değildi yoksa
Herkesin unuttuğunu biz hatırlamasak
Gümüş semaverleri ve eski şeyleri
Salt yadsımak için sevmiyorduk
Kötüydük de ondan mi diyeceksiniz
Ne iyiydik ne kötüydük
Durumumuz başta ve sonda ayrı ayrıysa
Başta ve sonda ayrı ayrı olduğumuzdandı
Ama ne varsa geyikli gecede idi
Bir bilseniz avuçlarınız terlerdi heyecandan
Bir bakıyorduk akşam oluyordu kaldırımlarda
Kesme avizelerde ve çıplak kadın omuzlarında
Büyük otellerin önünde garipsiyorduk
Çaresizliğimiz böylesine kolaydı işte
Hüznümüzü büyük şeylerden sanırsanız yanılırsınız
Örneğin üç bardak şarap içsek kurtulurduk
Yahut bir adam bıçaklasak
Yahut sokaklara tükürsek
Ama en iyisi çeker giderdik
Gider geyikli gecede uyurduk
"Geyiğin gözleri pırıl pırıl gecede
imdat ateşleri gibi ürkek telaşlı
Sultan hançerleri gibi ayışığında
Bir yanında üstüste üstüste kayalar
Öbür yanında ben"
Ama siz zavallısınız ben de zavallıyım
Eskimiş şeylerle avunamıyoruz
Domino taşları ve soğuk ikindiler
Çiçekli elbiseleriyle yabancı kalabalık
Gölgemiz tortop ayakucumuzda
Sevinsek de sonunu biliyoruz
Borçları kefilleri ve bonoları unutuyorum
ikramiyeler bensiz çekiliyor dünyada
Daha ilk oturumda suçsuz çıkıyorum
Oturup esmer bir kadını kendim için yıkıyorum
iyice kurulamıyorum saçlarını
Bir bardak şarabı kendim için içiyorum
"Halbuki geyikli gece ormanda
Keskin mavi ve hışırtılı
Geyikli geceye geçiyorum"
Uzanıp kendi yanaklarımdan öpüyorum.
Turgut Uyar Geyikli Gece.
Yaslan göğsüme sevdiğim
Benim gönlüm gök gibidir açık deniz gibidir
Pas tutmaz benim içim yeryüzü gibidir.
Benim gönlüm gök gibidir açık deniz gibidir
Pas tutmaz benim içim yeryüzü gibidir.
bahçelerde maydanoz
ve de gazoz
gel bize
bazı bazı hayatımı özetleyen en önemli şiirdir.
ve de gazoz
gel bize
bazı bazı hayatımı özetleyen en önemli şiirdir.
Bilmem ki nasıl anlatsam;
Nasıl, nasıl, size derdimi !
Bir dert ki yürekler acısı,
Bir dert ki düşman başına.
Gönül yarası desem…
Değil !
Ekmek parası desem…
Değil !
Bir dert ki…
Dayanılır şey değil.
Nasıl, nasıl, size derdimi !
Bir dert ki yürekler acısı,
Bir dert ki düşman başına.
Gönül yarası desem…
Değil !
Ekmek parası desem…
Değil !
Bir dert ki…
Dayanılır şey değil.
Sen ben sin,
Ben sen im,
Ama sen benim degilsin.
Yağmur gözyaşlarım,
Gök gürültüsü kalbim,
Sağnak sağnak yağsa da yüreğime,
Sen benim degilsin.
Sen misin?
Bir ömür tükettiğim yanında?
Ben miydim?
Ölümü bile göze aldığın zamanında,
Bil ki her kalbimin ağrıdığında,
Hayal etmem yasak ama,
Hayal ediyorum,
Ve biliyorum ki!
Artık sen benim degilsin...!!!
Ben sen im,
Ama sen benim degilsin.
Yağmur gözyaşlarım,
Gök gürültüsü kalbim,
Sağnak sağnak yağsa da yüreğime,
Sen benim degilsin.
Sen misin?
Bir ömür tükettiğim yanında?
Ben miydim?
Ölümü bile göze aldığın zamanında,
Bil ki her kalbimin ağrıdığında,
Hayal etmem yasak ama,
Hayal ediyorum,
Ve biliyorum ki!
Artık sen benim degilsin...!!!
Nazım Hikmet
Bir Fotoğrafa.
Bir Fotoğrafa.
pencereyi kapama,
gök dolabilir içeri.
sen neyi görebilirsin,
ıslak bir bulutun ağışını mı?
pencereyi kapama,
kuş dolabilir içeri.
sen neyi taşıyabilirsin,
kırık bir dalın yükünü mü?
Pencereyi aç,
soluğun çıksın dışarı,
sen büyütmedin mi ciğerinde onu?
Kokusu hayatı yıkasın diye.
Pencereyi aç,
sesin sarsın dünyayı,
duyulur elbet ta ötelerden,
Yürek kendini tanır.
Arkadaş Zekai Özger
gök dolabilir içeri.
sen neyi görebilirsin,
ıslak bir bulutun ağışını mı?
pencereyi kapama,
kuş dolabilir içeri.
sen neyi taşıyabilirsin,
kırık bir dalın yükünü mü?
Pencereyi aç,
soluğun çıksın dışarı,
sen büyütmedin mi ciğerinde onu?
Kokusu hayatı yıkasın diye.
Pencereyi aç,
sesin sarsın dünyayı,
duyulur elbet ta ötelerden,
Yürek kendini tanır.
Arkadaş Zekai Özger
Gündemdeki Haberler
güncel Önemli Başlıklar
