bugün
- yazarların benzedikleri ünlüler5
- seksenlerde nasıl görünürdüm trend i14
- kuşburnu marmelatı3
- s'i l v'e r m'i s t35
- nasıl birisiniz7
- türkçe 25000 kelimeden oluşan kısıtlı bir dildir10
- lan birak ayak yapmayi3
- sürekli geçmişe dönmek isteyen insan5
- bugünkü halinden memnun olan insan4
- al sözlükteki bütün amlar senin olsun3
- enayimiknatisii34
- true koş2
- bir anda gelen temizlik perileri2
- doğru kişiyle yanlış zamanda karşılaşmak6
- muslettin amca10
- uzungöl2
- modern dünyanın en büyük sorunu2
- kızılcık marmelatı2
- makarna ve kömüre oy satan insan2
- gelecek seçimlerde akepenin beklentisi2
- tuvalette nasıl görünürdün trendi2
- anın görüntüsü26
- yazarlar 70 lerde yaşasaydı nasıl görünürdü3
- iso sana da selam2
- her şeyi hatırlayan insan4
- sürekli gelen trollerle uğraşmamız4
- arapperestlerin dünyaya katkısı2
- ansızın gelen benim burada ne işim var hissi3
- serhat kılıç24
- tusubasanın türkiye maçında attığı gol2
- davar tereyağı4
- bazı insanların sizi değiştirmesi4
- ben bu yazıyı seri eksicime yazdım4
- yörük kızı15
- uludağ sözlük size ne kattı23
- kız düşürmenin kısa yolu15
- calmernow ai anxiety and calm2
- pum pum çorbası7
- istanbul da yasa dışı bahis operasyonu2
- sözlük kızlarının entrylerinin hep artılanması13
- mercimek çorbası içen kadın14
- tc'ye vatandaşlk bağıyla bağlı olan herkes türktür8
- reenkarnasyon4
- sarı şeker yargılanmalıdır16
- fusya semsiyeli yabanci26
- sözlüğün en masum yazarları16
- 08 eylül 2026 üsküdar da başkan vekili seçimi4
- yazarların 80 lerde nasıl göründüğü19
- sikişirken sigara içen kadın6
- pankek mi pişi mi10
Ebedi gecesinde bu dönüşsüz seferin
Hep başka sahillere doğru sürüklenen biz
tıklayın, destekleyin:
Zaman adlı denizde bir gün, bir lahza için
Demirleyemez miyiz?
Ey göl, henüz aradan bir sene geçti ancak,
Seyrine doyamadığı o canım su yanında
Bir gün onu üstünde gördüğün şu taşa bak
Oturdum tek başıma!
Altında bu kayanın yine böyle inlerdin,
Yine böyle çarpardı dalgaların bu yara,
Ve böyle serpilirdi rüzgarla köpüklerin
O güzel ayaklara.
Ey göl hatırında mı? Bir gece sükut derin,
Çıt yoktu su üstünde, gök altında, uzakta
Suları usul usul yaran kürekçilerin
Gürültüsünden başka
Birden şu yeryüzünden bilmediği bir nefes
Büyülenmiş sahilin yankısıyla inledi.
Sular kulak kesildi, o hayran olduğum ses
Şu sözleri söyledi:
''Zaman dur artık geçme, bahtiyar saatler siz
Akmaz olunuz artık!
En güzel günümüzün tadalım o süreksiz
Hazlarını azıcık!''
''Ne kadar talihsizler size yalvarır her gün
Hep onlar için akın;
Günlerle birlikte dertlerini götürün,
Mesutları bırakın.''
''Nafile isteyişim geçen saniyeleri
Akıp gidiyor zaman;
Geceye ''daha yavaş'' deyişim boş, tan yeri
Ağaracak birazdan''
''Sevişmek! Hep sevişmek! Akıp giden saatin
Kadrini bilmeliyiz!
insan için liman yok, sahil yok zaman için,
O geçer biz göçeriz!''
Kıskanç zaman, kabil mi sevginin kucak kucak
Bize sevgi sunduğu sarhoş edici anlar,
Kabil mi uzaklara uçup gitsin çabucak
Matem günleri kadar...
Nasıl olur kalmasın bir iz avcumuzda?
Nasıl yok olur her şey büsbütün silinerek?
Demek vefasız zaman, o demleri bir daha
Geri getirmeyecek...
Loş uçurumlar: mazi, loşluklar, sonrasızlık,
Acaba neylersiniz yuttuğunuz günleri?
Alıp götürdüğünüz derin hazları artık
Vermez misiniz geri?
Ey göl! Dilsiz kayalar! Mağaralar! Kuytu orman!
Siz ki zaman esirger, tazeler havasını,
Ne olur ey tabiat, o günlerin saklasan
Bari hatırasını!
Sakin demler de olsun, deli rüzgar da olsun
Güzel göl etrafını süsleyen oyalarda,
O kapkara camlarda, sularına upuzun
Dökülen kayalarda!
ister meltemlerinde, ister ürperişle esen
Seslerde, ister uzak ister yakında olsun,
Yahut gümüş pullarla sular üstünde yüzen
Ay ışığında olsun!
Kuduran fırtınalar, sazlar bize dert yanan,
Meltemini dolduran kokular, hep beraber,
Ne varsa işitilen, duyulan ve koklanan,
Desin ki: ''Seviştiler.'' *
Hep başka sahillere doğru sürüklenen biz
tıklayın, destekleyin:
Zaman adlı denizde bir gün, bir lahza için
Demirleyemez miyiz?
Ey göl, henüz aradan bir sene geçti ancak,
Seyrine doyamadığı o canım su yanında
Bir gün onu üstünde gördüğün şu taşa bak
Oturdum tek başıma!
Altında bu kayanın yine böyle inlerdin,
Yine böyle çarpardı dalgaların bu yara,
Ve böyle serpilirdi rüzgarla köpüklerin
O güzel ayaklara.
Ey göl hatırında mı? Bir gece sükut derin,
Çıt yoktu su üstünde, gök altında, uzakta
Suları usul usul yaran kürekçilerin
Gürültüsünden başka
Birden şu yeryüzünden bilmediği bir nefes
Büyülenmiş sahilin yankısıyla inledi.
Sular kulak kesildi, o hayran olduğum ses
Şu sözleri söyledi:
''Zaman dur artık geçme, bahtiyar saatler siz
Akmaz olunuz artık!
En güzel günümüzün tadalım o süreksiz
Hazlarını azıcık!''
''Ne kadar talihsizler size yalvarır her gün
Hep onlar için akın;
Günlerle birlikte dertlerini götürün,
Mesutları bırakın.''
''Nafile isteyişim geçen saniyeleri
Akıp gidiyor zaman;
Geceye ''daha yavaş'' deyişim boş, tan yeri
Ağaracak birazdan''
''Sevişmek! Hep sevişmek! Akıp giden saatin
Kadrini bilmeliyiz!
insan için liman yok, sahil yok zaman için,
O geçer biz göçeriz!''
Kıskanç zaman, kabil mi sevginin kucak kucak
Bize sevgi sunduğu sarhoş edici anlar,
Kabil mi uzaklara uçup gitsin çabucak
Matem günleri kadar...
Nasıl olur kalmasın bir iz avcumuzda?
Nasıl yok olur her şey büsbütün silinerek?
Demek vefasız zaman, o demleri bir daha
Geri getirmeyecek...
Loş uçurumlar: mazi, loşluklar, sonrasızlık,
Acaba neylersiniz yuttuğunuz günleri?
Alıp götürdüğünüz derin hazları artık
Vermez misiniz geri?
Ey göl! Dilsiz kayalar! Mağaralar! Kuytu orman!
Siz ki zaman esirger, tazeler havasını,
Ne olur ey tabiat, o günlerin saklasan
Bari hatırasını!
Sakin demler de olsun, deli rüzgar da olsun
Güzel göl etrafını süsleyen oyalarda,
O kapkara camlarda, sularına upuzun
Dökülen kayalarda!
ister meltemlerinde, ister ürperişle esen
Seslerde, ister uzak ister yakında olsun,
Yahut gümüş pullarla sular üstünde yüzen
Ay ışığında olsun!
Kuduran fırtınalar, sazlar bize dert yanan,
Meltemini dolduran kokular, hep beraber,
Ne varsa işitilen, duyulan ve koklanan,
Desin ki: ''Seviştiler.'' *
ö'lüsünün ingilizcesi: lake
kastamonu'da bulunan öğretmen lisesi.
tatlı tuzlu acı gibi çeşitleri olan denizlerden küçük su birikintileri.
abant'ta bulunan dört mevsim resmedilesi, fotoğrafı çekilesidir.
7si bir arada bulunanı, yedigöller ise gidilesi kamp yapılasıdır.
tuzu bol olanı, tuz gölü ise garip... içinde yürü yürü gidilesidir.
7si bir arada bulunanı, yedigöller ise gidilesi kamp yapılasıdır.
tuzu bol olanı, tuz gölü ise garip... içinde yürü yürü gidilesidir.
en güzeli köyceğiz gölüdür.
Kimine göre su parçası,kimine göre aynadan daha güzel gösterir insan siması.
eskiden var olan denizlerin bağlantıları kesilmiş küçük parçaları.
Film.
Asıl adı emine olan Nalan Şeyda (Müjde Ar) adlı şarkıcı, çalışmak için göl kıyısındaki eğridir kasabasına gelir. Sahneye çıktığı gece onu dinlemeye gelen kasabanın ileri gelenlerinden çiftlik sahibi Murat Bey'da (Hakan Balamir) birtakım anılar çağrıştırır.
Ömer Kavur - Selim ileri işbirliğinin ürünü olan filmde,göl kıyısındaki bir kasaba dekorunda yaşana çarpık boyutlu üçlü bir aşk ilişkisinin trajik öyküsü anlatılıyor. Sinemamızda "yatık emine", "yusuf ile kenan", "ah güzel istanbul", "kırık bir aşk hikayesi", "amansız yol", "anayurt oteli" ve "gizli yüz" gibi az ama düzeyli yapıtlar vermiş olan Ömer kavur, kendi yapımevi adına 1982'de gerçekleştirdiği filmde ilginç bir üslup denemesine girişiyor. Anlaşılması oldukça güç fantastik öğeler de içeren "göl" filmi farklı yapısı, değişik biçim denemeleriyle seyirciyi zaman zaman zorlayan hatta şaşırtan, ilgisiz kalınmayacak özgün bir çalışma.
"Göl"ün öyküsü, yörenin varlıklı, güçlü adamının toprak beyi murat'ın karmaşık ruhsal yapısı, hastalıklı kişiliği üzerine oturtulmuş . Bununla çılgınlığa ulaşan tutku, egemen çevreden gelen baskı ve şiddet geniş boyutlarıyla yansıtılmaya çalışılmış.
"göl", 1982 Siyad'ın seçtiği ilk beş film arasına girdi. Selim ileri en iyi senaryo, Hakan balamir en iyi oyuncu ödüllerini aldılar.
Yönetmen : Ömer Kavur
Senaryo : Selim ileri
Görüntü : Salih Dikişçi
müzik : Atilla Özdemiroğlu
Oyuncular : Müjde Ar, Hakan Balamir, Talat Bulut, Orhan çağman, Mehmet Esen, Ferda ferdağ
1982, Alfa Film Yapımı.
Asıl adı emine olan Nalan Şeyda (Müjde Ar) adlı şarkıcı, çalışmak için göl kıyısındaki eğridir kasabasına gelir. Sahneye çıktığı gece onu dinlemeye gelen kasabanın ileri gelenlerinden çiftlik sahibi Murat Bey'da (Hakan Balamir) birtakım anılar çağrıştırır.
Ömer Kavur - Selim ileri işbirliğinin ürünü olan filmde,göl kıyısındaki bir kasaba dekorunda yaşana çarpık boyutlu üçlü bir aşk ilişkisinin trajik öyküsü anlatılıyor. Sinemamızda "yatık emine", "yusuf ile kenan", "ah güzel istanbul", "kırık bir aşk hikayesi", "amansız yol", "anayurt oteli" ve "gizli yüz" gibi az ama düzeyli yapıtlar vermiş olan Ömer kavur, kendi yapımevi adına 1982'de gerçekleştirdiği filmde ilginç bir üslup denemesine girişiyor. Anlaşılması oldukça güç fantastik öğeler de içeren "göl" filmi farklı yapısı, değişik biçim denemeleriyle seyirciyi zaman zaman zorlayan hatta şaşırtan, ilgisiz kalınmayacak özgün bir çalışma.
"Göl"ün öyküsü, yörenin varlıklı, güçlü adamının toprak beyi murat'ın karmaşık ruhsal yapısı, hastalıklı kişiliği üzerine oturtulmuş . Bununla çılgınlığa ulaşan tutku, egemen çevreden gelen baskı ve şiddet geniş boyutlarıyla yansıtılmaya çalışılmış.
"göl", 1982 Siyad'ın seçtiği ilk beş film arasına girdi. Selim ileri en iyi senaryo, Hakan balamir en iyi oyuncu ödüllerini aldılar.
Yönetmen : Ömer Kavur
Senaryo : Selim ileri
Görüntü : Salih Dikişçi
müzik : Atilla Özdemiroğlu
Oyuncular : Müjde Ar, Hakan Balamir, Talat Bulut, Orhan çağman, Mehmet Esen, Ferda ferdağ
1982, Alfa Film Yapımı.
(bkz: göl olur)
(bkz: finlandiya)
yeryüzündeki tatlı suların %87 sini oluşturan su toplulukları.
nasreddin hoca nın verdiği unutulmaz ayarın öznesi. ayar sadece insana mı verilir sanıyorsunuz, adam göle ayar vermiş mayasıyla.
marifet doğaya ayar vekmekte.
marifet doğaya ayar vekmekte.
(bkz: mogan gölü)
bazen manzarası, en güzel deniz manzarasından daha güzel olabilen yeryüzü oluşumu.
bir alphonse de lamartine şiiri.
Ebedi gecesinde bu dönüşsüz seferin
Hep başka sahillere doğru sürüklenen biz
Zaman adlı denizde bir gün bir lahza için
Demirleyemez miyiz?
Ey göl, henüz aradan bir sene geçti ancak,
Seyrine doymadığı o canım su yanında
Bir gün onu üstünde gördüğün şu taşa bak,
Oturdum tek başıma!
Altında bu kayanın yine böyle inlerdin;
Yine böyle çarpardı dalgaların bu yara,
Ve böyle serpilirdi rüzgarlarla köpüklerin
O güzel ayaklara.
Ey göl, hatırında mı? Bir gece sükut derin,
Çıt yoktu su üstünde, gök altında, uzakta,
Suları usul usul yaran kürekçilerin
Gürültüsünden başka.
Birden şu yer yüzünün bilmediği bir nefes
Büyülenmiş sahilin yankısıyla inledi
Sular kulak kesildi, o hayran olduğum ses
Şu sözleri söyledi;
‘‘Zaman, dur artık geçme, bahtiyar saatler, siz
Akmaz olunuz artık!
En güzel günümüzün tadalım o süreksiz
Hazlarını azıcık!
Ne kadar talihsizler size yalvarır her gün,
Hep onlar için akın;
Günleriyle birlikte dertlerini götürün,
Mesutları bırakın.
Nafile isteyişim geçen saniyeleri;
Akıp gidiyor zaman.
Geceye:‘‘Daha yavaş! ’’ deyişim boş; tan yeri
Ağaracak birazdan.
Sevişmek! Hep sevişmek! akıp giden saatin
Kadrini bilmeliyiz!
insan için liman yok, sahil yok zaman için,
O geçer, biz göçeriz! ..’’
Kıskanç zaman,kabil mi sevginin kucak kucak
Bize zevki sunduğu sarhoş edici anlar,
Kabil mi uzaklara uçup gitsin çabucak
Matem günleri kadar?
Nasıl olur kalmasın bir iz avucumuzda?
Nasıl yok olur her şey büsbütün silinerek?
Demek vefasız zaman o demleri bir daha
Geri getirmeyecek?
Loş uçurumlar: mazi, boşluklar, sonrasızlık,
Acaba neylersiniz yuttuğunuz günleri?
Alıp götürdüğünüz derin hazları artık
Vermez misiniz geri?
Ey göl! dilsiz kayalar! mağaralar! kuytu orman!
Siz ki zaman esirger, tazeler havasını,
Ne olur, ey tabiat o günlerin saklasan
Bari hatırasını!
Sakin demlerde olsun, deli rüzgarda olsun,
Güzel göl, etrafını süsleyen oyalarda,
O kapkara çamlarda, sularına upuzun
Dökülen kayalarda!
ister meltemlerinde, bir ürperişle esen
Seslerde, ister uzak ister yakında olsun,
Yahut gümüş pullarla sular üstünde yüzen
Ay ışığın olsun!
Kuduran fırtınalar, sazlar bize dert yanan,
Meltemini dolduran kokular, hep beraber,
Ne varsa işitilen, görülen ve koklanan,
Desin ki: ‘‘Seviştiler! ’’
Ebedi gecesinde bu dönüşsüz seferin
Hep başka sahillere doğru sürüklenen biz
Zaman adlı denizde bir gün bir lahza için
Demirleyemez miyiz?
Ey göl, henüz aradan bir sene geçti ancak,
Seyrine doymadığı o canım su yanında
Bir gün onu üstünde gördüğün şu taşa bak,
Oturdum tek başıma!
Altında bu kayanın yine böyle inlerdin;
Yine böyle çarpardı dalgaların bu yara,
Ve böyle serpilirdi rüzgarlarla köpüklerin
O güzel ayaklara.
Ey göl, hatırında mı? Bir gece sükut derin,
Çıt yoktu su üstünde, gök altında, uzakta,
Suları usul usul yaran kürekçilerin
Gürültüsünden başka.
Birden şu yer yüzünün bilmediği bir nefes
Büyülenmiş sahilin yankısıyla inledi
Sular kulak kesildi, o hayran olduğum ses
Şu sözleri söyledi;
‘‘Zaman, dur artık geçme, bahtiyar saatler, siz
Akmaz olunuz artık!
En güzel günümüzün tadalım o süreksiz
Hazlarını azıcık!
Ne kadar talihsizler size yalvarır her gün,
Hep onlar için akın;
Günleriyle birlikte dertlerini götürün,
Mesutları bırakın.
Nafile isteyişim geçen saniyeleri;
Akıp gidiyor zaman.
Geceye:‘‘Daha yavaş! ’’ deyişim boş; tan yeri
Ağaracak birazdan.
Sevişmek! Hep sevişmek! akıp giden saatin
Kadrini bilmeliyiz!
insan için liman yok, sahil yok zaman için,
O geçer, biz göçeriz! ..’’
Kıskanç zaman,kabil mi sevginin kucak kucak
Bize zevki sunduğu sarhoş edici anlar,
Kabil mi uzaklara uçup gitsin çabucak
Matem günleri kadar?
Nasıl olur kalmasın bir iz avucumuzda?
Nasıl yok olur her şey büsbütün silinerek?
Demek vefasız zaman o demleri bir daha
Geri getirmeyecek?
Loş uçurumlar: mazi, boşluklar, sonrasızlık,
Acaba neylersiniz yuttuğunuz günleri?
Alıp götürdüğünüz derin hazları artık
Vermez misiniz geri?
Ey göl! dilsiz kayalar! mağaralar! kuytu orman!
Siz ki zaman esirger, tazeler havasını,
Ne olur, ey tabiat o günlerin saklasan
Bari hatırasını!
Sakin demlerde olsun, deli rüzgarda olsun,
Güzel göl, etrafını süsleyen oyalarda,
O kapkara çamlarda, sularına upuzun
Dökülen kayalarda!
ister meltemlerinde, bir ürperişle esen
Seslerde, ister uzak ister yakında olsun,
Yahut gümüş pullarla sular üstünde yüzen
Ay ışığın olsun!
Kuduran fırtınalar, sazlar bize dert yanan,
Meltemini dolduran kokular, hep beraber,
Ne varsa işitilen, görülen ve koklanan,
Desin ki: ‘‘Seviştiler! ’’
radikal bir değişim yapıp gökyüzüne çıkması gereken ölmüş hayatlar toplamıdır.
Şarkıcı Nalan Şeyda program yapmak için bir kasabaya gelir. Kasabanın gazinosunda sahneye çıktığı gece Murat Ağa onu izler. Büyük toprak beyi Murat, Nalan' ı görür görmez çılgına döner. Çünkü Nalan, Murat' ın bir süre önce gölde yaşamına son veren karısı Sabiha' ya benzemektedir. Karısının ölümünden sonra bunalıma giren Murat, onun bir gün döneceği inancındadır. Bu şaşırtıcı benzerlik yüzünden Murat, gazinoyu terk eder. Garip bir rastlantı ile bu sefer Nalan, Murat' ın bulunduğu kasabaya gider. Karısının döndüğünü zanneden Murat, Nalan' ı zorla evine kapatır. Karısının ölümü sadist bir saplantıya dönüşen Murat, Nalan' a sert davranır. Ve Nalan eziyetlere dayanamayarak evden kaçar. Kasabanın fakir balıkçısına sığınır. Aralarında bir yakınlaşma başlar.
Yapımı : 1982 - Türkiye
Tür : Dram
Süre: 91 Dak.
Yönetmen : Ömer Kavur
Oyuncular : Müjde Ar , Talat Bulut , Hikmet Gül , Aydan Burhan , Hakan Balamir
Senaryo : Selim ileri
Yapımcı : Atıf Yılmaz , Ömer Kavur
https://www.youtube.com/watch?v=D9zNZUR6__A
Yapımı : 1982 - Türkiye
Tür : Dram
Süre: 91 Dak.
Yönetmen : Ömer Kavur
Oyuncular : Müjde Ar , Talat Bulut , Hikmet Gül , Aydan Burhan , Hakan Balamir
Senaryo : Selim ileri
Yapımcı : Atıf Yılmaz , Ömer Kavur
https://www.youtube.com/watch?v=D9zNZUR6__A
tatlı su kütlesi.
l harfi yerine t harfi ekleyince bi organ olan kelime.
tatlı su kütlesi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar