bugün

/789
küme düşerse büyüklüğünden çok şey kaybedecek takımdır. taraftarları bunun aksini söylese de, bu kötü bir sezonun ardından küme düşmeye benzemiyor maalesef. eğer bu takım küme düşerse; şike yüzünden düşecek ve bu büyüklüğünden hayli fazla şey kaybettirecek fenerbahçe'ye.
kadrosundaki kaliteli yabancıların terketmek için fırsat aradığı kulüp. bank asya'da başını tutarsınız onları kulüpte gençler.
öncelikle bu yazı sadece futbol şubesiyle ilgilidir. spor kulübü olduğumuzu her fırsatta vurgulayan ben böyle bir yanılgının olmasını istemiyorum.

hâla futbol şubesinin şike yaptığına dair ortada bir kanıt olmamasına rağmen herkes tarafından küme düştü, küme düşürülecek şeklinde cümlelerle tanımlanan kulüptür.

taraftarının ise başından beri duruşu değişmemiştir. "kanıtlayın, cezamızı çekelim. ama aksi takdirde içerde tuttuğunuz o insanları bırakın." görüşü hakimdir. aradan çıkan 3-5 çatlak ses hemen susturulmuş, taraftar da yer yer sessiz, yer yer de çok büyük bir gürültüyle olan bitene tepkisini vermektedir.

süper lig'de 2009-2010 ve 2010-2011 sezonları arasında aslında çok büyük benzerlikler var. şöyle bir geri dönüp bakıp, iyice bir deşince neyin ne olduğu ortaya çıkıyor zaten.

fenerbahçe futbol takımı 2008-2009 sezonunun sonunda enkaz halindeydi. hem mental, hem de fiziksel açıdan. cristoph daum tahminen taraftarı tatmin eden isim değildi teknik direktör seçimi konusunda. ancak takıma kazanma duygusunu tekrar aşıladı. türkiye ligini tanımanın verdiği bir güvenle girdi sezona fenerbahçe. 8'de 8 yaptı. ilk puan kaybının arkasından olaylı galatasaray maçını da kayıpsız geçti. zaten o andaki genel kanı, rakibiyle arasındaki puan farkını açan fenerbahçe'nin daha da şahlanarak arayı açacağı yönündeydi.

pek öyle olmadı. galatasaray maçında çıkan olaylar sebebiyle kulüp 3 maç ceza yedi. takım iskeletinde önemli rolü olan oyuncular da 3-4 maç gibi cezalar aldılar. gardı düşen ve biraz rehavete kapılan fenerbahçe ardarda puan kayıpları yaşadı. ilk devrenin sonuna doğru biraz toparlandı ve ardarda 2 galibiyetle ilk devreyi lider kapadı.

ikinci devreye başlandığında fenerbahçe ilk iki haftayı kayıpsız geçti. sonraki haftalarda puan kayıpları yaşadı evet, ama takımın iyi oynadığı söyleniyor ve bu şekilde sonuca ulaşabileceği konuşuluyordu. işler pek öyle gitmedi tabii yine. 21. haftada liderliği kaybeden fenerbahçe, sonraki hafta 3. sıraya, 25. haftada da takımın sezon boyunca en kötü derecesi olan 4. sıraya geriledi.

bu haftadan sonra müthiş bir çıkış başladı. fenerbahçe yüksek mücadele gücüyle, takım savunmasıyla maçlar kazanmaya başladı. bu galibiyet serisi başlayınca fenerbahçe yükselişe geçti alarmı devreye girdi. her türlü medyada fenerbahçe aleyhinde haberler yapılmaya başlandı. aziz yıldırım'ın hakem satın aldığı, oyuncu satın aldığı yazıldı çizildi. derken siyasetçiler işin içine karıştı. meclis başkanı işi fenerbahçe'nin attığı goller şaibeli demeye kadar götürdü. bu mide bulandırıcı oyun son haftaya kadar devam etti. "lig şaibeli, kirli, temizlik lazım, fenerasyon" terimleri son hafta şampiyonluğun gitmesiyle unutuldu.

peki ne oldu? ligimiz birdenbire tertemiz oldu!!! fenerbahçe'nin büyük bir yıkıma sürükleneceği düşünüldü, rakipler çok müthiş transferler yaptı, herkes yine şampiyonluğun en büyük adayı oldu birden bire.

fenerbahçe futbol takımı 2010-2011 sezonuna başladığında enkazdan öte bir haldeydi. psikolojik olarak göçmüş, fiziksel olarak bitmiş, darmadağın olmuş bir haldeydi. avrupa kupalarından elenildi, büyük maç kazanılamadı, anlamsız puanlar kaybedildi ve liderin 9 puan gerisine düşüldü. türkiye kupasından elenmek bir yana, bu elenme yeni malatyaspor'a yenilmeyle geldi.

her inişin bir çıkışı vardır. fenerbahçe takımı bunu önceki yıl başarmış ama sonunu getirememişti. 23. haftadan itibaren takım yenilmemiş, sadece iki kez puan kaybetmişti. oyuncular kenetlendi, yönetim destek oldu ve o kocaman adam hepsini bir araya getirip 17 maçta da yenilmemeyi başardı. hem de sadece bir kez puan kaybederek! fenerbahçe havada*, karada* ve denizde* kazanmış, bir tek rezalet bir hakem yönetiminin olduğu maçta bursaspor'a diş geçirememişti.

peki fenerbahçe kazanmaya başlayınca, puan farkı kapanınca neler oldu? yine herkes bir anda ligin ne kadar kirli olduğundan, futbol kalitesinin düştüğünden, şaibenin hırla gürle gittiğinden bahseder oldu. bakanlar, milletvekilleri, gazeteciler, televizyoncular, objektif olmaları gerekirken trabzonspor'un şampiyonluğunu istediklerini korkusuzca söyleyebildiler. peki ya bu temenniler fenerbahçe için bir kişi tarafından dile getirilseydi ne olurdu? linç kampanyası başlardı anında!

fenerbahçe bu oyunu bozdu ve şampiyon oldu. en büyük delilimiz alın terimiz diye içleri rahat bir şekilde bunu söyleyebiliyor oyuncular. çünkü oyun onların şampiyon olmaması üzerine kuruluydu ama olmadı.

peki fenerbahçe'nin şikeyle suçlanması, aziz yıldırım'ın içeri alınması, en önemli yöneticilerin onunla birlikte içerde tutulması neden? birçok teori var ortada.

fenerbahçe spor kulübü bu ülke standartlarının üzerinde gelişmiş ve istikrarlı büyümesi devam eden bir kurumdur. maddi sıkıntı söz konusu değildir ve söz konusu da olamaz. bu istikrarlı büyüme birilerinin iştahını kabartmıştır mutlaka. işte bu yüzden de bu sistemin temelini atan aziz yıldırım'ın altını oymaya başladılar. medyada mide bulandırıcı bir iğrençlikte bir linç kampanyası başlatıldı. fenerbahçe şikeci, şaibeci, dendi. "küme düştü" diye atılıp tutuldu. olmayan belgeler, deliller var dendi, kamuoyunun gözünde fenerbahçe'nin itibarı zayıflatıldı, hakkında yalan bile olamayacak kadar rezil haberler yapıldı. birkaç tetikçi çıkıp kesin cümleler kurdu tvlerde milyonların karşısında.

peki fenerbahçe taraftarı ne yaptı? tepkisini gösterdi tabii ki. gerek sessiz, gerek sesli, gerek sakince, gerektiğinde de çılgınca.

ama siz bezelye beyinliler onu bile algılayamadınız!

bunun bir şike soruşturması olmadığını,
öyle olsaydı suç üstü yapılması gerektiğini,
şayet doğruysa seçim zamanıda yapılması gerektiğini,
ama 20 milyon oy kaybetmemek için o zaman yapılmadığını,
bütün bu olanların aslında fenerbahçe üzerinden gündem değiştirme olduğunu,
ülkenin siyasi ve ekonomik açıdan yokuş aşağı gittiğinin üzerinin böyle şerefsizce bir saldırıyla örtüldüğünü,

an-la-ma-dı-nız!

zaten karşı tarafta erman toroğlu, rasim ozan kütahyalı, mehmet baransu, serhat ulueren ve benzeri isimlerin olması, bizim doğru tarafta olduğumuzun göstergesidir.

hani barcelona için diyorlar ya "bir kulüpten daha fazlası" diye. işte fenerbahçe ondan bile başka bir şeydir bu son olanlardan sonra.

sakın unutmayın: fenerbahçe taraftarının sessizliği aciziyetten değil, temizleyecek bir pisliğinin olmamasındandır.
ligde kalmak için ibb ile anlaşmaya varıp, yeni sezonda fenerbahçe istanbul büyükşehir belediyesispor ismi ile yola devam etmeyi planlayan kulüp..
http://www.ntvmsnbc.com/id/25236584/
rakipleri tarafından aleyhindeki her lafa inanılan büyük kulüp.
Bir gün biri çıkıp "renkleri aslında yeşil mor" dese, bu adamlar "ulan salaklar yıllardır yanlış formayla oynamışsınız" diyecekler.
O derece gerizekalı rakipleri vardır. Kendilerine sorsan aslında sadece ukalalığımıza takmışlardır da, bir ego yüksekliğine bu kadar takıyorsan senin psikolojini ne yapacağız?
26 gündür, burnu boktan çıkmayan kulüp.
galatasaray'a yapılan stada "beleş" diye laf atarken şimdi de ibb'nin sırtına binmeye çalışan kulüp. adamlar sorarlar ataşehirdeki salon'un arazisi nasıl alındı diye ama nerde.
eğer düşmeleri durumunda herhangi bir şark kurnazlığına kalkışırlarsa (ibb ile yapılması konuşulanları kastediyorum) türk halkının ve taraftarının gözünde kalan son nebze değerini de kaybedecek olan kulüp. koskoca fenerbahçe'nin adı ibb ile değiştirilecek öyle mi? bir gsli olarak benim içim bile bu rezilliğe el vermezken bunu yapabilecekse eğer fenerbahçe, yaparsa, ömrümün sonuna kadar bir daha bu reziller için ezeli rakip falan demem, bir sikim olmadıklarını kanıtlamak dışında bir iş yapmamış olurlar.

ek: ibb fenerbahçe değil de ibn fenerbahçe daha çok yakışır sanırım isim değişikliğinden sonra.
eğer ibb ile isim değişikliğine giderek ligde kalırsa, tribünlerde bol bol "ibb'ne fener" pankartlarını görmemize sebep olacak kulüp.

umarım böyle bir hataya düşmezler.
oynadıkları tarihi stadın ismi finönü olduğunda tribünde "quaaareeeeessmmaaaaa" diye tepki verenlerin, sadece bir hülle dedikodusundan ibaret haberler üzerinden bok atmaya çalıştığı kulüp.
Fenerbahçe sahipsiz değil, kimse bizi kayseri erciyesspor la karıştırmasın.
görüyorum da fenerbahçeyi,fenerbahçelilerden daha çok düşünenler var. ah canlarım benim! neymşi şunla anlaşma yaparsa son itibarını kaybecekmiş yok neymiş düşücekse şerefiyle düşsünmüş. siz ne kadar çok seviyormuşsunuz öyle. hanimiş benim canlarım!
görüyorum da çıkan haberleri sindirebilen taraftarlara sahip kulüp. ibb ile fenerbahçe isim değiştirecek diye haber çıkması bile başlı başına bir utanç kaynağı bence; ama anlayana tabi. neyse bu her şeyi sindirebilen taraftar varken ben de fenerbahçe yöneticisi olsam her boku yerdim. ulan bir insan takımı hakkında bu tarz haberler çıkmasından hicap duymaz mı? takımını geçtim, türk futbolunun diğer kaliteli takımlarından biri hakkında haber çıksa utanmaz mı? ben utanıyorum sizin yerinize be, komik adamcıklar sizi. dedim ya yönetim az bile yapmış.

ek: bak altını çize çize tekrar tekrar diyorum. haberin gerçek olması apayrı bir rezalet, ona kimse bir şey diyemez zaten. eğer bugün fenerbahçe hakkında ibb ile isim değiştirecek diye haberler çıkabiliyorsa dahi bu gerek fener gerekse türk futbolu için utanç vericidir. öyledir. tamam, herkes istediği gibi haber uydurup yazabilir, bunun ben de farkındayım, ama fenerbahçenin bu derece aşağıdan vurulabilecek bir hale getirilmiş oluşu da üzücü. bunu diyorum ama anlayan yok ki.
şike operasyonu, aziz yıldırım, hastane, aykut kocaman ilk aklıma gelenler. Bir de şampiyon olmuşlardı, değil mi ?
görüyorum da hala gazatede çıkan her habere inanan gerizekalı kişiler var.
(bkz: Fenerbahçe Ş K)
bir temmuz ayında bitirilmiş takımdır.

kardeşim bizi isterseniz 3. lige düşürün ama çabuk olun.

savcı belgeleri yollamış başkan içerde zaten kesin biletimizi artık.

hergün abuk sabuk haberler yapılıyor hergün biraz daha yıpratılıyoruz.

başımızda ben de fenerbahçeliyim diyen bir başbakanımız var ama kendisi de izler olmuş bu durumu.

tff kararları açıklasın biran önce.
eğer şike yaptıklaır gerçekse (şu an deliller incelenmekte) ve küme düşerlerse şimdiki taraftarlarının büyük çoğunluğunu yitirecek spor kulübüdür. toparlanıp tekrar eski günlerine kavuşması doğru bir yönetimle ancak 3 yılı bulur ve umarım o zamana kadar büyüklüklerinin şike ve türlü düzenbazlıklarla olduğunu anlayıp artık götleri havada dolaşmazlar.
bir gece ansızın 81 düzce, 82 tahkim kurulu, 83 bank asya...

84'ü de bulmuşlar: ibb. vay arkadaş, ne mide varmış sizde.
(bkz: yaprak dökümü)
Şike yapmışsa ve düşüerse hiç bir taraftarını kaybetmeyecek kulüp.
Safra ile taraftarı karıştırmayın. Safrayı atacaksın ki yükselebilesin.
Bu da, ben size söyleyeyim toplam taratar sayısının 25 milyonda bir elin parmağı kadarıdır.
şike soruşturması başından beri neredeyse basının uydurduğu bütün haberlere inananların bok attığı kulüptür. biz bu basından, emenike'nin para saydığı görüntüleri de okuduk, arabaların bagajlarına koyulan para dolu çantaları da, hani nerede o görüntüler? hatta sivasspor yöneticisinin sivas'a deplasmana giden takımların yöneticilerine götürdüğü davetiyelerin olduğu çantayı şike parasını taşıyor diye yazıldığını da okuduk. olmayan delilleri okuduk. yöneticilerin maç öncesi yemeklerini şike toplantısı olarak okuduk. bırakın delilleri, daha tutuklu olanların neden tutuklu olduğunu bile bilmiyoruz biz. bırakın bizi, avukatları bile bilmiyor.

şimdi de ibb ile birleşmeden bahsediliyormuş. soruşturmayla fenerbahçe'nin itibarı zedelenmiş olabilir ama o kadar da değil, taraftar buna müsade etmez. hani delinin biri bir kuyuya taş atmış hesabı basının bizzat uydurduğu haberlere inanılarak fenerbahçe hakkında ahkam kesenler var. emenike'nin (olmayan!) para sayma görüntülerini hatırlatmak isterim. her sene yaptıkları transfer haberlerinin yüz tanesinden ancak bir-iki tanesi tutan spor basınının fenerbahçe aleyhine yaptığı bu haberlere insanlar nasıl itibar eder onu da bilemiyorum.

gerçek taraftar, takımı küme düşerse de peşinden gider zaten. çünkü gerçek taraftarın sevdası çubuklu formayadır, sarıyla lacivertedir. artı suçu ispatlanırsa küme düşürülmesin diyen de yok. ama hala nedir bu bok atmalar anlamadım. yok şerefiyle küme düşmeliymiş de bilmem neymiş. lan zaten şike yaptığı ispatlansa küme düşmeyecek mi bu takım? düşecek. ispatlanmış bir suç yokken bu takım neden küme düşsün? bunu söyleyen zihniyetin mallığına kefilim.

ayrıca sadece bir futbol kulübü değildir, spor kulübüdür. şayet bu soruşturmada futbol takımı aklanırsa sadece ve sadece bu soruşturmadan ağır yaralar almış spor kulübü olacaktır. soruşturma sonunda fenerbahçe suçlu bulunmazsa, ülkenin futbol dışı branşlara en büyük yatırımı yapan ve en fazla milli sporcuya sahip kulübünün ve dolayısıyla Türk sporunun alacağı bu yaranın da nasıl sarılacağı soru işaretidir.
kompleks yaratır:

(bkz: fenerbahçe dünyanın en büyük spor kulübüdür/#12594667)
suçlananların suçunu bile bilmediği adına şike davası denen olaya karıştığı iddia edilen takımım. bu işi yürüten emniyet değil miydi 19 maçta şike oduğunu kesin delillerle ıspatladık diyen. e göz altına alınan, tutuklanan futbolcu sayısı bir elin parmaklarını geçmezken sormazlar mı şike yaptın deme cürretinde bulunan adama " bu 19 maçta ki futbolcular nerede? öyle ya futbolcunun olmadığı bi yerde şike nasıl olacak?" diye

"en büyük delilimiz alın terimiz" diyen sarı laciverli futbolcularımız ne kadar da doğru söylemişlerdir. öyle ya bize gösterdikleri direncin 1/10 unu trabzona gösteremeyen takımlarla mı şike yaptı fenerbahçe? ve bursa başkanının trabzon maçından sonra yaptığı şu açıklama neden gözlerden kaçıp hakkında soruşturmaya gerek duyulmamıştır. o açıklamada bursa başkanının söyledikleri aynen şunlardır " trabzona borcumuzu ödedik". işte bu sözler şikenin kimler tarafından nasıl yapıldığının delilidir. tıpkı sadri şenerin "18 takımın 17 si bizim şampiyonluğumuzu istiyor" demesi gibi...

yok eğer gerçekten şikeye karışmışsak tüm samimiyetimle söylüyorum düşürsünler bizi. verilebilcek en ağır, en büyük ceza verilsin. biz o sarı-lacivert çubuklu formaya gönül verdik düşürülmemiz halinde taraftar sayısında azalma olacağı konusuda tamamen safsatadır. unutulmamalı ki taraftar var taraftarcık ( sadece taraftar gibi görünüp sadece kim liderse onu destekleyen grup ki hemen her takımda böyleleri mevcuttur) var. ve azalacak denilen grup bu taraftarcık kesimidir ki onlara sorsanız bırakın futbolu fenerbahçenin içinde olduğu spor dalarındaki herhangi bir sporcusunun ismini bile bilmezler. biz gerçek fenerbahçeliler o sarı-lacivert çubuklu formaya aşığız ve bizi aşkımızdan mahrum bırakabilecek hiç bir kuvvet yeryüzünde yok.

ve son bir sözüm de fenerbahçe yönetimine; tüm bu olanlardan sonra şikeye karışmadığımıza inandığınız, bildiğiniz halde küme düşürülürsek onlardan tek ricam fenerbahçe futbol şubesini sonsuza dek kapatalım. kapatalm ki hem emniyet hem de savcılık (yargı) makamı türkiye cumhuriyeti var oldukça bu vebalin altinda sonsuza dek kalsın.
''ya bizim suçumuz yok bu bir komplo'' diye ağlayan bAzı taraftarlara sahip takım.
© copyright 2005 - 2026