bugün
- queen ravennadan mesaj var9
- 3 yaşındaki elif'i göz göre göre ezen kadın sürücü9
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı21
- fakir ekeği annesi sevsin8
- kız düşürmenin kısa yolu19
- gocu35
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı7
- günlük 935 lira6
- uludağ sözlük size ne kattı27
- dünya her alanda ilerleyecek5
- al sözlükteki bütün amlar senin olsun9
- karı kıza para yedirir misiniz6
- yeralti edebiyatcisi4
- tek ayak üstünde durabilen kadın5
- sözlük çeteleri3
- entry girerken kendini frenlemek3
- özlem gürses'in gta 6 yorumu3
- veli toplantisi4
- kademeli emeklilik sistemi3
- bu daha büyümüyor mu diyen kız6
- manifestten hangi kızla sevişirdin2
- true askerliğini nerede yaptı sorunsalı3
- star trek günü2
- yedekte feyk hesap tutmak5
- tatlı yapmaya karar vermek2
- s'i l v'e r m'i s t35
- galatasaray'ın sporting maçı kamp kadrosu4
- istanbul da yasa dışı bahis operasyonu4
- seksenlerde nasıl görünürdüm trend i15
- biraderler birader biraderlerdir3
- ismettinho el gurbuzottidini de la biraderritino3
- askerde starbucks bardağıyla komutana selam vermek4
- bir kadının bam teline dokunmak2
- el chadaille bitshiabu11
- türkçe 25000 kelimeden oluşan kısıtlı bir dildir10
- insansı ev robotları2
- nasıl birisiniz7
- yazarların benzedikleri ünlüler5
- queen ravenna adlı yuzır2
- ben bu yazıyı sana yazdım2
- usualsuspect'e uma thurman'ı atıp kaçmak3
- biraderlik hedesi2
- sözlük kızlarının entrylerinin hep artılanması14
- sürekli geçmişe dönmek isteyen insan5
- doğru kişiyle yanlış zamanda karşılaşmak6
- yuhanna2
- vahiy kitabı2
- diyor google2
- geceyedir küsmelerim2
- çomar sürüsü3
katili ölmüştür.
ve bir katilin ölümüyle tekrar yaşamıştır.
bazı insanların yokluğu yıllarca acıtır.
ne zaman dinlesem, kafi gelmez 1 kere.
https://www.youtube.com/watch?v=fDa7kF4-YoM
ve bir katilin ölümüyle tekrar yaşamıştır.
bazı insanların yokluğu yıllarca acıtır.
ne zaman dinlesem, kafi gelmez 1 kere.
https://www.youtube.com/watch?v=fDa7kF4-YoM
(bkz: Mülkiyeliler birliği) genel başkanıdır.
ankara büyükşehir belediyesi mezarlıklar müdürlüğüne göre havasızlıktan ölmüş kişi.
http://mebis.ankara.bel.t...p;ADIIKI=&ILI=GIRESUN
http://mebis.ankara.bel.t...p;ADIIKI=&ILI=GIRESUN
Darbeden akan en masum kan Erdal Eren diye de betimlenmistir.
Yaşı büyütülerek asılan, solcu, devrimci, yaşına rağmen çok mücadele etmiş, bazı insanların pislik ağızlarıyla onun adını ağzına almasından utandigim güzel bir insandır.
80 faşist darbecileri 17 yaşında bir çocuğu asmak için bir günde yaşını büyüttü.
Yitirilen nice canlardan bir, can.
Yitirilen nice canlardan bir, can.
biz de 17 yaşındaydık ama askere polise sıkmadık.
80 darbesinde yaşı büyültülerek masum yere asılan gencecik vatan evladı.
Edit; askere polise sıkmadık diyen vatan haini büyük olasılıkla chpli üstüne atayiz insana söylüyorum darbeci zihniyete sıkmayan hain oğlu haindir ki erdal eren asker de öldürmedi.
Edit; askere polise sıkmadık diyen vatan haini büyük olasılıkla chpli üstüne atayiz insana söylüyorum darbeci zihniyete sıkmayan hain oğlu haindir ki erdal eren asker de öldürmedi.
görsel
Hep çocuk kalarak ölmek dedikleri...
Hep çocuk kalarak ölmek dedikleri...
Sezen Aksu - son bakış.
Bu çocuğa yazılmış şahane bir şarkıdır.
Bu çocuğa yazılmış şahane bir şarkıdır.
faşist bir askeri öldürdüğü söylense de bu ispatlanamamıştır. pisi pisine asılmıştır.
Masum askeri oldurmuş diyenler de 15 temmuz'da masum askerlee öldürülünce seiniz çıkmıyordu ama.
15 temmuz darbe girişiminde askerî öldürüp ülkücü işareti yapan kişiye ne demek, ne yapmak gerek ?
Yaşı büyütülüp idam ettirilen vatansever. Doğum günü kutlu olsun. Unutulmayacak.
yanındakilerin kurbanı olmuştur.
Grup yorum-büyü şarkısını ne zaman dinlesem tüylerim diken diken oluyor, daha 17 yaşında astılar gencecik bedenini! Ailene son yazdığın mektubu okuyup hala daha "iyi oldu askerimizi öldürmüştü pis devrimci" diyenlerin amına koyayım.
Zamanın asla iyileştiremeyeceği yaralar vardır bu memleketin topraklarında.
Bazen ismi değişir, bazen cismi değişir, ama yaralar unutulmaz asla, kanar durur.
Ağustos’un son yaprağı da kopar takvimden ve Eylül girer, hava aldıkça sızlayan bir diş gibi…
Ben her Eylül’de boynuna darağacı asılan çocukları hatırlarım, son bakışı içimize oyuklar açan çocukları…
Sırtından çıkarıp attığın bir hırka gibi soyunabilir misin inancını, dinini, ırkını, etnik kimliğini, politik görüşünü?
Seni, bir diğerinden ayıran ne varsa hemen şimdi kurtulabilir misin ondan?
Sadece ‘insan’ olarak, hiçbir görüşün etkisi altında kalmadan yazalım gel bu yazıyı seninle.
Okunsun diye değil inan, dokunsun diye merhametten yoksun yüreklere.
Sen geçir içinden cümleleri, ben dizeyim yan yana kelimeleri.
Aynı pencereden bakmayalım yine hayata, aynı dine inanmayalım, aynı partiye oy vermeyelim, aynı grubun içerisinde yer almayalım, ama saygı duyalım birbirimize gel!
Kabul etmesek de birbirimizin fikirlerini, ikimiz de her şeyi yapalım birbirimiz için, dile getirebilmek adına inandıklarımızı.
Elli kiloysak eğer, kırk dokuzu merhametmiş gibi yaklaşabilelim birbirimize.
Kızmadan, kırmadan, incitmeden… Bizim de payımıza nar ağacı değil, darağacı düşmüşçesine.
Bak o zaman sen de anlayacaksın, neden on ikisinden vurulan bir Eylül’ün hala içimizi sızlattığını.
insanlığımızı bir kenara bırakıp, siyah gözlüklerle baktığımızda canını acıtıyoruz, sırf bizim gibi düşünmedikleri için diğerlerinin.
Elimize gücü geçirdiğimiz an, gözünün yaşına bakmıyoruz, çocuğun yaşına bakmadığımız gibi!
Sen de yapıyorsun bunu, ben de yapıyorum. Hiç inkâr etme!
işte sırf biz böyle olduğumuz için Eylül’ün faşizmi bitiyor, Temmuz’un faşizmi başlıyor.
Özgür zannediyoruz kendimizi, özgür… Ama aslında sadece iplerimiz uzun.
Ve bir farkı yok aslında bugünün dünden, değişen sadece ipleri tutan eller.
Tiradlı konuşmalar yapsa da her Eylül birileri çıkıp, biz yine ‘Asmasaydık da beslemese miydik?’ repliklerini hatırlatılıyoruz bu çirkin filmin.
Herkes kendi penceresinden bakıyor ve bazıları ‘hala on yedi yaşında’ olanların yaşanmamışlıklarına ahlanıyor.
Daha düşmemişken gönlü bir sevdaya, daha bir mektup bile alamamışken bir sevgiliden, yitip gitti bir çocuk.
Daha tatmamışken bir ayrılığın acısını, bir çocuğun özlemini, bir galibiyetin sevincini, gitti.
Daha başını okşamamışken yavrusunun, daha açmamışken kendi evinin kapısını, çekip gitti.
Yaşını büyütmek, yaşadıklarını uzatmaya yetmemişti aslında, bunu bir biz fark ettik.
Dal gibi incecik bedeniyle, ‘Ölmekten korkmuyorum!’ dedi.
O hep on yedi yaşında kaldı, ölü çocuklar büyümezdi…
Ne fidanları aldı bu topraklar kattı kendisine, yine de gözü doymak bilmedi.
Eli böğründe kaldı bir annenin. Bakakaldı oğlundan geriye kalan yarım paket Bafra sigarasına, bir kol saatine, bir de kaleme…
işte böyleydi bir dönemin hikâyesi… insanlık en büyük acıyı solunda tattı, sağ-a kalması imkânsızdı…
Bazen ismi değişir, bazen cismi değişir, ama yaralar unutulmaz asla, kanar durur.
Ağustos’un son yaprağı da kopar takvimden ve Eylül girer, hava aldıkça sızlayan bir diş gibi…
Ben her Eylül’de boynuna darağacı asılan çocukları hatırlarım, son bakışı içimize oyuklar açan çocukları…
Sırtından çıkarıp attığın bir hırka gibi soyunabilir misin inancını, dinini, ırkını, etnik kimliğini, politik görüşünü?
Seni, bir diğerinden ayıran ne varsa hemen şimdi kurtulabilir misin ondan?
Sadece ‘insan’ olarak, hiçbir görüşün etkisi altında kalmadan yazalım gel bu yazıyı seninle.
Okunsun diye değil inan, dokunsun diye merhametten yoksun yüreklere.
Sen geçir içinden cümleleri, ben dizeyim yan yana kelimeleri.
Aynı pencereden bakmayalım yine hayata, aynı dine inanmayalım, aynı partiye oy vermeyelim, aynı grubun içerisinde yer almayalım, ama saygı duyalım birbirimize gel!
Kabul etmesek de birbirimizin fikirlerini, ikimiz de her şeyi yapalım birbirimiz için, dile getirebilmek adına inandıklarımızı.
Elli kiloysak eğer, kırk dokuzu merhametmiş gibi yaklaşabilelim birbirimize.
Kızmadan, kırmadan, incitmeden… Bizim de payımıza nar ağacı değil, darağacı düşmüşçesine.
Bak o zaman sen de anlayacaksın, neden on ikisinden vurulan bir Eylül’ün hala içimizi sızlattığını.
insanlığımızı bir kenara bırakıp, siyah gözlüklerle baktığımızda canını acıtıyoruz, sırf bizim gibi düşünmedikleri için diğerlerinin.
Elimize gücü geçirdiğimiz an, gözünün yaşına bakmıyoruz, çocuğun yaşına bakmadığımız gibi!
Sen de yapıyorsun bunu, ben de yapıyorum. Hiç inkâr etme!
işte sırf biz böyle olduğumuz için Eylül’ün faşizmi bitiyor, Temmuz’un faşizmi başlıyor.
Özgür zannediyoruz kendimizi, özgür… Ama aslında sadece iplerimiz uzun.
Ve bir farkı yok aslında bugünün dünden, değişen sadece ipleri tutan eller.
Tiradlı konuşmalar yapsa da her Eylül birileri çıkıp, biz yine ‘Asmasaydık da beslemese miydik?’ repliklerini hatırlatılıyoruz bu çirkin filmin.
Herkes kendi penceresinden bakıyor ve bazıları ‘hala on yedi yaşında’ olanların yaşanmamışlıklarına ahlanıyor.
Daha düşmemişken gönlü bir sevdaya, daha bir mektup bile alamamışken bir sevgiliden, yitip gitti bir çocuk.
Daha tatmamışken bir ayrılığın acısını, bir çocuğun özlemini, bir galibiyetin sevincini, gitti.
Daha başını okşamamışken yavrusunun, daha açmamışken kendi evinin kapısını, çekip gitti.
Yaşını büyütmek, yaşadıklarını uzatmaya yetmemişti aslında, bunu bir biz fark ettik.
Dal gibi incecik bedeniyle, ‘Ölmekten korkmuyorum!’ dedi.
O hep on yedi yaşında kaldı, ölü çocuklar büyümezdi…
Ne fidanları aldı bu topraklar kattı kendisine, yine de gözü doymak bilmedi.
Eli böğründe kaldı bir annenin. Bakakaldı oğlundan geriye kalan yarım paket Bafra sigarasına, bir kol saatine, bir de kaleme…
işte böyleydi bir dönemin hikâyesi… insanlık en büyük acıyı solunda tattı, sağ-a kalması imkânsızdı…
Ankara Yukarı Ayrancı'da MHP gaziantep milletvekili cengiz gökçek'in evinin önünde sabah saatlerinde yaptıkları korsan gösteriye müdahale eden inzibatlardan er Zekeriya önge'yi sırtından vurarak şehit eden halkın kurtuluşu h.k. Silahlı militanı.
Olay esnasında elinde silahı ile suçüstü yakalanmıştır!
Avukatları idamını engellemek için 17 yaşında olduğunu iddia ettiler ancak adli tıp 18 yaşında olduğuna karar verdi.
Olay esnasında elinde silahı ile suçüstü yakalanmıştır!
Avukatları idamını engellemek için 17 yaşında olduğunu iddia ettiler ancak adli tıp 18 yaşında olduğuna karar verdi.
Ya öldürdüğü günahsız asker?
Erdal Eren'in annesini hepimiz biliyoruz ya Zekeriya Önge'nin annesi?
Zekeriya kaç yaşındaydı, yaşasa kaç yaşında olacaktı?
Erdal Eren'in annesini hepimiz biliyoruz ya Zekeriya Önge'nin annesi?
Zekeriya kaç yaşındaydı, yaşasa kaç yaşında olacaktı?
büyümüş ve babası dolusuyla acılar almıştır erdal eren'e. yokluklar, bitmez işsizlikler, açlıklar almıştır aynı zamanda. baskılar, işkenceler, kelepçeler, gözaltılar ve idamlar almayı ihmal etmemiştir. hep büyüdüğü içindir.
otuz altı yıl önce, ressam katil haksızlık olmasın diye bir sağdan, bir soldan asarken, 13 aralık'ta da erdal eren'i asmıştır. sol görüşün önemli ismlerindendir.
otuz altı yıl önce, ressam katil haksızlık olmasın diye bir sağdan, bir soldan asarken, 13 aralık'ta da erdal eren'i asmıştır. sol görüşün önemli ismlerindendir.
17 yaşında idam edilmemiştir bilakis infaz gerçekleştirildiğinde yaşı 19dur. ayrıca bir askeri şehit etmiştir ya da en azından bir askere ateş etmiştir.
idamı Erdal Eren'i yaşadığımız için istemiyorum. Çünkü bu ülkede haketmeyeni astılar hep. Değişeceğini de sanmam!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar