bugün
- masklavi ile yeni parti mitingine gitmek36
- kolay gelsin denilen esnafın cevap vermemesi12
- sözlük yazarlarının kudurtan kombinleri9
- masklavi'nin biraz gergin olması10
- rakipleri gözaltına alıp seçim kararı almak12
- ahlak duygunuzu nerden alıyorsunuz22
- herkes işiyle ilgili bir bilgi versin3
- kira sözleşmesinde'e devlet dönemi3
- yandaş basını okumak7
- sevgiliyle aynı iş yerinde çalışmak2
- ahmet davutoğlu'na soruşturma açılması3
- dindarların çoğunun fakir olması13
- sude sendromu10
- 2027 asgari ücret tahmin yarışması7
- kız kıza sevişmek4
- yagmurcu6
- kadıköy de kara gece3
- ismet birader neden koşturmuyor sorunsalı5
- guendouzi ve greenwooda uefa disiplin süreci3
- sözlük açsanız ismi ne olurdu10
- arkadaşlar kızarmış ekmek isteyen var mııı5
- öbür sözlükte uluya kerhane denmesi17
- günümüz çocuklarının ana babayı saymaması5
- adana demirspor3
- maun2
- mehdiyetin takımı galatasaray3
- mutlu bey mutlu olsun kampanyası2
- rams parkta kara gece2
- ismet gürbüz5
- çıplaklar kampında tarih hocasıyla karşılaşmak5
- erecto don don bey3
- kemal kılıçdaroğlu6
- kürt kızlarının güzel olması5
- en sevdiğiniz ayı3
- belçika polisinin öldürdüğü türk3
- silver ile evlenecek erkek52
- melih gökçek13
- kızları en güzel olan şehir13
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı13
- 4 kasım 2026 viking sabah maçı2
- 13 ekim 2026 sabah slavia prag maçı2
- akrostişli şiir7
- maide 82
- ilk buluşmada ehonomi çoğ eyi diyen kız2
- bugünün yarından güzel olması2
- sırrı süreyya önder28
- 2026 yılı türk biralarının içilemez hale gelmesi21
- 30 yaşına girmek6
- ben robot değilim tuzağı2
- arkadaşlar kavga etmeyin2
entry'ler (1609)
Bu kontrolsüz, denetimsiz, vurdumduymaz, aç gözlü ve sınırsız çılgınlık bitmezse insanımız bitiyor.
Ondan önce 20 aydı.
On sene önce başladım evliydim; altı sene önce eşim vefat etti.
Hangi kafadasınız, bir tek mesajımız varsa hesabımızı kapatsınlar.
Her gün Türkçe çalıştığım için çok mutluyum ayrıcada.
Hangi kafadasınız, bir tek mesajımız varsa hesabımızı kapatsınlar.
Her gün Türkçe çalıştığım için çok mutluyum ayrıcada.
En son durumdan sonraki durum temiz, uygun fiyat, kaliteli ve hızlı hizmet.
Tavsiye edilir.
Tavsiye edilir.
insanlık tarihi boyunca gerçek olan durum.
Siyasi kamplaşma, ideolojik karşıtlık ve toplumsal ayrışma anlamları yüklenmesi güzel değil.
Soyut çalışmalarımı tamamen özgür, kurgu olmadan karışık teknikler ile yapıyorum doğaçlama oluyor.
Elbette duygu yoğunluğumun yansıması ya geçmişten ya da o anımdan izler taşıyor.
Son dönemlerde daha dekoratif tasarım çalışmalarım arttı. Bu bilinçli değil yine ruhumun yansıması.
Önümüzdeki süreçte dijital online platformlarda da yer alma hedefim var. Çalışmalarımın kıymetli mekanlarda ve önemli projelerde yer almasını beni çok mutlu ediyor.
Eserlerimi beğenen ve eserimi almak isteyenlerin yurt içi ve yurt dışından kolaylıkla ulaşabilmesi dileğiyle; önümüzdeki dönem için yeni bir kişisel sergi hazırlığı içinde olduğumu bütün sanatseverlere ve koleksiyonerlerime müjdelemek isterim.
Sanatın aydınlığı, yolumuz olsun her zaman.
Elbette duygu yoğunluğumun yansıması ya geçmişten ya da o anımdan izler taşıyor.
Son dönemlerde daha dekoratif tasarım çalışmalarım arttı. Bu bilinçli değil yine ruhumun yansıması.
Önümüzdeki süreçte dijital online platformlarda da yer alma hedefim var. Çalışmalarımın kıymetli mekanlarda ve önemli projelerde yer almasını beni çok mutlu ediyor.
Eserlerimi beğenen ve eserimi almak isteyenlerin yurt içi ve yurt dışından kolaylıkla ulaşabilmesi dileğiyle; önümüzdeki dönem için yeni bir kişisel sergi hazırlığı içinde olduğumu bütün sanatseverlere ve koleksiyonerlerime müjdelemek isterim.
Sanatın aydınlığı, yolumuz olsun her zaman.
görsel
görsel
görsel
görsel
görsel
görsel
görsel
görsel
iREM GÜRDAL
Marmara Üniversitesi iktisat bölümü mezunu olan irem Gürdal, üniversite eğitimi sonrasında özel sektörde çalışma hayatına başladı.
2004 yılında bilişim sektörüne adım atarak Ürün Yöneticisi, Ürün Kategori Yöneticisi, Satış ve Pazarlama Yöneticisi, Kurumsal iletişim, Crm ve E-ticaret proje yönetimi, iş geliştirme alanında görevlerde bulundu.
2015 yılında haber spikerliği eğitimini çok isteyerek tamamladı ancak bu hayali yarım kaldı.
Yaşanmışlıkları içsel sorgulama döneminde 2017 yılında tuval üzeri akrilik soyut çalışmalarına hobi olarak başladı.
ilk olarak 2021 yılında La Vision Art Galeri Enigma karma sergisinde yer aldı.
Yirminin üzerinde karma sergiye farklı galerilerde, kültür sanat merkezlerinde katılımı gerçekleşti.
Soyut akrilik çalışmaları ile 2023 Eylül ayında Renklerin Hikayesi adlı ilk kişisel sergisini gerçekleştirdi.
14 farklı soyut çalışması Antik Hotel Antik Cisterna'da sanatseverlerle buluştu.
On yıldır soyut çalışmaları ile dışa vurumu yansıtmakta, sanatın iyileştirici, birleştirici gücüne inanarak sanatsal yolculuğuna üreterek devam etmektedir.
görsel
görsel
görsel
görsel
görsel
görsel
görsel
iREM GÜRDAL
Marmara Üniversitesi iktisat bölümü mezunu olan irem Gürdal, üniversite eğitimi sonrasında özel sektörde çalışma hayatına başladı.
2004 yılında bilişim sektörüne adım atarak Ürün Yöneticisi, Ürün Kategori Yöneticisi, Satış ve Pazarlama Yöneticisi, Kurumsal iletişim, Crm ve E-ticaret proje yönetimi, iş geliştirme alanında görevlerde bulundu.
2015 yılında haber spikerliği eğitimini çok isteyerek tamamladı ancak bu hayali yarım kaldı.
Yaşanmışlıkları içsel sorgulama döneminde 2017 yılında tuval üzeri akrilik soyut çalışmalarına hobi olarak başladı.
ilk olarak 2021 yılında La Vision Art Galeri Enigma karma sergisinde yer aldı.
Yirminin üzerinde karma sergiye farklı galerilerde, kültür sanat merkezlerinde katılımı gerçekleşti.
Soyut akrilik çalışmaları ile 2023 Eylül ayında Renklerin Hikayesi adlı ilk kişisel sergisini gerçekleştirdi.
14 farklı soyut çalışması Antik Hotel Antik Cisterna'da sanatseverlerle buluştu.
On yıldır soyut çalışmaları ile dışa vurumu yansıtmakta, sanatın iyileştirici, birleştirici gücüne inanarak sanatsal yolculuğuna üreterek devam etmektedir.
Onların Türk ve Türkiye düşmanlığı ve devlet politikalarından kaynaklanan bir durum.
Baba Şah Rıza Pehlevi ve Atatürk büyük dostluk başlattılar ama bu misyon diplomasi kalıcı olmadı.
Ayrıca iran’ın asli yapısı Güney Azerbaycan Türklüğü ve bir Turan toprağı olmasıdır.
Baba Şah Rıza Pehlevi ve Atatürk büyük dostluk başlattılar ama bu misyon diplomasi kalıcı olmadı.
Ayrıca iran’ın asli yapısı Güney Azerbaycan Türklüğü ve bir Turan toprağı olmasıdır.
Normalde adâb olarak geleneksel olanı budur. Tekil kişi biz dediği zaman tevazu göstermiş olur. Benlik ve nefsani gururdan uzak anlatım şeklidir.
Hoşgeldinize karşı hoşbuldum buna göre çelişik bir ifade oluyor.
Hoşgeldinize karşı hoşbuldum buna göre çelişik bir ifade oluyor.
Haber sitelerinde alabora olarak batan yolcu gemisinin TC veya KKTC kimliği neredeyse yer almıyor. Adeta yabancı bir gemi batmış gibi. Başsağlığı ve büyük geçmiş olsun dileklerimizle.
(img:#2509781)
(img:#2509782)
CADDEBOSTAN’IN 1600 YILLIK HiKAYESi KiTAPLAŞTI
istanbul’un en bilinen semtlerinden Caddebostan’ın geçmişi, Kadir Toprakkaya’nın kaleme aldığı “Bizans’tan Osmanlı’ya ve Cumhuriyet’e Caddebostan” adlı kitapla kapsamlı bir araştırmaya dönüştü.
K-iletişim Yayınları tarafından yayımlanarak okurlarla buluşan kitap, Caddebostan’ın yalnızca yakın dönemini değil; Bizans dönemindeki Ruphinianai yerleşiminden Osmanlı’nın sayfiye kültürüne, Cumhuriyet döneminin plajlarından gazinolarına, köşklerinden sinemalarına ve mahalle yaşamına uzanan çok katmanlı tarihini ele alıyor.
Caddebostan’ın geçmişinin sanılandan çok daha eski olduğunu ortaya koyan çalışma, semtin Bizans döneminde bir liman kasabası ve önemli bir yerleşim alanı olduğuna ilişkin araştırmalardan yola çıkıyor. “Ruphinianai” adıyla anılan yerleşimde; yazlık saray, liman, pazar yerleri, dini yapılar ve farklı ticari alanların bulunduğu aktarılıyor.
Bugün semtin farklı noktalarında rastlanan Bizans dönemine ait sütun başlıkları ve mimari parçalar da bu geçmişin izleri arasında değerlendiriliyor. Yazarın araştırma sürecinde farklı uzman ve araştırmacıların katkılarına başvurması, çalışmanın yalnızca kişisel hatıralara değil, tarihsel kaynaklara ve tanıklıklara da dayanmasını sağlıyor.
OSMANLI’NIN SAYFiYESiNDEN CUMHURiYET’iN CADDEBOSTAN’INA
Osmanlı döneminde “Bağdat Yolu” güzergâhındaki konumuyla önem kazanan Caddebostan, 19. yüzyıldan itibaren demiryolu ve deniz ulaşımının gelişmesiyle birlikte varlıklı ailelerin tercih ettiği bir sayfiye bölgesine dönüşüyor. Köşkler, konaklar, bahçeler ve yeni yerleşimler semtin görünümünü değiştirirken; Caddebostan zaman içerisinde istanbul’un en gözde yazlık bölgelerinden biri hâline geliyor.
Ragıp Sarıca Paşa Konağı, Tevhide Hanım Konağı ve Cemil Topuzlu Köşkü gibi yapılar, kitabın Caddebostan’ın mimari mirasına odaklanan bölümlerinde geçmişten günümüze uzanan önemli tanıklıklar olarak yer alıyor.
PLAJ, GAZiNO VE iSTANBUL’UN SOSYAL HAYATI
Kitabın en dikkat çekici bölümlerinden biri ise Caddebostan’ın 20. yüzyıldaki sosyal ve kültürel hayatına ayrılıyor. Caddebostan Plajı’nın hikâyesi 1920’li yıllara uzanırken; sahildeki iskele, kır kahveleri ve gazinolar, zaman içerisinde semtin simgeleri olarak dikkat çekiyor. Caddebostan Gazinosu ve daha sonra Caddebostan Maksim Gazinosu, yalnızca eğlence mekânları değil; dönemin sanat, müzik ve sosyal hayatının önemli buluşma noktaları olarak kitabın sayfalarında yeniden hayat buluyor.
Güzellik yarışmaları, canlı müzik programları, kabareler ve dönemin ünlü isimleri üzerinden anlatılan gazino kültürü, Caddebostan’ın istanbul’un sosyal yaşamındaki yerini de gözler önüne seriyor.
BiR SEMTiN DEĞiL, ORTAK BiR HAFIZANIN KiTABI
“Bizans’tan Osmanlı’ya ve Cumhuriyet’e Caddebostan”, tarihsel bilgilerin yanı sıra kişisel anılar ve tanıklıklarla da zenginleşiyor. Yazar Kadir Toprakkaya, çocukluk yıllarından itibaren Caddebostan’la kurduğu kişisel bağı, kitabın temel motivasyonlarından biri olarak ortaya koyuyor.
Denizle tanıştığı, yüzmeyi, kürek çekmeyi ve balık tutmayı öğrendiği; plaj ve gazino kültürünü yaşadığı Caddebostan, kitapta yalnızca araştırılan bir yer değil, aynı zamanda hatırlanan ve yeniden keşfedilen bir yaşam alanı olarak karşımıza çıkıyor.
Kitapta eski Caddebostan sakinlerinin anıları, balıkçılar, esnaf, restoranlar, sinemalar, köşkler, plajlar ve gazinolar üzerinden semtin gündelik hayatına dair çok sayıda hikâyeye de yer veriliyor. Özellikle 1925’ten 2025’e uzanan yüz yıllık dönem, değişen mimari ve yaşam kültürü üzerinden ele alınıyor.
(img:#2509782)
CADDEBOSTAN’IN 1600 YILLIK HiKAYESi KiTAPLAŞTI
istanbul’un en bilinen semtlerinden Caddebostan’ın geçmişi, Kadir Toprakkaya’nın kaleme aldığı “Bizans’tan Osmanlı’ya ve Cumhuriyet’e Caddebostan” adlı kitapla kapsamlı bir araştırmaya dönüştü.
K-iletişim Yayınları tarafından yayımlanarak okurlarla buluşan kitap, Caddebostan’ın yalnızca yakın dönemini değil; Bizans dönemindeki Ruphinianai yerleşiminden Osmanlı’nın sayfiye kültürüne, Cumhuriyet döneminin plajlarından gazinolarına, köşklerinden sinemalarına ve mahalle yaşamına uzanan çok katmanlı tarihini ele alıyor.
Caddebostan’ın geçmişinin sanılandan çok daha eski olduğunu ortaya koyan çalışma, semtin Bizans döneminde bir liman kasabası ve önemli bir yerleşim alanı olduğuna ilişkin araştırmalardan yola çıkıyor. “Ruphinianai” adıyla anılan yerleşimde; yazlık saray, liman, pazar yerleri, dini yapılar ve farklı ticari alanların bulunduğu aktarılıyor.
Bugün semtin farklı noktalarında rastlanan Bizans dönemine ait sütun başlıkları ve mimari parçalar da bu geçmişin izleri arasında değerlendiriliyor. Yazarın araştırma sürecinde farklı uzman ve araştırmacıların katkılarına başvurması, çalışmanın yalnızca kişisel hatıralara değil, tarihsel kaynaklara ve tanıklıklara da dayanmasını sağlıyor.
OSMANLI’NIN SAYFiYESiNDEN CUMHURiYET’iN CADDEBOSTAN’INA
Osmanlı döneminde “Bağdat Yolu” güzergâhındaki konumuyla önem kazanan Caddebostan, 19. yüzyıldan itibaren demiryolu ve deniz ulaşımının gelişmesiyle birlikte varlıklı ailelerin tercih ettiği bir sayfiye bölgesine dönüşüyor. Köşkler, konaklar, bahçeler ve yeni yerleşimler semtin görünümünü değiştirirken; Caddebostan zaman içerisinde istanbul’un en gözde yazlık bölgelerinden biri hâline geliyor.
Ragıp Sarıca Paşa Konağı, Tevhide Hanım Konağı ve Cemil Topuzlu Köşkü gibi yapılar, kitabın Caddebostan’ın mimari mirasına odaklanan bölümlerinde geçmişten günümüze uzanan önemli tanıklıklar olarak yer alıyor.
PLAJ, GAZiNO VE iSTANBUL’UN SOSYAL HAYATI
Kitabın en dikkat çekici bölümlerinden biri ise Caddebostan’ın 20. yüzyıldaki sosyal ve kültürel hayatına ayrılıyor. Caddebostan Plajı’nın hikâyesi 1920’li yıllara uzanırken; sahildeki iskele, kır kahveleri ve gazinolar, zaman içerisinde semtin simgeleri olarak dikkat çekiyor. Caddebostan Gazinosu ve daha sonra Caddebostan Maksim Gazinosu, yalnızca eğlence mekânları değil; dönemin sanat, müzik ve sosyal hayatının önemli buluşma noktaları olarak kitabın sayfalarında yeniden hayat buluyor.
Güzellik yarışmaları, canlı müzik programları, kabareler ve dönemin ünlü isimleri üzerinden anlatılan gazino kültürü, Caddebostan’ın istanbul’un sosyal yaşamındaki yerini de gözler önüne seriyor.
BiR SEMTiN DEĞiL, ORTAK BiR HAFIZANIN KiTABI
“Bizans’tan Osmanlı’ya ve Cumhuriyet’e Caddebostan”, tarihsel bilgilerin yanı sıra kişisel anılar ve tanıklıklarla da zenginleşiyor. Yazar Kadir Toprakkaya, çocukluk yıllarından itibaren Caddebostan’la kurduğu kişisel bağı, kitabın temel motivasyonlarından biri olarak ortaya koyuyor.
Denizle tanıştığı, yüzmeyi, kürek çekmeyi ve balık tutmayı öğrendiği; plaj ve gazino kültürünü yaşadığı Caddebostan, kitapta yalnızca araştırılan bir yer değil, aynı zamanda hatırlanan ve yeniden keşfedilen bir yaşam alanı olarak karşımıza çıkıyor.
Kitapta eski Caddebostan sakinlerinin anıları, balıkçılar, esnaf, restoranlar, sinemalar, köşkler, plajlar ve gazinolar üzerinden semtin gündelik hayatına dair çok sayıda hikâyeye de yer veriliyor. Özellikle 1925’ten 2025’e uzanan yüz yıllık dönem, değişen mimari ve yaşam kültürü üzerinden ele alınıyor.
insanımızı güldürebilmeyi başaran, komediyi salaklıktan kurtaran önemli, değerli bir sanatçı.
Bütün sanatçılar uzun ve sağlıklı yaşasınlar, çok geçmiş olsun.
Bütün sanatçılar uzun ve sağlıklı yaşasınlar, çok geçmiş olsun.
Büyük Türk Milleti’ne kutlu olsun.
görsel
“Yaşamadığımız Hayatların Yasını Tutar Mıyız?”
gerçekleşmiş olanla, ihtimal olarak kalan arasındaki mesafeye odaklanıyor.
Sergi, yaşamın yalnızca deneyimlediklerimizden değil; vazgeçtiklerimizden, ertelenen karşılaşmalardan ve hiçbir zaman gerçekleşmemiş olasılıklardan da oluşabileceği düşüncesinden hareket ediyor.
Mehmet Yılmaz Ak, Hakan Güven, Tevfik Talha Okan, Ceyda Tırtıl Özdemir ve Esra Özsoy’un farklı üretimlerini Küratör Hasan Sarıtaş organizasyonuyla bir araya getiren sergi; bellek, arzu, kayıp ve ihtimal kavramları etrafında gelişen bir karşılaşma alanı kuruyor.
Yapıtlar ortak bir anlatıya bağlanmak yerine, farklı zamanlara ve deneyimlere açılan eşikler olarak yan yana geliyor.
Burada yas, yalnızca kaybedilmiş olana ilişkin değil; hiç yaşanmamış olanın bıraktığı boşluğa da işaret ediyor.
Başka bir yerde verilmiş olabilecek kararlar, seçilmemiş yollar, ertelenmiş başlangıçlar ve gerçekleşmeyen gelecekler, bugünün içinde sessizce varlığını sürdürüyor.
Sergi böylece tek bir soruyu açık bırakıyor:
insan, hiç sahip olmadığı bir hayatı özleyebilir mi?
“Yaşamadığımız Hayatların Yasını Tutar Mıyız?”
gerçekleşmiş olanla, ihtimal olarak kalan arasındaki mesafeye odaklanıyor.
Sergi, yaşamın yalnızca deneyimlediklerimizden değil; vazgeçtiklerimizden, ertelenen karşılaşmalardan ve hiçbir zaman gerçekleşmemiş olasılıklardan da oluşabileceği düşüncesinden hareket ediyor.
Mehmet Yılmaz Ak, Hakan Güven, Tevfik Talha Okan, Ceyda Tırtıl Özdemir ve Esra Özsoy’un farklı üretimlerini Küratör Hasan Sarıtaş organizasyonuyla bir araya getiren sergi; bellek, arzu, kayıp ve ihtimal kavramları etrafında gelişen bir karşılaşma alanı kuruyor.
Yapıtlar ortak bir anlatıya bağlanmak yerine, farklı zamanlara ve deneyimlere açılan eşikler olarak yan yana geliyor.
Burada yas, yalnızca kaybedilmiş olana ilişkin değil; hiç yaşanmamış olanın bıraktığı boşluğa da işaret ediyor.
Başka bir yerde verilmiş olabilecek kararlar, seçilmemiş yollar, ertelenmiş başlangıçlar ve gerçekleşmeyen gelecekler, bugünün içinde sessizce varlığını sürdürüyor.
Sergi böylece tek bir soruyu açık bırakıyor:
insan, hiç sahip olmadığı bir hayatı özleyebilir mi?
Bu reklamlarıda hiç kimse okumuyor ama x tıklayarak çıkma imkanıda yok artık.
Sinir bozucu, insana saygısı olmayan, işe yaramaz durum.
Sinir bozucu, insana saygısı olmayan, işe yaramaz durum.
görsel
görsel
Görgü, yalnızca nasıl davranacağımızı öğreten kurallar bütünü değildir; insanın kendisine, çevresine ve topluma duyduğu saygının en zarif ifadesidir.
Prof. Dr. Oğuz Özyaral, K-iletişim Yayınları etiketiyle yayımlanan “Bireyden Topluma, Selamdan Sofraya Bir Yaşam Estetiği Rehberi” adlı yeni eserinde kadi medeniyetimizin edep anlayışını günümüz yaşamının ihtiyaçlarıyla buluşturarak, okurlarına kapsamlı bir yaşam rehberi sunuyor.
Selamlaşmadan sofraya, aile ilişkilerinden iş hayatına, resmi protokolden dijital iletişime kadar hayatın her alanını kapsayan eser yalnızca “Ne yapılmalı?” sorusuna değil, “Neden böyle davranmalıyız?” sorusuna da cevap veriyor.
Tarihsel kaynaklar, kültürel örnekler ve güncel yaşam pratikleriyle zenginleştirilen kitap, görgünün şekilden ibaret olmadığını; karakter, empati ve insanlık bilinciyle anlam kazandığını gözler önüne seriyor.
TOPLUMSAL YAŞAMA ZARiF BiR REHBER
Geçmişin zarafetini bugünün dünyasına taşıyan kitapta ebeveynlerden eğitimcilere, gençlerden profesyonellere, toplum içinde daha bilinçli ve saygılı bir iletişim kurmak isteyen herkese hitap ediyor.
Çünkü görgü, yalnızca kuralları bilmek değil; insan ilişkilerine değer katmayı, birlikte yaşam kültürünü güçlendirmeyi ve medeniyet bilincini gelecek kuşaklara aktarmayı amaçlayan evrensel bir yaşam biçimidir.
DEĞERLi BiR BAŞVURU KiTABI
“Bireyden Topluma, Selamdan Sofraya Bir Yaşam Estetiği Rehberi” unutulmaya yüz tutan nezaket dilini yeniden hatırlatan, geçmiş ile gelecek arasında güçlü bir köprü kuran ve her satırında insan olmanın inceliklerini hatırlatan değerli bir başvuru kitabı olarak öne çıkıyor.
PROF. DR. OĞUZ ÖZYARAL
Prof. Dr. Oğuz Özyaral; mikrobiyoloji, halk sağlığı ve koruyucu sağlık alanlarında çalışmalarıyla tanınan akademisyen ve yazardır. istanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi mezunu olan Özyaral, mikrobiyoloji alanındaki yüksek lisans ve doktora eğitimini tamamladıktan sonra uzun yıllar üniversitelerde akademik ve idari görevler üstlendi. 2012 yılında doçent, 2017 yılında profesör ünvanını aldı. Bilimsel yayınlarının yanı sıra sağlık, hijyen ve toplumsal yaşam kültürü üzerine kaleme aldığı eserlerle geniş bir okur kitlesine ulaşan Özyaral, televizyon ve radyo programlarında da koruyucu sağlık konusunda kamuoyunu bilgilendiren çalışmalarıyla tanınmakta.
görsel
Görgü, yalnızca nasıl davranacağımızı öğreten kurallar bütünü değildir; insanın kendisine, çevresine ve topluma duyduğu saygının en zarif ifadesidir.
Prof. Dr. Oğuz Özyaral, K-iletişim Yayınları etiketiyle yayımlanan “Bireyden Topluma, Selamdan Sofraya Bir Yaşam Estetiği Rehberi” adlı yeni eserinde kadi medeniyetimizin edep anlayışını günümüz yaşamının ihtiyaçlarıyla buluşturarak, okurlarına kapsamlı bir yaşam rehberi sunuyor.
Selamlaşmadan sofraya, aile ilişkilerinden iş hayatına, resmi protokolden dijital iletişime kadar hayatın her alanını kapsayan eser yalnızca “Ne yapılmalı?” sorusuna değil, “Neden böyle davranmalıyız?” sorusuna da cevap veriyor.
Tarihsel kaynaklar, kültürel örnekler ve güncel yaşam pratikleriyle zenginleştirilen kitap, görgünün şekilden ibaret olmadığını; karakter, empati ve insanlık bilinciyle anlam kazandığını gözler önüne seriyor.
TOPLUMSAL YAŞAMA ZARiF BiR REHBER
Geçmişin zarafetini bugünün dünyasına taşıyan kitapta ebeveynlerden eğitimcilere, gençlerden profesyonellere, toplum içinde daha bilinçli ve saygılı bir iletişim kurmak isteyen herkese hitap ediyor.
Çünkü görgü, yalnızca kuralları bilmek değil; insan ilişkilerine değer katmayı, birlikte yaşam kültürünü güçlendirmeyi ve medeniyet bilincini gelecek kuşaklara aktarmayı amaçlayan evrensel bir yaşam biçimidir.
DEĞERLi BiR BAŞVURU KiTABI
“Bireyden Topluma, Selamdan Sofraya Bir Yaşam Estetiği Rehberi” unutulmaya yüz tutan nezaket dilini yeniden hatırlatan, geçmiş ile gelecek arasında güçlü bir köprü kuran ve her satırında insan olmanın inceliklerini hatırlatan değerli bir başvuru kitabı olarak öne çıkıyor.
PROF. DR. OĞUZ ÖZYARAL
Prof. Dr. Oğuz Özyaral; mikrobiyoloji, halk sağlığı ve koruyucu sağlık alanlarında çalışmalarıyla tanınan akademisyen ve yazardır. istanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi mezunu olan Özyaral, mikrobiyoloji alanındaki yüksek lisans ve doktora eğitimini tamamladıktan sonra uzun yıllar üniversitelerde akademik ve idari görevler üstlendi. 2012 yılında doçent, 2017 yılında profesör ünvanını aldı. Bilimsel yayınlarının yanı sıra sağlık, hijyen ve toplumsal yaşam kültürü üzerine kaleme aldığı eserlerle geniş bir okur kitlesine ulaşan Özyaral, televizyon ve radyo programlarında da koruyucu sağlık konusunda kamuoyunu bilgilendiren çalışmalarıyla tanınmakta.
imralı’ya koyarız önce bi nasıl olsa boşalıyor.
iç savaş başlamadan önce Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta olduğu konuşulurdu.
Birde mecazi olarak sırça köşk deyimi vardır.
Sırça köşkte oturan komşusuna taş atmamalı.
Explain
Birde mecazi olarak sırça köşk deyimi vardır.
Sırça köşkte oturan komşusuna taş atmamalı.
Explain
Baskı arttıkça direnç artar irade, karakter ve ahlaki değerlerine göre ve kendini tanıma fırsatı bulursun.