bugün
- yalancı su böreği10
- mazotun litresi 90 lira5
- tanımadığınız birinin sorunlarını önemser misiniz14
- sevmediğiniz yazarı eksiler misiniz4
- pkklıların guneydoğu anadolu'ya kürdistan demesi2
- pkklıların türk bayrağını indirmeye çalışması2
- kadın ve erkek yazar arasında nesil farkı önmli mi2
- prednol2
- ata demirer dinin mizahı olmaz3
- bir ateşe attın beni4
- 4 eylül 2026 başakşehir galatasaray maçı9
- s'i l v'e r m'i s t22
- abd de trump portreli 1 dolar2
- kontrol kalemiyle tornavidayı karıştırmak2
- aleksey batrakov12
- masklavi ile yeni parti mitingine gitmek38
- arabanın camına sıkıştırılmış tornavida2
- sözlük yazarlarının kudurtan kombinleri28
- avokadonun turkçesinin taşak olması5
- ekonomi kötüyse neden ekonomimiz büyüyor11
- götten bacaklı erkek4
- imf den borç almayı zenginlik sanan malum zihniyet7
- başarısız insan2
- guendouzi ve greenwooda uefa disiplin süreci9
- geç boşalan erkek2
- sarapci koala65
- motorine 8 24 tl zam gelmesi13
- mantı13
- habire1221
- bu saatte uyanan insanın amacı4
- asılacak olsanız son sözünüz ne olurdu9
- kısa ve vurucu yazmak6
- apo piçtir piç kalacak8
- ellerim bos gonlum hos29
- ahlak duygunuzu nerden alıyorsunuz24
- gün tabağı6
- sporcu motorcu müzisyen ve uzun boylu olmak5
- sözlükte fosilleşmek6
- filenin sultanları yarı finalde8
- türklerin en sevdiğiniz yönü6
- sözlükte en çok kıskandığınız yazar12
- silver ile evlenecek erkek52
- dürüst olun sözlükte kaç hesabınız var7
- supangle ve puding in farkları3
- özel mesajları ifşa edecek kadar ucuz olmak6
- arif kocabıyık16
- bir bela geliyor8
- hz isa'nın fiziksel annesi ve babası yoktu11
- 11 aydır yazmayan flört ne yapıyordur sorunsalı8
- lahmacun9
Eskiden Yapı Kredi Yayınları'nın yönetiminde bulunmuş olan efsanevi kültür-sanat adamı. Kötü şair, iyi yayıncı, iyi entelektüel.
çoğu daha önce kitap halinede yayımlanmış 100 denemesinin bir araya getiren ve bunları yazının ucu adlı kitapta toplayan yazar
pek bir "multicultural", pek bir entelektüel*.
lakin türk aydınlarının tee* osmanlı zamanından beri içine girdikleri "halktan kopuş" ve "tek adam oluş" çıkmazlarına girerek biraz* harcamıştır kendisini.
hakkında sabetayist olduğu yönünde iddialar vardır. bu iddialar karalama amaçlıdır; başka bir yöne çekilemez. inançlar yahut inançsızlıklar yüzünden eleştirmeye kimsenin hakkı kalmamalıdır, --özellikle de 2006 yılında kendisini reddeden bir cumhuriyetin mutlu vatandaşları için .
(kısa pantolondan* sonraki uzun ve büyük ihtimalle de devrik* cümle genel bir eleştiridir, yalnızca barındığı başlıktaki muhterem şahsa yönelik değildir, onu da kapsar, ama sadece onu içermez*)
lakin günümüzde enis batur, türkî çeşnili entelektüellerin bir nevi baronudur.
sevmez saygısızlığı**. "havası" vardır, "senli benli" olamaz. daha doğrusu, olmayı pek istemez. o, kendisince, tamına ermiştir --"ben" olmuştur. sürekli yazar, aynı anda 30 iş yürütebilir. fransız liselerinin birinde -gs değil- eğitim görmüş olmasından mütevellit, fransız kültüründen ve kaçınılmaz olarak da edebiyatından pek bir etkilenmiştir, devrikliğe aşkı da -büyük bir ihtimalle- oradan gelmektedir.
şiirlerine laf olmaz, genel olarak eleştirileri* de güzeldir.
islamî ayetleri / hadisleri kullanmayı ve kullananları pek sevmesek* de, orda da* temalanmış bir uzak doğu söylemi vardır -ki batur'a ne yazık ki pek bir yakışır:
"Bilginle kibirlenme, fakat onu bilgililerle de cahillerle de sına. iyi söylem bakır taşından daha değerlidir, fakat değirmenlerde çalışan kadın kölelerin sahibinde kendini bulur." (1)
Sözümüzde durmak adına, uzak doğudan, islam'da da yer alan bir söylem getirmek i-lazım gelir:
"Yetenekleri hakkında kibirlenen / kendine çok güvenen kişi, elbette ki başarısız olacaktır" (2)
(1: Ptahhotpe, The Maxims, I* - öyle güncel birşey değil. Mısırlı bir feylezof olan Ptahhotpe, isa'dan ikibinküsür sene evvel yaşamış. ruhu şad olsun)
(2: Çin Atasözü)
lakin türk aydınlarının tee* osmanlı zamanından beri içine girdikleri "halktan kopuş" ve "tek adam oluş" çıkmazlarına girerek biraz* harcamıştır kendisini.
hakkında sabetayist olduğu yönünde iddialar vardır. bu iddialar karalama amaçlıdır; başka bir yöne çekilemez. inançlar yahut inançsızlıklar yüzünden eleştirmeye kimsenin hakkı kalmamalıdır, --özellikle de 2006 yılında kendisini reddeden bir cumhuriyetin mutlu vatandaşları için .
(kısa pantolondan* sonraki uzun ve büyük ihtimalle de devrik* cümle genel bir eleştiridir, yalnızca barındığı başlıktaki muhterem şahsa yönelik değildir, onu da kapsar, ama sadece onu içermez*)
lakin günümüzde enis batur, türkî çeşnili entelektüellerin bir nevi baronudur.
sevmez saygısızlığı**. "havası" vardır, "senli benli" olamaz. daha doğrusu, olmayı pek istemez. o, kendisince, tamına ermiştir --"ben" olmuştur. sürekli yazar, aynı anda 30 iş yürütebilir. fransız liselerinin birinde -gs değil- eğitim görmüş olmasından mütevellit, fransız kültüründen ve kaçınılmaz olarak da edebiyatından pek bir etkilenmiştir, devrikliğe aşkı da -büyük bir ihtimalle- oradan gelmektedir.
şiirlerine laf olmaz, genel olarak eleştirileri* de güzeldir.
islamî ayetleri / hadisleri kullanmayı ve kullananları pek sevmesek* de, orda da* temalanmış bir uzak doğu söylemi vardır -ki batur'a ne yazık ki pek bir yakışır:
"Bilginle kibirlenme, fakat onu bilgililerle de cahillerle de sına. iyi söylem bakır taşından daha değerlidir, fakat değirmenlerde çalışan kadın kölelerin sahibinde kendini bulur." (1)
Sözümüzde durmak adına, uzak doğudan, islam'da da yer alan bir söylem getirmek i-lazım gelir:
"Yetenekleri hakkında kibirlenen / kendine çok güvenen kişi, elbette ki başarısız olacaktır" (2)
(1: Ptahhotpe, The Maxims, I* - öyle güncel birşey değil. Mısırlı bir feylezof olan Ptahhotpe, isa'dan ikibinküsür sene evvel yaşamış. ruhu şad olsun)
(2: Çin Atasözü)
georges perec'in yaşamı kullanma klavuzu romanı üzerine perec kullanma klavuzu diye kitap yazan yazar.
(bkz: yatsı namazı bu işin yadsınamazı)
(bkz: yatsı namazı bu işin yadsınamazı)
türkiye'de kendisini tam olarak anlayabilecak fazla kişinin olmadığı yazardır. elbette sadece türkiye için de değil, kalabalıklaştıkça kalitesi düşen bir edebiyat içerisinde enis batur için bu kaçınılmaz bir olay örgüsüdür. her bakımdan güzel olan şiirleri ve diğer yazıları bir yana, türkiye'deki edebiyatın gelişiminde bir kilometre taşı olmuştur.
12 Mart muhtırasında imzası bulunan 4 paşadan biri olan, dönemin hava kuvvetleri komutanı muhsin Batur'un oğlu.
1952 yilinda eskisehirde dogmus ve yazi hayatina sinema ve müzik elestirileriyle baslamis, ardindan siire ve düzyaziya yönelmistir. yapi kredi yayinlarinin demirbaslarindan olup, 6 45 yayinevinden de çok fazla siir kitabi çikmistir. türkiye'nin en iyi sairlerinden birisidir fakat ne yazikki pek fazla okuyani yoktur. 90 tane belkide daha fazla kitabi yayinlanmistir
bugüne kadar çıkan kitaplarının toplamını geçenlerde okuduğum bir röportajda 120'ye yakın olarak beyan etmiş, yıkılmama sebebiyet vermiştir. *
ayrıca p'enis roman hakkında bir haber için;
ayrıca p'enis roman hakkında bir haber için;
acı bilgi isimli kitabına yazdığı eleştiri yazısı ile, mukadder yakupoğlu'ndan ayarın kralını yemiş entelektüel yazar.
(bkz: entelektuel edebiyatin iflasi)
(bkz: entelektuel edebiyatin iflasi)
hiç hazzetmem dugusuz duygusundan, kurgusundan lakin opera'sı saygı duyulasıdır.
28 Haziran 1952'de Eskişehir'de doğdu. ilk yazısı 1970'te, ilk kitapları 1973'te yayınlandı. Milli Eğitim Bakanlığı Yayın Dairesi Başkanlığı, Milliyet Gazetesi'nin kültür servisi ve yan yayınlar yöneticiliğini, Milliyet Büyük Ansiklopedi'nin ve Dönemli Yayıncılık'ın genel yayın yönetmenliğini yaptı. 1988'den 2004'e kadar Yapı Kredi Yayınları'nda çalıştı. Yazı, Oluşum, MEB, Tan, Gergedan, Şehir, Sanat Dünyamız, Kitap-lık, Cogito, Arredemento Dekorasyon, Fol gibi dergilerin hazırlanışında sorumluluklar üstlendi. Remzi Kitabevi'nin, TRT'deki "Okudukça" programının yayın danışmanlığını yaptı.
ilginç, erotik şiirleri de olan, eski kaşar hilmi yavuz'un deyimiyle "ortalama bir entelektüel" olan bir ortalama entelektüel.
"bizim edebiyatımız ,edebiyat üzerine çok az düşünmüştür" diyerek sus payımızı uzatmış gerekli özeleştiriyi kendince uzun uzadıya yapabilmiş şiir ve kültür mantarı.
"edebiyat'ı zembille inmiş bir yetenek ve kısa atımlı kelime cümbüşü ile tanımlama yanlışını benimsemişsek ,matematik öğrenmekten başka çıkış yolumuz yoktur.
ve matematik öğrenmek bir metafor değildir. 1992"
"edebiyat'ı zembille inmiş bir yetenek ve kısa atımlı kelime cümbüşü ile tanımlama yanlışını benimsemişsek ,matematik öğrenmekten başka çıkış yolumuz yoktur.
ve matematik öğrenmek bir metafor değildir. 1992"
emekli orgeneral muhsin batur'un oğlu edebiyatçı, yazar kişi.
yayınevinden ayrılması olay olmuştu. yanılmıyorsam okudukça programında sesli denemeler anlatıyordu. Dinlemek için büyük çaba sarfedip de sonuna kadar götüremediğim denemeler anlatıyordu.
(adam bizim için fazla entellektüel paris'te falan yaşamalı durumu)
yayınevinden ayrılması olay olmuştu. yanılmıyorsam okudukça programında sesli denemeler anlatıyordu. Dinlemek için büyük çaba sarfedip de sonuna kadar götüremediğim denemeler anlatıyordu.
(adam bizim için fazla entellektüel paris'te falan yaşamalı durumu)
çok sataşılan çok kitap yazan adı çok bilinen çok kitap okumuş olan yazar şair. yeteneği, yeteneksizliğin de bir çizgiye oturtulursa ve azimle uğraşılırsa zaten taban yapmış bir ortamın uktelerine vurulursa ve kompleksleri kaşınırsa başarıya ulaşacağını bilmesinde saklıdır. ama döneminin en iyisidir hakkını yemeyelim. kendisine saygı duyarım.
şu anda ntv yayınlarının editörü olarak çalışmaktadır ve ntvmsnbc.com'da haftalık yazıları yayınlanmaktadır.
bu açıdan ntvmsnbc.com'un okurlarına eşsiz bir armağanıdır.
beyninde bir evren taşıyan gerçek bir entellektüeldir.
şiirine kazandırdığı özgünlükle, bazı şairler enis batur'un şiirini 3.yeni olarak nitelemişlerdir.
(bkz: ece ayhan)
bu açıdan ntvmsnbc.com'un okurlarına eşsiz bir armağanıdır.
beyninde bir evren taşıyan gerçek bir entellektüeldir.
şiirine kazandırdığı özgünlükle, bazı şairler enis batur'un şiirini 3.yeni olarak nitelemişlerdir.
(bkz: ece ayhan)
ORTAK BiR ıŞıK
Bekledik, gelmediler. Açtık
pencereleri, kulak kesildik seslere
gündüz ve gece, taradık tek tek
istasyona inen yorgun yüzleri,
ufuktaki lekelere ayarladık dürbünü:
Bekledik, kırık, gelmeyeceklerini
anladıktan sonra bile.
Görkemli geçmedi günler burada:
Sıradan, sade, dingin anlar kovaladı
sıradan, sade, kekre anları: Yoktu
büyük fırtınalar öyle, büyük büyüler
kurulup çözülmedi bu yaz: Her zamanki
nedensiz hüzünler, çocukların şaşkın
falı, biraz tatilde kasaba sosyalojisi,
biraz başi boş konuşmayla döndü takvimler.
Gözümüz yoldaydı gelmediler.
Odalara çekilip şiir okuduk
içimizden: Seferis ve Montale,
Akdeniz dolu dizeler, hepsi genizden.
Durup dururken yürüyüşe çıktık
akşamları, durup dururken sustuk
yakalamıs gibi seyrek bir anlamı,
dağ köylerine çıkıp bir gün
öyküsünü dinledik süngerci
oğulların, unutulmus bir kadınla
konuştuk bir başka gün, tansıklar
izledi birbirini sonra: Bir atmacaya
baktık uzun uzun avının gözünden,
sağanak indirdik kavruk mevsimin
ortasına, bir yangını söndürürken
bir başkasını başlattık: Durup
dururken gelebilirdiniz, bekledik.
Hazırdı sofra: Semizotu ve sarımsak,
elimizle topladığımız kekik, incir,
nane: Hazırdık sürdürmeye telaşı
ve coşkuyu bıraktığımız yerden.
Geçmişin nasıl geçtiğini, nasıl
geleceğini geleceğin soracaktık.
Dinmezdi ağrı üstüne gitmedikçe,
açılmazdı bu koyu sis
tutmadıkça kökünden ortak bir ışığı,
içinde olacaktık içimizdeki korkunun:
Bekledik gelmediniz.
Eksikti önemli bir şey, başladığında
dönüş, bavulu kapatamadık. Döndük
odalara baktık yeniden, aradık
taslık ve hayatta: Neydi yitirdiğimiz
anlayamadik. Yarım bir duyguydu belki,
belki sürüp giden bir gündüşü,
kendimizde beslenmiş,
ötekinde sönmüş bir ateşti belki de,
eşiğine dayanıp göremediğimiz:
Bekledik, gelseydiniz.
Bekledik, gelmediler. Açtık
pencereleri, kulak kesildik seslere
gündüz ve gece, taradık tek tek
istasyona inen yorgun yüzleri,
ufuktaki lekelere ayarladık dürbünü:
Bekledik, kırık, gelmeyeceklerini
anladıktan sonra bile.
Görkemli geçmedi günler burada:
Sıradan, sade, dingin anlar kovaladı
sıradan, sade, kekre anları: Yoktu
büyük fırtınalar öyle, büyük büyüler
kurulup çözülmedi bu yaz: Her zamanki
nedensiz hüzünler, çocukların şaşkın
falı, biraz tatilde kasaba sosyalojisi,
biraz başi boş konuşmayla döndü takvimler.
Gözümüz yoldaydı gelmediler.
Odalara çekilip şiir okuduk
içimizden: Seferis ve Montale,
Akdeniz dolu dizeler, hepsi genizden.
Durup dururken yürüyüşe çıktık
akşamları, durup dururken sustuk
yakalamıs gibi seyrek bir anlamı,
dağ köylerine çıkıp bir gün
öyküsünü dinledik süngerci
oğulların, unutulmus bir kadınla
konuştuk bir başka gün, tansıklar
izledi birbirini sonra: Bir atmacaya
baktık uzun uzun avının gözünden,
sağanak indirdik kavruk mevsimin
ortasına, bir yangını söndürürken
bir başkasını başlattık: Durup
dururken gelebilirdiniz, bekledik.
Hazırdı sofra: Semizotu ve sarımsak,
elimizle topladığımız kekik, incir,
nane: Hazırdık sürdürmeye telaşı
ve coşkuyu bıraktığımız yerden.
Geçmişin nasıl geçtiğini, nasıl
geleceğini geleceğin soracaktık.
Dinmezdi ağrı üstüne gitmedikçe,
açılmazdı bu koyu sis
tutmadıkça kökünden ortak bir ışığı,
içinde olacaktık içimizdeki korkunun:
Bekledik gelmediniz.
Eksikti önemli bir şey, başladığında
dönüş, bavulu kapatamadık. Döndük
odalara baktık yeniden, aradık
taslık ve hayatta: Neydi yitirdiğimiz
anlayamadik. Yarım bir duyguydu belki,
belki sürüp giden bir gündüşü,
kendimizde beslenmiş,
ötekinde sönmüş bir ateşti belki de,
eşiğine dayanıp göremediğimiz:
Bekledik, gelseydiniz.
1952 doğumlu yazar, ilk kitaplarını 1973'te yayımladı. Roman, sanat eleştirisi, gezi gibi çok farklı alanlarda eserler veren yazar, ayrıca şiirleriyle de Cemal Süreya ve behçet Necatigil adına verilen ödüllere değer görüldü.
niyeyse bordo gibi geliyor bana bu adamın rengi. aristokrasi timsali.
ayraç dergisi kendisiyle upuzun bir söyleşi gerçekleştirmiş.
türk romanı, modernite, çeviri, orhan pamuk, oğuz atay, yusuf atılgan, ahmet hamdi tanpınar'ı irdelemesine konuşmuşlar.
çok ilginç ve orijinal söylemleri var muhteremin.
yaşar kemal'i müthiş eleştirmiş, kafka'dan şundan bundan bir sürü analizlerde bulunmuş.
ayraç dergisinin bu sayısı patlamış, çıtayı epey yükseltmişler.
http://www.haber7.com/haber/20100917/Kar-izdirabina-o-65-sayfa-dayanabilmis.php
türk romanı, modernite, çeviri, orhan pamuk, oğuz atay, yusuf atılgan, ahmet hamdi tanpınar'ı irdelemesine konuşmuşlar.
çok ilginç ve orijinal söylemleri var muhteremin.
yaşar kemal'i müthiş eleştirmiş, kafka'dan şundan bundan bir sürü analizlerde bulunmuş.
ayraç dergisinin bu sayısı patlamış, çıtayı epey yükseltmişler.
http://www.haber7.com/haber/20100917/Kar-izdirabina-o-65-sayfa-dayanabilmis.php
''aşkın, en sağlam sigortası mesafedir'' der kendileri.
Denizin karşısında taştan bir ironi.
Lüks bir otel olarak yapılmış burası,
Barış'ın sonunda. Şimdi başındayız
Savaş'ın: Tek bir kişi kalana dek
sürecekmiş gibi uçuşuyor top mermileri
uzakta. Uyuyamıyorum geceleri. Odaları
dolduran inlemeleri dinledikçe...
enis batur
Lüks bir otel olarak yapılmış burası,
Barış'ın sonunda. Şimdi başındayız
Savaş'ın: Tek bir kişi kalana dek
sürecekmiş gibi uçuşuyor top mermileri
uzakta. Uyuyamıyorum geceleri. Odaları
dolduran inlemeleri dinledikçe...
enis batur
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar