bugün
- ellerim bos gonlum hos19
- silver ile evlenecek erkek38
- arkadaşlar gammaz çetesi kuruyorum7
- sozlukteki eksiciler5
- kebap yiyen kız5
- hangi sözlük yazarını muayene etmezsiniz5
- sözlük kızlarının ojeleri7
- ortama girince herkesin susması11
- yahudi demonolojisi ve melek ilmi4
- antik dünyada demonoloji ve tek tanrıcılık3
- sözlükte siyaset yapmak4
- evli adamın sözlükte ne işi var6
- hristiyanlıkta cinlerin var olmadığı gerçeği5
- antik çağda musevi monoteizmi3
- renault safrane3
- yeminimi bozdum3
- yahudi muskası vs müslüman muskası3
- motordan düşmek3
- fenerbahçe nin transferi kapaması18
- backrooms4
- hoşlanılan kıza ilk mesaj olarak ne yazılır8
- müslüman kardeşlerim komünist yoldaşlar2
- sapık yazarların silik yemesi gerekliliği4
- ölünce tanrıya ilk sorcağınız soru5
- recep tayyip erdoğan13
- yemek içmek sıçmak boşalmak için yaşamak5
- birisinin dış görünüşüne aşık olmak8
- true ve s'i l v'e r m'i s t birlikteliği11
- parayla saadet olması18
- sözlük sapığı4
- iki yıldan beri masturbasyon yapmamak6
- plajda tangayla güneşlenen ruslar6
- çiğ köfte5
- köfteci yusuf7
- akrabalarla kavgalı olmak3
- arif kocabıyık6
- 20276
- sözlük yazarlarının kombinleri11
- ismet biradere koşarken çelme takmak8
- anaya küfür eden densiz3
- eli dar olanın dili kısa olur3
- düşmüş melekler3
- yazarların en sevdiği küfürler5
- amedspor19
- üniversite'ye evlenecek karı bulmaya gitmek3
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı8
- 5 eylül 2026 fenerbahçe beşiktaş maçı12
- tüm dinlerin ortak noktasını keşfetmek2
- sözlükten hatun götürmek7
- el chadaille bitshiabu4
Anal ilişkide kabuğu her yere bulaşan meyve.
(bkz: domates kabuğu)
(bkz: domates kabuğu)
şu aralar fiyatı uçan sebzedir. en ucuzunun kilosu 3.5 lira amk altın suyuna bandırılmış domates satıyo sanki pezevenkler.
meyve mi yoksa sebze mi diye derin derin düşüntürdendir.
biber ve patlıcanın kader ortağıdır.
züğürt ağa filmini akıllara getiren sebze-meyve ne olduğunu tam olarak bilmediğim bitki.
domatiis.
domatiis.
(bkz: Bomilarga)
tuta absoluta zararlısının azmasından ve geçtiğimiz yılki rezalet koşulların çiftçiye geri adım attırması (dikim açısından) sonucu tekrardan 5 liraları görmeye başlamış ürün.
zaten ekim-dikim planlaması diye bir şey yok güzel ülkemde. 1 yıl uçar ertesi yıl alan satan olmaz.
zaten ekim-dikim planlaması diye bir şey yok güzel ülkemde. 1 yıl uçar ertesi yıl alan satan olmaz.
haziran ayında kilosu ortalama 4.5 liradan satılan sebze. menemen de mi yapmıyak ya.
avrupa ya, amerika nın keşfinden sonra gelen bir meyve. sebze olarak bilinmesi genel bir yanlışlıktır. kanseri önlediği söylenir.
enflasyon nedeni pazar mallarından biridir.
Evet; yıllardır televizyonda aynı safsatalar dönmekte, halkımız da bunları dinlemektedir.
Enflasyon nedeni her devirde;
domates, biber, patlıcandır. Şarkısı bile vardır...
Bir Allah'ın kulu da çıkıp dememiştir;
Elektrik, akaryakıt, doğalgaz, vergiler gibi temel üretim girdilerine devletin zam yapması
ve merkez bankasının kendi eliyle faiz düzenlemeleri enflasyonu yaratır diye...
Evet; yıllardır televizyonda aynı safsatalar dönmekte, halkımız da bunları dinlemektedir.
Enflasyon nedeni her devirde;
domates, biber, patlıcandır. Şarkısı bile vardır...
Bir Allah'ın kulu da çıkıp dememiştir;
Elektrik, akaryakıt, doğalgaz, vergiler gibi temel üretim girdilerine devletin zam yapması
ve merkez bankasının kendi eliyle faiz düzenlemeleri enflasyonu yaratır diye...
yanına biber ve patlıcan ekleyince barış manço'yu anımsatandır. çok özledim be sözlük.
susandığı zaman yenilince, insanı uçuran zevk yumağı.
kışın alınmaması, yenmemesi gereken şey. cherry domatesin tadı erik gibi olmuş, normal domatesi kesiyosun elma gibi kütürdüyor. pahalı bi de. bekar adama lüks ve gereksiz kaçıyor.
Ilık yaz günüydü... Küçük bahçeme iniyordum...
Seviyorum toprağı.. Kokusunu.. Öyle böyle değil. Gerçekten seviyorum.. Aşığıyım... Yeşilin... Ağacın.. Karıncanın, kelebeğin... Gülün.. Papatyanın aşığıyım... Kendi yetiştirdiğim nanenin, rokanın, terenin, maydanozun aşığıyım...
Toprakta... yeşil serin çimende yürümeyi... Parmaklarımın arasından akıp giden nemli, koyu renk toprak öbeklerini.. Arasındaki minik solucanları bile seviyorum..
Sabahın ilk saatleriydi.. Gün ışığı henüz yeni yeni dünyama damlıyordu... Hayat veriyordu çayıra, çimene... Günaydın diyordu.. Nefes alan, kalbi olan herşeye... Herkese... Gecenin koyu karanlığı çekmişti ellerini üzerinden dünyanın...
Ayağımdaki terlikleri çıkardım.. Ilık çimenlerin üzerinde çıplak ayak yürümeye başladım... Tarifsiz mis gibi koku başımı döndürüyordu...
Evren nasıl bu kadar güzel ve mükemmel bir düzen içinde var oluyordu... Güneş bir dakika sonra doğmuyordu... Gece tam zamanında ortadan kayboluyordu... Ne bir eksik ne bir fazla.. Evren herşeyi bize fazlası ile ve dakika dakikasına... Zamanında veriyordu...
Minik bahçeme doğru yöneldim... Taze otlar, çıtır yemyeşil biberler, taze soğan, fesleğen... Kekik... Ve domates... O mükemmel küçük kırmızı şeyler... Beni selamlıyordull sahibelerini... Henüz onlarla aramda 3 -4 metre olmasına rağmen, inanılmaz kokuyu hissedebiliyordum... Kokusu bile insanın ağzının sulanmasına yetiyordu...yaklaştım... Üzeri minik pürüzlerle kaplı domates yapraklarına dokundum... Elimi kokladım... Domates kokuyordu... Mis gibi domates... Yaprakların arasından bir küçük domates kopardım.. Usulca.. incitmeden.. Üzmeden... Ellerimde şu an doğanın milyonlarca mucizesinden birini taşıyordum... Toprağa düşen mercimekten daha küçük bir domates çekirdeğinden, hediyeydi bu insanlığa.. Daha nicesi... Sert kabuğun içinde pembe minik nar taneleri gibi... Dizi dizi... Aralarında hiçbir boşluk kalmadan... Özenle yerleştirilmiş... Ölçülmüş de kutulara konulmuş gibi...
Domatesi ellerimle ikiye ayırdım... Sıcacıktı... Yumuşak... Mis gibi kokuyordu... Sulu... Yeşilli kırmızılı çekirdekleri... incecik tül gibi narin bir kabuk... Hafif ekşili tatlı bir lezzet... Bu tada aşığım... Dalından koparılıp, bıçak değdirmeden ikiye bölünen domatesin tadına... Üzerine bir miktar zeytinyağı... Biraz kekik.. Birkaç damla limon suyu... işte... Bu benim lezzetim...
Seviyorum toprağı.. Kokusunu.. Öyle böyle değil. Gerçekten seviyorum.. Aşığıyım... Yeşilin... Ağacın.. Karıncanın, kelebeğin... Gülün.. Papatyanın aşığıyım... Kendi yetiştirdiğim nanenin, rokanın, terenin, maydanozun aşığıyım...
Toprakta... yeşil serin çimende yürümeyi... Parmaklarımın arasından akıp giden nemli, koyu renk toprak öbeklerini.. Arasındaki minik solucanları bile seviyorum..
Sabahın ilk saatleriydi.. Gün ışığı henüz yeni yeni dünyama damlıyordu... Hayat veriyordu çayıra, çimene... Günaydın diyordu.. Nefes alan, kalbi olan herşeye... Herkese... Gecenin koyu karanlığı çekmişti ellerini üzerinden dünyanın...
Ayağımdaki terlikleri çıkardım.. Ilık çimenlerin üzerinde çıplak ayak yürümeye başladım... Tarifsiz mis gibi koku başımı döndürüyordu...
Evren nasıl bu kadar güzel ve mükemmel bir düzen içinde var oluyordu... Güneş bir dakika sonra doğmuyordu... Gece tam zamanında ortadan kayboluyordu... Ne bir eksik ne bir fazla.. Evren herşeyi bize fazlası ile ve dakika dakikasına... Zamanında veriyordu...
Minik bahçeme doğru yöneldim... Taze otlar, çıtır yemyeşil biberler, taze soğan, fesleğen... Kekik... Ve domates... O mükemmel küçük kırmızı şeyler... Beni selamlıyordull sahibelerini... Henüz onlarla aramda 3 -4 metre olmasına rağmen, inanılmaz kokuyu hissedebiliyordum... Kokusu bile insanın ağzının sulanmasına yetiyordu...yaklaştım... Üzeri minik pürüzlerle kaplı domates yapraklarına dokundum... Elimi kokladım... Domates kokuyordu... Mis gibi domates... Yaprakların arasından bir küçük domates kopardım.. Usulca.. incitmeden.. Üzmeden... Ellerimde şu an doğanın milyonlarca mucizesinden birini taşıyordum... Toprağa düşen mercimekten daha küçük bir domates çekirdeğinden, hediyeydi bu insanlığa.. Daha nicesi... Sert kabuğun içinde pembe minik nar taneleri gibi... Dizi dizi... Aralarında hiçbir boşluk kalmadan... Özenle yerleştirilmiş... Ölçülmüş de kutulara konulmuş gibi...
Domatesi ellerimle ikiye ayırdım... Sıcacıktı... Yumuşak... Mis gibi kokuyordu... Sulu... Yeşilli kırmızılı çekirdekleri... incecik tül gibi narin bir kabuk... Hafif ekşili tatlı bir lezzet... Bu tada aşığım... Dalından koparılıp, bıçak değdirmeden ikiye bölünen domatesin tadına... Üzerine bir miktar zeytinyağı... Biraz kekik.. Birkaç damla limon suyu... işte... Bu benim lezzetim...
kabuklu bir sebze. kırmızı, sarı ve yeşil renkte bulunur.
benim icin sebzedir, bilimsel olarak ve bi arkadasima göre meyvedir.
biz olayi tatliya baglayalim diye, meyve veren sebze olarak adlandirdik.
biz olayi tatliya baglayalim diye, meyve veren sebze olarak adlandirdik.
--spoiler--
Current Biology dergisinde yayımlanan araştırmada 100 farklı domates cinsi 170 gönüllü tarafından test edildi. Sonuçlara göre domatesin lezzetinde iki faktör rol oynuyor; şeker ve bitkiye kokusunu veren bileşenler. Araştırma domates tüketiminin artması ile birlikte çiftçilerin bir bitkiden almaya çalıştıkları domates miktarının sürekli arttığını, bunun da her domateste daha az şeker birikmesine neden olduğunu söylüyor. Bu yüzden iyi domateslerin artık süpermarketlerde bulunamayacağı belirtiliyor.
Hızlı tüketime karşı bir çözüm bulmak için Klee ve ekibi domateslerin kimyasal analizini yapmak için üç yıl harcadı. Üniversitede kurulan bir serada birbiri ardına yetiştirilen 153 domates tek tek incelenerek mükkemmel domatesin nasıl olacağı irdelendi. Gönüllülere yapılan testler şeker tadının yanı sıra domatesin kesildikten sonra yaydığı kokunun da tada katkısı olduğunu ortaya koydu. Sitral bileşen adı verilen yağların bitkilerin tatları arasında büyük farklılıklar yarattığı fark edildi. Üniversitede yetiştirilen domateslerle piyasada bulunan domatesler arasındaki en büyük fark da bu bileşenin miktarı oldu. Bilim insanları bu bilgileri daha lezzetli ve yoğun aromalı domatesler geliştirmekte kullanmayı planlıyor.
--spoiler--
hala hormonlu gıdanın amacını anlamadılar. elin bilimadamı, konuyu bir ucundan yakalayıp aynı kökten daha fazla ürün alabilmek olarak acıklamış -ki bağcılıkta da şarap yapımında kullanılan üzümler için de geçerlidir, fazla salkımlar koparılarak daha olgun ve tatlı üzümlerin bağda kalması sağlanır- ancak olayın hormon/kimyasal kullanıldıgı atlanmış.
Current Biology dergisinde yayımlanan araştırmada 100 farklı domates cinsi 170 gönüllü tarafından test edildi. Sonuçlara göre domatesin lezzetinde iki faktör rol oynuyor; şeker ve bitkiye kokusunu veren bileşenler. Araştırma domates tüketiminin artması ile birlikte çiftçilerin bir bitkiden almaya çalıştıkları domates miktarının sürekli arttığını, bunun da her domateste daha az şeker birikmesine neden olduğunu söylüyor. Bu yüzden iyi domateslerin artık süpermarketlerde bulunamayacağı belirtiliyor.
Hızlı tüketime karşı bir çözüm bulmak için Klee ve ekibi domateslerin kimyasal analizini yapmak için üç yıl harcadı. Üniversitede kurulan bir serada birbiri ardına yetiştirilen 153 domates tek tek incelenerek mükkemmel domatesin nasıl olacağı irdelendi. Gönüllülere yapılan testler şeker tadının yanı sıra domatesin kesildikten sonra yaydığı kokunun da tada katkısı olduğunu ortaya koydu. Sitral bileşen adı verilen yağların bitkilerin tatları arasında büyük farklılıklar yarattığı fark edildi. Üniversitede yetiştirilen domateslerle piyasada bulunan domatesler arasındaki en büyük fark da bu bileşenin miktarı oldu. Bilim insanları bu bilgileri daha lezzetli ve yoğun aromalı domatesler geliştirmekte kullanmayı planlıyor.
--spoiler--
hala hormonlu gıdanın amacını anlamadılar. elin bilimadamı, konuyu bir ucundan yakalayıp aynı kökten daha fazla ürün alabilmek olarak acıklamış -ki bağcılıkta da şarap yapımında kullanılan üzümler için de geçerlidir, fazla salkımlar koparılarak daha olgun ve tatlı üzümlerin bağda kalması sağlanır- ancak olayın hormon/kimyasal kullanıldıgı atlanmış.
artık sebzeler bile inançlı. devire bak.
dini dili ne olursa olsun aşk yaşamaktan vazgeçmeyeceğim sebzedir. hatta alerji yapmasına rağmen.
*
*
akıl çağındayken domates meyve mi sebze mi tartışmaları yapılırdı. bugün ise hristiyan mı müslüman mı, haram mı helal mi tartışmaları yapıldığına göre epey yol katetmişiz..
gamalı haç versiyonları piyasaya çıkmıştır.
sebze olarak bilinen, meyve türündendir. köy domatesi cinsi "yemede yanında yat". şu devirdeki sahteliğin içindeki besinlerin başını çeker. eski tadını vermemekle birlikte, olsa da olur olmasa da olur artık masalarda. yararı yok, tadı yok, görüntüdeki kırmızılık artık sarımsı kırmızı, turuncu gibi. kötü görünüyor.
fransızlarda "aşk meyvesi" olarak adlandırılan kırmızı renkli sebze.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar