bugün
- sözlük erkeklerinin bicepsleri34
- uludağ sözlük ün insana hiçbir şey kazandırmaması12
- sözlük yazarlarının tatlıları17
- 20 ekim 2026 fenerbahçe slavia prag maçı22
- memeleri ile gündeme oturan yazar15
- uludağ sözlüğe ilk üyelik yılı7
- kale'nin sözlük erkeklerine kötü örnek olması15
- from gold'un bicepsleri10
- fiziğiyle gündeme gelmek istemeyen yazar14
- kokoreç6
- fon vurgunu43
- sözlük erkeklerinin gluteus maximusları6
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı16
- kolpa insanlar6
- sözlük erkeklerinin adonisleri11
- hayatın anlamsızlığını bir cümleyle anlat7
- uludağ sözlükte tek hesapla yazarlık yapmak20
- sergen yalçın'ın milli takım antrenörü olması12
- kolye140
- yarayı ateşle dağlamak2
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası34
- bir gün öleceksek niye yaşıyoruz sorunsalı5
- carlsberg3
- beni geçmişimle yargılama diyen erkek6
- gecenin sessizliğini bozan osuruk sesi3
- akp'li vekilin çocuk işçiliğini meşrulaştırması3
- antipanik'in sözlüğe vedası18
- anın görüntüsü21
- victor osimhen9
- çiçeklerle nervionun evinin önünde beklemek10
- sergen yalçın10
- balkonda sigara içilicek şarkılar3
- bir kadının 5 dakika boyunca konuşmaması12
- özelden gelen saçma mesajlar12
- ismail kartal14
- kası olmasığı halde aşkı arayan erkek6
- sözlükte edebiyat istiyorum felsefe istiyorum5
- kabaklı börek3
- erkeksi bayan buse'nin çok sevimli olması4
- kale'nin bicepleri altında güvende hissetmek6
- ilişkide en çok emek harcayan tarafın erkek olması2
- birbirini tanıdıkça sevmemek10
- fiziği kötüyse yüreği güzeldir5
- bicepsleriyle gündem olmak isteyen erkek yazar6
- beklenen bicepsin bir türlü gelmemesi4
- arkadaşlar bu nedir sizce11
- mabel matiz şarkılarında geçen acımasız sözler5
- clemence baptista13
- 19 ekim 2026 trabzonspor beşiktaş maçı22
- muzlu centro2
Ilık yaz günüydü... Küçük bahçeme iniyordum...
Seviyorum toprağı.. Kokusunu.. Öyle böyle değil. Gerçekten seviyorum.. Aşığıyım... Yeşilin... Ağacın.. Karıncanın, kelebeğin... Gülün.. Papatyanın aşığıyım... Kendi yetiştirdiğim nanenin, rokanın, terenin, maydanozun aşığıyım...
Toprakta... yeşil serin çimende yürümeyi... Parmaklarımın arasından akıp giden nemli, koyu renk toprak öbeklerini.. Arasındaki minik solucanları bile seviyorum..
Sabahın ilk saatleriydi.. Gün ışığı henüz yeni yeni dünyama damlıyordu... Hayat veriyordu çayıra, çimene... Günaydın diyordu.. Nefes alan, kalbi olan herşeye... Herkese... Gecenin koyu karanlığı çekmişti ellerini üzerinden dünyanın...
Ayağımdaki terlikleri çıkardım.. Ilık çimenlerin üzerinde çıplak ayak yürümeye başladım... Tarifsiz mis gibi koku başımı döndürüyordu...
Evren nasıl bu kadar güzel ve mükemmel bir düzen içinde var oluyordu... Güneş bir dakika sonra doğmuyordu... Gece tam zamanında ortadan kayboluyordu... Ne bir eksik ne bir fazla.. Evren herşeyi bize fazlası ile ve dakika dakikasına... Zamanında veriyordu...
Minik bahçeme doğru yöneldim... Taze otlar, çıtır yemyeşil biberler, taze soğan, fesleğen... Kekik... Ve domates... O mükemmel küçük kırmızı şeyler... Beni selamlıyordull sahibelerini... Henüz onlarla aramda 3 -4 metre olmasına rağmen, inanılmaz kokuyu hissedebiliyordum... Kokusu bile insanın ağzının sulanmasına yetiyordu...yaklaştım... Üzeri minik pürüzlerle kaplı domates yapraklarına dokundum... Elimi kokladım... Domates kokuyordu... Mis gibi domates... Yaprakların arasından bir küçük domates kopardım.. Usulca.. incitmeden.. Üzmeden... Ellerimde şu an doğanın milyonlarca mucizesinden birini taşıyordum... Toprağa düşen mercimekten daha küçük bir domates çekirdeğinden, hediyeydi bu insanlığa.. Daha nicesi... Sert kabuğun içinde pembe minik nar taneleri gibi... Dizi dizi... Aralarında hiçbir boşluk kalmadan... Özenle yerleştirilmiş... Ölçülmüş de kutulara konulmuş gibi...
Domatesi ellerimle ikiye ayırdım... Sıcacıktı... Yumuşak... Mis gibi kokuyordu... Sulu... Yeşilli kırmızılı çekirdekleri... incecik tül gibi narin bir kabuk... Hafif ekşili tatlı bir lezzet... Bu tada aşığım... Dalından koparılıp, bıçak değdirmeden ikiye bölünen domatesin tadına... Üzerine bir miktar zeytinyağı... Biraz kekik.. Birkaç damla limon suyu... işte... Bu benim lezzetim...
Seviyorum toprağı.. Kokusunu.. Öyle böyle değil. Gerçekten seviyorum.. Aşığıyım... Yeşilin... Ağacın.. Karıncanın, kelebeğin... Gülün.. Papatyanın aşığıyım... Kendi yetiştirdiğim nanenin, rokanın, terenin, maydanozun aşığıyım...
Toprakta... yeşil serin çimende yürümeyi... Parmaklarımın arasından akıp giden nemli, koyu renk toprak öbeklerini.. Arasındaki minik solucanları bile seviyorum..
Sabahın ilk saatleriydi.. Gün ışığı henüz yeni yeni dünyama damlıyordu... Hayat veriyordu çayıra, çimene... Günaydın diyordu.. Nefes alan, kalbi olan herşeye... Herkese... Gecenin koyu karanlığı çekmişti ellerini üzerinden dünyanın...
Ayağımdaki terlikleri çıkardım.. Ilık çimenlerin üzerinde çıplak ayak yürümeye başladım... Tarifsiz mis gibi koku başımı döndürüyordu...
Evren nasıl bu kadar güzel ve mükemmel bir düzen içinde var oluyordu... Güneş bir dakika sonra doğmuyordu... Gece tam zamanında ortadan kayboluyordu... Ne bir eksik ne bir fazla.. Evren herşeyi bize fazlası ile ve dakika dakikasına... Zamanında veriyordu...
Minik bahçeme doğru yöneldim... Taze otlar, çıtır yemyeşil biberler, taze soğan, fesleğen... Kekik... Ve domates... O mükemmel küçük kırmızı şeyler... Beni selamlıyordull sahibelerini... Henüz onlarla aramda 3 -4 metre olmasına rağmen, inanılmaz kokuyu hissedebiliyordum... Kokusu bile insanın ağzının sulanmasına yetiyordu...yaklaştım... Üzeri minik pürüzlerle kaplı domates yapraklarına dokundum... Elimi kokladım... Domates kokuyordu... Mis gibi domates... Yaprakların arasından bir küçük domates kopardım.. Usulca.. incitmeden.. Üzmeden... Ellerimde şu an doğanın milyonlarca mucizesinden birini taşıyordum... Toprağa düşen mercimekten daha küçük bir domates çekirdeğinden, hediyeydi bu insanlığa.. Daha nicesi... Sert kabuğun içinde pembe minik nar taneleri gibi... Dizi dizi... Aralarında hiçbir boşluk kalmadan... Özenle yerleştirilmiş... Ölçülmüş de kutulara konulmuş gibi...
Domatesi ellerimle ikiye ayırdım... Sıcacıktı... Yumuşak... Mis gibi kokuyordu... Sulu... Yeşilli kırmızılı çekirdekleri... incecik tül gibi narin bir kabuk... Hafif ekşili tatlı bir lezzet... Bu tada aşığım... Dalından koparılıp, bıçak değdirmeden ikiye bölünen domatesin tadına... Üzerine bir miktar zeytinyağı... Biraz kekik.. Birkaç damla limon suyu... işte... Bu benim lezzetim...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar