bugün
- nasıl birisiniz10
- aselsan satılırsa8
- ekrem imamoğlu9
- farkındalığı yüksek olan bireylerin yalnızlaşması5
- seks kasedi çıksa interneti çökertecek kişiler4
- akp bitince ne olacak23
- napolyonun moskova seferi2
- slavların kendi içinde parçalanması3
- macron koşacak diye park kapatan akepe31
- oruç açı anlamak içinse açlar neden oruç tutar11
- yazılımcı erkeklerin yakışıklı olmaması8
- falıma bakmak isteyen sözlük yazarları7
- ikinci el otomobil piyasası rezaleti3
- tefsiriyle okusak ülkenin yarısı dinden çıkar11
- slavların bizansın bayrağını kullanması2
- aşırı çıplaklığın rahatsız edici olması34
- anın görüntüsü10
- kuranı kerim meali7
- sözlük yazarlarını en etkileyen mesajlar2
- fusya semsiyeli yabanci17
- yaran twitler2
- erdoğan ile netanyahu dost değil ama anlaşıyorlar3
- çocuk istememe nedenleri6
- kizlarsoruyor com6
- mb isimli cocugun anilari2
- slav2
- kucak dansı yapmayı bilen kız sayısının azalması6
- cd devrinin bitmesi16
- arkadaşlar lütfen bilgi içerikli entry girelim12
- ben olmayınca sözlük bir anlamsız2
- trendyol yorumlarında ürün yerine dayı görmek2
- yaz gribi3
- avm otoparkında uygunsuz çifte bağıran kadın21
- sözlük hatunlarının nefsimi kabartması sorunsalı11
- götün sürekli kanaması5
- markette çalışmak2
- royall stars4
- insanlarla uğraşmak2
- öğretmen olmak5
- bezelye yemeği9
- çirkin adam güzel kadın aşkı4
- güzel zannedilen kadınların sıradan olmaları9
- ruhsar2
- herzevekil5
- sıdıka2
- uzun zamandır yapmadığınız şeyler10
- ölümün en iyi tanımı17
- otel odasında ölü bulunmak12
- ahmet telli'nin entübe edilmesi2
- 8 temmuz 2026 ekrem imamoğlu savunması4
avrupa'da da buyuk sehirlerde mutlaka bulunur. burada cin restorantlari siralidir sagli sollu. londra'daki chinatown soho semti sinirlari icerisindedir.
1974 tarihli bir roman polanski klasiği.kara filmin en ilginç örneklerinden biri olan filmde kırılgan ve naif dedektif jake gittes rolünde jack nicholson , babasının kendisine yaşattığı büyük dramın kurbanı Evelyn Cross Mulwray rolünde faye dunaway ve sapık baba noah cross rolünde ise john huston muhteşemdirler.yönetmenin kendi yaşamındaki trajedilerin filmin temasında etkin olduğu çok belirgindir.sıkıntı, kuşku, belirsizlik ve başarısızlık bu filmin ana karakterlerinin kaderidir.baştan sona varolan hüzün ise film bittikten sonra bile seyredenin kalbine yerleşir.
çin'den sonra en büyüğünün san francisco'da olduğu mahalle.
hemen hemen her metropolde yer alan mahalle. los angeles'ta bunlardan iki tane bulunur.
yine bir uykusuzluk seansında gece gece atv'de denk gelip tekrar izlediğim roman polanski filmi. en iyi film, yönetmen, aktör, aktris dahil 11 dalda oscar'a aday olmuş ve ancak en iyi senaryo oscar'ını alabilmiştir. ağır tempoludur fakat hiç sıkmaz. aksine insanı daha bir içine alır. bonnie and clyde'da aşık olduğum faye dunaway'e bu defa şefkat beslememe neden olmuştur ayrıca. filmin bir diğer çarpıcı yanı ise jack nicholson'ın karşı koyulamaz cazibesidir. hani filmde hiç kadın olmasa, bu defa bir erkek yatağa atar bu adamı. o derece çekicidir. yo hayır beni çekmedi. lan bak inan ki...
alakalı olarak: (bkz: ensest)
alakalı olarak: (bkz: ensest)
bu mükemmel filmin belki de en büyük şanssızlığı the godfather part 2 ile aynı yıl gösterime girmesidir.
washington d.c de cin restaurantlarindan gecilmeyen semt. ayni zamanda amerika`nin unlu otobus sirketlerinden.
(bkz: h street)
(bkz: h street)
çaynatavn da çaynatavn. çaynatavn da çaynatavn.
çok methedildi. çok duydum. sinema tarihine adını altın harflerle yazdıran filan... bazen, ben bu işleri gerçekten anlamıyore signor. zira vasat altı bir film demekten bir saniye bile imtina etmem. edemem. neydi bu yahu! çok şükür bugün de bir idolü yıktık, gerçeklerle yüzleştik. ne şahane. ayrıca filmde yetmiş kere çaynatavn lafı geçti ama bir tek son sahnede gördük çekik gözlülerin mahallesini. -filmle alakasız- new york'ta var bir çaynatavn.. fena... gözünü kapatıp oraya bıraksalar bir insanı, yarım saat dolaşır durur da, oğlum burası new york demez. öylesine çayna bi yer. çinliler kadar kültürler arası iletişim kurmaya kapalı bir başka millet de yoktur. ayrıca türk devletlerine karşı hain emelller besleyen çinliler vardı zamanında, di mi?. çin ile ilgili sahip olduğum tüm gereksiz bilgileri aynı başlıkta dışavurmanın hafifliği ile çıkıp gidiyorum bu entry'den. don't cry for me çayna...
filmden:
"çoğu insan şu gerçeği kabullenemiyor ki: zamanı ve yeri geldiğinde insanoğlu her şeyi yapabilme kapasitesine sahiptir." bunu diyen adam da kızının ırzına geçen bir adam! adam değil yani...
dipli not: filmde, jack nicholson 'un burnunu kesen bıçakçı roman polanski'den başkası değildir.
çok methedildi. çok duydum. sinema tarihine adını altın harflerle yazdıran filan... bazen, ben bu işleri gerçekten anlamıyore signor. zira vasat altı bir film demekten bir saniye bile imtina etmem. edemem. neydi bu yahu! çok şükür bugün de bir idolü yıktık, gerçeklerle yüzleştik. ne şahane. ayrıca filmde yetmiş kere çaynatavn lafı geçti ama bir tek son sahnede gördük çekik gözlülerin mahallesini. -filmle alakasız- new york'ta var bir çaynatavn.. fena... gözünü kapatıp oraya bıraksalar bir insanı, yarım saat dolaşır durur da, oğlum burası new york demez. öylesine çayna bi yer. çinliler kadar kültürler arası iletişim kurmaya kapalı bir başka millet de yoktur. ayrıca türk devletlerine karşı hain emelller besleyen çinliler vardı zamanında, di mi?. çin ile ilgili sahip olduğum tüm gereksiz bilgileri aynı başlıkta dışavurmanın hafifliği ile çıkıp gidiyorum bu entry'den. don't cry for me çayna...
filmden:
"çoğu insan şu gerçeği kabullenemiyor ki: zamanı ve yeri geldiğinde insanoğlu her şeyi yapabilme kapasitesine sahiptir." bunu diyen adam da kızının ırzına geçen bir adam! adam değil yani...
dipli not: filmde, jack nicholson 'un burnunu kesen bıçakçı roman polanski'den başkası değildir.
COD1 ve COD2'de mevcut olan mp_carentan haritasını (2. dünya savaşı dönemi fransası sanırsam emin değilim) COD4 Modern Warfare'e remake yapmışlar. Heyşer aynı yerinde, penceredeki mg 42 yerine modern silah, şarap mahseni yerine kitaplık falan yapmışlar. insan eski günleri anımsıyor. oynarken zorlanmıyor azizim.
tüm zamanların en güzel filmlerinden biri. sonu belkide en güzel biten film.
ağır ilerleyen polanski filmi. tüm amacı bir olayı aydınlatmak olan dedektif j.j.gittes amacına ulaşır mı, ulaşmaz mı bilinmez pek. finalin beklenmedik ve muğlak yapısı yaratıcı. kurgusunun giriftliği ile insan yaşamının kompleks yapısı arasında analoji kurarak ilerleyen ve genel olarak nev-i şahsına münhasır film. yine de biraz fazla büyütülmüş gibi. bu arada hakkını yemeyelim, duyduğum en güzel final cümlesine sahiptir. bir de sinema televizyon bölümlerinde işlenen bir filmmiş kendisi. (bkz: film noir)
thanksgiving ile gelen winter break' in serefine new york' takine bir ugrayip ogle yemegi yiyecegim cekik gozluler mekani.
jack nicholson'ın oynadığı en iyi filmlerden biridir. 1974 yapımı film yanlış değilsem. şu an piyasada yer alan polisiye filmlere bin basar. bence en yakın bir yerde alın ve izlyin filmi. özellikle son sahneyi gözden kaçırmamanızı isterim.
film özel bir dedektifin baştan sona bir cinayeti çözme çabasının anlatımı gibi görünse de aslında anlatmak istediği şeyi son sahnede anlatan yapımlardan. ağır bir kurguda işlenmiş olsada bir birbiri ardında gelişen olaylar ve sizi içine çeken diyaloglar zamanın nasıl geçtiğini anlamamanıza olanak veriyor.
izlerken sıkılmadığım filmlerden biriydi. Ancak bana nedense finali biraz basit geldi, o yüzden hayal kırıklığına uğradım açıkçası. Bir kere film senaryo olarak marjinal bir döngüye sahip. En az 2-3 kere seyirci suçlular arasında git-gel yaşayabiliyor. Bu da konunun son ana kadar ayakta kalmasını sağlamış. Çok ufak detayları serpiştirmişler.. Dikkatli izleyicilerin hayranlığını kazanabilir bu yönüyle. Bir de şöyle birşey var.. Sürekli 'Çin Mahallesi' lafı geçtiği için insan orada ne olup bittiğini merak ediyor. Senaryoyu bağlama şekilleri de o derece güzeldi. Gel gelelim benim açımdan final fazlasıyla basit geldi ve beklentimin çok altındaydı. Belki de böyle mystery bir yapım da sürpriz bir son beklediğimden oldu bilemiyorum. Atmosfer bakımından da gayet tatmin ediciydi. Baraj üzerinden gidilince hayli gerilimli sahne mevcuttu. Özellikle portakal bahçesi sahnesi bir hayli beğenimi kazandı.
Oyunculardan bahsetmek istiyorum biraz. Jack Nicholson bu tür rollere çok yatkın biri. Örnek bir aktörün vereceği heyecanın 2 kat daha fazlasını alıyorum gizemli ve gerilim dolu filmlerinde. Çünkü gerçekten adamın tipi psycho bir kere. Her an bir canavar çıkacakmış hissi var. Bu filmde de cool ve hayli araştırmacı bir karakter. Güldürdüğü yerleri sıkça mevcuttu.
Beni tatmin eden bir final sahnesi olsaydı çok daha iyi olabilirdi.
Oyunculardan bahsetmek istiyorum biraz. Jack Nicholson bu tür rollere çok yatkın biri. Örnek bir aktörün vereceği heyecanın 2 kat daha fazlasını alıyorum gizemli ve gerilim dolu filmlerinde. Çünkü gerçekten adamın tipi psycho bir kere. Her an bir canavar çıkacakmış hissi var. Bu filmde de cool ve hayli araştırmacı bir karakter. Güldürdüğü yerleri sıkça mevcuttu.
Beni tatmin eden bir final sahnesi olsaydı çok daha iyi olabilirdi.
''kim neyi hakediyor'' filmi. roman polanski-jack nicholson işbirliği. finali kendi kült yapan bir film.
Finali çok etkileyici olan 1974 yapımı film. Kara film türünün örneklerindenmiş öyle diyolla. Tamam filmi kötü bitirirsin anlarım da bu nasıl son amk dememe sebep olmuştur.
Koca filmden akılda kalan hills in baldızına kaydığı gerçeği.
Finaliyle beni hayal kırıklığına uğratmış güzel film. Film boyunca seyirciyi suçlu arayışına sokup sokup çıkartıyor, filmin sonunda suçluyu lak diye söylüyor ve bok gibi bir final veriyor.
Yazan herif "dur abuk bi final yapayım da seyirci ters köşe olsun demiş belki ama bence filmin 2 saat boyunca süren heyecanının son dakikada amına koymuştur. Şahsen film boyunca keyifle izleyip de finalinden tiksindiğim film çok azdır. Beğendiğim filmlerin çoğu film boyunca sıkıp bayıp finaliyle akıllarda kalan filmlerdir.
He bir de filme adını veren chinatown un havada kalmasıysa ayrı bok bir durumdur. Film boyunca chinatown chinatown ötüp durdular filmin sonunda uç beş çinli gösterip "chinatownda olur böyle şeyler" diyerek nasıl bir mesaj verdi şahsen basmadı benim kafam. Teksas sanki Amınakoyim. Herkes birbirini vuruyor sanki. Sen film boyunca chinatowndan iyi kötü güzel çirkin eğlenceli sıkıcı tehlikeli bok püsür diye bahsetme. Seyirci chinatownun ne bok olduğunu anlamasın. Sonra gerzek iki polis salak bir şekilde suçsuzun birini vursun. Sonra "chinatownda olur böyle şeyler."
Son beş altı dakikası olmasa çok hoş bir film be. Filmi sonu bozuyo amk. izleyin tabiki de.
Yazan herif "dur abuk bi final yapayım da seyirci ters köşe olsun demiş belki ama bence filmin 2 saat boyunca süren heyecanının son dakikada amına koymuştur. Şahsen film boyunca keyifle izleyip de finalinden tiksindiğim film çok azdır. Beğendiğim filmlerin çoğu film boyunca sıkıp bayıp finaliyle akıllarda kalan filmlerdir.
He bir de filme adını veren chinatown un havada kalmasıysa ayrı bok bir durumdur. Film boyunca chinatown chinatown ötüp durdular filmin sonunda uç beş çinli gösterip "chinatownda olur böyle şeyler" diyerek nasıl bir mesaj verdi şahsen basmadı benim kafam. Teksas sanki Amınakoyim. Herkes birbirini vuruyor sanki. Sen film boyunca chinatowndan iyi kötü güzel çirkin eğlenceli sıkıcı tehlikeli bok püsür diye bahsetme. Seyirci chinatownun ne bok olduğunu anlamasın. Sonra gerzek iki polis salak bir şekilde suçsuzun birini vursun. Sonra "chinatownda olur böyle şeyler."
Son beş altı dakikası olmasa çok hoş bir film be. Filmi sonu bozuyo amk. izleyin tabiki de.
1930'ların amerikasında geçen bu kült filmi özgün kılan en önemli unsur nasıl da her dönemde teknolojinin az olduğu dönemde dahi insanlığın kendi iyilerini ve kötülerini üretme, besleme kapasitesini işleyişindeki başarıdır.
Onun dışında jack'i dahi çıkarsan hala iyi bir pazar sineması olarak kalır.
Onun dışında jack'i dahi çıkarsan hala iyi bir pazar sineması olarak kalır.
dikkat ederseniz, cümlenin sonuna doğru fuları düşüyor ama kıvrak bir hareketle tekrar boynuna doluyor.
yerinde tespittir.
yerinde tespittir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar