bugün
- sözlük kızı ile iletişim kurmak9
- kadınsızlıkla nasıl baş ediyorsunuz9
- trileçe7
- en gıcık olunan şoför tipleri7
- diyanet'in japonya da ne işi var6
- anne pizzası3
- iyi bir insanın kötü bir insana dönüşme süreci12
- giysi fiyatlarının uçması7
- türk vatandaşları türktür9
- putin türkmüş11
- tulumba tatlısı8
- laz böreği3
- herkes ülkeden şikayetçi ise sorunlu kim8
- ismedin siyasi yorum yapmaması2
- şeriatçıların başarılı olduğu şeyler7
- true'nin libidosu neden yüksek7
- true'nin acile kaldırılması9
- geceleri bir kadına sarılıp uyuyamamak2
- ibadethanelerin ürkünç olması10
- osuruktan şiirler41
- türkiyeli olmak4
- kankinizin sevgilinizi götürmesi5
- muslettin amca4
- sözlük yazarlarının kombinleri8
- her şeyi hatırlayan insan3
- sonsuza kadar yaşamak3
- canımın yubari kavunu çekmesi8
- ince memed4
- tek adam4
- mahalle kültürünün yok olması4
- devlet eliyle eğitim zorunluluğu3
- patlayan şekerli matcha2
- dinci şairler4
- ilk öpüştüğüm kız6
- kıza fotoğraf yolladıktan sonra olabilecekler4
- kemal kılıcdaroğlu2
- 1000mbit internet2
- ermeni ünlüler2
- adana kebap10
- sözlük erkeklerinin şortları2
- 18 ağustos 2026 fenerbahçe lyon maçı20
- eczacının sağlıklı günler demesi5
- kill bill vol 33
- babülmendep boğazı2
- vexillarius the slayer3
- almanyada çok insan öldü haklı mıydı4
- ben geldim kerkenezler18
- claudian clouds22
- gece pencereyi açık unutup yatmak5
- sözlükten soğuma nedenleri17
entry'ler (1781)
liseye kadar envai çeşit sınav yüzünden ders kitabından başka kitap açmanın sürekli vakit kaybı olarak empoze edilmesi. üniversiteye girince insan tabii maratondan çıktığı için kendini dağıtıp en az 2 yıl keyif yapıyor. hadi 3. ve 4. sınıflarda okudu diyelim, okul bitince de sabahtan akşama kadar it gibi çalışıp para kazanması gerektiği için, bütün gün yorulan birey eve gelip dinleniyor kitap okumak yine hayal oluyor.
aklı gelişmemiş ergen kızların durumudur. sadece takıntıdan ibaret olan davranıştır.
zaten olması gereken şeyin, akla yeni düşmesi halidir.
(bkz: bkvd) bordo klavyeli vatanperverler derneği.
başka bir batılılaşma örneği. amerika'da japonya'da da böyle ara ara sıralar oluyor. türkiye'de tek örneği olarak diablo 3 için taksim konseri verilmesi ve sıraya girilmesiydi bu iki olmuş. tamam gir sıraya bekle bir şey demiyorum da, ah be yavrum paramla rezil oluyorum niye diyorsun, o senin paran ile rezil oluşun değil, beynini kullanamayışından rezil oluşun. girmeyeydin sıraya olmazdın rezil. neyse kendinden akıllı telefonu alabildin mi bilmiyorum ama aldıysan bir daha böyle bi durum yaşamazsın. sen gitmek istesen de telefon "abi hele 1 gün daha bekle sakince git al, ilk gidip alana apple hisse vermiyo bak sen beni dinle apple'ın ciğerini bilirim ben!" diyerek durdurur.
orta okul zamanları açılıp sözlükte lise hayatı boyunca ezilip, itilip yine de yılmayıp bu günlere uğraşlar vererek gelip, şimdi hukuk fakültesinden mezun olmasına az kalmış yazar(lar) olarak, geçmişimi incelediğinde sözlük nicki dışında bir pişmanlığı olmayan yazarlar için af çıksa da tadından yenmese denilen hede.
edit: ha bu yazar akıllanmış mıdır? Hayır. Gidip Scarlett Johansson Hastasi diye yeni nick alır pişman da olmaz. * *
edit: ha bu yazar akıllanmış mıdır? Hayır. Gidip Scarlett Johansson Hastasi diye yeni nick alır pişman da olmaz. * *
ışıd değildir.
adamı zaman zaman gerer, hız böyle bi geriler bi yukarı çıkar kafasına göre.
zaman zaman ise çok tatminkar olabilir, bir başlar 50-100-200-450-700'ü görür mest olursunuz.
zaman zaman ise adamı sinir eder, 1-2 dakika 700 ile giderken birden kendini 350 civarına sabitler.
yine de boş vakitlerde çok güzel bir uğraştır efenim.
zaman zaman ise çok tatminkar olabilir, bir başlar 50-100-200-450-700'ü görür mest olursunuz.
zaman zaman ise adamı sinir eder, 1-2 dakika 700 ile giderken birden kendini 350 civarına sabitler.
yine de boş vakitlerde çok güzel bir uğraştır efenim.
hayatını rahat sürecek, ama o şehir dışındaki sürünme keyfini yaşamayacak, tek başına ayakta kalmayı çok geç öğrenecek insandır.
hiç çaba göstermemek demeyelim de, kızlar da hani ufak bir tebessüm ederek çaba gösterip buluyor.
erkekler ise götlerini yırtsa bile çoğu zaman nafile.
erkekler ise götlerini yırtsa bile çoğu zaman nafile.
(bkz: sie go)
Bir insanın doğru kişi olup olmadığını anlamak çok zor bence,
daha doğrusu onu sen anlayamazsın, adını getiremediğim bir takım hisler onun o olduğunu söyler,
o andan sonra ona bakışın artık değişir, bunu kendine itiraf edemezsin, sadece ona olan bakışın değişir.
Bir kimsenin arkadaşlığından çok keyif alıyorsundur, o gülmüyorken gülemiyorsundur,
o gülsün de, o içi parlayan gözler açığa çıksın, gözleri gözlerime değsin ve o iç huzuru yakalayayım,
ben de güleyim istiyorsundur, sürekli onunla vakit geçirmek istiyorsundur. onun sesini duyabilmek için aptal aptal bahaneler üretiyorsundur.
Peki, ne oluyor da artık sana bu arkadaşlık yetmez oluyor ?
Peki, ne oluyor da artık onun bir arkadaştan fazla olmasını istiyorsun?
Peki, ne oluyor da artık arkadaşlık sana yetmemeye başlıyor?
Peki, ne oluyor da artık onun yanında sadece arkadaş olarak kalmak, onun diğer samimi arkadaşlarıyla görmek
sana eziyet oluyor?
insanoğlu! Sana diyorum! Sen asla bu değişimleri kendine itiraf edebilecek kadar cesur olamadın!
Ben sana söyleyeyim! Sen o kişiye kendini aşırı kaptırıyor, onunla bir hayat paylaşmak istiyor,
onu hayatına ortak etmek, onun hayatına ortak olmak istiyorsun.
Peki bu neden oluyor? Ayrıca nasıl oluyor? Arkadaşın olan o kişinin gözlerine niye artık eskisi gibi bakamıyorsun?
Ayrıca onun manevi yönüne mi tutuluyorsun? Onun fiziğine mi? Bunu bile bilmiyorsun.
Ben biliyorum, maneviyatına. Eğer fiziğine aşık olsaydın bunu kolayca itiraf ederdin ve o kadar değerli olmazdı senin için
çünkü günümüzde bir insanın dışına aşık olmak, günümüz gençleri arasında utanç verici değildir, çünkü arkadaşlıklar gibi
aşklar da yüzeysel olmaya başlamış, sadece güzel bir kızın onun sevgilisi olduğunu alemlere duyurarak haz duymak isteyen
gençler ortaya çıkmıştır.
Dedim ya, itiraf edebilmen için fiziksel benliğine aşık olman gerek diye, itiraf edememen ise, onun maneviyatına aşık
olman demektir. Bu yüzden itiraf edemezsin çünkü, günümüz insanlığına "Onunla çok iyi vakit geçiriyorum ve fazlasını
istiyorum" dersen seninle dalga geçerler. "bıraksana yaaa" derler. Bu yüzden bu sözleri kendine de diyemezsin,
Ama o kişi senin için doğru kişidir, önüne iki seçenek gelir, ya duygularını belli edip karşı taraftan bir cevap bekler,
ya da arkadaş olarak yanında onu kıskanarak varlığına devam edersin.
Genelde hep ikinciyi seçmek durumunda kalırız.
Sebebiyse açık, Eğer ona olan hislerini açar, ve sonra ondan olumsuz bir geri dönüt alırsan, cidden duygusal açıdan
büyük bir yıkım olur, aylarca kendine gelemezsin onu kaybettiğin için, bu duygusal boşluk fiziksel acıya bile
sebep olur zaman zaman.
Olumlu yanıt alma umudu bir anda uzayda boşlukta uçuşunuza sebep olur.
Olumlu yanıt alma şansınız da vardır ancak doğru zaman çok önemlidir. Karşı taraf da arkadaşlığından yeterince
memnun olmuş ve güzel vakit geçiriyorsa, sanırım doğru an bu olmalı.
bir de iki arada bi derede durum vardır, siz ona belli edersiniz ama ne olumlu ne olumsuz yaklaşmaz size.
Bu daha kötüdür. "Acaba anlamadı mı?" "Anladı ama arkadaş kalalım diye anlamamazlıktan mı geliyor?"
"Anladı, ama benim acınası birisi olduğumu düşünüyor." gibi düşüncelere sürüklenir. işte o yüzden doğru kişinin
anlaşılması çok zordur, size bağlı değildir, insansındır, duyguların vardır, duygularında bir şeyler yaşarsınız,
birisini seversiniz, bu asla sizin elinizde olmaz. Ama bunlar açığa çıktıktan sonra hiçbir şey elinizde olmaz.
Ne kız bunu anlarsa eskisi gibi arkadaş olabilir, ne de erkek kişisi duygularını kendine itiraf ettiği zamandan sonra
kıskançlığıyla boğulduğu için eskisi gibi olamazlar.
işte bütün bu hislerin sebebidir belki de doğru kişi. belki de değil, doğru kişinin doğru kişi olduğu bence nötr bir durum. anlaşılması her daim imkansız olmuştur. sadece akışına bırakılmıştır. zaten o da doğru kişiyse ve seni doğru kişi gördüyse her şey kendiliğinden gelir. tek üzüntüm, doğru kişiyi bulanın hep tek taraflı olması, karşıdakinin senin doğru kişi olduğunu söylememesidir. yine de üstünden gelip arkadaş kalabilmek istersin, bunu zor bela da yaparsın ama kıskançlığın her daim çatışmalara neden olacaktır.
daha doğrusu onu sen anlayamazsın, adını getiremediğim bir takım hisler onun o olduğunu söyler,
o andan sonra ona bakışın artık değişir, bunu kendine itiraf edemezsin, sadece ona olan bakışın değişir.
Bir kimsenin arkadaşlığından çok keyif alıyorsundur, o gülmüyorken gülemiyorsundur,
o gülsün de, o içi parlayan gözler açığa çıksın, gözleri gözlerime değsin ve o iç huzuru yakalayayım,
ben de güleyim istiyorsundur, sürekli onunla vakit geçirmek istiyorsundur. onun sesini duyabilmek için aptal aptal bahaneler üretiyorsundur.
Peki, ne oluyor da artık sana bu arkadaşlık yetmez oluyor ?
Peki, ne oluyor da artık onun bir arkadaştan fazla olmasını istiyorsun?
Peki, ne oluyor da artık arkadaşlık sana yetmemeye başlıyor?
Peki, ne oluyor da artık onun yanında sadece arkadaş olarak kalmak, onun diğer samimi arkadaşlarıyla görmek
sana eziyet oluyor?
insanoğlu! Sana diyorum! Sen asla bu değişimleri kendine itiraf edebilecek kadar cesur olamadın!
Ben sana söyleyeyim! Sen o kişiye kendini aşırı kaptırıyor, onunla bir hayat paylaşmak istiyor,
onu hayatına ortak etmek, onun hayatına ortak olmak istiyorsun.
Peki bu neden oluyor? Ayrıca nasıl oluyor? Arkadaşın olan o kişinin gözlerine niye artık eskisi gibi bakamıyorsun?
Ayrıca onun manevi yönüne mi tutuluyorsun? Onun fiziğine mi? Bunu bile bilmiyorsun.
Ben biliyorum, maneviyatına. Eğer fiziğine aşık olsaydın bunu kolayca itiraf ederdin ve o kadar değerli olmazdı senin için
çünkü günümüzde bir insanın dışına aşık olmak, günümüz gençleri arasında utanç verici değildir, çünkü arkadaşlıklar gibi
aşklar da yüzeysel olmaya başlamış, sadece güzel bir kızın onun sevgilisi olduğunu alemlere duyurarak haz duymak isteyen
gençler ortaya çıkmıştır.
Dedim ya, itiraf edebilmen için fiziksel benliğine aşık olman gerek diye, itiraf edememen ise, onun maneviyatına aşık
olman demektir. Bu yüzden itiraf edemezsin çünkü, günümüz insanlığına "Onunla çok iyi vakit geçiriyorum ve fazlasını
istiyorum" dersen seninle dalga geçerler. "bıraksana yaaa" derler. Bu yüzden bu sözleri kendine de diyemezsin,
Ama o kişi senin için doğru kişidir, önüne iki seçenek gelir, ya duygularını belli edip karşı taraftan bir cevap bekler,
ya da arkadaş olarak yanında onu kıskanarak varlığına devam edersin.
Genelde hep ikinciyi seçmek durumunda kalırız.
Sebebiyse açık, Eğer ona olan hislerini açar, ve sonra ondan olumsuz bir geri dönüt alırsan, cidden duygusal açıdan
büyük bir yıkım olur, aylarca kendine gelemezsin onu kaybettiğin için, bu duygusal boşluk fiziksel acıya bile
sebep olur zaman zaman.
Olumlu yanıt alma umudu bir anda uzayda boşlukta uçuşunuza sebep olur.
Olumlu yanıt alma şansınız da vardır ancak doğru zaman çok önemlidir. Karşı taraf da arkadaşlığından yeterince
memnun olmuş ve güzel vakit geçiriyorsa, sanırım doğru an bu olmalı.
bir de iki arada bi derede durum vardır, siz ona belli edersiniz ama ne olumlu ne olumsuz yaklaşmaz size.
Bu daha kötüdür. "Acaba anlamadı mı?" "Anladı ama arkadaş kalalım diye anlamamazlıktan mı geliyor?"
"Anladı, ama benim acınası birisi olduğumu düşünüyor." gibi düşüncelere sürüklenir. işte o yüzden doğru kişinin
anlaşılması çok zordur, size bağlı değildir, insansındır, duyguların vardır, duygularında bir şeyler yaşarsınız,
birisini seversiniz, bu asla sizin elinizde olmaz. Ama bunlar açığa çıktıktan sonra hiçbir şey elinizde olmaz.
Ne kız bunu anlarsa eskisi gibi arkadaş olabilir, ne de erkek kişisi duygularını kendine itiraf ettiği zamandan sonra
kıskançlığıyla boğulduğu için eskisi gibi olamazlar.
işte bütün bu hislerin sebebidir belki de doğru kişi. belki de değil, doğru kişinin doğru kişi olduğu bence nötr bir durum. anlaşılması her daim imkansız olmuştur. sadece akışına bırakılmıştır. zaten o da doğru kişiyse ve seni doğru kişi gördüyse her şey kendiliğinden gelir. tek üzüntüm, doğru kişiyi bulanın hep tek taraflı olması, karşıdakinin senin doğru kişi olduğunu söylememesidir. yine de üstünden gelip arkadaş kalabilmek istersin, bunu zor bela da yaparsın ama kıskançlığın her daim çatışmalara neden olacaktır.
aynı nesile mensup olduğumuz için aslında biraz utanç verici olan yazar.
leyla ile mecnun, işler güçler, avrupa yakası gibi dizilerdir.
(bkz: anket yaptım yer misin)
(bkz: anket yaptım yer misin)
az evvel bir kaç hbbia başlığını görmem ile "yoksa..." oldum ama yeni gelen nesillerin, bu trolizm akımını bilmemelerini sebebiyle ona laf soktuklarını görmemle "oh" çekmem bir olmuştur.
Sen nasıl bir kezbansın amk karısı diyip, ağzına tekme atıp kaçılasıdır.