bugün
- filistin37
- silvermist'e iki şey söyle20
- antipanik'e bir şey söyle22
- sözlük kızlarının kombinleri15
- 44 yaşında psikolog olmak7
- traveler konuşursa sözlükte yer yerinden oynar8
- sarapci koalayi denize atmak4
- namazlı meal yazıp kuran da namaz var diyen avel7
- berberin traş yaparken kapıyı ve peredeyi kapaması3
- piyasada bol miktarda herif ve karı olması5
- fon kurdum para yatırır mısınız3
- sarapci koala ile el ele parklarda koşmak4
- muşlettin amca7
- barış sürecinde siyasallaşma aponun da hakkıdır5
- vincenzo montella7
- tarhana çorbası5
- azerbaycan8
- tanışılan kız hangi partili ise o partili olmak7
- royall stars2
- alttaki yazara bir şey söyle24
- kadir mısıroğlu'nun vatan haini olması5
- keşke yunan galip gelseydi diyen orospu evladı4
- bahçeye işemek2
- israil'in yunanistan'ın 2036 planını ifşalaması4
- prezervatif alamayacak kadar fakir olmak2
- akp'ye geçersem anam evlatlıktan reddeder3
- 9 ekim 2026 galatasaray kasımpaşa maçı36
- cenazede gülmek8
- su bardağında çay içmek10
- ehliyet sınavının kurallarını kim koyuyor ya2
- abazan yazarlar4
- florentia village istanbul2
- ürdün9
- egay sucukcu'ya bir şey söyle3
- tuvalette ilham gelmesi5
- antipatik'e iki şey söyle3
- abd'nin en iyi üniversiteleri2
- bosna hersek2
- şükretmeyen insan7
- mhp nin atatürk düşmanı olması5
- aşkım dua lipa mı ben mi diyen sevgili8
- sahaflık tecrübem5
- bir hikayenin sonuna nokta koyamamak3
- whatsapp grubundan atılmak2
- altın fiyatları2
- pudingi çay kaşığıyla yemek5
- yakıştırdığım çiftler serisi 153
- insanın düşüncelerinden utanması6
- kemalistlerin islam düşmanlığının nedenleri15
- erkeklere en güzel hitap şekilleri17
En güzel yanı, yemek yemeye girdiğiniz her mekanın hafif karanlık, kalabalık, her türden, her yerden gelmiş insanlarla dolu olmasıdır. Orda yediğim yemekler bir başka lezzetli gelmiştir bana.
yılın bu ayında bile hala soğuk ve rüzgarlı. üşümemek elde değil.
ama yine de buyuleyici bir guzelligi olan sehir. yillarca hic sikilmadan yasanilabilinecek bir sehir. bazen ozledikce gidilmesi gerekiyor. *
ama yine de buyuleyici bir guzelligi olan sehir. yillarca hic sikilmadan yasanilabilinecek bir sehir. bazen ozledikce gidilmesi gerekiyor. *
Tüm zamanların en çok izlenen Amerikan müzikalinin adıdır.Olay Chicago'da geçer.Caz müziğin etrafı kavurduğu yıllardır.Roxy sıradan bir adamın şöhret peşinde koşan karısıdır,adam sıradan olmakla birlikte oldukça da saftır ve Roxy kendisini ünlü yapacağına söz veren bir adamla kocasını aldatır,yalan söylediğini anlayınca da adamı öldürür.Herşey burdan sonra başlar.Baskın,polisler derken hapishane..Burada ünlü şarkıcı Velma Kelly ile karşılaşır ve tıpkı O'nun gibi durumu avantaja çevirip ünü hapishanede yakalamaya uğraşır.Uzun yıllar Broadway'de önemli oyuncular tarafından sahnelenmiştir.Seneler sonra 2002 yılındaki sinema versiyonu ile de büyük ilgi gördü ve en iyi film dahil toplam 6 oscar ödülünü aldı.
chicago müzikali de vardır ayrıca. en güzel parçası Cell Block Tango ( He had it coming ) (bkz: müthiş)
en değerliğimin kısa süreliğine yaşadığı şehir. dondurucu soğuklardaymış.
edit: giray sen mi eksiledin. *
edit: giray sen mi eksiledin. *
izmir alsancakta bir mekan adı.pahalı da değil yeri de güzel.
(bkz: chicago sky)
2 ekimde dugu ile birlikte izleme şansına nail olduğumuz dünyanın en ünlü ve ödüllü müzikallerinden. hakkında yazmak pink floyd balesi ertesine nasip oldu. ancak şunu belirtmek istiyorum ki; chicago gibi ünlü bir eser, pink floyd balesi'nin neredeyse 4'te biri bir salonda sahnelenmesine rağmen, neredeyse salonun yarısı boştu. üstelik bizim gittiğimiz gün cumartesiydi. bir daha ne zaman gelir bilinmez ancak, dünya showları sık sık ülkemize uğramıyor ve en azından yurtdışında izleme imkanınız yoksa ve bu tür organizasyonlara hevesliyseniz paraya kıyıp böyle gösterileri izlemeniz hem sizin için unutulmaz bir anı olur, hem de diğer ünlü gösteriler için iyi bir izleyici reklamı oluruz.
ama ben kime diyorum tabi;
am göt meme, sabri sarıoğlu. *
ama ben kime diyorum tabi;
am göt meme, sabri sarıoğlu. *
soft rock, jazz rock ekolünün 60 lı yıllardan günümüze kadar ulaşan temsilcileri. 80li yılları altın dönemleridir. çok fazla dinlermiyim, hayır. lakin albümleri 150 milyon sattığına göre bana pek ihtiyaçları yok.
rob marshall ın nine filminide yönetmesine sebebiyet veren film.
tabisi nine chicago kadar başarılı olmamıştır iyidir ama yeterli değildir.
(bkz: papaz her zaman pilav yemez)
tabisi nine chicago kadar başarılı olmamıştır iyidir ama yeterli değildir.
(bkz: papaz her zaman pilav yemez)
albümlerini 1,2,3,4... isimleriyle çıkarmış oldukça başarılı kalabalık bir jazz/rock grubu.
barack obama'nın 1992'den 2004'e kadar sivil haklar konusunda çalıştığı, hukuk fakültesinde okuduğu ve elbette ki kültürel entelijansiyasında yer aldığı kent. ermeni lobisine sıcak bakmasında bunun büyükçe bir etkisi vardır.
home alone filmi sebebiyle inanılmaz sempati duyduğum amerika şehri. objektifleştirmek gerekirse efendim, bunların basketbolda chicago bullsları var, futbolda chicago fireları olması lazım, buz hokeyinde de blackhawks mıydı neydi işte. güzel şehir güzel.
hoş, o filmin nerede geçtiği konusunda hiçbir fikrim yok. sadece chicago lafının geçtiğini hatırlıyorum. o yüzden pek severdim. oradaki velet gibi olmak istemiştim. şansıma, birkaç ay sonra kanada'dan dayım gelmişti. kendisinden 5 dolar alıp, oradaki velet gibi parfümdür, diş fırçasıdır... onlardan aldım. tabi türk lirasıyla, eheh.
ama hiçbir zaman kocaman bir kâse dolusu dondurma yemedim ya da tek başıma pizza söyleyip televizyonun karşısında yiyemedim. çok üzgünüm sözlük. sırf bu hayallerimi gerçekleştirebilmek için hiç sevmediğim amerika'ya gitmek istiyorum. chicago'da zencilerle hamburger yiyip grup sekiş partisine katılmak ya da televizyon karşısında patates kızartması, pizza yiyip kola içmek...
evet ismail, tüketici olmak istiyorum ben artık. tüketici, obez toplumun bir parçası olmak istiyorum. çok eğlenceli olmalı olm.
hoş, o filmin nerede geçtiği konusunda hiçbir fikrim yok. sadece chicago lafının geçtiğini hatırlıyorum. o yüzden pek severdim. oradaki velet gibi olmak istemiştim. şansıma, birkaç ay sonra kanada'dan dayım gelmişti. kendisinden 5 dolar alıp, oradaki velet gibi parfümdür, diş fırçasıdır... onlardan aldım. tabi türk lirasıyla, eheh.
ama hiçbir zaman kocaman bir kâse dolusu dondurma yemedim ya da tek başıma pizza söyleyip televizyonun karşısında yiyemedim. çok üzgünüm sözlük. sırf bu hayallerimi gerçekleştirebilmek için hiç sevmediğim amerika'ya gitmek istiyorum. chicago'da zencilerle hamburger yiyip grup sekiş partisine katılmak ya da televizyon karşısında patates kızartması, pizza yiyip kola içmek...
evet ismail, tüketici olmak istiyorum ben artık. tüketici, obez toplumun bir parçası olmak istiyorum. çok eğlenceli olmalı olm.
ayrica sears tower' a cikip gunesin batisini izlemek olmeden once yapilmasi gerekenlerdendir.
new orleands' dan sonra a.b.d' nin ikinci jazz şehridir. sears tower' ı sınırları dahilinde barındırır. ayrıca nba' de michael jordan' ın en parlak dönemlerini yaşadığı chicago bulls takımına ev sahipliği yapar. bu takımda bi zamanlar nba tarihinin en kaçık tipi olan dennis rodman da forma giymiştir...
Bir zamanlar dünyanın en uzun kulelerinden biri olan Sears Towers'ı barındıran, Amerika'nın en büyük şehirlerinden biri olan ve illionis eyaletine bağlı olan mükemmel şehir. Bize bir avm bulabilmek için saatlerce şehir turu attırmış, Türk lokantalarının birinde iskender kebap yememize olanak sağlamış ve istanbul market adlı marketten zibilyon tane kendi ürünlerimizden almamıza olanak sağlamış şehirdir de aynı zamanda. Sıralamaya sokacak olursak sanırım ilk 3 ya da 4 şehir arasına girer Amerika'da.
edit: ayrıca sears towers'ın en tepesinden açık havada çıplak gözle bakıldığında yaklaşık 500 km ötedeki Wisconsin eyaletini de görebilmektesiniz. Çok acayip bi şeydi.
edit: ayrıca sears towers'ın en tepesinden açık havada çıplak gözle bakıldığında yaklaşık 500 km ötedeki Wisconsin eyaletini de görebilmektesiniz. Çok acayip bi şeydi.
bir studio dairede 96 model arabamla ogrenci olarak yasamak istedigim sehirdir.
başrol oyuncusu renee zellweger olmasına rağmen catherine zeta jonesun çok daha etkileyici bir performans sergilediği, harika görsellik ve koreografilerin sergilendiği film..
jazz sever bir bünyenin mutlaka ziyaret etmesi gereken bir şehirdir.
2008 yazında çok güzel günler yaşatmış, bir o kadar da ağzıma sıçmış şehirdir. çok güzel yaşamışımdır evet doğrudur çünkü hayatımın en eğlenceli en aksiyon dolu günleri orada geçmiştir. ağzıma sıçmıştır evet her gün kavga etmek zorunda olduğu birisi yanında olunca insanın yaşayası gelmiyo. şehir mimarisiyle beni bende almış, yaşayacağım yeri buldum derken, new york ile tanışmamla birlikte etkisi biraz azalmış ama kafamdaki ikinci sıradaki yerini korumaya devam etmiştir.
2007 gidip 20 gün kaldığım yerdir. çok güzeldir genelde her amerikalı en güzel şehir chicago der ama bu bir istisnadır. çok güzel yerdir gezilip görülecek yerleri çok vardır. alışveriş konusunda aşmış zaten. rüzgarıyla mehşurdur kışın giderseniz '' bokum dondu '' tabirini saniye saniye yaşayabilirsiniz gündüzleri bile -14 derece düşünün. gidin görün ama yazın gitmeniz daha iyi olur. ama kışında ayrı zevki olur kar falan filan.
tam anlamiyla windy city. herseyi ile harika bir sehir. golu, yesili, dogasi, muzigi, sporu, sanati, insani, ulasim sistemi, planlamasi ile dort dortluk.
ABD'nin orta batı eyaletlerinden illinois'in en büyük şehri.
dwyane wade'in ve derrick rose'un memleketi.
sufjan stevens'in little miss sunshine isimli filmin soundtrack albümünde bulunan, müthiş ötesi harikulade bir şarkıdır.
melodisi, sözleri... öyle içine işler ki insanın. hiç dinlemeyi bırakmak istemez adeta.
I fell in love again
all things go, all things go
drove to Chicago
all things know, all things know
we sold our clothes to the state
I don't mind, I don't mind
I made a lot of mistakes
in my mind, in my mind
you came to take us
all things go, all things go
to recreate us
all things grow, all things grow
we had our mindset
all things know, all things know
you had to find it
all things go, all things go
I drove to New York
in a van, with my friend
we slept in parking lots
I don't mind, I don't mind
I was in love with the place
in my mind, in my mind
I made a lot of mistakes
in my mind, in my mind
you came to take us
all things go, all things go
to recreate us
all things grow, all things grow
we had our mindset
all things know, all things know
you had to find it
all things go, all things go
if I was crying
in the van, with my friend
it was for freedom
from myself and from the land
I made a lot of mistakes
I made a lot of mistakes
I made a lot of mistakes
I made a lot of mistakes
you came to take us
all things go, all things go
to recreate us
all things grow, all things grow
we had our mindset
all things know, all things know
you had to find it
all things go, all things go
you came to take us
all things go, all things go
to recreate us
all things grow, all things grow
we had our mindset
(I made a lot of mistakes)
all things know, all things know
(I made a lot of mistakes)
you had to find it
(I made a lot of mistakes)
all things go, all things go
(I made a lot of mistakes)
melodisi, sözleri... öyle içine işler ki insanın. hiç dinlemeyi bırakmak istemez adeta.
I fell in love again
all things go, all things go
drove to Chicago
all things know, all things know
we sold our clothes to the state
I don't mind, I don't mind
I made a lot of mistakes
in my mind, in my mind
you came to take us
all things go, all things go
to recreate us
all things grow, all things grow
we had our mindset
all things know, all things know
you had to find it
all things go, all things go
I drove to New York
in a van, with my friend
we slept in parking lots
I don't mind, I don't mind
I was in love with the place
in my mind, in my mind
I made a lot of mistakes
in my mind, in my mind
you came to take us
all things go, all things go
to recreate us
all things grow, all things grow
we had our mindset
all things know, all things know
you had to find it
all things go, all things go
if I was crying
in the van, with my friend
it was for freedom
from myself and from the land
I made a lot of mistakes
I made a lot of mistakes
I made a lot of mistakes
I made a lot of mistakes
you came to take us
all things go, all things go
to recreate us
all things grow, all things grow
we had our mindset
all things know, all things know
you had to find it
all things go, all things go
you came to take us
all things go, all things go
to recreate us
all things grow, all things grow
we had our mindset
(I made a lot of mistakes)
all things know, all things know
(I made a lot of mistakes)
you had to find it
(I made a lot of mistakes)
all things go, all things go
(I made a lot of mistakes)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar