bugün
- trabzonspor16
- cumhuriyetten rahatsız olan insan16
- fenerbahçe yi ayağa kaldıracak teknik direktör6
- kadın şoför6
- gadi eizenkot5
- son aylarda tipimin iyice kaymış olması10
- bibi kazandı2
- ya kahhar ya kahhar ya kahhar2
- ben bi gideyim tatlı yapayım2
- modern türbanlı kadın vs mini etekli kadın3
- okula verilen çocuktan netice alamamak3
- binyamin netanyahu12
- ebu cehil karpuzu3
- kimseye zararı olmayan kişi3
- nervio abla20
- ayağını emojiyle kapatan insan4
- kelek çıkarsa gel götten sik beni abi diyen manav6
- yeni evli çift aktiviteleri16
- ismail kartal23
- salçalı makarna13
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı78
- sözlük kızlarıyla pijama partisi yapmak17
- güzel bir kadının giydiği çorap5
- efendiler yarın cumhuriyet ilan edeceğiz6
- yerde para bulmak9
- kadınların o güzel ayak tabanları2
- gece uyanıkları4
- yazılımcıların flört edememesi8
- herkese veren biri4
- nervio'ya evlenme teklif etmek29
- laşon hara3
- sözlüğe hareket getirecek şey8
- yağmur2
- tuzlu kahve dizisi4
- motorsiklet6
- görükle den moskova'ya yürümek5
- mutlu günleri beklemek15
- mavi4
- madencilerin ankara'ya yürüyüşüne müdahale3
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı19
- insanın kendiyle geçireceği zamana ihtiyacı olması6
- türkiye cumhuriyeti3
- kedimin yatağıma kusması7
- en lezzetli balık12
- heyt bea2
- vajinaya limon sıkıp emmek3
- güney kore34
- şemsiye taşıyan erkekte gizli eşcinsellik vardır8
- porsche5
- araba almak3
kurtlar vadisinin soundtrack'ında yer alan bir parça. 6 dakikalık versiyonu güzeldir.
hızlı söyleyince derecen olur.*
insani gaza getiren super bir eser. muzikal $olen.
bir şeyi * sıkmaya yarayan bir alet.
adıyaman'ın kahta ve sincik ilçeleri arasında yer alan ve kommagene krallığı zamanında yaptırılmış olan tarihi köprü. gayet büyük bir kanyonun çıkış noktasında yer almaktadır ve oldukça heybetli bir görüntüsü vardır. geçen yılın mart ayına kadar kullanılmaya devam etmekteydi. bu değerli tarihi eserin yıpranmasını önlemek ve onu korumaya almak amacıyla yanına bir köprü daha yapılmıştır.
(#78347)
(bkz: su cendereleri)
Nötrmod adlı rock gurubu tarafından cover'lanmış şarkı. Cover'lanmış hali gayet güzel ve hoştur. Adama çıkıp bir iki kişiyi vurma eğilimi kazandırır.http://www.nortmod.com
kurtlar vadisinin müziklerindendir. diziyi hiç izlemediğim gibi müziği de hiç dinlememiştim ta ki eski sevgilim melodi olarak cep telefonuma gönderdiği zamana kadar
anlamı pres. mecazi anlamı ise manevi baskıdır.
birde gökhan kırdarın kurtlar vadisi için yaptığı bir parçadır.
birde gökhan kırdarın kurtlar vadisi için yaptığı bir parçadır.
manevi baskı. *
ayazağada bir sokak adıdır.
adıyaman da bir vadinin adı.
dındırı dındırı dındırı dındırı dındırı dındırı dındırı dın..... gider durur böyle.
paylaşm programlarında bayağı bir remixi mevcuttur.
(bkz: cendere savas mix)
(bkz: candere operasyon mix)
(bkz: cendere pusu mix)
(bkz: cendere perc mix)**
(bkz: cendere hard remix)
(bkz: cedere drum mix)
paylaşm programlarında bayağı bir remixi mevcuttur.
(bkz: cendere savas mix)
(bkz: candere operasyon mix)
(bkz: cendere pusu mix)
(bkz: cendere perc mix)**
(bkz: cendere hard remix)
(bkz: cedere drum mix)
kanıyordum!
kıpkırmızı!
masmavi!
yemye$il!
gökku$ağının bilumum renklerinde
kanıyordum!
denizin tuzlu ate$inde
güne$in o sapsarı tadında!
kanıyordum!
sismograflar telef oluyordu
içimdeki depremlerde
-kimbilir kaç rihter ölçeğindeki-
kanıyordum!
iflâh kesen sorgularda
kanıyordum!
sorgulanan ben!
sorgulayan ben!
sorgunun
sorguya yabancıla$mı$
3. $ahsı:
bozacının yalanbilmez $ahidi $ıracı ben!
kanıyordum!
kâbusların cenderesinde
günlüklerin duvarlarında!
ben'imin püsküllü belâsı
ben'imin günah keçisi
ben!
kanayan ben!
kanatan ben!
bir tırnağın
etine batı$ındaki
o umursamaz acıca
kanıyordum!
tırnak ben!
et ben!
bir tek ya$ dahi dü$meden
gözlerimden
kanıyordum!
-yıkılmı$ bir barajın
öksüz ve yetim suları gibi-
ağlamayan ben!
ağlatan ben!
bir kedinin
bir fareyle
oynadığının
acımasızlığınca
kanıyordum!
kedi ben!
fare ben!
kendini
kendi içindeki
mahzenlere hapsettiğince
ve
kendinin ba$ında
dikildiğince
kanayan ben!
mahpus ben!
gardiyan ben!
geride kalanların
iadesiz taahhütlü gönderdikleri
o pulsuz mektubun yolculuğunca
kanayan ben!
hem zarf ben!
hem mektup ben!
tabut ben!
ceset ben!
Reha YÜNLÜEL..
kıpkırmızı!
masmavi!
yemye$il!
gökku$ağının bilumum renklerinde
kanıyordum!
denizin tuzlu ate$inde
güne$in o sapsarı tadında!
kanıyordum!
sismograflar telef oluyordu
içimdeki depremlerde
-kimbilir kaç rihter ölçeğindeki-
kanıyordum!
iflâh kesen sorgularda
kanıyordum!
sorgulanan ben!
sorgulayan ben!
sorgunun
sorguya yabancıla$mı$
3. $ahsı:
bozacının yalanbilmez $ahidi $ıracı ben!
kanıyordum!
kâbusların cenderesinde
günlüklerin duvarlarında!
ben'imin püsküllü belâsı
ben'imin günah keçisi
ben!
kanayan ben!
kanatan ben!
bir tırnağın
etine batı$ındaki
o umursamaz acıca
kanıyordum!
tırnak ben!
et ben!
bir tek ya$ dahi dü$meden
gözlerimden
kanıyordum!
-yıkılmı$ bir barajın
öksüz ve yetim suları gibi-
ağlamayan ben!
ağlatan ben!
bir kedinin
bir fareyle
oynadığının
acımasızlığınca
kanıyordum!
kedi ben!
fare ben!
kendini
kendi içindeki
mahzenlere hapsettiğince
ve
kendinin ba$ında
dikildiğince
kanayan ben!
mahpus ben!
gardiyan ben!
geride kalanların
iadesiz taahhütlü gönderdikleri
o pulsuz mektubun yolculuğunca
kanayan ben!
hem zarf ben!
hem mektup ben!
tabut ben!
ceset ben!
Reha YÜNLÜEL..
Bazen bir sıkıntı çöküyor insanın içine... Bir yanda sorumluluk duygusu, bir yanda gitgide azalan takvim yaprakları... Bir saat daha oturmak sofralarda... Gönül çekiyor çekmesine ama oturamazsın, bekleyenler vardır. Çaresiz için gide gide kalkacaksın. Güneş batışını ilk gençlik ürperişleriyle seyretmek, nerdeeee? Ya misafir gelecek, ya yazı yazacaksın. Kolundaki saat senin gibi görünür, ama akreple yelkovanın dönüşünü keyfince harcayamazsın.
Şu elmayı bütün dişlerinle ısırmak. Olmaz. Senin değil o elma. Yollar boyu kaybolup ufuklara doğru bir koşu tutturmak. Hayır, aynı yerde oturacaksın.
Ve kelimeler. Ve sözler. Ve savaş. Ve geçim derdi. Ve çocuklar. Ve ille de yazı makinesi. Ve kitap. Ve kağıtlar...
***
Yahu bir de ben vardım vaktiyle. Okuldan çıktığım gün. Git parkta otur. Mektup yaz sevdiğin kıza. Öğleye kadar yat yatakta. Sonra kayboldu o ben. Yerini sorumluluklar aldı. Ne olur bugün kenara itsem şu makineyi. Tükürsem kağıdın üstüne. Ve canımın çektiği yerde dilediğim kadar otursam. Özgür değil miyim ben? Üstelik boyuna kopuyor takvim yaprakları. imkansız. itemezsin makineyi kenara. Kağıt kutsaldır. Hayatını nakşeder eğri böğrü. Sonra randevular. Sonra telefonlar bin tane. Sonra ev bark çoluk çocuğun geçimi...
***
Bir cendere ortasında, kendine sahip olmadan, sorumlulukların asansöründe bir aşağı bir yukarı...
Kirli bir gömleği çıkarır gibi çıkarıversem hepsini sırtımdan diyorum. Kasnağı kırılsa gergefin. Demirini koparıversem geminin ve kessem bütün halatları. Ve sonra dalgaların ortasında limansız bir açıklığa doğru...
***
Ya ülser ne olacak?.. Bugün kahve dördüncü; bir tane daha içemem. Mehtapta ıslık çalmasını da unutalı çok olmuş. Geçen gün denize vuran sarı ışıklara baktım da, hep sömürücülerin namussuzluğunu düşündüm.
Acaba yazar olmasaydım. Bilmeseydim fakir niçin fakirdir, zengin niçin zengin. Ve neden boyuna yalan söylenir halka...
Sonra iki elimi pantolonumun cebine sokup bütün şarkıları deneseydim ıslıkla aya karşı. Bakkal borcu, taksit, kasap faturası, telefon ücreti, elektrik... Hiçbiri uğramasaydı semtime.
***
Oldum bittim ciğerime çeke çeke tadamadım şu avareliği... Bazen canım nasıl ama nasıl çekiyor aklımın rüzgarına yelken açmayı. Ama yelken çoktan dürülüp ambara konmuş. Serenlerden boşuna geçiyor delilik rüzgarları. ille de usturuplu, mantıklı, ülsere ve tüm insanlık dertlerine saygılı olacaksın. Saatinde gideceksin eve. saatinde oturacaksın makinenin başına... Bir de eski bir aşinayı, anılar dolu gülüşüyle geçerken gördün mü yoldan; bütün sorumlulukları patlatıp ayağa fırlayasın gelir ama ne çare... Saatler senin değildir. Hayatın senin değildir. Özgürlüğün senin değildir. Kaynar kaynar da yüreğin, sigaraya asılır, son nefes gibi bir "boş ver" çekersin.
***
Belli artık biz kendimize ait bütün anları bir kör kuyu içinde kaybetmişiz. Baş bizim başımız ama, düşüncelere geçmez hükmü. Ayak bizim ayağımız ama, bildiği yere gidemez. Ve ellerimiz her gün tuşlar üstünde ine kalka, sonu gelmez bir zincirin halkalarını gagalar...
***
Bu bağlar dolaştıkça benliğime bir sıkıntı çöküyor bazen içime. Koptukça da kopuyor takvim yaprakları...
Bir teselli var ki, tek tutamak o. Daha güzel bir dünya için, daha mutlu insanlar için vazgeçip bütün bu doyulmamış esintilerden, adam gibi çalışmak... Çalışmak adam gibi...
Ya adam gibi yaşamak... O görmediğimiz bir armağan olarak gelecek kuşaklara kalacak.
çetin altan
Şu elmayı bütün dişlerinle ısırmak. Olmaz. Senin değil o elma. Yollar boyu kaybolup ufuklara doğru bir koşu tutturmak. Hayır, aynı yerde oturacaksın.
Ve kelimeler. Ve sözler. Ve savaş. Ve geçim derdi. Ve çocuklar. Ve ille de yazı makinesi. Ve kitap. Ve kağıtlar...
***
Yahu bir de ben vardım vaktiyle. Okuldan çıktığım gün. Git parkta otur. Mektup yaz sevdiğin kıza. Öğleye kadar yat yatakta. Sonra kayboldu o ben. Yerini sorumluluklar aldı. Ne olur bugün kenara itsem şu makineyi. Tükürsem kağıdın üstüne. Ve canımın çektiği yerde dilediğim kadar otursam. Özgür değil miyim ben? Üstelik boyuna kopuyor takvim yaprakları. imkansız. itemezsin makineyi kenara. Kağıt kutsaldır. Hayatını nakşeder eğri böğrü. Sonra randevular. Sonra telefonlar bin tane. Sonra ev bark çoluk çocuğun geçimi...
***
Bir cendere ortasında, kendine sahip olmadan, sorumlulukların asansöründe bir aşağı bir yukarı...
Kirli bir gömleği çıkarır gibi çıkarıversem hepsini sırtımdan diyorum. Kasnağı kırılsa gergefin. Demirini koparıversem geminin ve kessem bütün halatları. Ve sonra dalgaların ortasında limansız bir açıklığa doğru...
***
Ya ülser ne olacak?.. Bugün kahve dördüncü; bir tane daha içemem. Mehtapta ıslık çalmasını da unutalı çok olmuş. Geçen gün denize vuran sarı ışıklara baktım da, hep sömürücülerin namussuzluğunu düşündüm.
Acaba yazar olmasaydım. Bilmeseydim fakir niçin fakirdir, zengin niçin zengin. Ve neden boyuna yalan söylenir halka...
Sonra iki elimi pantolonumun cebine sokup bütün şarkıları deneseydim ıslıkla aya karşı. Bakkal borcu, taksit, kasap faturası, telefon ücreti, elektrik... Hiçbiri uğramasaydı semtime.
***
Oldum bittim ciğerime çeke çeke tadamadım şu avareliği... Bazen canım nasıl ama nasıl çekiyor aklımın rüzgarına yelken açmayı. Ama yelken çoktan dürülüp ambara konmuş. Serenlerden boşuna geçiyor delilik rüzgarları. ille de usturuplu, mantıklı, ülsere ve tüm insanlık dertlerine saygılı olacaksın. Saatinde gideceksin eve. saatinde oturacaksın makinenin başına... Bir de eski bir aşinayı, anılar dolu gülüşüyle geçerken gördün mü yoldan; bütün sorumlulukları patlatıp ayağa fırlayasın gelir ama ne çare... Saatler senin değildir. Hayatın senin değildir. Özgürlüğün senin değildir. Kaynar kaynar da yüreğin, sigaraya asılır, son nefes gibi bir "boş ver" çekersin.
***
Belli artık biz kendimize ait bütün anları bir kör kuyu içinde kaybetmişiz. Baş bizim başımız ama, düşüncelere geçmez hükmü. Ayak bizim ayağımız ama, bildiği yere gidemez. Ve ellerimiz her gün tuşlar üstünde ine kalka, sonu gelmez bir zincirin halkalarını gagalar...
***
Bu bağlar dolaştıkça benliğime bir sıkıntı çöküyor bazen içime. Koptukça da kopuyor takvim yaprakları...
Bir teselli var ki, tek tutamak o. Daha güzel bir dünya için, daha mutlu insanlar için vazgeçip bütün bu doyulmamış esintilerden, adam gibi çalışmak... Çalışmak adam gibi...
Ya adam gibi yaşamak... O görmediğimiz bir armağan olarak gelecek kuşaklara kalacak.
çetin altan
''cendere cendere cendere cendere dötüne de girsin tencere'' *
adıyamanspor'un aşırı holigan taraftar grubu...
süper ötesi gökhan kırdar bestesi . *
besiktaslı olunmaz besiktaslı dogulur tezavuratına cok benzeyen melodi.
(bkz: sizcede benzemıyor mu)
(bkz: sizcede benzemıyor mu)
ritmi atın koşarken nallarından çıkan ritme benzeyen, ki zaten orjinal versiyonunun en sonunda at kişnemesi sesi var olan kurtlar vadisi soundtrack'ı.
büyük ihtimal dizi yapımcıları gökhan kırdar'a gidip, "bizim bir karakterimiz var, kundaktayken at ile kaçırıldı ve küçüklüğünden sadece bu ayrıntıyı hatırlıyor, bize bununla ilgili bir parça hazırlar mısın?" deyip, bunun üzerine ortaya çıkmış bir şeydir kanımca.
büyük ihtimal dizi yapımcıları gökhan kırdar'a gidip, "bizim bir karakterimiz var, kundaktayken at ile kaçırıldı ve küçüklüğünden sadece bu ayrıntıyı hatırlıyor, bize bununla ilgili bir parça hazırlar mısın?" deyip, bunun üzerine ortaya çıkmış bir şeydir kanımca.
kendi icadımız olan gerilim müziği.
filmin veya dizinin temposunu arttırma, "aha önemli bişey olacak bak muzik çalmaya başladı" dedirtme konusunda "james bond theme"'den daha başarılı buldugum, akıcı ve gaza getirici, bazen de tuyleri diken diken edici güzel müzik..
(bkz: gokhan kırdar)
sozlerini de yazayım tam olsun:
cendere cendere
cendere cendere
cendere cendere
cendere cen....... *
(bkz: gokhan kırdar)
sozlerini de yazayım tam olsun:
cendere cendere
cendere cendere
cendere cendere
cendere cen....... *
ordunun cendereleri aksa yukarı aksa. nerede o eski cendereler.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar