bugün
- istanbul u özlemek5
- türkiye selefilere kalsa harabeye dönüşmüştü5
- göçmen karşıtı din düşmanı sosyal demokratlar18
- okan buruk13
- claudian clouds43
- ittihat terakki döneminde gerçekleşen soykırımlar5
- savunma sektörü3
- türkler ile moğollar kardeştir3
- game of thrones taki kerhaneci17
- ups boobs'un 67 gündür entry girmemesi2
- burhan özfatura4
- mekkeli müşrikler4
- türkiye'deki gündemin yarısı israil hakkında6
- kendi halkını katleden iran3
- ölümden korkuyor musunuz35
- penguenlerin asıl amacı3
- hep akşam zamanı olsaydı2
- selefinin asrı saadet'i ve altın çağı2
- dyson5
- sözlük kızları dertleşiyor14
- kedi güzellemesi yapmak için ayet uydurmak4
- genel ev sloganları5
- gençlik ve güzellik bitince kızlar ne yapıyor9
- amedspor'un tarihi2
- pakistanlı müslümanların içler acısı yaşam koşulu2
- güzel türkiyem2
- 20 eylül 2026 fenerbahçe eyüpspor maçı16
- sudanda ölen yüz binlerce müslüman arap2
- sarapci koala hatayi14
- melis sezen'in memeleri5
- iş arayanların aslında para araması3
- ülkü ocakları genel ev olsun4
- hesap vereceksiniz3
- arap nüfusu 500 milyonken soykırım var demek2
- arkadaşlar kova erkeğinden olur mu8
- para için bok yemeye bile razı nesil2
- kaçak sığınmacıları müslüman diye güzellemek4
- müslüman kardeşine dua etmek4
- 20 eylül 2026 amedspor beşiktaş maçı28
- 128 milyar dolar nerede4
- anın görüntüsü25
- para için istemediğin bir işte çalışmak2
- israil de emek gücü vs pakistan da emek gücü2
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri25
- sözlükteki sessiz yazarlar7
- sözlük yazarlarının normal kombinleri26
- fenerbahçe5
- netanyahu gibi bi adam neden devleti hortumlamaz2
- platon'un mağarası3
- netanyahu gibi bi adam niye saddam'a benzemedi2
müslüman olduğunu değil başkaları, kendisi bile söylemezdi. allah rahmet eylesin.
çeviri yapmaz, baştan yeni bir eser yaratır. yaptığı shakespeare'ın hamlet çevirisinden bir bölüm:
Vazgeçtim bu dünyadan tek ölüm paklar beni,
Değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez.
Değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini,
Değil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz,
Değil mi ki ayaklar altında insan onuru,
O kızoğlan kız erdem dağlara kaldırılmış,
Ezilmiş, horgörülmüş el emeği, göz nuru,
Ödlekler geçmiş başa, derken mertlik bozulmuş,
Değil mi ki korkudan dili bağlı sanatın,
Değil mi ki çılgınlık sahip çıkmış düzene,
Doğruya doğru derken eğriye çıkmış adın,
Değil mi ki kötüler kadı olmuş Yemen' e
Vazgeçtim bu dünyadan, dünyamdan geçtim ama,
Seni yalnız komak var, o koyuyor adama.
kim yukarıdaki şiire çevire diyebilir ki, buram buram türkçe kokuyor. bunu yazan shakespeare değildir, can yücel'dir. gerçekten çok büyük bir şair, çok büyük bir kalem.
Vazgeçtim bu dünyadan tek ölüm paklar beni,
Değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez.
Değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini,
Değil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz,
Değil mi ki ayaklar altında insan onuru,
O kızoğlan kız erdem dağlara kaldırılmış,
Ezilmiş, horgörülmüş el emeği, göz nuru,
Ödlekler geçmiş başa, derken mertlik bozulmuş,
Değil mi ki korkudan dili bağlı sanatın,
Değil mi ki çılgınlık sahip çıkmış düzene,
Doğruya doğru derken eğriye çıkmış adın,
Değil mi ki kötüler kadı olmuş Yemen' e
Vazgeçtim bu dünyadan, dünyamdan geçtim ama,
Seni yalnız komak var, o koyuyor adama.
kim yukarıdaki şiire çevire diyebilir ki, buram buram türkçe kokuyor. bunu yazan shakespeare değildir, can yücel'dir. gerçekten çok büyük bir şair, çok büyük bir kalem.
en uzak mesafe iki kafa
arasındaki mesafedir
birbirini anlamayan.
var mı şu sözlerden daha ötesi? bazen öyle biri çıkar ki karşınıza buldum dersiniz. hep aradığınız kişidir o. aynısınızdır onunla olması gerekenden daha fazla. çok yakınsınızdır. nefes kadar, bir el kadar... ama işte önemli olan''ama'' sözcüğünü cümlenin neresine koyduğunuzdur. Tüm yakınlıklara rağmen anlayamazsınız ya hani bazen. neden dersiniz, nasıl dersiniz. hep bişeler dersiniz o da der ama anlayamazsınız birbirinizi. yakınlar o kadar uzak gelir ki birden onu içinizden atmak istersiniz ama olmaz, atamazsınız. bir gün yavaş yavaş gittiğini hissedersiniz içinizden. onun yerinde kocaman bir boşluk olur hiçbir zaman dolmayacak olan. her biten şeyden sonra onu kontrol edin içinizde. hala orada mı diye? mümkünse hep orada kalsın hüzünle gülümseyişe sahip olan.
arasındaki mesafedir
birbirini anlamayan.
var mı şu sözlerden daha ötesi? bazen öyle biri çıkar ki karşınıza buldum dersiniz. hep aradığınız kişidir o. aynısınızdır onunla olması gerekenden daha fazla. çok yakınsınızdır. nefes kadar, bir el kadar... ama işte önemli olan''ama'' sözcüğünü cümlenin neresine koyduğunuzdur. Tüm yakınlıklara rağmen anlayamazsınız ya hani bazen. neden dersiniz, nasıl dersiniz. hep bişeler dersiniz o da der ama anlayamazsınız birbirinizi. yakınlar o kadar uzak gelir ki birden onu içinizden atmak istersiniz ama olmaz, atamazsınız. bir gün yavaş yavaş gittiğini hissedersiniz içinizden. onun yerinde kocaman bir boşluk olur hiçbir zaman dolmayacak olan. her biten şeyden sonra onu kontrol edin içinizde. hala orada mı diye? mümkünse hep orada kalsın hüzünle gülümseyişe sahip olan.
ülkemizin ilk milli eğitim bakanı hasan ali yücel'in oğlu olan büyük üstad. herşey sende gizli adında bir şiiri vardır ki sormayınız gitsin, efendim.
Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;
Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..
işte budur hayat!
işte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
Sevdiğin kadar sevilirsin...
Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;
Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..
işte budur hayat!
işte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
Sevdiğin kadar sevilirsin...
bir kadın kitabını imzalatmak üzere can yücel'in yanına gelir.
k : can bey sizi çok seviyorum.
c.y. : madem seviyorsun sevişelim o zaman.
k : aşk olsun can bey.
c.y. : tamam ilerde o da olur.
adam bildiğin hazır cevap, bildiğin kapakçı..
k : can bey sizi çok seviyorum.
c.y. : madem seviyorsun sevişelim o zaman.
k : aşk olsun can bey.
c.y. : tamam ilerde o da olur.
adam bildiğin hazır cevap, bildiğin kapakçı..
o olmasa facebook'un bir anlamı yoktur ki bu yüzden mark'tan daha çok emeği vardır.
Gözlerimden tutta, ciğerime kadar kırgınım
şiirleri mükemmel olan bir şair.
yalnız bi huyunu sevmiyorum facebooktan çalıyor sözleri. *
yalnız bi huyunu sevmiyorum facebooktan çalıyor sözleri. *
kelimelerin cümlelerinde sıcak bir bağ kurduğu yazar. sade ve derin anlamlı yazılar sahibi.
Yazdığı sözlerin çoğu ergenler tarafından sömürülmekten başka bir işe yaramayacak olan, ucuz edebiyat ürünleridir.
"Kimse bilsin istemiyorum kalbimin kırıldığını.
işte bu yüzden herkesten gizlerim; yüzüm gülerken içimin ağladığını..."
adama sorarlar; madem kimse bilsin istemiyorsun, ne diye söylüyorsun be adam?
"Kimse bilsin istemiyorum kalbimin kırıldığını.
işte bu yüzden herkesten gizlerim; yüzüm gülerken içimin ağladığını..."
adama sorarlar; madem kimse bilsin istemiyorsun, ne diye söylüyorsun be adam?
O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses, Hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.
Can Yücel
Can Yücel
"Yormak istemiyorum artık kimseyi,yorgunum zira!
Kelimeleri yanyana getiresim yok,kendimi anlatmak için.
Yeni bir alfabe arıyorum konuşabilmek için.
Hiç söylenmemiş sözler duymaya ve yeniden cümleler kurmaya ihtiyacım var.
Yetmiyor bildiklerim..."
Kelimeleri yanyana getiresim yok,kendimi anlatmak için.
Yeni bir alfabe arıyorum konuşabilmek için.
Hiç söylenmemiş sözler duymaya ve yeniden cümleler kurmaya ihtiyacım var.
Yetmiyor bildiklerim..."
mutfak işinden de anlarım.
donattım sofrayı.
bayağı uğraştım.
hepsinin, ayrı ayrı ne
yemekten, ne içmekten
hoşlandığını iyi bilirim.
bayağı da para gitti.
birinin yediğini öbürü yemez.
ötekinin içtiğini beriki içmez.
dört kişilik sofra kurdum.
mumları da yaktım.
bak hepsi, erick satie severdi.
hatırladım.
müziği de ayarladım.
geldiler.
20 yaşında ben,
35 yaşımda ben,
40 yaşımda ben ve
bugünkü ben dördümüz.
birden yirmi yaşımı, otuz beş yaşımın karşısına oturttum.
kırk yaşımın karşısına da, ben geçtim.
yirmi yaşım, otuz beş yaşımı tutucu buldu.
kırk yaşım ikisinin de salak olduğunu söyledi.
yatıştırayım dedim.
"sen karışma moruk" dediler. büyük hır çıktı.
komşular alttan üstten duvarlara vurdular.
yirmi yaşım kırk yaşıma bardak attı.
evin de içine ettiler.
bende kabahat.
ne çağırıyorsun tanımadığın adamları evine.
donattım sofrayı.
bayağı uğraştım.
hepsinin, ayrı ayrı ne
yemekten, ne içmekten
hoşlandığını iyi bilirim.
bayağı da para gitti.
birinin yediğini öbürü yemez.
ötekinin içtiğini beriki içmez.
dört kişilik sofra kurdum.
mumları da yaktım.
bak hepsi, erick satie severdi.
hatırladım.
müziği de ayarladım.
geldiler.
20 yaşında ben,
35 yaşımda ben,
40 yaşımda ben ve
bugünkü ben dördümüz.
birden yirmi yaşımı, otuz beş yaşımın karşısına oturttum.
kırk yaşımın karşısına da, ben geçtim.
yirmi yaşım, otuz beş yaşımı tutucu buldu.
kırk yaşım ikisinin de salak olduğunu söyledi.
yatıştırayım dedim.
"sen karışma moruk" dediler. büyük hır çıktı.
komşular alttan üstten duvarlara vurdular.
yirmi yaşım kırk yaşıma bardak attı.
evin de içine ettiler.
bende kabahat.
ne çağırıyorsun tanımadığın adamları evine.
baba adamdır. mezarı muglanın datça ilcesinde bizim evin 1 km dogusunda bulunmaktadır. gectiğimiz senelerde datçalı yobazlar tarafından mezarı çekiçle parcalanmıs olup kendisine cok büyük ayıp edilmiştir. bu kadar değerli insnaların böylesine aciz insanlara emanet edilmis olması apayrı bir sorun teskil etmektedir. kendisine saygım sonsuzdur .
Onca organın içinde sen git kalbimi bul... Oysa bir taş olarak ne yakışırdın böbreğime !
daha ne denir ki ?
daha ne denir ki ?
aşkı, ayrılığı en güzel anlatan yazar.
ateş bir gün suyu görmüş yüce dağların ardında
sevdalanmış onun deli dalgalarına.
hırçın hırçın kayalara vuruşuna,
yüreğindeki duruluğa...
demiş ki suya:
gel sevdalım ol,
hayatıma anlam veren mucizem ol...
su dayanamamış ateşin gözlerindeki sıcaklığa
al demiş;
yüreğim sana armağan...
sarılmış ateşle su birbirlerine
sıkıca, kopmamacasına...
zamanla su, buhar olmaya,
ateş, kül olmaya başlamış.
ya kendisi yok olacakmış, ya aşkı...
baştan alınlarına yazılmış olan kaderi de
yüreğindeki kederi de
alıp gitmiş uzak diyarlara su...
ateş kızmış, ateş yakmıs ormanları...
aramış suyu diyarlar boyu,
günler boyu, geceler boyu
bir gün gelmiş, suya varmış yolu
bakmış o duru gözlerine suyun,
biraz kırgın, biraz hırçın.
ve o an anlamış;
aşkın bazen gitmek olduğunu,
ama gitmenin yitirmek olmadığını....
ateş durmuş, susmuş, sönmüş aşkıyla.
işte o zamandan beridir ki:
ateş sudan, su ateşten kaçar olmuş...
ateşin yüreğini sadece su,
suyun yüreğini sadece ateş alır olmuş...
sevdalanmış onun deli dalgalarına.
hırçın hırçın kayalara vuruşuna,
yüreğindeki duruluğa...
demiş ki suya:
gel sevdalım ol,
hayatıma anlam veren mucizem ol...
su dayanamamış ateşin gözlerindeki sıcaklığa
al demiş;
yüreğim sana armağan...
sarılmış ateşle su birbirlerine
sıkıca, kopmamacasına...
zamanla su, buhar olmaya,
ateş, kül olmaya başlamış.
ya kendisi yok olacakmış, ya aşkı...
baştan alınlarına yazılmış olan kaderi de
yüreğindeki kederi de
alıp gitmiş uzak diyarlara su...
ateş kızmış, ateş yakmıs ormanları...
aramış suyu diyarlar boyu,
günler boyu, geceler boyu
bir gün gelmiş, suya varmış yolu
bakmış o duru gözlerine suyun,
biraz kırgın, biraz hırçın.
ve o an anlamış;
aşkın bazen gitmek olduğunu,
ama gitmenin yitirmek olmadığını....
ateş durmuş, susmuş, sönmüş aşkıyla.
işte o zamandan beridir ki:
ateş sudan, su ateşten kaçar olmuş...
ateşin yüreğini sadece su,
suyun yüreğini sadece ateş alır olmuş...
yilmaz özdil ile beraber enter tuşu olmasa ne yaparlardı dediğim kişi.
"Anne karnına sığarken dünyaya neden sığmadığını ve en sonunda bir metrekarelik yere sığmak zorunda kalacağını farketmeli insan." (C. Yücel)
Argonun aktığı ana damarlardan birisi.
"sevdiğin kadar sevilirsin" sözü yanlış anlaşılan şair.
Sen çaldıkça Teodorakis
Bir mor yağıyor üstüme...
Dudaklarım öpüşmekten mosmor...
Bir putum sanki ilahilerle
denize fırlatılmış
Ve bir deniz yağıyor üstüme
Bakma sen sevgili Teodorakis
Açgözlü güvercinlerin didiştiklerine!
Avluların o en çakırkeyiflisine
Mısır daneleri gibi serpilmişler ama
Mısır danesi değil ki bu adalar
Ne de biz güverciniz...
Sekerek o güneş güzeli çakılların üzerinden
Çıplak ayaklarımızın su sesleriyle
Birbirimize
Ve kendimize
Bilakis
Sen çaldıkça Teodorakis
Bir mor yağıyor üstüme.
Can Yücel
Bir mor yağıyor üstüme...
Dudaklarım öpüşmekten mosmor...
Bir putum sanki ilahilerle
denize fırlatılmış
Ve bir deniz yağıyor üstüme
Bakma sen sevgili Teodorakis
Açgözlü güvercinlerin didiştiklerine!
Avluların o en çakırkeyiflisine
Mısır daneleri gibi serpilmişler ama
Mısır danesi değil ki bu adalar
Ne de biz güverciniz...
Sekerek o güneş güzeli çakılların üzerinden
Çıplak ayaklarımızın su sesleriyle
Birbirimize
Ve kendimize
Bilakis
Sen çaldıkça Teodorakis
Bir mor yağıyor üstüme.
Can Yücel
yaşasaydı eğer;
her götün kalbe benzetilmeye çalışıldığı şu günlerde, göte göt diyen az sayıda insandan biri olurdu.
her götün kalbe benzetilmeye çalışıldığı şu günlerde, göte göt diyen az sayıda insandan biri olurdu.
Her gün facebookta milyon kere paylaşılan söz ve şiirlerinden sonra mide bulantısı anlamına geliyor. Yeter lan.
ses tonuna hayran olduğum şair. günlerce o anlatsın ben dinleyeyim o derece.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar