bugün
- ucan tekme atan hipopotam43
- sözlükte eleştiri kaldıramayan küçük krallık8
- berna laçin'in gözaltına alınması40
- maltepe'deki çöken binanın kaçak katları13
- bütün mal varlığını sözlük kızlarına bağışlamak7
- roman karakteri olsaydınız hangisi olurdunuz9
- maaşınızla nasıl yatırım yapıyorsunuz10
- oy kullanım hakkı 20 yaş ile 55 yaş arası olsa5
- 10 ekim 2026 samsunspor trabzonspor maçı5
- şükürcülük4
- cennetten 15 günlük deneme süresinde kovulmak4
- saçları permalı sözlük kızı10
- ben küfür etmedim adı altında küfür etmek10
- emevilerin cuma namazı taktiği4
- karakuyu dizisi5
- kenya2
- çalıştığınız yerde ibnemsi insanlar var mı2
- susun insan geliyor kesin sesinizi2
- hangi manifest kızısın13
- sabah sabah 500g çikolatalı puding yemek10
- denize düşsen nervio'ya mı sarılırsın bik bik'e mi10
- sizce karizma mıyım13
- akp'nin hala izmire köprü yapmaması3
- burak yılmazdaki taşşağın kimsede olmaması11
- erkek olduğu halde ilgi duyduğunuz yazarlar9
- arkadaşlar yine çok yedim ya3
- yazar fake mi diye arkadaşlarına mesaj atmak35
- entry yazarken üşenmek2
- hıçkırığı anında durduran formül7
- ilk insanlar daha mı mutlu günümüz insanları mı2
- yazarların şu an içtiği içecekler7
- ak parti kimsesizlerin kimsesidir9
- kız olduğu halde ilgi duyduğunuz yazarlar7
- eiger mangal2
- haegs katlanır mangal2
- arkadaşlar acilen bakmanız gerekiyor5
- adı o soyadı ç ile başlayan kişinin suç işlemesi3
- kadınların aklı yoktur hiçbir şeyden anlamazlar9
- selam kızlar hala evlenmedim7
- cümlenin sonuna lol yazan insan2
- bana bak muharrem2
- tarihte musa diye birinin olmadığı iddiası4
- cipsin 5 lira olması2
- koltukaltı kıllı kezo6
- montella ile yolların ayrılması5
- perşembenin çok ara bir gün olması2
- ahmet piriştina3
- arkadaşlar etkileşelim mi5
- 61 yaşında plank rekoru kırmak4
- burası kötü bir sözlük diyip sözlükte sabahlamak2
kusma isteği.
ööğh ile başlayan ve kusmayla sonuçlanan durum.
baş ağrısıyla da birleşirse hemen doktora koşmak gerekir. lakin geç kalınabilir.
varoluş felsefesinin ana hatlarını belirleyen ünlü fransız filozof jean paul sartre' nin, varoluş felsefesinin ana noktası olan serüven duygusunu açıkladığı ünlü romanı. orjinal ismi la nausee' dir. varoluşun insanı anlık bir oluşuma götürdüğünü açıklayandır.
--spoiler--
http://www.bulanti.net/
--spoiler--
isimli bir web sitesi. yakın zamanda faaliyete geçeceğine dair söylentiler mevcut. içeriğinde depresif bir mod olacağı ve kişisel yazılar ile dolu bir site olacağı verilebielcek bilgiler arasında yer almaktadır.
buna nazaran metal gruplarla ilgili haberler v.s. de bulunabilir. (belki)
http://www.bulanti.net/
--spoiler--
isimli bir web sitesi. yakın zamanda faaliyete geçeceğine dair söylentiler mevcut. içeriğinde depresif bir mod olacağı ve kişisel yazılar ile dolu bir site olacağı verilebielcek bilgiler arasında yer almaktadır.
buna nazaran metal gruplarla ilgili haberler v.s. de bulunabilir. (belki)
hamilelik belirtilerinden bir tanesidir.
anagramı bunaltı olan sözcük.
(ara: bunaltı)
(ara: bunaltı)
migreni olanların baş ağrılarının başlamasından belli bir süre sonra duydukları duyum.
bir hamilelik belirtisi.
insanı çileden çıkartır. ya kusmamı sağla yada olma gibi feryatlara itendir.
kitabı ise en yakın zamanda alınıp okunacaktır.
kitabı ise en yakın zamanda alınıp okunacaktır.
tıp öğrencilerinin sözlülerde verilen cevaplarında kurtarıcı gibidir. özellikle dahiliyede hemen hemen her hastalığın belirtilerinden biridir. 'say bakiim şu hastalığın belirtilerini' dediği zaman hoca, bulantıyla başlarsınız sonrasında ııhmm dediğinizde hoca sizi biliyo gibi sayarsa biraz yardımcı olur, kurtarırsınız.
edit: öteki taraftan kimsenin başına gelmesin dedirtecek türden bir garipliktir. kussam da rahatlasam dersiniz ama kendinizi zorla kusturmaya cesaret edemezsiniz. bir o yana bir bu yana garip bi halde uyumaya çalışırsınız. kötüdür.
edit: öteki taraftan kimsenin başına gelmesin dedirtecek türden bir garipliktir. kussam da rahatlasam dersiniz ama kendinizi zorla kusturmaya cesaret edemezsiniz. bir o yana bir bu yana garip bi halde uyumaya çalışırsınız. kötüdür.
dizilerde hamileliğin baş belirtisidir.
pek çok ilacın başlıca yan etkisidir.
ortalıkta "aa hamile misin yoksa" esprisi yapan arkadaşlarınız varsa uzaklaşınız.
ortalıkta "aa hamile misin yoksa" esprisi yapan arkadaşlarınız varsa uzaklaşınız.
hayatı zehir eden ilaç yan etkisi.
bi insanın kullandığı tüm ilaçlar mı bulantı yapar. midem!
bi insanın kullandığı tüm ilaçlar mı bulantı yapar. midem!
biliyorum. bana tutku verecek herhangi bir şeye ya da kimseye artık rastlamayacağımı biliyorum. birisini sevmeye kalkışmak, önemli bir işe girişmek gibidir, bilirsin. enerji, kendini veriş, körlük ister. hatta başlangıçta bir uçurumun üzerinden sıçramanın gerektiği bir an vardır. düşünmeye kalkarsa atlayamaz insan. bundan böyle artık bu gerekli sıçrayışı yapamayacağımı biliyorum.
*
*
otobüste giderken yanımdaki çoçuğun kusması ve benim annesine zoraki bişey olmaz çoçuktur, olur böyle şeyler deyip küplere binmeme sebep olan olaydır.
--spoiler--
işte bundan kaçınmalı, hiçbir şey olmadığı halde ille bir şey bulup çıkarmaktan sakınmalıyız.
--spoiler--
--spoiler--
ama ben; yalnızlığın yüzeyinde, kararlı, bir tehlike anında aralarına karışabileceğim şekilde, insanlara çok yakın bulunuyordum: aslına bakarsanız, buraya dek, yalnızlık denen uğraşıya yeni atılmış bir çıraktım.
--spoiler--
--spoiler--
kaçınılmaz geliyor insana bu. bu müzik gereksinimi öylesine güçlü duyuruyor kendini: hiçbir şey kesemez bu müziğin, dünyamızın demir attığı çağımızdan gelen hiçbir şey; bu müzik ancak, kendi düzeniyle, kendi kendini durdurabilir. bu güzel sesi neden mi seviyorum? ne genişliği, ne içliliği yüzünden. nice notanın kendileri uzaktan uzağa can çekişirken bir olguyu doğurmaya hazırlanışını seviyorum.
--spoiler--
işte bundan kaçınmalı, hiçbir şey olmadığı halde ille bir şey bulup çıkarmaktan sakınmalıyız.
--spoiler--
--spoiler--
ama ben; yalnızlığın yüzeyinde, kararlı, bir tehlike anında aralarına karışabileceğim şekilde, insanlara çok yakın bulunuyordum: aslına bakarsanız, buraya dek, yalnızlık denen uğraşıya yeni atılmış bir çıraktım.
--spoiler--
--spoiler--
kaçınılmaz geliyor insana bu. bu müzik gereksinimi öylesine güçlü duyuruyor kendini: hiçbir şey kesemez bu müziğin, dünyamızın demir attığı çağımızdan gelen hiçbir şey; bu müzik ancak, kendi düzeniyle, kendi kendini durdurabilir. bu güzel sesi neden mi seviyorum? ne genişliği, ne içliliği yüzünden. nice notanın kendileri uzaktan uzağa can çekişirken bir olguyu doğurmaya hazırlanışını seviyorum.
--spoiler--
--spoiler--
iki şehir de aynıydı. insan işlenmemiş, çorak bir toprak bulur, büyük, oyuk taşları yuvarlaya yuvarlaya getirir oraya. kokular bu taşlarda tutsaktır, kokular havadan daha ağırdır. bazen pencerelerden dışarı atılır onlar ve rüzgar alıp götürünceye dek de orada kalırlar. açık havalarda gürültüler kentin bir ucundan çıkarlar; ve bazen güneşin pişirdiği, doluların yardığı bu taşlar arasında fır fır dönerler.
--spoiler--
--spoiler--
hiçbir şey yapmak istemediğimi çok iyi biliyorum: bir şey yapmak varoluşu yaratmaktır; böylesine varoluş da var.
--spoiler--
--spoiler--
bir kitap. elbette önceleri sıkıcı ve yorucu bir çalışma olurdu bu, ne varoluşmaklığımı, ne varolduğumu duymamı engelleyemezdi benim. ama bir an gelir kitap biter, benden sonra yaşar, aydınlığından küçücük bir ışık çizgisi de geçmişimi ışıtırdı sanırım. belki ben de bu kitap sayesinde, geçmişimi tiksinmeden hatırlayabilirdim. belki bir gün, özellikle bu anı, böyle iki-büklüm trene binmek için beklediğim şu sıkıcı anı düşünerek, belki yüreğimin hızlı hızlı çarptığını duyar ve kendi kendime derdim: ''o gün, o saatte başladı herşey.'' ve -geçmişteki; evet yalnızca geçmişteki- varoluşumu ancak böyle kabul ederdim.
--spoiler--
tabi ki some of these days
you'll miss me honey
https://www.youtube.com/watch?v=U_0ldguRuR4&feature=share
iki şehir de aynıydı. insan işlenmemiş, çorak bir toprak bulur, büyük, oyuk taşları yuvarlaya yuvarlaya getirir oraya. kokular bu taşlarda tutsaktır, kokular havadan daha ağırdır. bazen pencerelerden dışarı atılır onlar ve rüzgar alıp götürünceye dek de orada kalırlar. açık havalarda gürültüler kentin bir ucundan çıkarlar; ve bazen güneşin pişirdiği, doluların yardığı bu taşlar arasında fır fır dönerler.
--spoiler--
--spoiler--
hiçbir şey yapmak istemediğimi çok iyi biliyorum: bir şey yapmak varoluşu yaratmaktır; böylesine varoluş da var.
--spoiler--
--spoiler--
bir kitap. elbette önceleri sıkıcı ve yorucu bir çalışma olurdu bu, ne varoluşmaklığımı, ne varolduğumu duymamı engelleyemezdi benim. ama bir an gelir kitap biter, benden sonra yaşar, aydınlığından küçücük bir ışık çizgisi de geçmişimi ışıtırdı sanırım. belki ben de bu kitap sayesinde, geçmişimi tiksinmeden hatırlayabilirdim. belki bir gün, özellikle bu anı, böyle iki-büklüm trene binmek için beklediğim şu sıkıcı anı düşünerek, belki yüreğimin hızlı hızlı çarptığını duyar ve kendi kendime derdim: ''o gün, o saatte başladı herşey.'' ve -geçmişteki; evet yalnızca geçmişteki- varoluşumu ancak böyle kabul ederdim.
--spoiler--
tabi ki some of these days
you'll miss me honey
https://www.youtube.com/watch?v=U_0ldguRuR4&feature=share
midenin şarapla şurubu karıştırması.
fransız yazar ve filozof jean paul sartre'ın (1905 - 1980) en önemli yapıtı kabul edilir.
1938'de yayımlanan bulantı ile sartre, daha sonra temel ilkelerini açıklayacağı varoluşluk felsefesinin ilk örneğini vermiştir.sartre, varoluşun özden önce geldiğini savunan bu ilk örneğiyle bu felsefenin fransa'daki ilk temsilcisi olmuştur.
1938'de yayımlanan bulantı ile sartre, daha sonra temel ilkelerini açıklayacağı varoluşluk felsefesinin ilk örneğini vermiştir.sartre, varoluşun özden önce geldiğini savunan bu ilk örneğiyle bu felsefenin fransa'daki ilk temsilcisi olmuştur.
jean-paul sartre ın yazdığı, varoluşçuluğun temellerini attığı, okunası kitap.
nedense beni çok etkilemiştir, hayatımda beni en çok etkileyen kitaplardan biri. biraz ağır ilerliyor ama bitirdiğiniz zaman keşke bitmeseydi diyebilirsiniz.
nedense beni çok etkilemiştir, hayatımda beni en çok etkileyen kitaplardan biri. biraz ağır ilerliyor ama bitirdiğiniz zaman keşke bitmeseydi diyebilirsiniz.
kitaptan alıntılar için; http://benbugunbunuokudum...aul-sartre-bulanti-1.html
"...
Benim bildiğim, nesnelerin insana dokunmaması gerekir. Çünkü canlı değillerdir. Aralarında yaşar, onları kullanır, sonra yerlerine koyarız. Onlar sadece yararlıdırlar.
Oysa bana dokunuyorlar.
Çekilmez bir durum bu. Onlarla bağlantı kurmak ürkütüyor beni. Sanki hepsi birer canlı hayvan.
Şimdi anlıyorum. Geçen gün deniz kıyısında, çakıl taşını elime aldığım zaman ne duyduğumu şimdi daha iyi hatırlıyorum. içim bayılır gibi olmuştu. Ne tatsız şeydi bu. Bu duygunun çakıl taşından geldiğinden, ellerime ondan geçtiğinden kuşkum yok.
Evet, evet ta kendisi, ellerde duyulan bir çeşit bulantı bu."
- Bulantı / Jean-Paul SARTRE
Benim bildiğim, nesnelerin insana dokunmaması gerekir. Çünkü canlı değillerdir. Aralarında yaşar, onları kullanır, sonra yerlerine koyarız. Onlar sadece yararlıdırlar.
Oysa bana dokunuyorlar.
Çekilmez bir durum bu. Onlarla bağlantı kurmak ürkütüyor beni. Sanki hepsi birer canlı hayvan.
Şimdi anlıyorum. Geçen gün deniz kıyısında, çakıl taşını elime aldığım zaman ne duyduğumu şimdi daha iyi hatırlıyorum. içim bayılır gibi olmuştu. Ne tatsız şeydi bu. Bu duygunun çakıl taşından geldiğinden, ellerime ondan geçtiğinden kuşkum yok.
Evet, evet ta kendisi, ellerde duyulan bir çeşit bulantı bu."
- Bulantı / Jean-Paul SARTRE
Kızıl saçlı olmasıyla övünen Antoine Roquentin'in varlığa bakışını, her biri ağlayan birer güzel kadını andıran yağmurlu şehirler arasında gidip gelen ibre altında anlatan başyapıt. Sartre burada esasında, Roquentin aracılığıyla okuruna, egzistansiyalizmin yapısını en saf biçimiyle sunmaktadır. Bu arada kitap, bir şehirde yağmurun yağacağını söyleyerek biter, yukarıdaki teşbihin kaynağı da bu olsun.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar