1. 1.
    sanman ki taleb-i devlet-ü cah etmeye geldik, 
    biz bu aleme bir yar için ah etmeye geldik.

    şair diyor ki;
    dünyaya gelişimiz ne mevki, ne makam, ne de mal ve mülk peşinde koşmak içindir. biz bu dünyaya sevgilimiz için ah etmeye geldik. 

    (bkz: Yenişehirli avni)
    3 ... semaatsiz
  2. 2.
    “Sanman ki sef'âdan semâh-ı râh ederim.
    Döner döner bakarım, kûy-i yâre âh ederim.”

    Sanma ki keyfden sema ederim
    Döner sevgilinin mahallesine bakar bakar ah ederim.

    (bkz: esrar dede)

    (esrar dede bir mevlevi dervişidir. şeyh galibin yoldaşıdır. beyitte geçen semâh-ı râh eylemek ise bir mevlevi deyimidir ve yolda yürürken cezbe haline gelip sema etmek anlamına gelir)
    3 ... semaatsiz
  3. 3.
    fars edebiyatından bir berceste;

    tenem fersudo eqlem reft
    ve eşqem hemçenan baqi

    (bkz: Sadi Şirazi)

    manası kabaca şöyledir efendim,

    vücudum yaşlandı aklım gitti
    amma aşkım her daim baki.
    2 ... semaatsiz
  4. 4.
    bin cân olaydı kâş men-i dil şîkestede
    tâ her biriyle bir kez olaydım fedâ sana.

    (gönlü kırık âşık olan bende, keşke bin tane can olsaydı da her bir canla birer kez sana feda olsaydım.)

    aşkından mübtelalığımı ayb eden sanır
    kim olmak ihtiyâr iledir mübtelâ sana.

    (benim sana olan sevgimdeki aşırılığı kınayanlar, sana mübtelâ olmanın insanın kendi tercihi olduğunu sanıyorlar.)

    (bkz: fuzuli)
    4 ... semaatsiz
  5. 5.
    Ne yanar kimse bana âteş-i dilden özge
    Ne açar kimse kapım bâd-i sebâdan gayrı.

    Yanlızlığımı yüzümü vurur. Tüylerimi diken diken eder.
    1 ... sessiz1gemi
  6. 6.
    Ba sabâ hemrâh befrist ez ruhet guldesteî
    Bû ki bûî beşnevîm ez hâk-i bustân-i şumâ

    (Ey cânân! Sabâ (rüzgârı) ile yanağından bir tutam (bir deste) gül gönder (sabaya yoldaş et), ola ki senin ayağını bastığın gül bahçesinin toprağından bir kokucuk duyarız.)

    (bkz: hafız-ı-şirazi)
    5 ... semaatsiz
  7. 7.
    bir lebi gonca yüzi gül-zâr dirsen işte sen
    hâr-ı gamda 'andelîb-i zâr dirsen işte ben

    (gonca dudaklı ve gül bahçesi (gibi güzel) yüzlü kimdir, dersen; işte o sensin. gam dikenliğinde ağlayıp inleyen (bu) bülbül kim, diye de sorarsan; o da benim.)

    fürkatünde teşne-leb hâtır-perîşân haste-dil
    künc-i gamda bî-kes ü bîmâr dirsen işte ben

    (senden ayrı kalışın acısı ile içi yanmış; perişan, gönlü hasta; gam köşesinde kimsesiz kalmış birini sorarsan; o, işte benim.)

    (bkz: baki)
    4 ... semaatsiz
  8. 8.
    şol güneşin şuâ’ına zerrece kim ki buldu yol
    her günü ıyd ü her gice kadr ü şeb-i berât olur

    (şu aşk güneşinin ışınlarına zerre kadar kim ki yol bulduysa,
    onun her günü bayram, her gecesi kadir ve berat gecesi olur.)

    (bkz: imameddin nesimi)

    not: zerre, bilinen en küçük parçacıktır. havada uçuşan toz taneciklerine zerre denilebilir. bunlar güneşte daha iyi görülürler. güneş de eskiden bilinen en büyük nesne sayılırdı. o yüzden zerre ve güneş karşılaştırması sıklıkla yapılır.
    4 ... semaatsiz
  9. 9.
    mubtelâ-yı aşk olan elbette cânanın arar
    böyledir kânun-ı hakk derd ehli dermânın arar

    (bkz: leskofçalı galip)

    (aşka tutulmuş olan kişi elbette sevgilisini arar, allah'ın kanunu böyledir, derdi olan dermanını arar.)
    6 ... semaatsiz
  10. 10.
    cân ü ten oldukça benden derd ü dâğ eksik değil
    çıksa cân hâk olsa ten ne cân gerek ne ten bana

    (canım ve tenim var oldukça benden dert ve aşk yarası eksik olmaz. 
    canım çıksa tenim toprak olsa daha iyi. çünkü bana ne can ne de ten gerekir.)

    (bkz: fuzuli)

    aşk yarası budur işte, can feda, dedirtir...
    6 ... semaatsiz