/636
kendine işkence etme yöntemi.
aşkı tanımlayabilmek için önce sevgiyi irdelemek gerekir:

sevgi, müstakil bir duygu değildir. fedakarlık, saygı, şefkat, mahcubiyet, tutku vb. birçok duygunun bir araya gelmesiyle oluşur ve gücünü bu duyguların yoğunluğundan alır.

aşk ise müstakil bir duygudur ve başka duyguların varlığından rahatsızdır. başta mantığı kontrolüne alır. sonrasında sevgiyi meydana getiren duyguların üzerinde, farkına varılmadan, hakimiyet kurar.

ayrıca antoine brett'in de dediği gibi: "aşkın ilk soluğu, mantığın son soluğudur."
onu gördüğün zaman elinin ayağının birbirine dolaşması, avuçlarının içinin terlemesi, kalbinin normalden daha hızlı atması, midenin guruldaması (bu çok anlamsız biliyorum ama olabiliyor) gibi etkileri olan duygu yoğunluğu. ama yetmez! bu duygular karşılıklı olsa da yetmez! aşk gerekirse kötü olmayı, gerekirse bencil olmayı, gerekirse kırıcı olmayı, gerekmeyen insanları hayatından çıkarmayı gerektirir. sen bütün bunları yapamıyorsan eğer elin ayağın birbirine dolaşmış, avuçlarının içi terlemiş, vay anam kalbin hızlı hızlı çarpmış farketmez. aşık ettiğin kişi mecnun gibi olur, o olur işte. sana daha bi köpek gibi bağlanır o olur işte. sen de üzülürsün o da üzülür. o yüzden kavuşmak için ne gerekiyorsa, kim ne yapması gerekiyorsa yapmalı! henüz herşey için çok geç değilken. ha bir de bu meret öyle bişey ki gurur falan olmuyor eğer varsa aşk olmuyor. eğer hala gururun varsa aşık değilsindir.
su gibidir, yaşam için olmazsa olmazdır.
sevgili sözcüğünün yetersiz kalmasıdır.annen, baban, kardeşin, dostun, kalemin, yorganın,yediğin yemeğin, sevdiğin her şeyin o olmasıdır. fedakarlık yapmakta, beklemekte sınır tanımazsın. hasta olunca başında beklemek istersin, dokunmak onun gözlerine bakmasının yanında yetersiz kalır. hafızanın yetersiz olduğunu bilerek her yaşadığın anı not etmek istersin. ilk konuştuğun günü, sana ilk güldüğü gün, ilk kez senin adının onun ağzından döküldüğü gün..

bazen sana sevgililerini anlatır. dinlersin, taktik verirsin, hatta o üzüldüğü için üzülürsün. sana hayallerini anlatır, sen aynı hayalleri birlikte yaşadığını düşünürsün. onun hayatı, senin hayallerin olur. onun gülmesi için her şeyi yapabilirsin.onun eline bir şey batsa, senin kalbine batmasıyla eş değerdir..
iğrenç insanların iğrenç şekilde iğrenç davranışlarla iğrendirmesidir.
ama kendini korumak için aklını sürekli çalıştıran benim gibi birinin mantığıyla değil, mantıksızlığıyla anlaşılır bir şey olmalı aşk.
Acının maske takmış halidir.
Bugünlerde içerisinden çıkamadığım karmaşık duygular... Evet evet onların adı aşk.
harflerinin kombinasyonundan:

- şak
- akş
- kaş

gibi kelimeler çıkıyor. hepsi de bir miktar şiddet içeriyor. kaş bile.
© suyuma gel deniz kabuğu toprakta yaşayamazsın sen. doldurdum avuçlarımı suyla dalgalar getirsin seni bana ellerimin ol çoğal bende birik bende biriktir bizi kulağıma fısılda suyumun haykırışlarını susma inlet her yeri. gir kanıma suyuma deniz kokayım sen kokayım. korkma deniz kabuğu incitmem kırmam seni bilirim kırıldıkça çoğalırsın kaybedersin benliğini neyleyim başka deniz kabuklarını ellerimde sen varken.korkma vurmazsın ellerimin sahiline topraktandır ellerim bilirsin oysa sen denizdensin. aşk selim tükendiğinde ellerim mezarın olur örter toprağım göremem sonra o güzel bedenini hissedemem benim için atan kalbini. cansuyun benim suyum deniz kabuğu başka sularda yaşayamazsın.
sevip kavuşamamaktır aşk. yıllar geçtikçe unutamamak.
benim hep üvey aşklarım oldu, sevgililerim hep başkasının aşkına gebeydi.
ya ölü aşk doğuruyorlardı ya da özürlü sevgiler.
sevgililerimin bedenlerine bana aitti,
dokunup öpebiliyordum.
buz gibi elleri vardı beni yakan.
ya da başkası tarafından bozulan kalpleri vardı.
bir aşkın bekaretini bozmak...
öldüm ben!
kerem ile aslı kavuşabilseydi oluşmayacak durumdu. Leyla ile mecnun da kavuşamadı ve bu oldu. Kavuşulamayınca oluşan kavuşulunca ses getirmeyen durumdur. Kimisi kalabalık içinde yalnızlaşmak olarak da algılasa, başka bir evredir, alemdir, histir.
bu kavram üzerine milyonlarca ayrı ayrı tespit yada yorum getirilebilir, hala aşk için herkesin söyleyebileceği bir sözü varsa, dünyada çözülmeyi bekleyen en büyük kuram aşktır. anlatılması mümkün olmayan en karmaşık hissiyat bütünüdür.
ne zaman ,nerede batacağı belli olmayan kızgın bıçak.
bir kez olunan.
--spoiler--
aşk mı? aşk lunaparktaki tahta ata benzer,
hani jetonla çalışır ya böyle, hani atarsın içine,
bir ileri bir geri, bir ileri bir geri,
sanki bir yere gidiyormuşsun gibi bir his,
böyle bir coşku, ayakların yerden kesilir,
halbuki bir yere gittiğin yok.
tahta at çakılı oraya.
jeton bitince rüya buraya kadar. anladın mı?
--spoiler--

(bkz: yeditepe istanbul)
hiç tanımadığınız bir yabancının bir sürprizle hayatınıza dahil olmasıdır aşk.
sürprizle gelen sürprizlere açık olması gereken bir şey.
yağmur yağmur belalara başını tutmak belki, belki ateş ateş denizlere kendini atmaklardı...belki adını dile söyletmemek,kalemle kağıdın vuslatından da kıskanıp atıp her birini kendini attığın bilinmezliğe yok olmak, yitip gitmektir. Belki...
Nil Karaibrahimgil in 'aşkın şu sözlük anlamı arıyorsun sen belanı' diye özetlemiş olduğu acısının hoşumuza gittiğini düşündüğüm eğer öyle olmasa neden herseferinde dön başa yapalımki dediğim duygu patlamasıdır.
insana acı çektirme olayıdır.
hesaba kitaba vurulmayan ender duygulardan.
dertsiz başına dert aramaktan başka bir şey değil.
© copyright 2005 - 2026