/636
http://www.bilemiyorumalt.../11/kontratlk-asklar.html
gördüğün güzel insanların bir tarafını hep ona benzetmektir.
sevdiğinizin adı. *
bazen düşündürür kara kara.
hep kaybetmenin önsözü nedense...yazık.
insanı alt üst eden olgu.
yoktur.
kızarsın kendi kendine aklına gelir pişmanlıkların, geçmişin, o...
üzülmemeye çalışırsın, 'kendi kendini harap etmek'? yapma kendine yaparsın der herkes.
kim seni ne kadar iyi anlayabiliyordur ki acaba? 'o' bile seni unutmuşken.'O' bile seni anlamıyorken, takmıyorken.
o ki, neler paylaştığın insan...delicesine birbirinizi sevdiğiniz insan.
nasıl aklımdan silip atacağını düşünürsün hep, böyle devam eder mi? 56 gün olmuş evet, yetersiz midir ki bu süre..
Kaç '56' daha yaşayacağım diye düşünürsün, tahammülüm nedir ki ?
yalnızsındır işte, sabahın erken saatlerindeki sessiz bir sahil kasabasındaki kedi gibisindir.
yalnızsındır...
insanın olmazsa olmazıdır. her insan bir kez yaşamıştır bu duyguyu ama önemli olan taşımasıdır. her insan taşıyamaz. bazıları altında kalır ezilir bazıları öyle yukarı çıkarır ki göklerde gezinir ve bulutların üstünde yaşadığını zanneder. hayal aleminde yaşamaya gerek yok aşk gerçek sevgilerin yaşandığı başka kimseyi gözünün görmediği andır. aşk geçici değil aşk hepsinden kalıcıdır aşk bütün duyguların başıdır. acıyı da mutlulugu da sevgiyi kini de içinde barındırır. Aşk tarifi imkansız duyguların da genel adıdır.
elli aydır...
--spoiler--
Aşk gönlümüzde ateş, rûhlarımızda ışık,
Hicranla yanar âşık, ümitlerinde bahar;
Sînesinde gam, hüzün; ufku vuslata açık,
Gezer çölden çöle âvâre her zaman zâr zâr...

Feryadı sırrının sesi, sırrı kıpkızıl kor,
Dolaşır, dolaştığı gibi âhû peşinde;
Mest u mahmurdur dudağında bir kızıl fağfur,
Her gece bir visal yaşar Cânân'la düşünde.

Hayâletler gibi sarar rûhunu kuşkular,
Sîmasında fecir sevinci, akşam tasası;
Yer yer meçhullere tâlih bir kapı aralar,
Ümitten rengi, deseni, tülpembe verâsı...

Bazen kırılıverir ve onulmaz kırığı,
Bazen ufku ışık, râyiha, renkle tüllenir;
Bazen tâ ötelerde duyulur hıçkırığı,
Yapraklar gibi sararır, mumlar gibi erir.

Çok hazan yaşasa da hiç solmaz çiçekleri,
Dilinde her zaman hasret ü hicran bestesi;
Kederi çoktur ama, köpürür sevinçleri,
Hep aşk heyecanıyla tınlar çelikten sesi.

Gözlerinin içinde bir uhrevî enginlik,
Süzer çevresini, hemen herkese gülümser.
Duygularında sonsuzluk gibi bir zenginlik,
Kâh çaylar gibi coşar, kâh yeller gibi eser.

Ey aşk, artık anladım meğer sen her şeymişsin,
Hem öldüren bir zehir, hem dirilten bir iksir;
Allah'a götüren yollarda altından sesin,
Diriliş üflemekte ölü rûhlara bir bir...
--spoiler--
yokluğunu hissettiğimiz, bir kere aşık olduktan sonra gerisi teferruat olan duygudur. aşık olduğunuz insana ve aşkı yaşayış biçiminize göre tanımı defalarca kez değişebilir. bazıları için yalnızca kalp kırıklığını ifade eder. bir defasında öyle çok kırılır ki, bir defa daha olmasın diye kaçarsınız sonraları. sonra tekrar ne o sizi bulur, ne de siz onu bulursunuz.
imkansız olduğunu bile bile sevmektir...
dışsal bir uyaranın içselleştirilmesini takip eden duygusal yoğunluktur. bir çok kez hiç umulmadık zamanlarda çıkar insanların karşısına. aşk denilince yalnızca bir kişinin bir başka kişiye beslediği duygular akla gelmemelidir.aşkın bir çok hali vardır. biz insanlar ise son zamanlarda hep aşkın "z" halini yaşıyoruz. ( bunu neden bu şekilde tarif ettiğimi sormayın keza soru cevapsız kalacaktır; çünkü bu tanımın mantıklı bir anlamı yok. aslında yaşamamız gereken en son hali şeklinde toparlayabilirim ama, evet bunu başardım.) aşk çoğu kez insanlar için özellikle hayatın ilk yıllarında - bu devrede erginlik, ergenlik ve ilk gençlik dönemlerini sıralayabiliriz- karşı cinse duyulan ve çoğunlukla yaşanılan ıstırapların temel nedeni olan bir duygudur. bu dönemlerinde gençler özellikle hayatın kitabını "aşk acısı" başlığıyla yazabileceklerini düşünürler. daha sonraki dönemlerde -kanın deli akmaktan yorulduğu orta yaşlarda- aşk insan hayatından olağanüstü bir hızla uzaklaşır. bu dönemlerde aşka olan inanç önceki dönemlere göre oldukça azalmıştır. "bizden geçti, gençler yaşasın" mantığıyla küstürülen aşk, orta yaş kategorisine giren kimselerle pek muhatap değilidir bu yüzden. yaşlılık döneminde ise bir tüy hafifliğiyle kalplere konan kocaman aşklar çıkar ortaya. bu dönemde akla gelebilecek bir çok şeye karşı büyük bir aşk doğar kalplere... çiçekler, böcekler, güneşli havalar, yağmurlu havalar, sahil, deniz kokusu, çok şanslı bir yaşlıysa eğer; hayatının en büyük anlamı olan eşinin kırışık elleri, bembeyaz saçları bile aşk tanımının içinde kocaman bir yer kaplar... aşk tanımına dönecek olursak, diyebilirim ki; aşk yaşanması gerekenlerdir. ve bence yaşamdan zevk almak asıl amaçsa hayata aşık olunmalıdır.
hiçbir zaman pişman olmamaktır.
her ne kadar aşk boktan desem de siz bu tavsiyeye sittin sene de uymayacaksınız ve yine de aşık olacaksınız. en azından bu tavsiyelere uyun..

her şeyin bir üsulu, usturubu vardır, bunda da öyledir. aşık olacağınız kişiyi doğru seçmek gerekir. ilk gördüğünüz kişiye aşık olma işinden vazgeçin, öküz müsünüz ki gördüğünüz trene aşık oluyorsunuz? ilk görüşte aşk diye bir şey yoktur, bunlar tamamen saçmalık dolu sözlerdir. kendi açımdan bakacak olursak ilk görüşte aşk diyen kişiler, birbirlerinden seksüel açıdan beraber olmak isteyen hayvanlardan oluşur. ilk görüşte aşk, hayali bir üründür.

aşık olacağınız kişiden ilk önce sadece hoşlanırsınız ki, aşık olmak günler, haftalar hatta aylar sürebilir. - 7 ay bekledim ulan:(- aşk bir süreçtir, her şey konuşmayla başlar. atalarımız ne demiş, insanlar konuşa konuşa hayvanlar koklaşa koklaşa anlaşır. siz de bu süreçte sevdiğiniz ya da seveceğiniz kişiyle uzun uzun konuşun. 7 ay gibi bir süre bekledim ve a'dan z'ye bir çok şeyini öğrendim bu sürede tabiki. siz de bu işlemi yapın ki daha sonra seveceğiniz kişi de bilmediğiniz huylar gördüğünüz de ''hadi canım, bu insan daha önce böyle değildi, şimdi de nereden çıktı'' demeyin.

bu süreçte ne kadar çok şey bilirseniz o kadar iyidir ki daha sonra sorun yaşamayın. gerçi yıllar bile geçse insanların bilinmedik huyları ortaya çıkabiliyor. yani aşık olma sürecini fazla uzatmanın da bir mantığı yok.

öğrenciyseniz, aşık olmayın. aşık olursanız, gözünüz dersleri görmez. sevdiğiniz kişiyle daha çok vakit harcama isterken, dersler birikir birikir ve dağ olur. sonra ipucunu tutamazsınız ki devamını getirebilesiniz. biliyorum ki bunu da çok iplemeyeceksiniz ve aşık olacaksınız. o zaman sevdiğiniz kişiyle aranızda bir sözleşme yapın ve birbirinizin derslerine yük olmayın, ortak olun. bu şekilde her iki şartta da mutlu olabileseniz.
olunamadığı takdirde, sevginizin beş para etmediği şey.
sevmek yetmiyormuş, illa aşık olup tutkulu davranacakmışsın. yoksa anında bi başkasına aşık olabilirmiş, olmuş.
aşk charles bukowski net konuşmuştur. * *
http://tinyurl.com/c4rmong
kalp ve beyin uyuşmasının aynı anda devreye girmesi olayıdır.
hayalindeki aşkla gerçek hayattaki aşk hiçbir zaman aynı olmaz. kafanda kurduğun bir ütopyadan ibarettir.
acısının sonra çıktığı bir yemektir bazen.
"koşu bitince aşk bir yorulmadır kaçılmaz kırbacından
sayılır günü geçmiş anlar boşalan hangi tüfeğin arkasından."
der ;cahit zarifoğlu
Aşk; Sevgilinin çarpık bacaklarını düz görmektir.
gitarın en altındaki ince teldir. sesi güzeldir ama elini keser*.

(bkz: ric cartman ve şıp sevdi yazıları) allahım niye hep yapıyorum bunu. bu başlığa ne yazdıysam şıp sevdi yazısı gibi oldu..
itiraftır.
© copyright 2005 - 2026