bugün

/636
Aşk bakmakla güzelleşir, konuşmakla zenginleşir ama dokunmakla bozulur.

bi de:

aşk dediğin tek hece

ağlatır gündüz gece

gibi hem cümlelerle hem dizelerle anlatılmak istenmiş ama yıllardır hala tam olarak kavranamamış bir duygudur aşk.
herkes de bi aşk taNIMI YAPAR ya hayatının belli kısmında buna işte harbiden tav oluyorum..

bazı adamlar paso aşkı yaşamamakla , aşkı bilmemekle suçlanır.. çünkü siz bol keseden aşk tanımı diye güzel laflar edince bütün aşkı meşki çözmüş oluyosunuz..

bi de aşk nedir diyip , kendi hislerini analtan adam vardır.. sonra da şöyle bitirir " aşk evrensel bi duygu" lan neresi evrensel kendini anlattın it herif ?!

aşk nedir söliyim..

overrated bi ilüzyondan başka bi sikim değildir.. şimdi sorsak 100 adama 89u dicek ki , aşık oldum.. e noldu da oldun ? işte çok sarsıldım, çok üzüldüm , paso onu düşündüm vs vs..

aşk yani bi adama ne kadar nöron yaktığın ne kadar onu düşündüğündür.. düşüncedir aşk..

kim sikişirken allasen bi memeye dokunduğunda misal karşındakinin ulviliğini filan düşünüyo.. direkt sıcaklık hissettiğin ötesi değil..

olay beyinde.. açın beyninizi bakın. en çok kimi düşünmüşseniz , en çok kimi analiz etmişseniz , en çok kimi sindirmiş içselleştirmişseniz alın size aşk odur.. başınızı ağrıtacaktır..

bütün hikayeler aaynı noktada birleşiyo ister alman olsun ister one night stand ister rus ister yakın arkadaş.. herkes aynı şeyi diyo , gidince değerini anladım :(

e o zaman gitmeden bişiler yapın amına koyduklarım.. biraz durun düşünün kimi seviyorum neyi seviyorum neyini seviyorum diye.. ama yok herkeste bi "aşk gizemlidir aşk çözülemez" ayakları.. sanki mısır piramiti amına koyuyim..

yani kime aşıksınız size diyim..bi türlü çözemediğiniz garip iş arkadaşınıza , hakkında karar veremediğiniz o kıza , silueti paso aklınıza gelen o çocuğa vs vs vs.

biraz yani kendi duygularınız anlayın..açın okuyun.. neden hissettim ne hissettim vs.

sonra bunlar hep bana düşüyo.. aşkı irdelemekten korkan adamı hiç sevmem.. büyüsü kaçıyomuş.. hıhı evet aşk çünkü üremek için içgüdüsel ve evrimsel bi güdü his değil , senin metafizik fantezilerini tatmin etmek için ortaya çıkmış bi kavram :/

neyse.. aşk samimiyetle sölüyorum ki , beyninizin içini kimin işgal ettiğidir.. insan çünkü aşık olunca aslında tek şey yapar : karşındakini düşünmek..

biri varsa ve paso aklınızdaysa aşıksınız.. gelmiş geçmiş en büyük aşk itirafı da "aklımdasın"dır bana göre zaten..

geri kalanı beta rezeptörleri aktivasyonu..

oh ya nihayet aşk tanımı yaptım çok mutluyum..

evet ben budur diyorum ve aşk budur.. hahayt.. kimseler çözemedi ama ben çözdüm tanımladım.. la la la la
aşkın tek tanımı tanımsız oluşudur.
eğer karşılıklıysa dünyanın en güzel şeyidir diyebilirim..hayata yeniden gelmek gibi birşey..

her ne kadar bilimadamları aşkı ''dopamin,serotonin yada noradrenalin gibi beyin kimyasallarının işlevselliğinin değişmesi'' olarak tanımlasa da aşk işte kardeşim...yaşatıyor insanı *
cemal safi - (bkz: tek gece)
aşkın tanımı
amour,

olmadı,
love

yine mi olmadı
ay love

eksik,
ay love you

hele şükür.
eminemden geliyor:

i can't tell you what it really is
i can only tell you what it feels like
her insanın dimağındaki aşk kavramı farklı olacağından dünya üzerinde yaşayan insan sayısı kadar olan tanımdır.
işitin ey yarenler aşk bir güneşe benzer
Aşkı olmayan kişi misali taşa benzer

Taş gönülde ne biter dilinde ağu tüter
Nice yumşak söylese sözü savaşa benzer

Aşkı var gönlü yanar yumuşanır muma döner
Taş gönüller kararmış sarp kah kışa benzer

Ol sultan kapısında hazreti tapısında
Aşıkların yıldızı her dem çavuşa benzer

Geç Yunus endişeden gerekse bu pişeden
Ere aşk gerek evvel ondan dervişe benzer
hani yıldızlar yanıp sönerken, hani bir yıldız kayar ve insan hani bir telaş duyar ya birden, işte öyle bir şey.
Yanmaktır aşk
Kanmaktır aşk
Zehirlere banmaktır aşk.

Bazen keyif sürdürse de
Daim acı almaktır aşk.

Bakmaktır aşk
Görmektir aşk
Zindanlara girmektir aşk.

Bazen göğe uçursa da
Derinlere dalmaktır aşk.

Bilmektir aşk
Bulmaktır aşk
Zahmetlere girmektir aşk.

Bazen kolay görünse de
Zor olana varmaktır aşk.

Yaşamdır aşk
Ölümdür aşk
Diri diri gömendir aşk

Bazen hayat sürdürse de
Makberlere gömendir aşk.

alıntı.
gittikten sonra " bir daha sevmeyeceğim " duygusunu yaşattırandır.
kara gözlüdür, boyuna posuna cismine bakınca kalp çarpıntısından deliye dönmektir.
sevgi hissinin bir önce ki evresi. ps: önce aşık oluruz, sonrasında sevmeye başlarız. daha sonralarında ki zaman içinde de aşk biter ama sevgi hep kalır.
tarifi zor olan, taşıması güç olan duygu yüküdür. anlatılmaya çalışılsa da insanın içinde yinede anlatılamayan şeyler vardır. aşk tarifisiz bazen berbat, pis ve kabadır.
nerden geldiği ve zaman biteceği belli olmayan çok kuvvetli bir his. kimini kör eder kimini yok eder.
Kimine göre iki göğüs arası mesafedir, kimine göre tarif edilemez bir duygu...
rivayet odur ki;

Leyla ile Mecnun'un aşkı halkın dilinde meşhur olmuş, bu büyük aşkın rivayetleri ülkenin hükümdarının ilgisini çeker. Ferman eder Leyla saraya getirilir. Leyla'nın kara, kuru, o kadar da güzelliği olmayan bir kız olduğunu gören hükümdar, Leyla'ya der ki: "Sen O musun ki, Mecnun, senin aşkından perişan oldu ve kendini kaybetti. Sen diğer güzellerden daha güzel değilsin." Leyla, "Doğru söylersiniz efendim. Çünkü siz mecnun değilsiniz. Bana mecnun'un gözü ile bakmıyorsunuz." diye cevap verir.

aşk, leyla'sı için mecnun'a dönen aşığın yanan yüreğidir; leyla'sından başkasını göremeyecek kadar aşktan gözleri kör olan mecnun'un sevdasıdır. aşk; kelimelerin tükendiği yerde yüreğin dile geldiği üç harfle sararıp solan bir ömürdür. ve aşk;

"Aşk; topuklarından parmaklarına kadar işlemiş nasır gibidir. Ya canın acıya acıya üstüne basacaksin yada canını acıta acıta söküp atacaksın. Ama tek bir gerçek var her ikisinde de canın çok ama çok acıyacak." ( Hz.mevlana )
yeri geldiğinde ''ağlaya ağlaya vazgeçiyorum senden'' durumudur.
artık sen kapımı çal dediğim hededir, ben kovaldıkça o kaçıyor, biraz ben mi kaçsam ne?
aşk bu kadar acı verme ya.
gelmeyen bir yolcuya hoşçakal demek gibi.
(bkz: aşk öldü)
eğer ;

o'nu hatırladıkta başı göğe ermişçesine ya da asansör boşluğuna düşmüşçesine ürperiyorsa yüreğiniz... ömrü saatlere sıkışmış bir kelebek telaşıyla o hüzünden bu neşeye konup kalkıyorsanız gün boyu nedensiz... ve her konduğunuzda diğerini iple çekiyorsanız bu hislerin... o''nunlayken pervaneleşen yelkovanlar, o''nsuz mıhlanıp kalıyorsa yerine, bir akrep kadar hain...
sınıfta, büroda, yolda, yatakta içiniz içinize sığmıyor, o''ndan söz edilince yüzünüz, sizden habersiz, mis kokulu bir ekmek dilimi gibi kızarıyor, mahcup somurtuyor veya muzip sırıtıyorsa,
ve o, her durduğunuz yerde duruyor, her baktığınız yerden size bakıyor, siz keyiflendikçe gülüp, hüzünlendikçe ağlıyorsa...
dünyanın en güzel yeri o''nun yaşadığı yer, en güzel kokusu
bedenindeki ter, en dayanılmaz duygusu gözlerindeki kederse...
hayat o''nunla güzel ve onsuz müptezelse... elmalar pembe, kiremitler pembe, gökyüzü, yeryüzü,
o''nun yüzü pembeyse, kışlar ilkbaharsa, yazlar ilkbahar, güzler ilkbahar...
her şiirde anlatılan o''ysa... her filmin kahramanı o...
her roman o''ndan söz ediyor, her çiçek o''nu açıyorsa...
bir anlık ayrılık, bir ömür gibi geliyor ve gider gitmez
özlem saç diplerinizden çekiştirip beyninizi acıtıyorsa,
ştahınız kapanıyor, iştahınız açılıyor, iştahınız şaşırıyorsa...
iştahınız, hasret acısında bile karşı konulmaz bir tat buluyorsa...eliniz telefonda yaşıyor, işaret parmağınızla ha bire o''nu tuşluyor, dara düştüğünüzde kapıyı çalanın
o olduğunu adınız gibi biliyorsanız... mütemadi bir sarhoşluk halinde, her çalan telefona o diye atlıyor, vitrindeki her giysiyi o''na yakıştırıyor, konuşan birini dinlerken "keşke o anlatsa" diye iç geçiriyorsanızkokusu burnunuzdan, sureti gözünüzden, sesi kulağınızdan, teni aklınızdan silinmiyorsa bir türlü...
özlemi, sol memenizin altında tek nüsha bir yasak yayın gibi taşıyorsanız gün boyu...
hem kimseler duymasın, hem cümle alem bilsin istiyorsanız...
o''nsuz geceler ıssız, sokaklar öksüzse... ayrılık ölüme,
vuslat sehere denkse...
gamze gamze tebessüm de onun içinse, alev alev öfke de;
bunca tavır, onca sabır ve nihayetsiz kahır hep o''nun yüzü suyu hürmetine...

uğruna ödenmeyecek bedel, gidilmeyecek yol, vazgeçilmeyecek konfor yoksa...
dışarıda yer yerinden oynuyor ve "içeri"de bu sizi zerrece ilgilendirmiyorsa, nedensiz küsüyor, sebepsiz affediyorsanız ve bütün bu hallerinize siz bile akıl erdiremiyorsanız kaybetme korkusu, kavuşma sevincinden ağır basıyorsa ve aşk, gurura baskın çıkıyorsa bu yüzden her daim... gece yarısı kadim bir dost gibi kucaklayan tanıdık bir şarkı,
bütün acı sözleri unutturmaya yetiyorsa...
Her gidişte ayaklarınız "Geri dön" diye yalpalıyorsa ve siz kendinize rağmen dönüyorsanız,
sınırsız, sabırsız, doyumsuz bir tutkuyla...
...o halde bugün sizin gününüz!..
"çok yaşa"yın ve de "siz de görün"üz.

bunun üzerine bir şey söyleyemiyorum
çoktan masal olmuş aşk...
© copyright 2005 - 2026