bugün
- sırrı süreyya önder28
- abdullah öcalan orospu çocuğudur17
- göğüs kıllarım çıkmıyor15
- sözlükteki linç tayfa6
- falıma bakmak için can atan sözlük yazarları4
- 2026 yılı türk biralarının içilemez hale gelmesi13
- sözlükteki linç kültürü12
- ıoçk katatese elbise dikti mi sorunsalı6
- komşunu kendin gibi sev düşmanını da5
- silver ile evlenecek erkek53
- yeni bir bilgi paylaşamamak3
- alman turistlere turist rehberliği4
- dün gece ne oldu12
- son tüketim tarihi geçmiş ilaç9
- deccaliyet çağı5
- herkesin kendini zeki sanması2
- sözlüğün kendini tekrar etmeye başlaması4
- güne bir şarkı bırak3
- bazı şarkıları dinlemekten korkmak2
- götünü yıkamayan bir kızla evlenir misiniz8
- rica ediyorum arkamdan konuşmayın12
- supernatural3
- true giderse sözlükte yürüyen cinsellik kim olacak12
- sözlükte linç yiyen insana karışır mısın17
- stt geçmiş kremle intihar etmek4
- akepeli değilim ama akp'ye oy atıyorum saçmalığı15
- sedef hastalığı3
- sarapci koala59
- insan olmaya çeyrek kala8
- stt geçmiş kondom kullanmak3
- siyaset yüzünden çoğu arkadaşlığın bozulması8
- insan olmaya ceyrek kala4
- sözlük yazarlarının yuvaları3
- g'i l d'e d l'i l y'nin dudakları8
- gocu35
- arif kocabıyık9
- popeyes6
- araba sileceği5
- iki tas çorba5
- fikir değiştirmek döneklik midir8
- true'nun çaylak olması4
- atatürk den daha iyi cumhurbaşkanı yok2
- sapıklara empati kasan insan5
- fenerin türkiye'yi yine rezil etmesi5
- cezerye2
- sözlükteki bayan azlığı6
- islam sosyoloji ve psikolojiyi kabul ediyor mu4
- ellerim bos gonlum hos28
- 30 ağustos 2026 girne feribot faciası23
- kurtlar vadisi ünsal2
aşkın tek tanımı tanımsız oluşudur.
eğer karşılıklıysa dünyanın en güzel şeyidir diyebilirim..hayata yeniden gelmek gibi birşey..
her ne kadar bilimadamları aşkı ''dopamin,serotonin yada noradrenalin gibi beyin kimyasallarının işlevselliğinin değişmesi'' olarak tanımlasa da aşk işte kardeşim...yaşatıyor insanı *
her ne kadar bilimadamları aşkı ''dopamin,serotonin yada noradrenalin gibi beyin kimyasallarının işlevselliğinin değişmesi'' olarak tanımlasa da aşk işte kardeşim...yaşatıyor insanı *
cemal safi - (bkz: tek gece)
aşkın tanımı
amour,
olmadı,
love
yine mi olmadı
ay love
eksik,
ay love you
hele şükür.
amour,
olmadı,
love
yine mi olmadı
ay love
eksik,
ay love you
hele şükür.
eminemden geliyor:
i can't tell you what it really is
i can only tell you what it feels like
i can't tell you what it really is
i can only tell you what it feels like
her insanın dimağındaki aşk kavramı farklı olacağından dünya üzerinde yaşayan insan sayısı kadar olan tanımdır.
işitin ey yarenler aşk bir güneşe benzer
Aşkı olmayan kişi misali taşa benzer
Taş gönülde ne biter dilinde ağu tüter
Nice yumşak söylese sözü savaşa benzer
Aşkı var gönlü yanar yumuşanır muma döner
Taş gönüller kararmış sarp kah kışa benzer
Ol sultan kapısında hazreti tapısında
Aşıkların yıldızı her dem çavuşa benzer
Geç Yunus endişeden gerekse bu pişeden
Ere aşk gerek evvel ondan dervişe benzer
Aşkı olmayan kişi misali taşa benzer
Taş gönülde ne biter dilinde ağu tüter
Nice yumşak söylese sözü savaşa benzer
Aşkı var gönlü yanar yumuşanır muma döner
Taş gönüller kararmış sarp kah kışa benzer
Ol sultan kapısında hazreti tapısında
Aşıkların yıldızı her dem çavuşa benzer
Geç Yunus endişeden gerekse bu pişeden
Ere aşk gerek evvel ondan dervişe benzer
hani yıldızlar yanıp sönerken, hani bir yıldız kayar ve insan hani bir telaş duyar ya birden, işte öyle bir şey.
Yanmaktır aşk
Kanmaktır aşk
Zehirlere banmaktır aşk.
Bazen keyif sürdürse de
Daim acı almaktır aşk.
Bakmaktır aşk
Görmektir aşk
Zindanlara girmektir aşk.
Bazen göğe uçursa da
Derinlere dalmaktır aşk.
Bilmektir aşk
Bulmaktır aşk
Zahmetlere girmektir aşk.
Bazen kolay görünse de
Zor olana varmaktır aşk.
Yaşamdır aşk
Ölümdür aşk
Diri diri gömendir aşk
Bazen hayat sürdürse de
Makberlere gömendir aşk.
alıntı.
Kanmaktır aşk
Zehirlere banmaktır aşk.
Bazen keyif sürdürse de
Daim acı almaktır aşk.
Bakmaktır aşk
Görmektir aşk
Zindanlara girmektir aşk.
Bazen göğe uçursa da
Derinlere dalmaktır aşk.
Bilmektir aşk
Bulmaktır aşk
Zahmetlere girmektir aşk.
Bazen kolay görünse de
Zor olana varmaktır aşk.
Yaşamdır aşk
Ölümdür aşk
Diri diri gömendir aşk
Bazen hayat sürdürse de
Makberlere gömendir aşk.
alıntı.
gittikten sonra " bir daha sevmeyeceğim " duygusunu yaşattırandır.
kara gözlüdür, boyuna posuna cismine bakınca kalp çarpıntısından deliye dönmektir.
sevgi hissinin bir önce ki evresi. ps: önce aşık oluruz, sonrasında sevmeye başlarız. daha sonralarında ki zaman içinde de aşk biter ama sevgi hep kalır.
tarifi zor olan, taşıması güç olan duygu yüküdür. anlatılmaya çalışılsa da insanın içinde yinede anlatılamayan şeyler vardır. aşk tarifisiz bazen berbat, pis ve kabadır.
nerden geldiği ve zaman biteceği belli olmayan çok kuvvetli bir his. kimini kör eder kimini yok eder.
Kimine göre iki göğüs arası mesafedir, kimine göre tarif edilemez bir duygu...
rivayet odur ki;
Leyla ile Mecnun'un aşkı halkın dilinde meşhur olmuş, bu büyük aşkın rivayetleri ülkenin hükümdarının ilgisini çeker. Ferman eder Leyla saraya getirilir. Leyla'nın kara, kuru, o kadar da güzelliği olmayan bir kız olduğunu gören hükümdar, Leyla'ya der ki: "Sen O musun ki, Mecnun, senin aşkından perişan oldu ve kendini kaybetti. Sen diğer güzellerden daha güzel değilsin." Leyla, "Doğru söylersiniz efendim. Çünkü siz mecnun değilsiniz. Bana mecnun'un gözü ile bakmıyorsunuz." diye cevap verir.
aşk, leyla'sı için mecnun'a dönen aşığın yanan yüreğidir; leyla'sından başkasını göremeyecek kadar aşktan gözleri kör olan mecnun'un sevdasıdır. aşk; kelimelerin tükendiği yerde yüreğin dile geldiği üç harfle sararıp solan bir ömürdür. ve aşk;
"Aşk; topuklarından parmaklarına kadar işlemiş nasır gibidir. Ya canın acıya acıya üstüne basacaksin yada canını acıta acıta söküp atacaksın. Ama tek bir gerçek var her ikisinde de canın çok ama çok acıyacak." ( Hz.mevlana )
Leyla ile Mecnun'un aşkı halkın dilinde meşhur olmuş, bu büyük aşkın rivayetleri ülkenin hükümdarının ilgisini çeker. Ferman eder Leyla saraya getirilir. Leyla'nın kara, kuru, o kadar da güzelliği olmayan bir kız olduğunu gören hükümdar, Leyla'ya der ki: "Sen O musun ki, Mecnun, senin aşkından perişan oldu ve kendini kaybetti. Sen diğer güzellerden daha güzel değilsin." Leyla, "Doğru söylersiniz efendim. Çünkü siz mecnun değilsiniz. Bana mecnun'un gözü ile bakmıyorsunuz." diye cevap verir.
aşk, leyla'sı için mecnun'a dönen aşığın yanan yüreğidir; leyla'sından başkasını göremeyecek kadar aşktan gözleri kör olan mecnun'un sevdasıdır. aşk; kelimelerin tükendiği yerde yüreğin dile geldiği üç harfle sararıp solan bir ömürdür. ve aşk;
"Aşk; topuklarından parmaklarına kadar işlemiş nasır gibidir. Ya canın acıya acıya üstüne basacaksin yada canını acıta acıta söküp atacaksın. Ama tek bir gerçek var her ikisinde de canın çok ama çok acıyacak." ( Hz.mevlana )
yeri geldiğinde ''ağlaya ağlaya vazgeçiyorum senden'' durumudur.
artık sen kapımı çal dediğim hededir, ben kovaldıkça o kaçıyor, biraz ben mi kaçsam ne?
aşk bu kadar acı verme ya.
gelmeyen bir yolcuya hoşçakal demek gibi.
(bkz: aşk öldü)
eğer ;
o'nu hatırladıkta başı göğe ermişçesine ya da asansör boşluğuna düşmüşçesine ürperiyorsa yüreğiniz... ömrü saatlere sıkışmış bir kelebek telaşıyla o hüzünden bu neşeye konup kalkıyorsanız gün boyu nedensiz... ve her konduğunuzda diğerini iple çekiyorsanız bu hislerin... o''nunlayken pervaneleşen yelkovanlar, o''nsuz mıhlanıp kalıyorsa yerine, bir akrep kadar hain...
sınıfta, büroda, yolda, yatakta içiniz içinize sığmıyor, o''ndan söz edilince yüzünüz, sizden habersiz, mis kokulu bir ekmek dilimi gibi kızarıyor, mahcup somurtuyor veya muzip sırıtıyorsa,
ve o, her durduğunuz yerde duruyor, her baktığınız yerden size bakıyor, siz keyiflendikçe gülüp, hüzünlendikçe ağlıyorsa...
dünyanın en güzel yeri o''nun yaşadığı yer, en güzel kokusu
bedenindeki ter, en dayanılmaz duygusu gözlerindeki kederse...
hayat o''nunla güzel ve onsuz müptezelse... elmalar pembe, kiremitler pembe, gökyüzü, yeryüzü,
o''nun yüzü pembeyse, kışlar ilkbaharsa, yazlar ilkbahar, güzler ilkbahar...
her şiirde anlatılan o''ysa... her filmin kahramanı o...
her roman o''ndan söz ediyor, her çiçek o''nu açıyorsa...
bir anlık ayrılık, bir ömür gibi geliyor ve gider gitmez
özlem saç diplerinizden çekiştirip beyninizi acıtıyorsa,
ştahınız kapanıyor, iştahınız açılıyor, iştahınız şaşırıyorsa...
iştahınız, hasret acısında bile karşı konulmaz bir tat buluyorsa...eliniz telefonda yaşıyor, işaret parmağınızla ha bire o''nu tuşluyor, dara düştüğünüzde kapıyı çalanın
o olduğunu adınız gibi biliyorsanız... mütemadi bir sarhoşluk halinde, her çalan telefona o diye atlıyor, vitrindeki her giysiyi o''na yakıştırıyor, konuşan birini dinlerken "keşke o anlatsa" diye iç geçiriyorsanızkokusu burnunuzdan, sureti gözünüzden, sesi kulağınızdan, teni aklınızdan silinmiyorsa bir türlü...
özlemi, sol memenizin altında tek nüsha bir yasak yayın gibi taşıyorsanız gün boyu...
hem kimseler duymasın, hem cümle alem bilsin istiyorsanız...
o''nsuz geceler ıssız, sokaklar öksüzse... ayrılık ölüme,
vuslat sehere denkse...
gamze gamze tebessüm de onun içinse, alev alev öfke de;
bunca tavır, onca sabır ve nihayetsiz kahır hep o''nun yüzü suyu hürmetine...
uğruna ödenmeyecek bedel, gidilmeyecek yol, vazgeçilmeyecek konfor yoksa...
dışarıda yer yerinden oynuyor ve "içeri"de bu sizi zerrece ilgilendirmiyorsa, nedensiz küsüyor, sebepsiz affediyorsanız ve bütün bu hallerinize siz bile akıl erdiremiyorsanız kaybetme korkusu, kavuşma sevincinden ağır basıyorsa ve aşk, gurura baskın çıkıyorsa bu yüzden her daim... gece yarısı kadim bir dost gibi kucaklayan tanıdık bir şarkı,
bütün acı sözleri unutturmaya yetiyorsa...
Her gidişte ayaklarınız "Geri dön" diye yalpalıyorsa ve siz kendinize rağmen dönüyorsanız,
sınırsız, sabırsız, doyumsuz bir tutkuyla...
...o halde bugün sizin gününüz!..
"çok yaşa"yın ve de "siz de görün"üz.
bunun üzerine bir şey söyleyemiyorum
o'nu hatırladıkta başı göğe ermişçesine ya da asansör boşluğuna düşmüşçesine ürperiyorsa yüreğiniz... ömrü saatlere sıkışmış bir kelebek telaşıyla o hüzünden bu neşeye konup kalkıyorsanız gün boyu nedensiz... ve her konduğunuzda diğerini iple çekiyorsanız bu hislerin... o''nunlayken pervaneleşen yelkovanlar, o''nsuz mıhlanıp kalıyorsa yerine, bir akrep kadar hain...
sınıfta, büroda, yolda, yatakta içiniz içinize sığmıyor, o''ndan söz edilince yüzünüz, sizden habersiz, mis kokulu bir ekmek dilimi gibi kızarıyor, mahcup somurtuyor veya muzip sırıtıyorsa,
ve o, her durduğunuz yerde duruyor, her baktığınız yerden size bakıyor, siz keyiflendikçe gülüp, hüzünlendikçe ağlıyorsa...
dünyanın en güzel yeri o''nun yaşadığı yer, en güzel kokusu
bedenindeki ter, en dayanılmaz duygusu gözlerindeki kederse...
hayat o''nunla güzel ve onsuz müptezelse... elmalar pembe, kiremitler pembe, gökyüzü, yeryüzü,
o''nun yüzü pembeyse, kışlar ilkbaharsa, yazlar ilkbahar, güzler ilkbahar...
her şiirde anlatılan o''ysa... her filmin kahramanı o...
her roman o''ndan söz ediyor, her çiçek o''nu açıyorsa...
bir anlık ayrılık, bir ömür gibi geliyor ve gider gitmez
özlem saç diplerinizden çekiştirip beyninizi acıtıyorsa,
ştahınız kapanıyor, iştahınız açılıyor, iştahınız şaşırıyorsa...
iştahınız, hasret acısında bile karşı konulmaz bir tat buluyorsa...eliniz telefonda yaşıyor, işaret parmağınızla ha bire o''nu tuşluyor, dara düştüğünüzde kapıyı çalanın
o olduğunu adınız gibi biliyorsanız... mütemadi bir sarhoşluk halinde, her çalan telefona o diye atlıyor, vitrindeki her giysiyi o''na yakıştırıyor, konuşan birini dinlerken "keşke o anlatsa" diye iç geçiriyorsanızkokusu burnunuzdan, sureti gözünüzden, sesi kulağınızdan, teni aklınızdan silinmiyorsa bir türlü...
özlemi, sol memenizin altında tek nüsha bir yasak yayın gibi taşıyorsanız gün boyu...
hem kimseler duymasın, hem cümle alem bilsin istiyorsanız...
o''nsuz geceler ıssız, sokaklar öksüzse... ayrılık ölüme,
vuslat sehere denkse...
gamze gamze tebessüm de onun içinse, alev alev öfke de;
bunca tavır, onca sabır ve nihayetsiz kahır hep o''nun yüzü suyu hürmetine...
uğruna ödenmeyecek bedel, gidilmeyecek yol, vazgeçilmeyecek konfor yoksa...
dışarıda yer yerinden oynuyor ve "içeri"de bu sizi zerrece ilgilendirmiyorsa, nedensiz küsüyor, sebepsiz affediyorsanız ve bütün bu hallerinize siz bile akıl erdiremiyorsanız kaybetme korkusu, kavuşma sevincinden ağır basıyorsa ve aşk, gurura baskın çıkıyorsa bu yüzden her daim... gece yarısı kadim bir dost gibi kucaklayan tanıdık bir şarkı,
bütün acı sözleri unutturmaya yetiyorsa...
Her gidişte ayaklarınız "Geri dön" diye yalpalıyorsa ve siz kendinize rağmen dönüyorsanız,
sınırsız, sabırsız, doyumsuz bir tutkuyla...
...o halde bugün sizin gününüz!..
"çok yaşa"yın ve de "siz de görün"üz.
bunun üzerine bir şey söyleyemiyorum
çoktan masal olmuş aşk...
bencil olmaktır.
sadece aşkın önemlidir.
gerisi tefarruattır.
sadece aşkın önemlidir.
gerisi tefarruattır.
sonradan anlaşılanmış. oysa ki hiç kaybetmemek için sımsıkı sarınılan değil, azad ettikten sonra buluşulanmış. boğarcasına yaklaşılan değil, teğet geçilenmiş. yaş ilerledikçe, dertler ve sıkıntılar değiştikçe, bakışı da değişiyor insanın. şarkılar bir başka geliyor kulağa, doğan güneşe farklı bakıyorsun. temiz havayı ciğerlerine çekerken anlıyorsun yaşadığını. ve hatırlandıkça anımsıyorsun sevildiğini. başka tenlerde başka başka şekillerde aramanın manası yok. aşk ulan işte, bir tane oluyor. onu da kaybettiğinde, kendini de kaybediyorsun. tüm çaban aşkı bulmak değil aslında; kendini bulmak. her bulduğunu zannettiğinde bir kez daha kaybolursun. başkasından duyduğun her güzel kelime seni kendinden biraz daha uzaklaştırıyor. ötekileşiyorsun. sen de aslında o kaybolup giden dünyada kayboluyorsun; bir daha hiç bulunamayacaksın, bilmiyorsun.
gerçekten kirli olan bu dünyada her geçen gün biraz daha kirlenenlere, bizlere...
gerçekten kirli olan bu dünyada her geçen gün biraz daha kirlenenlere, bizlere...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar