bugün

/636
insan olmanın dayanılmaz hafifliğidir.
birisinde bıraktığım bir şey.
kalbin; mutluluk, hüzün, üzüntü üçlüsü arasında sürekli gidip gelen bir kalp haline gelmesi durumudur.
göte giren şemsiye gibidir açsan açılmaz, çeksen çıkmaz. ondan hiç bir şekilde kurtuluş yoktur. Mecbur, kendini onun acısına bırakırsın.*
(bkz: alternatif aşk tarifleri)
içinde şüphe barındırmayan duygudur.
"aşkta zaten iki yalnızın ortak bir yalnızlıkta buluşmasıdır" yılmaz erdoğan.
aslında aşk yoktur. şöyle ki : biri vardır, ilk gördüğün gün aşık olduğunu düşünürsün. onu görünce kalbin hızlı atar, avuçların terler, miden bulanır. duruşu, bakışları, konuşması, inanılmaz çekici gelir sana. sonra o da seni bi şekilde farkeder ve sevgili olursunuz. günler geçer. yavaş yavaş duruşu bi garip gelir gözüne, konuşması batar, bakışları çekici gelmez. ondan soğuduğunu hissedersin. aslında değişen bir şey yoktur. kişi aynı kişidir. onu senin gözünde yücelten de düşüren de sensin aslında. senin ona yüklediğin anlamlardır. yani aşık oldum dediğin an beynin sana bir oyun oynuyordur. bir süre sonra aynı beyin oyunu bitirir.
Şıpsevdilerde binlerce tanımı olan duygu. (bkz: şıpsevdi) *
saplantının alası.
mantığı yok eden, hatalar yaptıran lanetli bir duygu.
tüm olanları aklım almıyor ama kalbime sığıyor.
yolumun hiç kesişmediği hadise.
varlığı da yokluğu da bir dert. olursun bunalıma girersin, yoktur bunalıma girersin.
ama güzeldir...
başımı omzuna koyduğumda göğsünün inip kalkmasından, kalbinin gümbür gümbür atışından zevk almaktı aşk. o yanımda, sıcacık, yaşıyor işte diyip şükürler yağdırmaktı tanrıya.
göğsünde yatarken nefesini koklamaktı. göğsün inerken verdiğin nefesi çekmekti en derinlere; en derinlerinden geliyor diye.
sen uyurken ellerime karşı verdiğim savaştı sırf sana dokunmak istiyorlar diye.
dilimle savaştı, "seni seviyorum"ları sussunlar diye.
kapanan gözlerimle savaştı aşk'ım; sırf yüzünü daha çok göreyim diye.

aşk beyni ve ruhu kayıtsız şartsız teslim etmekti sana. paltoyu vestiyere bırakır gibi kalbi ellerine bırakıp tamamen çırılçıplak girip oturmaktı kalbinde, sıcacık.

kış günü bile üşümemekti aşk ama yazın yokluğunda donmaktı.

aşk kendime iyi bakmaktı sırf senle daha çok zaman geçirebileyim diye. çocukluktu aşk işte, bu kadar basit hesaplardı.

bir kenara çekilip kendi hayatımın sahnesini sana vermemdi aşk. ve oyunun sonunu göremeden salondan çıkmak...
seni çok seviyorum derken beynin orgazm olmasıdır.
kaç kere sevdim, onlar sevmediler. bu aşk mı şimdi kardeşim! eziyet eziyet.
aşk bağlandığını sandığında, karşındakine hayır deme şansını tanımaktır. inceliktir.
sürekli gülmek, gülümsemek demektir, aynaya baktığında artık kendini değil, onu görmek demektir.
imkansızdır. özlenendir.
algının kapandığı, libidonun tavan yaptığı dönem.*
östrojen ve testosteron hormonlarına bağlı olarak tetiklenen geçici hastalık.
Aşk, Ateşten Bir Denizi Mumdan Kayıkla Geçmektir demiş birisi.
güzel bir şey. oyalar insanı.
aşk demişti yaşamın bütün ustaları
aşk ile sevmek bir güzelliği
ve dövüşebilmek o güzellik uğruna.
işte yüzünde badem çiçekleri,
saçlarında gülen toprak ve ilkbahar.
sen misin seni sevdiğim o kavga,
sen o kavganın güzelliği misin yoksa...
O, sevgilisinin rengine boyanmıştır, artık solmaz... Aşıktır, artık ölmez!
(bkz: Necip fazıl kısakürek)
© copyright 2005 - 2026