/636
Üç Harf yanyana kaç şekilde gelir Bilir misin ?
Aşk dersin .. Sen dersin .. Ben dersin ..
Sen ...Ben biter Biz dersin
gün gelir Git dersin..
Peki Dur Kelimesinden Haberdar degil misin ?
Dur demeyi Bilmez misin ..
Git demek kolay Dur diyebilecek kadar Yürekli misin.. ?

can yücel.
Özlenen
Beklenen
Hayal edilen
Umut edilen
Biraz inanılmayan
Ama varlığıyla acı veren
Acı versede
Her defasında aynı şeyleri yapmamıza sebep
Duyguların görebildiği o şeydir AŞK...
Hep 'onu' düşünmek, iyi, mutlu ve sağlıklı olmasını istemek.
extra olarak anne-babaya duyulan saygının eş değerini başka bir insana duyma.
levent yüksel in sevdiceğine mümkün müdür hala diye sorduğu öğe.
hakkında 251 tane entry girilen soyut ne olduğu belirsiz olgu.
bir şey hem bu kadar basit hem bu kadar karmaşık olabilir mi?

içim içime sığmıyor, bağırmak istiyorum ama nefesim yetmez belki de. herkes bilsin istiyorum ama bir o kadar da kıskanıyorum.

uzun zamandır ilk defa böyleyim.

ve sevgilim eğer bunları okuyorsan seni çok seviyorum. * teşekkürler beni tekrar aşka inandırdığın için.

ve yazamayacağım o kadar çok şey var ki.
uzağa atıyorum yakına düşüyor,unutmak istiyorum aklıma düşüyor.
hüzün ağabeyimizin ikizidir.
yoktur, binlerce şey söylemişsiniz konu üzerine ama..
aşk için yapılan tanımların bir çoğu abartıdan ibarettir.söz edildiği gibi eğer gerçektende sevgisinden çıldırma noktasına gelindiğinde adı aşk ise buna aşk değil piskopatlık denir. saldırı boyutuna ulaşmayan
coşkun duygu halleri de sağlıklı bir insana ait değildir.

(bkz: seni seviyorum ya benimsin ya toprağın)
cemal safi'den dinlemek lazımdır.aşkın dili olsa bunları söyler;

var mı beni içinizde tanıyan?
yaşanmadan çözülmeyen sır benim.
kalmasa da şöhretimi duymayan,
kimliğimi tarif etmek zor benim...

bülbül benim lisanımla ötüştü.
bir gül için can evinden tutuştu.
yüreğine toroslar'dan çığ düştü.
yangınımı söndürmedi kar benim...

niceler sultandı, kraldı, şahtı.
benimle değişti talihi bahtı,
yerle bir eylerim taç ile tahtı,
akıl almaz hünerlerim var benim...

kamil iken cahil ettim alimi,
vahşi iken yahşi ettim zalimi,
yavuz iken zebun ettim selim'i,
her oyunu bozan gizli zor benim...

yeryüzünde ben ürettim veremi.
lokman hekim bulamadı çaremi.
aslı için kül eyledim kerem'i.
i̇brahim'in atıldığı kor benim...

sebep bazı leyla, bazı şirin'di.
hat'rım için yüce dağlar delindi.
bilek gücüm ferhat ile bilindi.
kuvvet benim, kudret benim, fer benim...

ilahimle mevlana'yı döndürdüm.
yunus'umla öfkeleri dindirdim.
günahımla çok ocaklar söndürdüm.
mevla'danım, hayır benim, şer benim...

benim için yaratıldı muhammed!
benim için yağdırıldı o rahmet!
evliyanın sözündeki muhabbet,
enbiyanın yüzündeki nur benim...

kimsesizim hısmım da yok, hasmım da
görünmezim cismim de yok, resmim de
dil üzmezim, tek hece var ismimde
barınağım gönül denen yer benim..
seni seviyorsam bundan sanane diyebilmektir.
sen yoksun şimdi yanımda,
benden habersiz sevgimden habersiz,
sevgin günden güne çoğalır gönlümün ortasında,
gönlümde kalmadı artık yer ,
durdursana bu aşkını,
yoksa alacak bu bedenden garip canımı,
duysandın seni sevdiğimi
bilseydin ,
her gün seninle uyanıp seninle dirilip,
her akşam seninle öldüğümü,
belki acırdın bana,
belki de hissetmezdin hiç birşey,
ya da sen anlamazsın benim sevdamdan,
boş ver güzel sevgilim bütün korkaklık bende,
seni gördüğüm o günde,
sana tutulmuşum ama,
bunu çok sonra anladım,
şimdi yanına gelip seni görmeye bahanem yok,
bunu iyi bildim ve hasretinle nişanlandım,
seni delicesine özlüyorum,
ağlıyorum,kahroluyorum,
her gün sensiz her an sensiz,
rüzgarlar kokunu bana getirsede,
içimi parçalıyor,
derin derin yaralıyor,
ama öldürmüyor,
şunu iyi bilki seni özlüyorum seni özlüyorum,
keşke bir daha görebilsem seni,
seninle olmak mühim ama,
seni görememek en büyük acı olsa gerek,
bu yalan dünya da,
keşke bunları bilebilsen ,
sana olan sevgimi bir bilseydin...
neyse boşver benim sevgimden habersiz sevgilim,
seni düşünüyor seni özlüyorum...
sonsuza sürgün olan hasret yağmurlarında,
ıslanıyorum.
bütün duyguların aynı anda yaşanması hastalığı.
(bkz: ikinci bahar)
varmış gibi yaklaşıp yokmuş gibi yaşadığımız hissiyat.
boş kalpte bulunan histir.
ten bahane hissedilen duygular şahane.
"bir an"mış veya bir "anı".
hayal edip de yaşayamadıklarınızın içinizde bıraktığı yangındır. belki yarım kalan aşkınız aslında bitmeseydi bile bir gün size sorun olmaktan başka bir şey yaşatmıyacaktı. ama işte o gidiyor ve siz terk ediliyorsunuz... mazlumu oynamaya başlıyorsunuz. ve cümleler sıralıyorsunuz ardı ardına: "şimdi o olsaydı..." diye başlayan cümleler. oysa o artık yoktur. başka tenlerde medet ummaya çoktan başlamıştır sizin yokluğunuzu bile hissetmeden.
aşk böyle bir şeydir işte...ne gidebilmektir, ne de kalabilmek.
aşkı konuşmak için dudaklarımı kutsanmış ateşle temizledim, ama hiçbir sözcük bulamadım.
aşktan haberdar olduğumda sözler cılız bir hıçkırığa dönüştü, yüreğimdeki şarkı derin bir sessizliğe gömüldü.
ey bana gizlerinin ve mucizelerinin varlığına inandığım aşk 'ı soran sizler,
aşk peçesiyle beni kuşattığından beri ben size aşkın gidişini ve değerini sormaya geliyorum.
sorularımı kim yanıtlayabilir? sorularım kendi içimdeki için; kendi kendime cevaplamak istiyorum.
içinizden kim içimdeki benliği bana ve ruhumu ruhuma açıklayabilir?
aşk adına söyleyin, yüreğimde yanan, gücümü tüketen ve isteklerimi yok eden bu ateş nedir?
ruhumu kavrayan bu yumuşak ve kaba gizli eller nedir; yüreğimi kaplayan bu acı sevinç ve tatlı keder şarabı nedir?
baktığım bu görünmeyen, merak ettiğim açıklanamayan, hissettiğim hissedilemeyen şey nedir? hıçkırıklarımda kahkahanın yankısından daha güzel, sevinçten daha mutluluk verici bir keder var.
neden kendimi beni öldüren ve sonra şafak sökene kadar tekrar dirilten, hücremi ışığa boğan bu bilinmeyen güce veriyorum?
uyanıklık hayaletleri kurumuş gözkapaklarımın üstünde titreşiyor ve taştan yatağımın etrafında düş gölgeleri uçuşuyor.
aşk diye seslendiğimiz şey nedir? söyleyin bana, bütün anlayışlara sızan ve çağlarda gizli olan o sır nedir?
başlangıçta olan ve herşeyle sonuçlanan bu anlayış nedir?
yaşam'dan ve ölüm'den, yaşam 'dan daha acayip, ölüm'den daha derin bir düş oluşturan bu uyanıklık nedir?
söyleyin bana dostlar, içinizde yaşam'ın parmakları ruhuna dokunduğunda yaşam uykusundan uyanmayan biri var mı?
yüreğinin sevdiğinin çağrısıyla babasından ve annesinden vazgeçmeyecek kimse var mı?
içinizden kim ruhunun seçtiği kişiyi bulmak için uzak denizlere açılmaz, çölleri aşmaz, dağların doruğuna tırmanmaz?
hangi gencin yüreği tatlı nefesli, güzel sesi ve büyülü dokunuşlu elleriyle ruhunu kendinden geçiren kızın peşinden dünyanın sonuna gitmez?
hangi varlık dualarını bir yakarış ve bağış olarak dinleyen bir tanrı'nın önünde yüreğini tütsü diye yakmaz?
dün kapısından geçenlere aşk'ın sırları ve değeri sorulan tapınağın girişinde durmuştum. ve önümden çok zayıflamış, yüzü hüzünlü yaşlı bir adam iç çekerek geçti ve şöyle dedi:
'aşk bize ilk insandan beri bağışlanmış bir güçsüzlüktür.'
yiğit bir genç karşılık verdi:
'aşk bugünümüzü geçmişe ve geleceğe bağlar.'
ardından kederli yüzlü bir kadın hıçkırarak şöyle dedi:
'aşk cehennem mağaralarında sürünen kara engereklerin ölümcül zehiridir.
zehir çiy gibi taze görünür, susuz ruhlar aceleyle içer onu; ama bir kere zehirlenince hastalanır ve yavaş yavaş ölürler.'
sonra gül yanaklı bir kız gülümseyerek dedi ki:
'aşk şafak'ın kızları tarafından sunulan ve güçlü ruhlara güç katıp onları yıldızlara çıkaran bir şaraptır.'
ardından çatık kaşlı, kara giysili, sakallı bir adam geldi:
'aşk gençlikte başlayıp biten kör cahilliktir.'
bir başkası gülümseyerek açıkladı:
'aşk insanın tanrıları mümkün olduğunca fazla görmesini sağlayan kutsal bir bilgidir.'
sonra yolunu asasıyla bulan kör bir adam konuştu:
'aşk ruhlardan varlığın sırlarını gizleyen kör edici bir sistir;
yürek tepeler arasında sadece titreşen arzu hayaletlerini görür ve sessiz vadilerin çığlıklarının yankılarını duyar.'
çalgısını çalan genç bir adam şarkı söyledi:
'aşk ruhun çekirdeğindeki yangından saçılan ve dünyayı aydınlatan bir ışıktır.
yaşam'ı bir uyanışla diğeri arasındaki güzel bir düş olarak görmemizi sağlar.'
ve paçavraya dönmüş ayaklarının üzerinde sürüklenen güçsüz düşmüş çok yaşlı bir adam titrek bir sesle şunları söyledi:
'aşk mezarın sessizliğinde bedenin dinlenmesi, sonsuzluk 'un derinliklerinde ruhun huzura ermesidir.'
ve onun ardından gelen beş yaşındaki bir çocuk gülerek dedi ki:
'aşk annemle babamdır, onlardan başka kimse bilmez aşkı.'
ve böylece aşk'ı tarif eden herkes kendi umutlarını ve korkularını bıraktı önüme sır olarak.
o anda tapınağın içinden gelen bir ses duydum:
'yaşam iki yarıya ayrılmıştır: biri donar, biri yanar; yanan yarı, aşk 'tır.'
bunun üzerine tapınağa girdim, sevinçle diz çökerek dua ettim:
'tanrım, beni yanan alevin besleyicisi yap...
tanrım beni kutsal ateşine at..

halil cibran
Hallac-ı Mansuru katletmek için alıp götürdüleri gün, çevresinde yüzbin kişi toplandı. Gözünü hepsinin üzerinde dolaştırarak:

-Hak! Hak! Ene'l-Hak! diyordu. Derler ki, o arada bir dervişin biri ona:

-Aşk nedir? diye sorar

Hallac'ın cevabını sadece Allah ve derviş duyar,

-Aşkın ne demek olduğunu bugün, yarın ve öbür gün anlıyacaksın...

Hallac'ı O gün katlettiler, ertesi gün, ateşe atıp yaktılar. Üçüncü günde ise küllerini rüzgara verdiler...
(bkz: Hallac-ı Mansur)
aşk canının yanmasıdır. ve yeniden yanacağını bile bile geleni kabullenmektir. ve hatta gelmeyeceğini bile bile beklemektir.
tanımlayabildiğin gün biten şeydir.
© copyright 2005 - 2026