bugün
- mastürbasyon yapmayı unutmayın6
- sedat peker'e küfür etmek6
- yeni parti23
- çekingen nazik saygılı erkek sevilir mi sorusu11
- din olmadan ahlak temellendirilemez10
- true vs yagmurcu12
- kola ile sigara icmek3
- lamine yamal için sevgilisini terk eden kız3
- zafer partisi neden düştü8
- kemalizmin gericilik olması7
- sözlükte galiba kavga olmuş hissi5
- cumhuriyet halk partisi10
- kızların keko erkek seviyoruz demesi12
- kız kardeşimi tandırda yaktılar3
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları3
- süper lig'e gelen yeni kurallar4
- arkadaşlar yeni aldığım şarj cihazıma bakın8
- yakışıklı bir erkekle öpüşmek7
- gül gibi efendi erkek10
- devlet fraksiyonlarıyla solcuların ayrılması lazım2
- g'i l d'e d l'i l y14
- recep tayyip erdoğan10
- muslettin amca11
- evlilik güzeldir dizisi2
- uludağ itiraf4
- bu koyden olsam ne olacak4
- escorta giden erkek8
- chp dönemi bitti5
- askeri hastanesi olmayan nato ülkesi3
- bir escortu etkilemek mümkün müdür sorusu4
- ardaya yüzmeye gitmek5
- ben geldim kerkenezler18
- bisiklet sürerken kızlık zarı yırtılan kız13
- bayandan nasıl istenir5
- dişçiye gitmek9
- türkiye de amerikan futbolu oynamak3
- istanbul da kuvvetli yağış uyarısı2
- velvet36
- sevilen kadının bu bir emirdir bip beni demesi5
- üvey anneannem oğlunu abukat oğlum diye severdi4
- habire1233
- sözlükten bir kızla sevişmek4
- evliliğin aslında bir çıkar ilişkisi olması5
- pipisi 18 cm olan erkek4
- ibda c3
- sözlüğün viagra içmiş gibi coşması4
- diamond bosphorus7
- karşı binadaki kızlar4
- özelde fingirdeşen yazarlar14
- sözlükteki yaşlı amcalar ve teyzeler3
öyle her zaman insanı bulmaz. bulsa da heran seninle olmaz. narindir, kırılgandır, hassastır aşk. herkese göre bir tarifi vardır ama her tarif, aşkın kıvamını tutturmaz. hani vazgeçilmezdir ya hani vazgeçmek istesende yakanı bırakmaz ya işte böyle birşeydir aşk. kıymeti bilinsin değerine değer katılsın çokta şımartılmasın ama hep baş ucunuzda olsun...
uyutmaz.
fikret kızılok dinletmez.
anlatsan duyulmaz.
adını söylesen işitmez.
imkansız desen;
bi siktir git mızıka.
fikret kızılok dinletmez.
anlatsan duyulmaz.
adını söylesen işitmez.
imkansız desen;
bi siktir git mızıka.
Gözlerinizin önünde mantığınızı kanlar içerisinde bırakan katilDir. onu ÖldüremeZsin çünkü o kendine itiraf edemediğin her şeydir.
aşık ve maşuğun elleri arasındaki mesafedir..
benim sana yaşadığım,
senin durmadan üstüne bastığın...
senin durmadan üstüne bastığın...
ya aşk ya hürriyet! aşk varsa esaret vardır.
"ya esaret ya aşk!"
aşk hürriyetttir!
aşk hürriyetttir!
Aşk ahmaklıktır.
Edit:Ayrıca sunumumun konusu aşk yardım etmek isteyen özel'den mesaj atabilir.
Edit:Ayrıca sunumumun konusu aşk yardım etmek isteyen özel'den mesaj atabilir.
normalde 2 tane whopper menü yiyebilirken onun yanında boğazından lokma geçirtmeyendir.
insanın hayatında olması ayrı, olmaması ayrı sorun icra eden, bir çok kişide korku uyandıran, mantıklı düşüneyi ortadan kaldırıp insanı küçük bir çocuğa çeviren, doğru yanlış etik veya değil kavramlarını da yok eden, insanı dönüp baktığında kendisini tanıyamaz hale getiren, sık sık göz yaşartan duygu.
yine sabah oluyor
yine uykusuz
yine sarhoş
yine sigarasız
ve yine bile bile
isteye isteye aşık
öyle bir aşık ki
gözleri kan çanağı
göğsü vakur.
alnı açık
öyle bir aşık ki
kıpraşmaz bedeni
aşkından
ve
tekrar güne bakınca papatya
çıkardı o
yuvasından.
bekle beni derdi
bekle geleceğim
beklemedi amına koduğum
neymiş aşkmış
bi siktir git ya.
imza sarhoş.
(bkz: bi boka benzmeyen minimal şiir)
yine uykusuz
yine sarhoş
yine sigarasız
ve yine bile bile
isteye isteye aşık
öyle bir aşık ki
gözleri kan çanağı
göğsü vakur.
alnı açık
öyle bir aşık ki
kıpraşmaz bedeni
aşkından
ve
tekrar güne bakınca papatya
çıkardı o
yuvasından.
bekle beni derdi
bekle geleceğim
beklemedi amına koduğum
neymiş aşkmış
bi siktir git ya.
imza sarhoş.
(bkz: bi boka benzmeyen minimal şiir)
--elif şafak-aşk--
aşk, dünyanın en güzel sesinden en güzel şarkıyı dinlemektir.
--elif şafak-aşk--
aşk bir bakıma sevgini bir noktaya odaklamaktır.
aşık olduğun kişi kilitli yüreğine anahtardır senin için.
aşk, sonunu bile bile ölüme yürümektir.
aşk, dünyanın en güzel sesinden en güzel şarkıyı dinlemektir.
--elif şafak-aşk--
aşk bir bakıma sevgini bir noktaya odaklamaktır.
aşık olduğun kişi kilitli yüreğine anahtardır senin için.
aşk, sonunu bile bile ölüme yürümektir.
tam ben artık odunlaştım kimseye karşı bişey hissedemem ohh kafam da rahat mis gibi diye düşünürken bi gülücüğün arkasına saklanmış sinsi şeytan.
*garip bir özlemdir.
kelimelerin birbirine girip, yetersiz kalmasıdır.
bazen de şöyle bir şiirdir:
başkalaşan aşk
adını anmak güzeldi,
dost ağızlarda sana dair cümlelerin
ıslatılması...
adını anmak;
yüksek sesle, kimsesiz gecelerin düşsel
avuntularına sırt çevirip senden söz açmak...
biraz gülünç, biraz sitemkar
güzeldi...
adının türkçedeki yankısı özeldi.
..
ipe sapa konuşlanmaz bahanelerle elini tutmak,
yüzünde
yüzyıllık bir hasreti gidermek güzeldi... *
kelimelerin birbirine girip, yetersiz kalmasıdır.
bazen de şöyle bir şiirdir:
başkalaşan aşk
adını anmak güzeldi,
dost ağızlarda sana dair cümlelerin
ıslatılması...
adını anmak;
yüksek sesle, kimsesiz gecelerin düşsel
avuntularına sırt çevirip senden söz açmak...
biraz gülünç, biraz sitemkar
güzeldi...
adının türkçedeki yankısı özeldi.
..
ipe sapa konuşlanmaz bahanelerle elini tutmak,
yüzünde
yüzyıllık bir hasreti gidermek güzeldi... *
yaradanın yaradılana cennet ve cehennemi aynı anda yaşatabildiğinin bir nevi kanıtıdır kanımca.
acı ama gerçek istediğini alana kadar.
şöyledir;
aşk bir yanılgıdır. mükemmeli arayışın yanılgısı.
yaratıldığında tanrı nın mükemmelliği ile tanışmış, meleklerin kendisine secde ettiği ruhun, hafızası silik olarak cennetinden sürgün edilip bir bedene hapsolduktan sonra aynı mükemmelliği ölümlü bedeniyle başka bir ölümlü bedende nafile aradığı söylenir dünya üzerinde. mükemmeliği ve sonsuz değeri gördüğünü sandığı bedene aşk tanımını yapıştırır işte bu yüzden..
böyledir;
azrail ve dumrul hikayesinden;
azrail dumrulun canını almak için yeryüzüne indiğinde, onunla bir pazarlığa tutuşur. dumrul'a, yerine alacağı bir can göstermesini, alacağı karşılığında kendi canını bağışlayacağını söyler. kendisi için canını vereceğine inandığı üç kapıya giderler. ana kapısı, baba kapısı, yar kapısı. dumrul un can bildiği üç kapıdan canını değişen olmaz.
azrail büründüğü insan bedeninin ağırlığıyla, dumrulun yalnızlığına üzülür, canını almak için sözleştikleri tepeye çıktıklarında, anasının, babasının, yarinin gözlerinden bakar dumrul'a. üç şiddetli sevginin birleşiminden tek bir bakış yaptığını ve dumrul'a ne zamandır böyle baktığını anlar.
"aşk anası babası yari gibi sevmekti"
"onu sevmiş olan herkesin gözleriyle sevmekti"
"kör olana kadar onu herşeyiyle görmekti" der.
dumrul'u öldüremeyeceğini hatta ölümüne bile seyirci kalamayacağını anlar.
ve bir bedende ölümlü olarak yaşamaya mahkum edilir. yerine geçen başka bir meleğin canını almaya geleceği güne kadar uzak diyarlarda oradan oraya dolaşacaktır.
son olarak şunları söyler;
"aşıkken zalim bir melek, ölürken kanatsız bir kurban olarak, ölümsüz bir canı, ölümlü bir bedenle değiştirebileceğimi böyle anladım. anasının, babasının, yarinin yapamadığını ben yapacaktım. ancak bir melek yapabilirdi bunu. ölüm meleği de olsa, ancak bir melek."
ve halil cibran'dan,
"aşkı konuşmak için dudaklarımı kutsanmış ateşle temizledim, ama hiçbir sözcük bulamadım.
aşktan haberdar olduğumda sözler cılız bir hıçkırığa dönüştü, yüreğimdeki şarkı derin bir sessizliğe gömüldü.
ey bana gizlerinin ve mucizelerinin varlığına inandığım aşk 'ı soran sizler,
aşk peçesiyle beni kuşattığından beri ben size aşkın gidişini ve değerini sormaya geliyorum.
sorularımı kim yanıtlayabilir? sorularım kendi içimdeki için; kendi kendime cevaplamak istiyorum.
içinizden kim içimdeki benliği bana ve ruhumu ruhuma açıklayabilir?
aşk adına söyleyin, yüreğimde yanan, gücümü tüketen ve isteklerimi yok eden bu ateş nedir?
ruhumu kavrayan bu yumuşak ve kaba gizli eller nedir; yüreğimi kaplayan bu acı sevinç ve tatlı keder şarabı nedir?
baktığım bu görünmeyen, merak ettiğim açıklanamayan, hissettiğim hissedilemeyen şey nedir? hıçkırıklarımda kahkahanın yankısından daha güzel, sevinçten daha mutluluk verici bir keder var.
neden kendimi beni öldüren ve sonra şafak sökene kadar tekrar dirilten, hücremi ışığa boğan bu bilinmeyen güce veriyorum?
uyanıklık hayaletleri kurumuş gözkapaklarımın üstünde titreşiyor ve taştan yatağımın etrafında düş gölgeleri uçuşuyor.
aşk diye seslendiğimiz şey nedir? söyleyin bana, bütün anlayışlara sızan ve çağlarda gizli olan o sır nedir?
başlangıçta olan ve herşeyle sonuçlanan bu anlayış nedir?
yaşam 'dan ve ölüm 'den, yaşam 'dan daha acayip, ölüm 'den daha derin bir düş oluşturan bu uyanıklık nedir?
söyleyin bana dostlar, içinizde yaşam 'ın parmakları ruhuna dokunduğunda yaşam uykusundan uyanmayan biri var mı?
yüreğinin sevdiğinin çağrısıyla babasından ve annesinden vazgeçmeyecek kimse var mı?
içinizden kim ruhunun seçtiği kişiyi bulmak için uzak denizlere açılmaz, çölleri aşmaz, dağların doruğuna tırmanmaz?
hangi gencin yüreği tatlı nefesli, güzel sesi ve büyülü dokunuşlu elleriyle ruhunu kendinden geçiren kızın peşinden dünyanın sonuna gitmez?
hangi varlık dualarını bir yakarış ve bağış olarak dinleyen bir tanrı 'nın önünde yüreğini tütsü diye yakmaz?
dün kapısından geçenlere aşk'ın sırları ve değeri sorulan tapınağın girişinde durmuştum. ve önümden çok zayıflamış, yüzü hüzünlü yaşlı bir adam iç çekerek geçti ve şöyle dedi:
'aşk bize ilk insandan beri bağışlanmış bir güçsüzlüktür.'
yiğit bir genç karşılık verdi:
'aşk bugünümüzü geçmişe ve geleceğe bağlar.'
ardından kederli yüzlü bir kadın hıçkırarak şöyle dedi:
'aşk cehennem mağaralarında sürünen kara engereklerin ölümcül zehiridir.
zehir çiy gibi taze görünür, susuz ruhlar aceleyle içer onu; ama bir kere zehirlenince hastalanır ve yavaş yavaş ölürler.'
sonra gül yanaklı bir kız gülümseyerek dedi ki:
'aşk şafak 'ın kızları tarafından sunulan ve güçlü ruhlara güç katıp onları yıldızlara çıkaran bir şaraptır.'
ardından çatık kaşlı, kara giysili, sakallı bir adam geldi:
'aşk gençlikte başlayıp biten kör cahilliktir.'
bir başkası gülümseyerek açıkladı:
'aşk insanın tanrıları mümkün olduğunca fazla görmesini sağlayan kutsal bir bilgidir.'
sonra yolunu asasıyla bulan kör bir adam konuştu:
'aşk ruhlardan varlığın sırlarını gizleyen kör edici bir sistir;
yürek tepeler arasında sadece titreşen arzu hayaletlerini görür ve sessiz vadilerin çığlıklarının yankılarını duyar.'
çalgısını çalan genç bir adam şarkı söyledi:
'aşk ruhun çekirdeğindeki yangından saçılan ve dünyayı aydınlatan bir ışıktır.
yaşam 'ı bir uyanışla diğeri arasındaki güzel bir düş olarak görmemizi sağlar.'
ve paçavraya dönmüş ayaklarının üzerinde sürüklenen güçsüz düşmüş çok yaşlı bir adam titrek bir sesle şunları söyledi:
'aşk mezarın sessizliğinde bedenin dinlenmesi, sonsuzluk 'un derinliklerinde ruhun huzura ermesidir.'
ve onun ardından gelen beş yaşındaki bir çocuk gülerek dedi ki:
'aşk annemle babamdır, onlardan başka kimse bilmez aşkı.'
ve böylece aşk'ı tarif eden herkes kendi umutlarını ve korkularını bıraktı önüme sır olarak.
o anda tapınağın içinden gelen bir ses duydum:
'yaşam iki yarıya ayrılmıştır: biri donar, biri yanar; yanan yarı, aşk 'tır.'
bunun üzerine tapınağa girdim, sevinçle diz çökerek dua ettim:
'tanrım, beni yanan alevin besleyicisi yap...
tanrım beni kutsal ateşine at...'
aşk bir yanılgıdır. mükemmeli arayışın yanılgısı.
yaratıldığında tanrı nın mükemmelliği ile tanışmış, meleklerin kendisine secde ettiği ruhun, hafızası silik olarak cennetinden sürgün edilip bir bedene hapsolduktan sonra aynı mükemmelliği ölümlü bedeniyle başka bir ölümlü bedende nafile aradığı söylenir dünya üzerinde. mükemmeliği ve sonsuz değeri gördüğünü sandığı bedene aşk tanımını yapıştırır işte bu yüzden..
böyledir;
azrail ve dumrul hikayesinden;
azrail dumrulun canını almak için yeryüzüne indiğinde, onunla bir pazarlığa tutuşur. dumrul'a, yerine alacağı bir can göstermesini, alacağı karşılığında kendi canını bağışlayacağını söyler. kendisi için canını vereceğine inandığı üç kapıya giderler. ana kapısı, baba kapısı, yar kapısı. dumrul un can bildiği üç kapıdan canını değişen olmaz.
azrail büründüğü insan bedeninin ağırlığıyla, dumrulun yalnızlığına üzülür, canını almak için sözleştikleri tepeye çıktıklarında, anasının, babasının, yarinin gözlerinden bakar dumrul'a. üç şiddetli sevginin birleşiminden tek bir bakış yaptığını ve dumrul'a ne zamandır böyle baktığını anlar.
"aşk anası babası yari gibi sevmekti"
"onu sevmiş olan herkesin gözleriyle sevmekti"
"kör olana kadar onu herşeyiyle görmekti" der.
dumrul'u öldüremeyeceğini hatta ölümüne bile seyirci kalamayacağını anlar.
ve bir bedende ölümlü olarak yaşamaya mahkum edilir. yerine geçen başka bir meleğin canını almaya geleceği güne kadar uzak diyarlarda oradan oraya dolaşacaktır.
son olarak şunları söyler;
"aşıkken zalim bir melek, ölürken kanatsız bir kurban olarak, ölümsüz bir canı, ölümlü bir bedenle değiştirebileceğimi böyle anladım. anasının, babasının, yarinin yapamadığını ben yapacaktım. ancak bir melek yapabilirdi bunu. ölüm meleği de olsa, ancak bir melek."
ve halil cibran'dan,
"aşkı konuşmak için dudaklarımı kutsanmış ateşle temizledim, ama hiçbir sözcük bulamadım.
aşktan haberdar olduğumda sözler cılız bir hıçkırığa dönüştü, yüreğimdeki şarkı derin bir sessizliğe gömüldü.
ey bana gizlerinin ve mucizelerinin varlığına inandığım aşk 'ı soran sizler,
aşk peçesiyle beni kuşattığından beri ben size aşkın gidişini ve değerini sormaya geliyorum.
sorularımı kim yanıtlayabilir? sorularım kendi içimdeki için; kendi kendime cevaplamak istiyorum.
içinizden kim içimdeki benliği bana ve ruhumu ruhuma açıklayabilir?
aşk adına söyleyin, yüreğimde yanan, gücümü tüketen ve isteklerimi yok eden bu ateş nedir?
ruhumu kavrayan bu yumuşak ve kaba gizli eller nedir; yüreğimi kaplayan bu acı sevinç ve tatlı keder şarabı nedir?
baktığım bu görünmeyen, merak ettiğim açıklanamayan, hissettiğim hissedilemeyen şey nedir? hıçkırıklarımda kahkahanın yankısından daha güzel, sevinçten daha mutluluk verici bir keder var.
neden kendimi beni öldüren ve sonra şafak sökene kadar tekrar dirilten, hücremi ışığa boğan bu bilinmeyen güce veriyorum?
uyanıklık hayaletleri kurumuş gözkapaklarımın üstünde titreşiyor ve taştan yatağımın etrafında düş gölgeleri uçuşuyor.
aşk diye seslendiğimiz şey nedir? söyleyin bana, bütün anlayışlara sızan ve çağlarda gizli olan o sır nedir?
başlangıçta olan ve herşeyle sonuçlanan bu anlayış nedir?
yaşam 'dan ve ölüm 'den, yaşam 'dan daha acayip, ölüm 'den daha derin bir düş oluşturan bu uyanıklık nedir?
söyleyin bana dostlar, içinizde yaşam 'ın parmakları ruhuna dokunduğunda yaşam uykusundan uyanmayan biri var mı?
yüreğinin sevdiğinin çağrısıyla babasından ve annesinden vazgeçmeyecek kimse var mı?
içinizden kim ruhunun seçtiği kişiyi bulmak için uzak denizlere açılmaz, çölleri aşmaz, dağların doruğuna tırmanmaz?
hangi gencin yüreği tatlı nefesli, güzel sesi ve büyülü dokunuşlu elleriyle ruhunu kendinden geçiren kızın peşinden dünyanın sonuna gitmez?
hangi varlık dualarını bir yakarış ve bağış olarak dinleyen bir tanrı 'nın önünde yüreğini tütsü diye yakmaz?
dün kapısından geçenlere aşk'ın sırları ve değeri sorulan tapınağın girişinde durmuştum. ve önümden çok zayıflamış, yüzü hüzünlü yaşlı bir adam iç çekerek geçti ve şöyle dedi:
'aşk bize ilk insandan beri bağışlanmış bir güçsüzlüktür.'
yiğit bir genç karşılık verdi:
'aşk bugünümüzü geçmişe ve geleceğe bağlar.'
ardından kederli yüzlü bir kadın hıçkırarak şöyle dedi:
'aşk cehennem mağaralarında sürünen kara engereklerin ölümcül zehiridir.
zehir çiy gibi taze görünür, susuz ruhlar aceleyle içer onu; ama bir kere zehirlenince hastalanır ve yavaş yavaş ölürler.'
sonra gül yanaklı bir kız gülümseyerek dedi ki:
'aşk şafak 'ın kızları tarafından sunulan ve güçlü ruhlara güç katıp onları yıldızlara çıkaran bir şaraptır.'
ardından çatık kaşlı, kara giysili, sakallı bir adam geldi:
'aşk gençlikte başlayıp biten kör cahilliktir.'
bir başkası gülümseyerek açıkladı:
'aşk insanın tanrıları mümkün olduğunca fazla görmesini sağlayan kutsal bir bilgidir.'
sonra yolunu asasıyla bulan kör bir adam konuştu:
'aşk ruhlardan varlığın sırlarını gizleyen kör edici bir sistir;
yürek tepeler arasında sadece titreşen arzu hayaletlerini görür ve sessiz vadilerin çığlıklarının yankılarını duyar.'
çalgısını çalan genç bir adam şarkı söyledi:
'aşk ruhun çekirdeğindeki yangından saçılan ve dünyayı aydınlatan bir ışıktır.
yaşam 'ı bir uyanışla diğeri arasındaki güzel bir düş olarak görmemizi sağlar.'
ve paçavraya dönmüş ayaklarının üzerinde sürüklenen güçsüz düşmüş çok yaşlı bir adam titrek bir sesle şunları söyledi:
'aşk mezarın sessizliğinde bedenin dinlenmesi, sonsuzluk 'un derinliklerinde ruhun huzura ermesidir.'
ve onun ardından gelen beş yaşındaki bir çocuk gülerek dedi ki:
'aşk annemle babamdır, onlardan başka kimse bilmez aşkı.'
ve böylece aşk'ı tarif eden herkes kendi umutlarını ve korkularını bıraktı önüme sır olarak.
o anda tapınağın içinden gelen bir ses duydum:
'yaşam iki yarıya ayrılmıştır: biri donar, biri yanar; yanan yarı, aşk 'tır.'
bunun üzerine tapınağa girdim, sevinçle diz çökerek dua ettim:
'tanrım, beni yanan alevin besleyicisi yap...
tanrım beni kutsal ateşine at...'
Aşklarda da büyük cehennemler vardır aslında, ama ne gam, herkes bir cennetmiş gibi koyulur aşka...*
kendisi ile tanışıklığım yoktur..lakin olmasın da.
bir gün mutlaka bittiğini hissedeceğiniz duygudur.önce siz bitersiniz sonra aşk biter.lakin aşıkken ölürseniz ne o biter ne siz...
elde patlayandır.
*
*
kimisi tarif etmekle bitiremez, kimisi ise tarifi mümkün olmayan tek şey olarak görür. kimisi tutkusunu yaşamaktan kaçar, kimisi at gözlüğü takmışcasına gözü başka birşey görmeden peşinden koşar. kimisi aşkı için canından vazgeçer, kimisi ise çokta tın deyip yanından geçer. aşk dediğin böyle sürüp gider. dışında kalanı bir hortum gibi çeker, içine gireni eritip yok eder.
aşk...ne olduğunu asla anlayamadığın sadece iyileştiğin zaman "sanırım ben hastaydım" diyebildiğin garip bir duygu.
her aşk bitermiş.
geride sadece kırık bir kalp ve sevgi parçacıkları bırakan duygu.
geride sadece kırık bir kalp ve sevgi parçacıkları bırakan duygu.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar