bugün
- amedspor20
- yaptığım müthiş kaşarlı yumurta8
- bik bik'in mutfağına konuk olmak7
- hangi ülke de doğmak isterdin6
- antu forum dan yorumlar3
- futbol17
- arkadaşa acil 10 bin lira ateşlemek5
- süper lig9
- eyüpspor3
- avm tuvaleti2
- durduk yere insanın aklına gelen replikler7
- anın görüntüsü26
- burhan bayar2
- filiz makarna'nın türkiye buğdayı skandalı10
- 1 kasım 2026 amed eyüpspor maçı3
- arabam nasıl arkadaşlar4
- o paraya mercedes bmw audi var5
- 6 ocak 20122
- 14 mart 20112
- doğum günü kutlamayan adam2
- anne ve kızın ayaklarını öpüp havlayan adam3
- imranlı2
- yaran twitter iletileri2
- gocu aslında influncer11
- cadılar bayramı hristiyan bayramı değildir5
- bik bik'in yaptığı yemekleri hizmetçinin yapması2
- 1 kasım3
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı17
- fon skandalı halkı hepten çökertmek için yapıldı2
- 31 ekim 2026 fenerbahçe göztepe maçı27
- 31 ekim 2026 hakkari de askerimizin şehid olması7
- kişisel bilgisayarlarda ram olmamalı3
- fenerbahçe nin zorlu fikstürü3
- türkiye11
- sözlükteki kızların bilgisiz olması17
- dışarıda yemek yemek4
- enag2
- sözlükte 50 55 yaşlarında bir kız bulup evlenmek6
- kasım ayında üstü çıplak foto atan erkek2
- evrende hareket nasıl oluyor6
- türk futbolu hakkındaki en iyi yorum5
- meteoroloji'nin sel ve hortum uyarısı2
- peygamberlerin mücadele ettiği kişiler3
- avrupa da gençlerin sokak eylemleri4
- kuantum fiziğine sahip kadın9
- kadir mısıroğlu vs ahmet kaya21
- akp gençlik kolları programındaki kavga2
- ampul2
- sözlükten 35 40 yaşında bir kadın bulup evlenmek4
- fenerbahçe14
şöyledir;
aşk bir yanılgıdır. mükemmeli arayışın yanılgısı.
yaratıldığında tanrı nın mükemmelliği ile tanışmış, meleklerin kendisine secde ettiği ruhun, hafızası silik olarak cennetinden sürgün edilip bir bedene hapsolduktan sonra aynı mükemmelliği ölümlü bedeniyle başka bir ölümlü bedende nafile aradığı söylenir dünya üzerinde. mükemmeliği ve sonsuz değeri gördüğünü sandığı bedene aşk tanımını yapıştırır işte bu yüzden..
böyledir;
azrail ve dumrul hikayesinden;
azrail dumrulun canını almak için yeryüzüne indiğinde, onunla bir pazarlığa tutuşur. dumrul'a, yerine alacağı bir can göstermesini, alacağı karşılığında kendi canını bağışlayacağını söyler. kendisi için canını vereceğine inandığı üç kapıya giderler. ana kapısı, baba kapısı, yar kapısı. dumrul un can bildiği üç kapıdan canını değişen olmaz.
azrail büründüğü insan bedeninin ağırlığıyla, dumrulun yalnızlığına üzülür, canını almak için sözleştikleri tepeye çıktıklarında, anasının, babasının, yarinin gözlerinden bakar dumrul'a. üç şiddetli sevginin birleşiminden tek bir bakış yaptığını ve dumrul'a ne zamandır böyle baktığını anlar.
"aşk anası babası yari gibi sevmekti"
"onu sevmiş olan herkesin gözleriyle sevmekti"
"kör olana kadar onu herşeyiyle görmekti" der.
dumrul'u öldüremeyeceğini hatta ölümüne bile seyirci kalamayacağını anlar.
ve bir bedende ölümlü olarak yaşamaya mahkum edilir. yerine geçen başka bir meleğin canını almaya geleceği güne kadar uzak diyarlarda oradan oraya dolaşacaktır.
son olarak şunları söyler;
"aşıkken zalim bir melek, ölürken kanatsız bir kurban olarak, ölümsüz bir canı, ölümlü bir bedenle değiştirebileceğimi böyle anladım. anasının, babasının, yarinin yapamadığını ben yapacaktım. ancak bir melek yapabilirdi bunu. ölüm meleği de olsa, ancak bir melek."
ve halil cibran'dan,
"aşkı konuşmak için dudaklarımı kutsanmış ateşle temizledim, ama hiçbir sözcük bulamadım.
aşktan haberdar olduğumda sözler cılız bir hıçkırığa dönüştü, yüreğimdeki şarkı derin bir sessizliğe gömüldü.
ey bana gizlerinin ve mucizelerinin varlığına inandığım aşk 'ı soran sizler,
aşk peçesiyle beni kuşattığından beri ben size aşkın gidişini ve değerini sormaya geliyorum.
sorularımı kim yanıtlayabilir? sorularım kendi içimdeki için; kendi kendime cevaplamak istiyorum.
içinizden kim içimdeki benliği bana ve ruhumu ruhuma açıklayabilir?
aşk adına söyleyin, yüreğimde yanan, gücümü tüketen ve isteklerimi yok eden bu ateş nedir?
ruhumu kavrayan bu yumuşak ve kaba gizli eller nedir; yüreğimi kaplayan bu acı sevinç ve tatlı keder şarabı nedir?
baktığım bu görünmeyen, merak ettiğim açıklanamayan, hissettiğim hissedilemeyen şey nedir? hıçkırıklarımda kahkahanın yankısından daha güzel, sevinçten daha mutluluk verici bir keder var.
neden kendimi beni öldüren ve sonra şafak sökene kadar tekrar dirilten, hücremi ışığa boğan bu bilinmeyen güce veriyorum?
uyanıklık hayaletleri kurumuş gözkapaklarımın üstünde titreşiyor ve taştan yatağımın etrafında düş gölgeleri uçuşuyor.
aşk diye seslendiğimiz şey nedir? söyleyin bana, bütün anlayışlara sızan ve çağlarda gizli olan o sır nedir?
başlangıçta olan ve herşeyle sonuçlanan bu anlayış nedir?
yaşam 'dan ve ölüm 'den, yaşam 'dan daha acayip, ölüm 'den daha derin bir düş oluşturan bu uyanıklık nedir?
söyleyin bana dostlar, içinizde yaşam 'ın parmakları ruhuna dokunduğunda yaşam uykusundan uyanmayan biri var mı?
yüreğinin sevdiğinin çağrısıyla babasından ve annesinden vazgeçmeyecek kimse var mı?
içinizden kim ruhunun seçtiği kişiyi bulmak için uzak denizlere açılmaz, çölleri aşmaz, dağların doruğuna tırmanmaz?
hangi gencin yüreği tatlı nefesli, güzel sesi ve büyülü dokunuşlu elleriyle ruhunu kendinden geçiren kızın peşinden dünyanın sonuna gitmez?
hangi varlık dualarını bir yakarış ve bağış olarak dinleyen bir tanrı 'nın önünde yüreğini tütsü diye yakmaz?
dün kapısından geçenlere aşk'ın sırları ve değeri sorulan tapınağın girişinde durmuştum. ve önümden çok zayıflamış, yüzü hüzünlü yaşlı bir adam iç çekerek geçti ve şöyle dedi:
'aşk bize ilk insandan beri bağışlanmış bir güçsüzlüktür.'
yiğit bir genç karşılık verdi:
'aşk bugünümüzü geçmişe ve geleceğe bağlar.'
ardından kederli yüzlü bir kadın hıçkırarak şöyle dedi:
'aşk cehennem mağaralarında sürünen kara engereklerin ölümcül zehiridir.
zehir çiy gibi taze görünür, susuz ruhlar aceleyle içer onu; ama bir kere zehirlenince hastalanır ve yavaş yavaş ölürler.'
sonra gül yanaklı bir kız gülümseyerek dedi ki:
'aşk şafak 'ın kızları tarafından sunulan ve güçlü ruhlara güç katıp onları yıldızlara çıkaran bir şaraptır.'
ardından çatık kaşlı, kara giysili, sakallı bir adam geldi:
'aşk gençlikte başlayıp biten kör cahilliktir.'
bir başkası gülümseyerek açıkladı:
'aşk insanın tanrıları mümkün olduğunca fazla görmesini sağlayan kutsal bir bilgidir.'
sonra yolunu asasıyla bulan kör bir adam konuştu:
'aşk ruhlardan varlığın sırlarını gizleyen kör edici bir sistir;
yürek tepeler arasında sadece titreşen arzu hayaletlerini görür ve sessiz vadilerin çığlıklarının yankılarını duyar.'
çalgısını çalan genç bir adam şarkı söyledi:
'aşk ruhun çekirdeğindeki yangından saçılan ve dünyayı aydınlatan bir ışıktır.
yaşam 'ı bir uyanışla diğeri arasındaki güzel bir düş olarak görmemizi sağlar.'
ve paçavraya dönmüş ayaklarının üzerinde sürüklenen güçsüz düşmüş çok yaşlı bir adam titrek bir sesle şunları söyledi:
'aşk mezarın sessizliğinde bedenin dinlenmesi, sonsuzluk 'un derinliklerinde ruhun huzura ermesidir.'
ve onun ardından gelen beş yaşındaki bir çocuk gülerek dedi ki:
'aşk annemle babamdır, onlardan başka kimse bilmez aşkı.'
ve böylece aşk'ı tarif eden herkes kendi umutlarını ve korkularını bıraktı önüme sır olarak.
o anda tapınağın içinden gelen bir ses duydum:
'yaşam iki yarıya ayrılmıştır: biri donar, biri yanar; yanan yarı, aşk 'tır.'
bunun üzerine tapınağa girdim, sevinçle diz çökerek dua ettim:
'tanrım, beni yanan alevin besleyicisi yap...
tanrım beni kutsal ateşine at...'
aşk bir yanılgıdır. mükemmeli arayışın yanılgısı.
yaratıldığında tanrı nın mükemmelliği ile tanışmış, meleklerin kendisine secde ettiği ruhun, hafızası silik olarak cennetinden sürgün edilip bir bedene hapsolduktan sonra aynı mükemmelliği ölümlü bedeniyle başka bir ölümlü bedende nafile aradığı söylenir dünya üzerinde. mükemmeliği ve sonsuz değeri gördüğünü sandığı bedene aşk tanımını yapıştırır işte bu yüzden..
böyledir;
azrail ve dumrul hikayesinden;
azrail dumrulun canını almak için yeryüzüne indiğinde, onunla bir pazarlığa tutuşur. dumrul'a, yerine alacağı bir can göstermesini, alacağı karşılığında kendi canını bağışlayacağını söyler. kendisi için canını vereceğine inandığı üç kapıya giderler. ana kapısı, baba kapısı, yar kapısı. dumrul un can bildiği üç kapıdan canını değişen olmaz.
azrail büründüğü insan bedeninin ağırlığıyla, dumrulun yalnızlığına üzülür, canını almak için sözleştikleri tepeye çıktıklarında, anasının, babasının, yarinin gözlerinden bakar dumrul'a. üç şiddetli sevginin birleşiminden tek bir bakış yaptığını ve dumrul'a ne zamandır böyle baktığını anlar.
"aşk anası babası yari gibi sevmekti"
"onu sevmiş olan herkesin gözleriyle sevmekti"
"kör olana kadar onu herşeyiyle görmekti" der.
dumrul'u öldüremeyeceğini hatta ölümüne bile seyirci kalamayacağını anlar.
ve bir bedende ölümlü olarak yaşamaya mahkum edilir. yerine geçen başka bir meleğin canını almaya geleceği güne kadar uzak diyarlarda oradan oraya dolaşacaktır.
son olarak şunları söyler;
"aşıkken zalim bir melek, ölürken kanatsız bir kurban olarak, ölümsüz bir canı, ölümlü bir bedenle değiştirebileceğimi böyle anladım. anasının, babasının, yarinin yapamadığını ben yapacaktım. ancak bir melek yapabilirdi bunu. ölüm meleği de olsa, ancak bir melek."
ve halil cibran'dan,
"aşkı konuşmak için dudaklarımı kutsanmış ateşle temizledim, ama hiçbir sözcük bulamadım.
aşktan haberdar olduğumda sözler cılız bir hıçkırığa dönüştü, yüreğimdeki şarkı derin bir sessizliğe gömüldü.
ey bana gizlerinin ve mucizelerinin varlığına inandığım aşk 'ı soran sizler,
aşk peçesiyle beni kuşattığından beri ben size aşkın gidişini ve değerini sormaya geliyorum.
sorularımı kim yanıtlayabilir? sorularım kendi içimdeki için; kendi kendime cevaplamak istiyorum.
içinizden kim içimdeki benliği bana ve ruhumu ruhuma açıklayabilir?
aşk adına söyleyin, yüreğimde yanan, gücümü tüketen ve isteklerimi yok eden bu ateş nedir?
ruhumu kavrayan bu yumuşak ve kaba gizli eller nedir; yüreğimi kaplayan bu acı sevinç ve tatlı keder şarabı nedir?
baktığım bu görünmeyen, merak ettiğim açıklanamayan, hissettiğim hissedilemeyen şey nedir? hıçkırıklarımda kahkahanın yankısından daha güzel, sevinçten daha mutluluk verici bir keder var.
neden kendimi beni öldüren ve sonra şafak sökene kadar tekrar dirilten, hücremi ışığa boğan bu bilinmeyen güce veriyorum?
uyanıklık hayaletleri kurumuş gözkapaklarımın üstünde titreşiyor ve taştan yatağımın etrafında düş gölgeleri uçuşuyor.
aşk diye seslendiğimiz şey nedir? söyleyin bana, bütün anlayışlara sızan ve çağlarda gizli olan o sır nedir?
başlangıçta olan ve herşeyle sonuçlanan bu anlayış nedir?
yaşam 'dan ve ölüm 'den, yaşam 'dan daha acayip, ölüm 'den daha derin bir düş oluşturan bu uyanıklık nedir?
söyleyin bana dostlar, içinizde yaşam 'ın parmakları ruhuna dokunduğunda yaşam uykusundan uyanmayan biri var mı?
yüreğinin sevdiğinin çağrısıyla babasından ve annesinden vazgeçmeyecek kimse var mı?
içinizden kim ruhunun seçtiği kişiyi bulmak için uzak denizlere açılmaz, çölleri aşmaz, dağların doruğuna tırmanmaz?
hangi gencin yüreği tatlı nefesli, güzel sesi ve büyülü dokunuşlu elleriyle ruhunu kendinden geçiren kızın peşinden dünyanın sonuna gitmez?
hangi varlık dualarını bir yakarış ve bağış olarak dinleyen bir tanrı 'nın önünde yüreğini tütsü diye yakmaz?
dün kapısından geçenlere aşk'ın sırları ve değeri sorulan tapınağın girişinde durmuştum. ve önümden çok zayıflamış, yüzü hüzünlü yaşlı bir adam iç çekerek geçti ve şöyle dedi:
'aşk bize ilk insandan beri bağışlanmış bir güçsüzlüktür.'
yiğit bir genç karşılık verdi:
'aşk bugünümüzü geçmişe ve geleceğe bağlar.'
ardından kederli yüzlü bir kadın hıçkırarak şöyle dedi:
'aşk cehennem mağaralarında sürünen kara engereklerin ölümcül zehiridir.
zehir çiy gibi taze görünür, susuz ruhlar aceleyle içer onu; ama bir kere zehirlenince hastalanır ve yavaş yavaş ölürler.'
sonra gül yanaklı bir kız gülümseyerek dedi ki:
'aşk şafak 'ın kızları tarafından sunulan ve güçlü ruhlara güç katıp onları yıldızlara çıkaran bir şaraptır.'
ardından çatık kaşlı, kara giysili, sakallı bir adam geldi:
'aşk gençlikte başlayıp biten kör cahilliktir.'
bir başkası gülümseyerek açıkladı:
'aşk insanın tanrıları mümkün olduğunca fazla görmesini sağlayan kutsal bir bilgidir.'
sonra yolunu asasıyla bulan kör bir adam konuştu:
'aşk ruhlardan varlığın sırlarını gizleyen kör edici bir sistir;
yürek tepeler arasında sadece titreşen arzu hayaletlerini görür ve sessiz vadilerin çığlıklarının yankılarını duyar.'
çalgısını çalan genç bir adam şarkı söyledi:
'aşk ruhun çekirdeğindeki yangından saçılan ve dünyayı aydınlatan bir ışıktır.
yaşam 'ı bir uyanışla diğeri arasındaki güzel bir düş olarak görmemizi sağlar.'
ve paçavraya dönmüş ayaklarının üzerinde sürüklenen güçsüz düşmüş çok yaşlı bir adam titrek bir sesle şunları söyledi:
'aşk mezarın sessizliğinde bedenin dinlenmesi, sonsuzluk 'un derinliklerinde ruhun huzura ermesidir.'
ve onun ardından gelen beş yaşındaki bir çocuk gülerek dedi ki:
'aşk annemle babamdır, onlardan başka kimse bilmez aşkı.'
ve böylece aşk'ı tarif eden herkes kendi umutlarını ve korkularını bıraktı önüme sır olarak.
o anda tapınağın içinden gelen bir ses duydum:
'yaşam iki yarıya ayrılmıştır: biri donar, biri yanar; yanan yarı, aşk 'tır.'
bunun üzerine tapınağa girdim, sevinçle diz çökerek dua ettim:
'tanrım, beni yanan alevin besleyicisi yap...
tanrım beni kutsal ateşine at...'
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar