bugün
- diyetteyiz uludağ sözlük11
- ağzına verilmek istenen kızın ağzına almaması15
- nervio16
- adolf hitlerin adamın dibi olması9
- ciddi ciddi mehdi gelecek diyen insan9
- evli erkeklerin çekici olmasının nedeni5
- kaçak elektrik tüketimi yüzde 94 olan bölge9
- true denen hadsiz namussuz karaktersiz5
- sigara içen erkeklerin daha çekici olması18
- kürt devleti8
- ctrlx istesin anında nikahı kıyarım8
- velvet44
- ukrayna rus savaşını dört yıl sürdüren batı dır6
- puura10
- uludağ sözlük gazozu7
- gizemli sözlük yazarları5
- aşık olmayı bırakmak4
- orta asyalı olmayan türk2
- puura yetkili olsun kampanyası6
- true yahudi mi10
- sütyen takılan memenin boğulması3
- chp'nin barajı aşacak olması2
- habire1239
- eşinizi haluk levent'in evine yollar mısınız3
- ben eskiden birinci nesildim6
- en merak ettiğin ulu yazarı4
- 7 şişe eker çilekli kefir içmek6
- yeni parti24
- lezbiyenler kız hakkımızı yiyorlar7
- pompeii de eli sikinde taş olan adam5
- true ile bacanak olmak2
- ahmet sezer bey4
- mastürbasyon yapmayı unutmayın10
- çekingen nazik saygılı erkek sevilir mi sorusu13
- buzlu çorba4
- nick uzunluğu ile zeka arasındaki ters orantı6
- irfan can kahveci gerard lampard'a dönüşür mü4
- haluk levent vs serdar ortaç9
- insan olmaya ceyrek kala9
- 8 temmuz 19932
- buzlu salata yapmak4
- arkadaşlar bakar mısınız9
- cumhuriyet halk partisi11
- true vs yagmurcu12
- fake hesapların sahibi6
- seri gizli artı oy veren meleğin yapay zeka olması4
- bir kızdan kibarca nasıl domalmş fotoğrafı istenir7
- ayran aşı3
- bir yazara uzaktan aşık olmak5
- kızların keko erkek seviyoruz demesi13
şöyledir;
aşk bir yanılgıdır. mükemmeli arayışın yanılgısı.
yaratıldığında tanrı nın mükemmelliği ile tanışmış, meleklerin kendisine secde ettiği ruhun, hafızası silik olarak cennetinden sürgün edilip bir bedene hapsolduktan sonra aynı mükemmelliği ölümlü bedeniyle başka bir ölümlü bedende nafile aradığı söylenir dünya üzerinde. mükemmeliği ve sonsuz değeri gördüğünü sandığı bedene aşk tanımını yapıştırır işte bu yüzden..
böyledir;
azrail ve dumrul hikayesinden;
azrail dumrulun canını almak için yeryüzüne indiğinde, onunla bir pazarlığa tutuşur. dumrul'a, yerine alacağı bir can göstermesini, alacağı karşılığında kendi canını bağışlayacağını söyler. kendisi için canını vereceğine inandığı üç kapıya giderler. ana kapısı, baba kapısı, yar kapısı. dumrul un can bildiği üç kapıdan canını değişen olmaz.
azrail büründüğü insan bedeninin ağırlığıyla, dumrulun yalnızlığına üzülür, canını almak için sözleştikleri tepeye çıktıklarında, anasının, babasının, yarinin gözlerinden bakar dumrul'a. üç şiddetli sevginin birleşiminden tek bir bakış yaptığını ve dumrul'a ne zamandır böyle baktığını anlar.
"aşk anası babası yari gibi sevmekti"
"onu sevmiş olan herkesin gözleriyle sevmekti"
"kör olana kadar onu herşeyiyle görmekti" der.
dumrul'u öldüremeyeceğini hatta ölümüne bile seyirci kalamayacağını anlar.
ve bir bedende ölümlü olarak yaşamaya mahkum edilir. yerine geçen başka bir meleğin canını almaya geleceği güne kadar uzak diyarlarda oradan oraya dolaşacaktır.
son olarak şunları söyler;
"aşıkken zalim bir melek, ölürken kanatsız bir kurban olarak, ölümsüz bir canı, ölümlü bir bedenle değiştirebileceğimi böyle anladım. anasının, babasının, yarinin yapamadığını ben yapacaktım. ancak bir melek yapabilirdi bunu. ölüm meleği de olsa, ancak bir melek."
ve halil cibran'dan,
"aşkı konuşmak için dudaklarımı kutsanmış ateşle temizledim, ama hiçbir sözcük bulamadım.
aşktan haberdar olduğumda sözler cılız bir hıçkırığa dönüştü, yüreğimdeki şarkı derin bir sessizliğe gömüldü.
ey bana gizlerinin ve mucizelerinin varlığına inandığım aşk 'ı soran sizler,
aşk peçesiyle beni kuşattığından beri ben size aşkın gidişini ve değerini sormaya geliyorum.
sorularımı kim yanıtlayabilir? sorularım kendi içimdeki için; kendi kendime cevaplamak istiyorum.
içinizden kim içimdeki benliği bana ve ruhumu ruhuma açıklayabilir?
aşk adına söyleyin, yüreğimde yanan, gücümü tüketen ve isteklerimi yok eden bu ateş nedir?
ruhumu kavrayan bu yumuşak ve kaba gizli eller nedir; yüreğimi kaplayan bu acı sevinç ve tatlı keder şarabı nedir?
baktığım bu görünmeyen, merak ettiğim açıklanamayan, hissettiğim hissedilemeyen şey nedir? hıçkırıklarımda kahkahanın yankısından daha güzel, sevinçten daha mutluluk verici bir keder var.
neden kendimi beni öldüren ve sonra şafak sökene kadar tekrar dirilten, hücremi ışığa boğan bu bilinmeyen güce veriyorum?
uyanıklık hayaletleri kurumuş gözkapaklarımın üstünde titreşiyor ve taştan yatağımın etrafında düş gölgeleri uçuşuyor.
aşk diye seslendiğimiz şey nedir? söyleyin bana, bütün anlayışlara sızan ve çağlarda gizli olan o sır nedir?
başlangıçta olan ve herşeyle sonuçlanan bu anlayış nedir?
yaşam 'dan ve ölüm 'den, yaşam 'dan daha acayip, ölüm 'den daha derin bir düş oluşturan bu uyanıklık nedir?
söyleyin bana dostlar, içinizde yaşam 'ın parmakları ruhuna dokunduğunda yaşam uykusundan uyanmayan biri var mı?
yüreğinin sevdiğinin çağrısıyla babasından ve annesinden vazgeçmeyecek kimse var mı?
içinizden kim ruhunun seçtiği kişiyi bulmak için uzak denizlere açılmaz, çölleri aşmaz, dağların doruğuna tırmanmaz?
hangi gencin yüreği tatlı nefesli, güzel sesi ve büyülü dokunuşlu elleriyle ruhunu kendinden geçiren kızın peşinden dünyanın sonuna gitmez?
hangi varlık dualarını bir yakarış ve bağış olarak dinleyen bir tanrı 'nın önünde yüreğini tütsü diye yakmaz?
dün kapısından geçenlere aşk'ın sırları ve değeri sorulan tapınağın girişinde durmuştum. ve önümden çok zayıflamış, yüzü hüzünlü yaşlı bir adam iç çekerek geçti ve şöyle dedi:
'aşk bize ilk insandan beri bağışlanmış bir güçsüzlüktür.'
yiğit bir genç karşılık verdi:
'aşk bugünümüzü geçmişe ve geleceğe bağlar.'
ardından kederli yüzlü bir kadın hıçkırarak şöyle dedi:
'aşk cehennem mağaralarında sürünen kara engereklerin ölümcül zehiridir.
zehir çiy gibi taze görünür, susuz ruhlar aceleyle içer onu; ama bir kere zehirlenince hastalanır ve yavaş yavaş ölürler.'
sonra gül yanaklı bir kız gülümseyerek dedi ki:
'aşk şafak 'ın kızları tarafından sunulan ve güçlü ruhlara güç katıp onları yıldızlara çıkaran bir şaraptır.'
ardından çatık kaşlı, kara giysili, sakallı bir adam geldi:
'aşk gençlikte başlayıp biten kör cahilliktir.'
bir başkası gülümseyerek açıkladı:
'aşk insanın tanrıları mümkün olduğunca fazla görmesini sağlayan kutsal bir bilgidir.'
sonra yolunu asasıyla bulan kör bir adam konuştu:
'aşk ruhlardan varlığın sırlarını gizleyen kör edici bir sistir;
yürek tepeler arasında sadece titreşen arzu hayaletlerini görür ve sessiz vadilerin çığlıklarının yankılarını duyar.'
çalgısını çalan genç bir adam şarkı söyledi:
'aşk ruhun çekirdeğindeki yangından saçılan ve dünyayı aydınlatan bir ışıktır.
yaşam 'ı bir uyanışla diğeri arasındaki güzel bir düş olarak görmemizi sağlar.'
ve paçavraya dönmüş ayaklarının üzerinde sürüklenen güçsüz düşmüş çok yaşlı bir adam titrek bir sesle şunları söyledi:
'aşk mezarın sessizliğinde bedenin dinlenmesi, sonsuzluk 'un derinliklerinde ruhun huzura ermesidir.'
ve onun ardından gelen beş yaşındaki bir çocuk gülerek dedi ki:
'aşk annemle babamdır, onlardan başka kimse bilmez aşkı.'
ve böylece aşk'ı tarif eden herkes kendi umutlarını ve korkularını bıraktı önüme sır olarak.
o anda tapınağın içinden gelen bir ses duydum:
'yaşam iki yarıya ayrılmıştır: biri donar, biri yanar; yanan yarı, aşk 'tır.'
bunun üzerine tapınağa girdim, sevinçle diz çökerek dua ettim:
'tanrım, beni yanan alevin besleyicisi yap...
tanrım beni kutsal ateşine at...'
aşk bir yanılgıdır. mükemmeli arayışın yanılgısı.
yaratıldığında tanrı nın mükemmelliği ile tanışmış, meleklerin kendisine secde ettiği ruhun, hafızası silik olarak cennetinden sürgün edilip bir bedene hapsolduktan sonra aynı mükemmelliği ölümlü bedeniyle başka bir ölümlü bedende nafile aradığı söylenir dünya üzerinde. mükemmeliği ve sonsuz değeri gördüğünü sandığı bedene aşk tanımını yapıştırır işte bu yüzden..
böyledir;
azrail ve dumrul hikayesinden;
azrail dumrulun canını almak için yeryüzüne indiğinde, onunla bir pazarlığa tutuşur. dumrul'a, yerine alacağı bir can göstermesini, alacağı karşılığında kendi canını bağışlayacağını söyler. kendisi için canını vereceğine inandığı üç kapıya giderler. ana kapısı, baba kapısı, yar kapısı. dumrul un can bildiği üç kapıdan canını değişen olmaz.
azrail büründüğü insan bedeninin ağırlığıyla, dumrulun yalnızlığına üzülür, canını almak için sözleştikleri tepeye çıktıklarında, anasının, babasının, yarinin gözlerinden bakar dumrul'a. üç şiddetli sevginin birleşiminden tek bir bakış yaptığını ve dumrul'a ne zamandır böyle baktığını anlar.
"aşk anası babası yari gibi sevmekti"
"onu sevmiş olan herkesin gözleriyle sevmekti"
"kör olana kadar onu herşeyiyle görmekti" der.
dumrul'u öldüremeyeceğini hatta ölümüne bile seyirci kalamayacağını anlar.
ve bir bedende ölümlü olarak yaşamaya mahkum edilir. yerine geçen başka bir meleğin canını almaya geleceği güne kadar uzak diyarlarda oradan oraya dolaşacaktır.
son olarak şunları söyler;
"aşıkken zalim bir melek, ölürken kanatsız bir kurban olarak, ölümsüz bir canı, ölümlü bir bedenle değiştirebileceğimi böyle anladım. anasının, babasının, yarinin yapamadığını ben yapacaktım. ancak bir melek yapabilirdi bunu. ölüm meleği de olsa, ancak bir melek."
ve halil cibran'dan,
"aşkı konuşmak için dudaklarımı kutsanmış ateşle temizledim, ama hiçbir sözcük bulamadım.
aşktan haberdar olduğumda sözler cılız bir hıçkırığa dönüştü, yüreğimdeki şarkı derin bir sessizliğe gömüldü.
ey bana gizlerinin ve mucizelerinin varlığına inandığım aşk 'ı soran sizler,
aşk peçesiyle beni kuşattığından beri ben size aşkın gidişini ve değerini sormaya geliyorum.
sorularımı kim yanıtlayabilir? sorularım kendi içimdeki için; kendi kendime cevaplamak istiyorum.
içinizden kim içimdeki benliği bana ve ruhumu ruhuma açıklayabilir?
aşk adına söyleyin, yüreğimde yanan, gücümü tüketen ve isteklerimi yok eden bu ateş nedir?
ruhumu kavrayan bu yumuşak ve kaba gizli eller nedir; yüreğimi kaplayan bu acı sevinç ve tatlı keder şarabı nedir?
baktığım bu görünmeyen, merak ettiğim açıklanamayan, hissettiğim hissedilemeyen şey nedir? hıçkırıklarımda kahkahanın yankısından daha güzel, sevinçten daha mutluluk verici bir keder var.
neden kendimi beni öldüren ve sonra şafak sökene kadar tekrar dirilten, hücremi ışığa boğan bu bilinmeyen güce veriyorum?
uyanıklık hayaletleri kurumuş gözkapaklarımın üstünde titreşiyor ve taştan yatağımın etrafında düş gölgeleri uçuşuyor.
aşk diye seslendiğimiz şey nedir? söyleyin bana, bütün anlayışlara sızan ve çağlarda gizli olan o sır nedir?
başlangıçta olan ve herşeyle sonuçlanan bu anlayış nedir?
yaşam 'dan ve ölüm 'den, yaşam 'dan daha acayip, ölüm 'den daha derin bir düş oluşturan bu uyanıklık nedir?
söyleyin bana dostlar, içinizde yaşam 'ın parmakları ruhuna dokunduğunda yaşam uykusundan uyanmayan biri var mı?
yüreğinin sevdiğinin çağrısıyla babasından ve annesinden vazgeçmeyecek kimse var mı?
içinizden kim ruhunun seçtiği kişiyi bulmak için uzak denizlere açılmaz, çölleri aşmaz, dağların doruğuna tırmanmaz?
hangi gencin yüreği tatlı nefesli, güzel sesi ve büyülü dokunuşlu elleriyle ruhunu kendinden geçiren kızın peşinden dünyanın sonuna gitmez?
hangi varlık dualarını bir yakarış ve bağış olarak dinleyen bir tanrı 'nın önünde yüreğini tütsü diye yakmaz?
dün kapısından geçenlere aşk'ın sırları ve değeri sorulan tapınağın girişinde durmuştum. ve önümden çok zayıflamış, yüzü hüzünlü yaşlı bir adam iç çekerek geçti ve şöyle dedi:
'aşk bize ilk insandan beri bağışlanmış bir güçsüzlüktür.'
yiğit bir genç karşılık verdi:
'aşk bugünümüzü geçmişe ve geleceğe bağlar.'
ardından kederli yüzlü bir kadın hıçkırarak şöyle dedi:
'aşk cehennem mağaralarında sürünen kara engereklerin ölümcül zehiridir.
zehir çiy gibi taze görünür, susuz ruhlar aceleyle içer onu; ama bir kere zehirlenince hastalanır ve yavaş yavaş ölürler.'
sonra gül yanaklı bir kız gülümseyerek dedi ki:
'aşk şafak 'ın kızları tarafından sunulan ve güçlü ruhlara güç katıp onları yıldızlara çıkaran bir şaraptır.'
ardından çatık kaşlı, kara giysili, sakallı bir adam geldi:
'aşk gençlikte başlayıp biten kör cahilliktir.'
bir başkası gülümseyerek açıkladı:
'aşk insanın tanrıları mümkün olduğunca fazla görmesini sağlayan kutsal bir bilgidir.'
sonra yolunu asasıyla bulan kör bir adam konuştu:
'aşk ruhlardan varlığın sırlarını gizleyen kör edici bir sistir;
yürek tepeler arasında sadece titreşen arzu hayaletlerini görür ve sessiz vadilerin çığlıklarının yankılarını duyar.'
çalgısını çalan genç bir adam şarkı söyledi:
'aşk ruhun çekirdeğindeki yangından saçılan ve dünyayı aydınlatan bir ışıktır.
yaşam 'ı bir uyanışla diğeri arasındaki güzel bir düş olarak görmemizi sağlar.'
ve paçavraya dönmüş ayaklarının üzerinde sürüklenen güçsüz düşmüş çok yaşlı bir adam titrek bir sesle şunları söyledi:
'aşk mezarın sessizliğinde bedenin dinlenmesi, sonsuzluk 'un derinliklerinde ruhun huzura ermesidir.'
ve onun ardından gelen beş yaşındaki bir çocuk gülerek dedi ki:
'aşk annemle babamdır, onlardan başka kimse bilmez aşkı.'
ve böylece aşk'ı tarif eden herkes kendi umutlarını ve korkularını bıraktı önüme sır olarak.
o anda tapınağın içinden gelen bir ses duydum:
'yaşam iki yarıya ayrılmıştır: biri donar, biri yanar; yanan yarı, aşk 'tır.'
bunun üzerine tapınağa girdim, sevinçle diz çökerek dua ettim:
'tanrım, beni yanan alevin besleyicisi yap...
tanrım beni kutsal ateşine at...'
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar