bugün
- kız arkadaşın 4 gündür mesaj atmaması4
- manifest dinleyen erkek10
- aşk acısı çekiyorum sözlük20
- türkiye7
- birleşik krallık3
- sözlük yazarlarının kıro olmaları7
- insan zamandan ibarettir3
- lahmacun yiyen insan kırodur4
- mauro icardi3
- hükümet değişse ülke düzelir mi17
- aykolik'in iyi bir yazar olması5
- almanya5
- memurların 4 gün mesai 3 gün tatil istemesi6
- 07 08 2026 mekke ortak savunma anlaşması9
- ispanya7
- yaz yemekleri5
- dost2
- scooter'a 6 kişi binmek5
- hırvatistan16
- taksici muhabbeti5
- avusturya3
- bir erkek ve bir kız arkadaş olabilir mi15
- fransa3
- evlenilmeyecek 4 erkek10
- adını yoldaki taşlara yazdım4
- spiderman mi döver batman mi5
- ayda bir baklava yiyince kilo alacağını sanmak8
- mohamed salah ghaly12
- mesele ne senin benden ayrılman2
- aylık 700 milyon lira iyi para mıdır sorunsalı2
- deprem2
- muğla2
- marmaris2
- dün gece sözlükte yaşanan ahlaksız olay10
- gulmekicinyaratilmis11
- gocu bay bey birader3
- gram altın4
- stres yönetimi6
- nirmal purja2
- ismet gürbüz mehdi mi mesih mi sorunsalı2
- elalem ne der4
- 7 ağustos 20012
- petrol4
- arkadaşlar ben güzel miyim6
- doğuda yaşayan yazarlar5
- mekana müşteri çekecek kadar güzel olmak4
- opel alman arabası mı sorunsalı6
- trabzonspor6
- uludağ sözlükteki sıcak ve samimi aile ortamı3
- gammazların çok kötü insanlar olması3
görsel
izmir Hâkimiyeti Milliye Okulunda öğretmendim. Okulumuz bir çocuk balosu hazırlamıştı. Çok mutlu bir rastlantı ile o gün ATATÜRK de izmir’de bulunmaktaydı. Onu da davet ettik.
--Acaba gelecek mi?” diye hepimiz heyecan içindeydik.
--Geliyor.” denildi.
Koştuk, karşıladık. Gülümseyen bir yüzle ellerimizi sıktı. Yanında yaverler, paşalar vardı. Koca salon heyecandan karmakarışık olmuştu. Büyük küçük herkes onu yakından görmek, sesini duymak için çırpınıyordu. Zorlukla ortalığa bir düzen verdik.
Öğrencilerden Ali ortaya geldi. Çocuk heyecandan
bocalıyor, bir şeyler bulup söyleyemiyordu. Derken küçük Ali coştu. Kendinden geçti. Kollarını ona doğru uzatarak içten gelen bir sesle:
--Senin ismini andıkça, senin resmine baktıkça, seni karşımda görünce damarlarımda bir şeylerin kaynadığını duyuyorum. Ah! Seni doya doya öpmek istiyorum, diye haykırdı.
O zaman o da kollarını açarak:
--Öyleyse gel öp! dedi.
Ali koştu, boynuna atıldı. Öteki çocuklar dururlar mı?
--Biz de, biz de!...diye bağrışarak koştular. Kucağına atıldılar. Öptüler, öptüler. Heyecandan, sevinçten ağlıyorduk. Yaverler, paşalar ve hatta kendisi bile...
Evet, yaptığı harplerin heyecanı, kazandığı zaferlerin sevinci belki onu ağlatmamıştır. Fakat bu bir avuç Türk yavrusunun içten gelen coşkunluğu onu sarsmış, heyecandan gözlerini bulandırmıştı. Gözlerine dolan yaşları tutmak için dudaklarını ısırdı. Sonra heyecandan titreyen bir sesle yanındakilere hiç unutamayacağım şu sözleri söyledi:
işte benim neslim bunlar!
Fethiye Köngü ...
izmir Hâkimiyeti Milliye Okulunda öğretmendim. Okulumuz bir çocuk balosu hazırlamıştı. Çok mutlu bir rastlantı ile o gün ATATÜRK de izmir’de bulunmaktaydı. Onu da davet ettik.
--Acaba gelecek mi?” diye hepimiz heyecan içindeydik.
--Geliyor.” denildi.
Koştuk, karşıladık. Gülümseyen bir yüzle ellerimizi sıktı. Yanında yaverler, paşalar vardı. Koca salon heyecandan karmakarışık olmuştu. Büyük küçük herkes onu yakından görmek, sesini duymak için çırpınıyordu. Zorlukla ortalığa bir düzen verdik.
Öğrencilerden Ali ortaya geldi. Çocuk heyecandan
bocalıyor, bir şeyler bulup söyleyemiyordu. Derken küçük Ali coştu. Kendinden geçti. Kollarını ona doğru uzatarak içten gelen bir sesle:
--Senin ismini andıkça, senin resmine baktıkça, seni karşımda görünce damarlarımda bir şeylerin kaynadığını duyuyorum. Ah! Seni doya doya öpmek istiyorum, diye haykırdı.
O zaman o da kollarını açarak:
--Öyleyse gel öp! dedi.
Ali koştu, boynuna atıldı. Öteki çocuklar dururlar mı?
--Biz de, biz de!...diye bağrışarak koştular. Kucağına atıldılar. Öptüler, öptüler. Heyecandan, sevinçten ağlıyorduk. Yaverler, paşalar ve hatta kendisi bile...
Evet, yaptığı harplerin heyecanı, kazandığı zaferlerin sevinci belki onu ağlatmamıştır. Fakat bu bir avuç Türk yavrusunun içten gelen coşkunluğu onu sarsmış, heyecandan gözlerini bulandırmıştı. Gözlerine dolan yaşları tutmak için dudaklarını ısırdı. Sonra heyecandan titreyen bir sesle yanındakilere hiç unutamayacağım şu sözleri söyledi:
işte benim neslim bunlar!
Fethiye Köngü ...
Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu başkomutanımız. Türk olduğu için gerçekten şanslıyız.
görsel
Ameleyle bir sofrada soğan paylaşanlardan ülkeyi yiyip doymayanlara uzanan hazin bir öyküdür Türkiye Cumhuriyeti ...
Ameleyle bir sofrada soğan paylaşanlardan ülkeyi yiyip doymayanlara uzanan hazin bir öyküdür Türkiye Cumhuriyeti ...
dünya siyasetine ve türk dünasına büyük etki eden dünyanın en karizma lideridir.
türkiye cumhuriyeti devletinin kurucu önderidir.
türkiye cumhuriyeti devletinin kurucu önderidir.
89 yılda, nereden nereye geldiğimizi hala göremeyen vatandaşlarımıza ithaf olunur...
Fransa"da çok meşhur bir sözlük vardır; Larousse
Bu sözlükte bir kelime var; ""décapiter""...
Bu kelime, 1931 yılındaki sözlükte; ""boynunu vurmak"" diye ifade ediliyor.
Kelimenin bir başka anlamı daha var; ""Kazığa oturtmak"", yani sivri bir kazık hazırlamak ve kazığın bir ucu insanların ağzından çıkacak şekilde üzerine oturtmak.
Vahşi bir uygulama.
Burada, kazığa oturtmak deyiminin manasını açıklığa kavuşturmak için örnek veriliyor:
""Türkler, bugün bile esirlerini kazığa oturturlar.""
Atatürk bunu öğrenince, Fransız Büyükelçisi"ni yemeğe davet ediyor.
Elçi, diğer elçilere böbürleniyor, hava atıyor; Atatürk tarafından davet edildiği için.
Köşke geliyor, yemekler yeniyor.
Atatürk tabii bir şekilde, Elçiye bu kelimenin anlamını soruyor.
O da bildiği anlamı söylüyor.
Atatürk; ""Kelimenin başka bir anlamı var mı?"" diye sorunca, Büyükelçi; ""Bunu söylemek için sözlüğe bakmam gerekir"" diyor.
Atatürk; daha önce hazırlamış olduğu ve çalışanlarına öğütlediği şekilde Larouse"u getirtip, Büyükelçinin önüne koyduruyor.
Elçi, daha işin nereye kadar gideceğinin farkında olmadan hevesle okumaya başlıyor.
Ancak kelimenin karşısında ""kazığa oturtmak"" konusunda verilen örnek cümleye gelince, ancak yarıya kadar okuyabiliyor ve yarısından sonra yutkunarak Atatürk"ün yüzüne bakıyor.
Atatürk diyor ki:
""Demek ki biz Türkler; bugün de esirlerlerimizi kazığa oturtuyoruz öyle mi, öyle mi sayın Sefir? Sözlüğünüze böyle yazmışsınız, bu doğru mu?""
Sefir, hemen sözlüğü biraz karıştırıyor ve bir kaçamak noktası bularak diyor ki; ""Efendim bu sözlük; Katolik Kilisesi"nin matbaasında basılmış, bildiğiniz gibi biz laik ülkeyiz, kilisenin yaptıklarının bizim hükümetimizle bir ilgisi yok. Bizi ilgilendirmez ve biz kiliseye karışamayız.""
Atatürk:
""Öyle mi efendim, siz laik bir ülke olduğunuz için demek ki kiliselere karışamıyorsunuz. Öyleyse ben de yarından itibaren istanbul"daki kiliselerin kapılarına koca birer kilit astırıyorum"" diyor.
Bunu duyan Sefir, birden ayağa kalkıyor ve; ""Ekselans, protesto ederiz"" diyor.
Bunun üzerine Atatürk;
""Hani sizi ilgilendirmiyordu, karışmıyordunuz?"" diyor ve ilgililere dönerek; ""Sefire yolu gösterin"" diyerek, bir anlamda onu kovuyor.
Sonra ne mi oluyor?
Tabii Fransız hükümeti; laiklik söylemlerini bir tarafa bırakıyor, hemen o sözlük toplatılıyor ve yeni baskısında o cümle çıkarılıyor.
Bu muhteşem tavır;
- Askerimizin başına çuval geçirildiğinde sessiz kalan,
- Karakollarımıza komşu bir ülkeden saldırılar düzenlenip şehitler verdiğimizde, harekete geçmeden önce icazet almak için okyanus ötesine giden,
- Fuarlarda, ülkemizin bir bölümünü kurdukları kukla devletin parçası olarak gösteren haritalar asanlarla, hala resmi temaslarda bulunan değerli yöneticilerimize
ve
- 89 yılda, nerelerden nerelere geldiğimizi hala göremeyen aziz vatandaşlarımıza ithaf olunur..
Yrd.Doç.Dr. Mustafa TARAKÇI
Fransa"da çok meşhur bir sözlük vardır; Larousse
Bu sözlükte bir kelime var; ""décapiter""...
Bu kelime, 1931 yılındaki sözlükte; ""boynunu vurmak"" diye ifade ediliyor.
Kelimenin bir başka anlamı daha var; ""Kazığa oturtmak"", yani sivri bir kazık hazırlamak ve kazığın bir ucu insanların ağzından çıkacak şekilde üzerine oturtmak.
Vahşi bir uygulama.
Burada, kazığa oturtmak deyiminin manasını açıklığa kavuşturmak için örnek veriliyor:
""Türkler, bugün bile esirlerini kazığa oturturlar.""
Atatürk bunu öğrenince, Fransız Büyükelçisi"ni yemeğe davet ediyor.
Elçi, diğer elçilere böbürleniyor, hava atıyor; Atatürk tarafından davet edildiği için.
Köşke geliyor, yemekler yeniyor.
Atatürk tabii bir şekilde, Elçiye bu kelimenin anlamını soruyor.
O da bildiği anlamı söylüyor.
Atatürk; ""Kelimenin başka bir anlamı var mı?"" diye sorunca, Büyükelçi; ""Bunu söylemek için sözlüğe bakmam gerekir"" diyor.
Atatürk; daha önce hazırlamış olduğu ve çalışanlarına öğütlediği şekilde Larouse"u getirtip, Büyükelçinin önüne koyduruyor.
Elçi, daha işin nereye kadar gideceğinin farkında olmadan hevesle okumaya başlıyor.
Ancak kelimenin karşısında ""kazığa oturtmak"" konusunda verilen örnek cümleye gelince, ancak yarıya kadar okuyabiliyor ve yarısından sonra yutkunarak Atatürk"ün yüzüne bakıyor.
Atatürk diyor ki:
""Demek ki biz Türkler; bugün de esirlerlerimizi kazığa oturtuyoruz öyle mi, öyle mi sayın Sefir? Sözlüğünüze böyle yazmışsınız, bu doğru mu?""
Sefir, hemen sözlüğü biraz karıştırıyor ve bir kaçamak noktası bularak diyor ki; ""Efendim bu sözlük; Katolik Kilisesi"nin matbaasında basılmış, bildiğiniz gibi biz laik ülkeyiz, kilisenin yaptıklarının bizim hükümetimizle bir ilgisi yok. Bizi ilgilendirmez ve biz kiliseye karışamayız.""
Atatürk:
""Öyle mi efendim, siz laik bir ülke olduğunuz için demek ki kiliselere karışamıyorsunuz. Öyleyse ben de yarından itibaren istanbul"daki kiliselerin kapılarına koca birer kilit astırıyorum"" diyor.
Bunu duyan Sefir, birden ayağa kalkıyor ve; ""Ekselans, protesto ederiz"" diyor.
Bunun üzerine Atatürk;
""Hani sizi ilgilendirmiyordu, karışmıyordunuz?"" diyor ve ilgililere dönerek; ""Sefire yolu gösterin"" diyerek, bir anlamda onu kovuyor.
Sonra ne mi oluyor?
Tabii Fransız hükümeti; laiklik söylemlerini bir tarafa bırakıyor, hemen o sözlük toplatılıyor ve yeni baskısında o cümle çıkarılıyor.
Bu muhteşem tavır;
- Askerimizin başına çuval geçirildiğinde sessiz kalan,
- Karakollarımıza komşu bir ülkeden saldırılar düzenlenip şehitler verdiğimizde, harekete geçmeden önce icazet almak için okyanus ötesine giden,
- Fuarlarda, ülkemizin bir bölümünü kurdukları kukla devletin parçası olarak gösteren haritalar asanlarla, hala resmi temaslarda bulunan değerli yöneticilerimize
ve
- 89 yılda, nerelerden nerelere geldiğimizi hala göremeyen aziz vatandaşlarımıza ithaf olunur..
Yrd.Doç.Dr. Mustafa TARAKÇI
Acilen CHP tekelinden kurtarılması gereken kişi.
Biz atatürkçüyüp deyip islama kin kusan CHP’liler olduğu müddetçe Atatürk %25in lideri olmaktan öteye geçemeyecektir.
Biz atatürkçüyüp deyip islama kin kusan CHP’liler olduğu müddetçe Atatürk %25in lideri olmaktan öteye geçemeyecektir.
bu ülkede chp lilerden başka herkes atatürkçü kardeşim.
Türkiye cumhuriyeti'nin kurucusu, başkomutan, başöğretmen. ilkelerine bağlı kalacağımıza söz verdiğimiz ilelebet liderimiz.
Tarihin gördiğü en iyi 2. liderdir. Birincinin gandhi olduğunu düşünüyorum. Birincide olabilir.
özlemekten bıkmadığım ulu lider. devirler değişti ama fikirleri hala güncelliğini korumaktadır.
Bazı ülkelerde devletin erkeğe verilen hakların çoğunu kadına vermiyor olması, aile içinde erkeğin kadın üzerinde egemen oluşu. evlenene kadar babası kadının velisi evlendikten sonra kocası. hala 16 ülkede kadınların çalışmasını kocaları bir imzayla yasaklayabiliyor.
Ailemdeki erkekleri düşündüm hiçbiriyle kafam uyuşmaz ama bana, anneme her istediklerini zorla yaptırabileceklerdi eğer o ülkelerden birinde yaşıyor olsaydım.
Eğer atatürk olmasaydı o ülkelerden birinde yaşıyor olacaktım. Bir kadın olarak senin kurduğun ülkede doğmuş olmak ne büyük şans. Gece gece bunları düşünüp şükran duyuyorum sana atam.
Ailemdeki erkekleri düşündüm hiçbiriyle kafam uyuşmaz ama bana, anneme her istediklerini zorla yaptırabileceklerdi eğer o ülkelerden birinde yaşıyor olsaydım.
Eğer atatürk olmasaydı o ülkelerden birinde yaşıyor olacaktım. Bir kadın olarak senin kurduğun ülkede doğmuş olmak ne büyük şans. Gece gece bunları düşünüp şükran duyuyorum sana atam.
Şerefsiz oğlu şerefsiz vatan haini kansızların kötülemeye doyamadığı gazi.
bi fatihi yavuzu kanuniyi herkes severken atayı yüzde 20 lik kesimin sevmesi oldukça düşündürücü durumdur.
Türkiye’ye 10 beden fazla.
osmanlı ve türkiye için onlarca cephede savaşmış. yeni bir devletin temellerini atmış bir lider.
dünya'nın saygısını kazanmış ve türkiye'nin ortadoğu çukuruna dönmesini yaptığı devrimlerle 50 yıl öncesinden önlemiş bir liderdir.
dünya'nın saygısını kazanmış ve türkiye'nin ortadoğu çukuruna dönmesini yaptığı devrimlerle 50 yıl öncesinden önlemiş bir liderdir.
zamanında başına geldiği* milletten kanunlarla yasalarla hapis cezalarıyla korunmaya çalışılan kişidir. madem çok günahsız madem çok masum ve kahraman haydi açalım arşivleri ne duruyoruz? günde kırk tane tarihi belge koyuluyor buraya siz neyin kafasını yaşıyorsunuz? gerçekleri görün artık. kendi milletinizle barışın ...
kendisine düşmanlar genellikle iq fakiri, eski fetöcü tiplerdir.
Zeki bir liderdir, kitap okuma alışkanlığını cephelerde bile bırakmamış olması ayrıca karizma sahibi yapar.
gözyaşlarımıza vesile olan bizleri derinden üzerek hayata veda etmiş ahirete intikal etmiştir.
öksüz türklüğüm aklıma geldikçe, kendimi babasını hiç tanıyamamış yetim bi çocuğa benzetirim.
her taşın altına baktım, her şeyi okudum yine de senin fikirlerini, senin duygularını hissedemiyorum ve anlayamıyorum.
ve işin boktan tarafı ben deştikçe bütün her şey beni bunlardan uzakta tutmak için dizayn edilmiş gibi geliyor.
yalnız ve zayıf hissettiğimde* konuşmak istediğim adam. karakter olarak hakkında edindiğim fikirlerden biri, ateşleyici enerjisi. bir işi yapması doğrultusunda karşısındakine aşıladığı ilham ve özgüven duygusu. bazen her şeye olan motivasyonumu kaybettiğimde düştüğüm karanlıktan beni çıkaracak perspektifleri bana gösterebilecek yegane ışığın onda olabileceğini düşünüyorum. kim bilir bu kadar yetkin bir ruhsal güce ulaşmak için kaç kere düşmek ve kendi başına kalkmak gerekir.
sanıyorum en çok bu yüzden büyük adam. (zira şuan gülüyordur.)
''Büyüklük odur ki, hiç kimseye iltifat etmeyeceksin, hiç kimseyi aldatmayacaksın, memleket için gerçek ülkü neyse onu görecek, o hedefe yürüyeceksin. Herkes senin aleyhin de bulunacaktır. Herkes seni yolundan çevirmeye çalışacaktır. işte sen bunda karşı koyuşları yok eden olacaksın. Önüne sayılamayacak güçlükler yığacaklardır. Kendini büyük değil küçük, zayıf, araçsız, hiç sayarak, kimseden yardım gelmeyeceğine inanarak bu güçlükleri aşacaksın. Ondan sonra sana büyüksün derlerse, bunu diyenlere de güleceksin. ''
neyse. bir evladın samimi bir isyanı olarak girilmiş bi entrydir. ricam, artı oy vermeyin. içini dökmüş deyin geçin.
her taşın altına baktım, her şeyi okudum yine de senin fikirlerini, senin duygularını hissedemiyorum ve anlayamıyorum.
ve işin boktan tarafı ben deştikçe bütün her şey beni bunlardan uzakta tutmak için dizayn edilmiş gibi geliyor.
yalnız ve zayıf hissettiğimde* konuşmak istediğim adam. karakter olarak hakkında edindiğim fikirlerden biri, ateşleyici enerjisi. bir işi yapması doğrultusunda karşısındakine aşıladığı ilham ve özgüven duygusu. bazen her şeye olan motivasyonumu kaybettiğimde düştüğüm karanlıktan beni çıkaracak perspektifleri bana gösterebilecek yegane ışığın onda olabileceğini düşünüyorum. kim bilir bu kadar yetkin bir ruhsal güce ulaşmak için kaç kere düşmek ve kendi başına kalkmak gerekir.
sanıyorum en çok bu yüzden büyük adam. (zira şuan gülüyordur.)
''Büyüklük odur ki, hiç kimseye iltifat etmeyeceksin, hiç kimseyi aldatmayacaksın, memleket için gerçek ülkü neyse onu görecek, o hedefe yürüyeceksin. Herkes senin aleyhin de bulunacaktır. Herkes seni yolundan çevirmeye çalışacaktır. işte sen bunda karşı koyuşları yok eden olacaksın. Önüne sayılamayacak güçlükler yığacaklardır. Kendini büyük değil küçük, zayıf, araçsız, hiç sayarak, kimseden yardım gelmeyeceğine inanarak bu güçlükleri aşacaksın. Ondan sonra sana büyüksün derlerse, bunu diyenlere de güleceksin. ''
neyse. bir evladın samimi bir isyanı olarak girilmiş bi entrydir. ricam, artı oy vermeyin. içini dökmüş deyin geçin.
yolu çağdaşlık olan her bireyin sevmemek için bir neden bulamadığı atamız.
cahil cühelanın 5816 sayılı kanun ile korunduğunu, bu kanun kalkınca hakkındaki gerçekleri öğreneceklerini düşündükleri büyük liderdir.
peki 5816 sayılı kanunun içeriği nedir?
Madde 1–
Atatürk'ün hatırasına alenen hakaret eden veya söven kimse bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ilecezalandırılır. Atatürk'ü temsil eden heykel, büst ve abideleri veyahut Atatürk'ün kabrini tahrip eden, kıran, bozan veya kirletenkimseye bir yıldan beş yıla kadar ağır hapis cezası verilir. Yukarki fıkralarda yazılı suçları işlemeye başkalarını teşvik eden kimse asıl fail gibi cezalandırılır.
Madde 2–
Birinci maddede yazılı suçlar; iki veya daha fazla kimseler tarafından toplu olarak veya umumi veyaumuma açık mahallerde yahut basın vasıtasiyle işlenirse hükmolunacak ceza yarı nispetinde artırılır. Birinci maddenin ikinci fıkrasında yazılı suçlar zor kullanılarak işlenir veya bu suretle işlenmesine teşebbüs olunursaverilecek ceza bir misli artırılır.
Madde 3–
Bu kanunda yazılı suçlardan dolayı Cumhuriyet savcılıklarınca re'sen takibat yapılır.
Madde 4–
Bu kanunyayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Madde 5–
Bu kanunu Adalet Bakanı yürütür.
atatürk hakkındaki gerçekler açıklanamaz yazıyor mu?
atatürk hakkında fikir beyan edenler idam edilir yazıyor mu?
atatürk'ü eleştirenler idam edilir yazıyor mu?
şimdi şu köşeden sktirin gidin..
sizin derdiniz başka...
peki 5816 sayılı kanunun içeriği nedir?
Madde 1–
Atatürk'ün hatırasına alenen hakaret eden veya söven kimse bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ilecezalandırılır. Atatürk'ü temsil eden heykel, büst ve abideleri veyahut Atatürk'ün kabrini tahrip eden, kıran, bozan veya kirletenkimseye bir yıldan beş yıla kadar ağır hapis cezası verilir. Yukarki fıkralarda yazılı suçları işlemeye başkalarını teşvik eden kimse asıl fail gibi cezalandırılır.
Madde 2–
Birinci maddede yazılı suçlar; iki veya daha fazla kimseler tarafından toplu olarak veya umumi veyaumuma açık mahallerde yahut basın vasıtasiyle işlenirse hükmolunacak ceza yarı nispetinde artırılır. Birinci maddenin ikinci fıkrasında yazılı suçlar zor kullanılarak işlenir veya bu suretle işlenmesine teşebbüs olunursaverilecek ceza bir misli artırılır.
Madde 3–
Bu kanunda yazılı suçlardan dolayı Cumhuriyet savcılıklarınca re'sen takibat yapılır.
Madde 4–
Bu kanunyayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Madde 5–
Bu kanunu Adalet Bakanı yürütür.
atatürk hakkındaki gerçekler açıklanamaz yazıyor mu?
atatürk hakkında fikir beyan edenler idam edilir yazıyor mu?
atatürk'ü eleştirenler idam edilir yazıyor mu?
şimdi şu köşeden sktirin gidin..
sizin derdiniz başka...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar