bugün

/86
hakkımda, kolumun bacağımın kopmadığı, üstümden araba geçmediği, yol ortasında bıçaklanmadığım rüyalar dışında rüyalar görmeyen canım bi denem. annecim hiç mi istisna olmaz? hiç mi sağlam çıkamam ben senin bir rüyandan? ama biliyorum ki 40 yaşıma da gelsem benim için çok korktuğundan, bana bir zarar gelmesin diye aklının gitmesinden oluyor bunlar hep. rüyanda dahi olsa seni üzdüğüm için hep üzülüyorum anlattığında. nolur bana rüyalarını anlatma annecim.
yaşar kurt'u yaşar kurt yapan şarkılardan biri.


korkuyorum anne al beni içine
alışamadım anne al beni yine
büyüdüm anne evler büyüdü
büyüdü pabuçlar yollar büyüdü
orduya istiyorlar savaş çıkar diyorlar
silah veriyorlar anne bana öldür diyorlar
yat diyorlar anne kalk diyorlar
beynimi yiyorlar anne beynimi yiyorlar
kapat televizyonu anne seni de kandırıyorlar
kapat televizyonu anne seni de kandırıyorlar
oyunu verme anne
oyunu verme anne
oyuna gelme anne
tanrıdan sonra tapılacak kişi.
nurdur, candır, baldır öylesine sevilir ki yüreğiniz kocaman olmak zorunda kalır. gittiğinde anlarsınız hayatınızda ne kadar yer kapladığını. annelerinizle uzun yıllar geçirmeniz dileğiyle.
her an kaç yaşında olunursa olunsun ihtiyaç duyulan bir diğer yarı. (bkz: one last goodbye)
yakıştıramasam da seni ezilmiş tenime,
hala öpmende eziliyor göğüs kafesim.
en karanlık yolların yolcusu olsak bile,
sensin her şeyin odak noktası, ciğerim.

trabzon'da gösterdiğin o kozasından kaçan kelebeğin bile benden daha sağlam bir yüreği vardır kuşkusuz. beni bırakma yani.
dünyanın en güzel kokusu...
varlığına hala hayran olduğum, benim olan tek kadın.
kutsal.
hadis-i şerif'lere bile nail olacak kadar büyük bir kutsallığa sahiptirler fakat haklarında benim en sevdiğim söz;

eğer evrim teorisi gerçekse neden annelerin 2 kolu vardır?

bunu öğrencilik hayatında eve çıktıysanız, akşama ne yemek yapıyım, temizlik, bulaşık dertleriyle boğuştuysanız anlamanız daha kolaydır. ki onlar bir de bunca işin arasında sizin gibi bir çocuğu büyütmüşlerdir.
kazık kadar olan oğlu bilgisayar başında slaytlarla, sınavlarla cebelleşirken yaklaşık yarım kilo mandalinayı soyup önüme getiren kişiye anne denir.*
varlığında değerinin iyi bilinmesi gereken, yokluğunda ise yokluğunun aslında dünyanızın yarısından fazlasının gittiğini anlayacağınız cennetin ayakları altında olduğunun doğruluğuna inandığım insanlardır.
--spoiler--
Anne inleyen bir ney, anne hicrandan yumak,
Gözleri buğulu, nemli ve her zaman zâr zâr..
Kaderidir annenin ocaklar gibi yanmak,
Hep hüzünle eser onun ikliminde rüzgâr.

Kuşlar gibi titrer hep o ay yüzlü nevhayâl,
Simasında sürekli yarınlar endişesi..
Her mevsim ayrı bir ızdırap, ayrı bir melâl;
Nağmeleri tıpkı hasret-iştiyak bestesi...

Sînesi sımsıcak, çehresi de îmâlıdır,
ikliminde ne büyülü râyihalar eser.!
Duyguyla süzülmüş gözleri hep hummâlıdır,
Altın şakaklarında sarı güller gibi ter...

Rahmet-zahmet iç içe; bilmez geçen zamanı:
Fark etmez yazı, kışı ve rengârenk bahârı,
Tül tül gurûbu, şafakların söktüğü ânı;
Her zaman duman dumandır o nazlı efkârı..

Bir kuluçka gibi sancılı gecelerinde,
Hep şefkatle çarpan kanat sesleri duyulur.
Hislerin öldüren amansız pençelerinde,
Matkaplar salınmış gibi yüreği oyulur.

Çok olsa da elemi, şekvâsı işitilmez,
Bir Eyyûb sabrıyla göğüsler en olmazları;
Onda ızdırap bitmez, acılar dinmek bilmez,
Sönmeyen bir azimle aşar aşılmazları.

Kanmaz aslâ sevmeye, o sevgiye susuzdur,
Şâire 'su' dedirten hisle 'evlât' der inler.
Herkes derin uykularda, o hep uykusuzdur,
El açar Yaradan'a kim bilir neler diler..!

Ufku her zaman bir hummâ ile buğuludur,
Durmaz, bir süvâri gibi koşar doludizgin;
O, yeryüzünde en ululardan da uludur,
Sînesi, meleklerin sînesi kadar engin...

Zambaklar gibi sihirli çehrende,
Varlığımı saran uhrevî ışık;
Duydum ne duyulmazları sînende!.
Sen bir rüyâsın benim için artık...

Nûru öteden pırıl pırıl sîmân,
Ukbâ derinlikleriyle büyülü;
Tülleniyor hülyâlarımda her an,
Ölümsüz rûhunun bembeyaz tülü.

Bir yâd-ı cemilsin, kabrin sîneler,
Hep hazan yaşadın; ölüm bahârın..
Duâyla gerilmiş bütün gönüller,
Sen'in arkandaki vefâdarların...
--spoiler--

f.gülen'e ait 1.8.1993 tarihli bir anne şiiri.
--spoiler--

annem

çok özlüyorum seni, sevinçlerim hep yarım.
her mutlu anımda dönüp geriye bakıyorum çocukluguma, sen ordasın diye.
her seferinde yüzünü biraz daha zor hatırlıyorum.
bazen beni sadece sen sar sarmala isiyorum annem.
kimseye anlatamadıklarımı dinle istiyorum.
mezun oldum işte,bir yanım heycanla bekliyor gelecek günleri.
bir yanım endişeyle.
hayallerimide korkularımıda bitek sen bil istiyorum
bu yüzden hep içime atıyorum, sen içimdesin çünkü..
dinlersin beni canım annem. şimdi rahat uyu
canım annecim işıklar içinde uyu, huzurlu uyu.
seni çok seviyorum ...

--spoiler--
oğluna 1200 km uzağa gitmeden önce 4 sayfalık not yazıp saatlerce ağlatabilen bir melektir.

hala ağlıyorum sözlük.
kocası, çocuğu daha iyi şartlarda büyüsün diye ülke ülke gezerken her yalnız geçirdiği yılbaşında; cem karaca'dan sende başını alıp gitme şarkısındaki "hayatta hiçbir şeyim az olmadı senin kadar" kısmını gözünde yaşlarla avaz avaz söyleyen kadındır. annem'dir.
Tek çocuk olmamdan dolayı ne onla ne onsuz ilişkimizin 28 yıldır devam ettiği yüce insan.

Uzaktayken özlüyorum, yan yanayken kavga ediyorum. Çıkamadım işin içinden.
bayadır beni aramayandır. hoş bende onu aramıyorum.

ne olacak bilmiyorum.
her zaman ne yaparsan yap döndüğünde kucak açan affeden ve seni karşılıksız seven kişidir.herkes anne olamaz...anne olmak sevgi dolu bir yürek lazım...
hayattır,aşktır,bağlılıktır,sevgidir,sadakattir,güvendir,her şeydir...
hep yanımda olsa da hep özleyeceğim tek kişidir. kokusu başka kimsede olmayandır, hep seven ve hep affedendir. zordur annelik ama bir o kadar da güzeldir sanırım.
eli öpülesi kişilik.
söylemek isteyip söyleyemediğim kelimedir anne.
anlatılamayacak kadar özel bir varlık anne.
şefkatli kolların sahibir. yurtta özlem içeren bir entry.

(bkz: oldu mu bu şimdi)
© copyright 2005 - 2026