bugün

/86
uğruna bir yaşam harcanası kutsal kişi.

bugün annem aradı beni. ''oğlum elbiselerini yerleştirdin mi valize?'' dedi, ''merak etme anne'' dedim. van'a gidiyorum; soğuk olur diye iç don yollamış bin tane. çoraplar külotlar...
ana yüreği işte. arıyor sürekli.
''veysel abini radife yengenin kızına yaptık. akşam yüzük takacağız.'' dedi, ''yuh anne ya, o kız küçük değil miydi?'' dedim. meğer kız 22 yaşına gelmiş. ne çabuk büyüyor bunlar.
''sen de oralardan bul bir hemşire falan sana da bir yüzük takalım artık.'' dedi. diyor ara sıra böyle. bazen bul birini diyor, bazen askere git gel diyor.

desin ama.
allah benden alsın ona versin.
o hep benim böyle başımın etini yesin.

edit: edit'in gereği kalmadı.
- Anne sence ben Polonyalı mıyım? Benziyorum çünkü.

- Bence gerizekalısın. Benziyorsun çünkü.
tecmo cup oyununda robin field'ın sevdiceği gibi bir şey. devre arasında "harika oynuyorsun, bunu ikinci yarıda devam ettir <3" der her daim. ağzına sıçtığımın kızı bir kerede farklı bir şey söyle.
şu hayatta ne yaparsan yap, seni her türlü hatanla, hiç yargılamadan, yine her seferinde affedip, bağrına basan tapılası insan.
sene 2042 de olsa baş ağrısını, kafasına patates sararak geçirmeye çalışan kadın.
4 kişilik bir evde 3 dilim pasta varsa, "ben pasta sevmem zaten" diyen kişiye denir. ayaklarına paspas olunası canlı.*
hayattaki en büyük bugdır kendileri. zira bir insan bir insanı nasıl bu kadar karşılıksız sevebilir hala aklım almamakta. doğrularınla yanlışlarınla seni olduğun gibi kabul edecek başka kimse yok şu lanet olası hayatta. gerçek değeri asla anlaşılmaz ancak gurbete gittin mi, yeterince ayrı kaldın mı, az da olsa anlarsın nasıl bir şey olduğunu o'nun.

ne zaman la'l'i dinlesem sabahları çalan alarm gelir aklıma, sonra da telefonu duvarlara vurasım gelir. yemede içmede gözüm yok vallahi anne, güne senin sesinle uyansam yeter bana.
mazide kalan hatıra gibi şefkatli kollarını sarması istenen.
candır.saçını süpürge eder.ayaklarının altı öpülesi tek insan.
Peşimden güdümlü terlik fırlatabilen tek kadındır.
adımı söylemesini özlediğim.
çocukken, bir çalışmaya başlayayım " sana ne istersen alacağım " derdim anneme ama o çalışmaya başlayacağım seneler hiç gelmeyecek sanırdım.
şimdi ise epeydir çalışıyorum onu çok mutlu edecek ya da hayatını kolaylaştıracak bir sürü şey aldım; evlat mutlu etmek nasıldır bilmiyorum ama annenin dolu dolu bakan gözleriyle her aldığın şeye " evladım ne gerek vardı, paranı harcamasaydın " diyerek teşekkür edip sarılması dünyalar bedel.
bin ömrüm olsa binini de anneme verirdim.
kendilerine has ölçü birimleri var. özlediğini belli etmek için;
"sen yokken meyveler kalıyor hep yavrum, çöpe atıyoruz",
"sen gideli üç günde bir ekmek alıyoruz"
gibi cümleler kuruyor canım benim.
cevaben, yaptığı pilavı özlüyorum ben de.
bir erkeğin hayatında her kim olursa olsun hiç bir kadının yerini dolduramadığı kadınların kadını. sizi o kadar çok sever ki bu kadın sevginin tarifini o yapar adeta. evladınızı bile onun kucağında görmek, annesinin kucağında görmekten daha güven verir size. çunku size şefkati ve sevgiyi o tanımlamıştır ve sizin en değerli parçanıza o sevgiyi gösterebilecek yine yegane insan odur.
gençse ve internet kurdu olduysa bi şekilde çevirdiğin her türlü dolabı ortaya çıkarır. olay çıkartmayı da sever ayrıca.
anne kuzusu biri olduğumdan dünyadaki önemsediğim en önemli varlık.
internet explorer kullansa da annedir, candır o.
http://galeri.uludagsozluk.com/r/anne-207694/
annedir yüreği fazla dayanamaz.
herkes bıksa benden annem bana doymaz.
öper besler beni unutur kalbinde.
annem burda olsun bana bişey olmaz.
hergün bakar bana kusurumu görmez.
günler gece olsa o ışığı sönmez.
ellerim büyüdü avuçlarında.
bir tek annem olsun bana bişey olmaz.

yaşama sebebim, olmazsa olmazım, ne desem içimdeki onu anlatmaya kelimelerin yetersiz kalacağı varlık.
- şemsiye al!!!
- hava sıcak anne
- yağmur yağacak
- ya ne yağmuru havaya bak imkansız
- sen bilirsin

akşam eve dönüldüğünde;

- ben sana demiştim, git üstünü değiştir saçını kurut gel, çorba yapıyorum.

herşeyi mi bilir bunlar?
bir çok insann, kötü şeyler yapmasına engel olan kişi.
tost isteyen çocuğuna, yanında portakal suyu sıkmaya üşenip, portakalları dilim dilim yaparak getiren, "bunları da tostunun yanında em" diyebilen sınırlarını aşmış kadın.
saat 7 de anneme beni ara diye akşamdan tembihledim. aradı uyandım 5 dakika sonra bu sefer 35 geçe uyandırması için tembihledim yine yattım. 35 geçe telefonu açtım ses aynı böyle 'kalk'. vay arkadaş. 'oku' dese arapçayı sökerdim o sesle. helal len anne.
mesih miyim lan yoksa.
yok olm tevbe de.
herşeydir.
özgür bırakmayıcıdır. biraz ismail abi tarzı bi cümle oldu ama gerçekten özgür bırakmıyor.

üniversite sınavına hazırlanırken hedef anadolu uni iletişim fakültesiydi. fakat anne geldi, ısrar etti, ağladı, yalvardı ve senin yıllardır kurduğun hayallerine nokta koydu. gitme dedi, beni yalnız bırakma dedi - ki yalnız değil bir oğlu daha var - falan filan yaptı aklını çeldi.

istanbul uni iletişim fakültesi olsun dedin, oldu. ananın hatrına sırf onun hatrına hayallerine posta koydun, annemden degerli mi dedin ve onun istediğini yaptın. yine memnun olmadı.

eve çıkayım dedin. taa ümraniyeden beyazıta ebem sikiliyor eve çıkayım, çalışıyorum, burs alıyorum para sıkıntım yok dedin. yine olmadı. ulan haftasonları zaten görüşcez dedin ama yok aga fayda yok. dinletemedin bir türlü, ikna edemedin. istediğin zaman git ama asla geri dönemezsin tehditleriyle karşılaştın. yıldın, yıldırıldın.

sonuçta gençliğinin en baba sayılacak yılları her akşam hiç de hayal etmediğin şekilde geçiyor, zaman hızlı şekilde ilerlerken sen evinde klavye başında ulu sözlüğe entry girerek vakit kaybediyorsun. neden? anan özgür bırakmayıcı olduğu için. off ulan off.
© copyright 2005 - 2026