bugün

/400
yoğun temposuyla, maddi manevi tüketmeye alışmış insanlarıyla, iç karartıcı havası, bencil yaşamlarıyla yıpratan şehir.

ama garip bi özelliği vardır ki -doğma büyüme orda yaşayanlar çok daha iyi bilir- farklı bir bağı vardır. terk edilmek istense de kolay değildir. bunu başaranlar varsa da bilirler, farklı bir özlemi vardır, sevmesen de aslında mahkumsundur bu şehre.
tam melankoli havasına bürünmüş şehir. ha yağdım ha yağacağım diyor hava. acayip bir şekilde gri. elleri montun cebine sokup sokak sokak dolaşmak kadar zevklisi olamaz şu anda.
yalnızlığı yüze an be an bir daha vuran yeni başladığım şehir. insanı duygu seline sürükleme potansiyeli çözemediğim derecede yüksek yer.
türkiye'nin başkentidir.anıtkabir, hayvanat bahçesi,Atatürk'ün yaşdığı ev, atatürk müzesi gibi önemli yerlerin oldu şehirdir.
yine ayrılık var falımda..

ankara..
melih gökçek amcamızın bir şehri nasıl yaşanmaz hale getiririm konusunda tez olarak kullandığı şehir.
kuru soğuk.
sisli, puslu, aşkıda bi başka yaşanır sehir.
üç ay boyunca kimse "gri şehir, istanbul'a dönüşü güzel, bürokrat şehri, soğuk, melih gökçek" demezse msn ücretli olacakmış.

ankara, hüzünlü bir kent yalnız burası kesin. bir de martılar yok mu, hay allah.
deniz yok martı kardeş, senin işin ne bu şehirde.

önce martıları kirlendi zaten bu hayatın.
sadece cemal süreya yaşadı orda/öldü orda diye bile güzel şehir.
değerli.
iyi kalpli, üvey ana.

(bkz: cemal süreya)
(bkz: anlatılmaz yaşanır)
en güzel yerin sincan olduğu şehir............
uzaktayken daha da bir kıymete binen, özlenen, gri, kasvetli, soğuk şehir... kesinlikle kötü bir sevgili gibi...
güzeldir güzel. yılda en az bir kez görülmeye gidilir. havası solunmaya. istabulda aşk güzeldir derler.. aşık olunca neresi güzel olmaz ki? ankara yalnızken en güzeldir. sevgiliyle gitmek istemezsin.
anadolunun kalbi... biraz kırık biraz buruk, işte bu yüzden asık suratı. ankarayı yaşamayan anlayamaz, öğrenciler için sıkıcı, işe yaramz şehirdir ama okul bitse de özlenen terk edilemeyen şehirdir. ha bir de sakın ankarada aşık olmayın aşık olduğunuz kişiyi değil ankarayı bırakamzsınız vazgeçilmez olur...
dünyanın en az turist çeken başkentidir.. bu aralar her her tarafta ödül adığını gösteren bannerler asılıdır, bence oödül de çakma bir ödüldür, neye niçin ve hangi çıkar çevrelerinin uydurduğu bir ödül olduğu bariz bellidir,üniversiteleri al götür geriye ne kalır merak ettiğim bir kenttir. Cumhuriyetin ilk yıllarından daha geriye götürülmüş bir memlekettir. Sanatçısına da bilim adamına da sahip çıkamayak kadar aciz bir yerel yönetim tarafından yıllardır yönetilmektedir.
Haluk leventin sanki benim için söylediği bu şarkı "neler neler yapıyorsun.Bensiz Anlara'da" sözleri unutamadığım unutmayacağım insanı hatırlatır.
Sen ellerimde
Sen gözlerimde
Issız geçen her gecemde
Herşeyinle yanımdasın
En zor bu gerçekten
Sevdiğimi söylemeden
Ayrıldım yine sende
Yoksun sen aslında
Yalnızım bu kumsalda
Neler neler yapıyorsun.
Bensizken Ankara'da.
malesef ki çok fazla yeşil alanları bulunmayan bir şehir. ancak, her güzel şeyin bir de kötü yanı vardır...
güzeldir ankara. yaşayanlar bilir bir tek. ne kadar anlatsanız da sözcükler yeterli gelmez bazen. dışarıdan bakıldığında soğuk, kasvetli, sıradan bir "şehir" gibi görünse de, asıl yüzü çok farklıdır.
istediğiniz pek çok şeyi bir arada bulabilirsiniz burada. isteyenler için alışveriş mezkezleri, isteyenler için dinlenilecek yerler, sohbet etmek için güzel ortamlar...
eksikleri de yok değil. "denizi yok." diye şikayet ederler genelde. bence çok da gerkli değil ama... bazen temiz havaya ihtiyaç duyarsınız. onu öyle her istediğinizde bulamazsınız ankara'da. yeşil alanlar genelde şehrin uzağında kalmıştır. gitmek zaman ister. sanırım burada her şeyi yapmak en başta zaman ister....
6 senedir, 17 sene deniz kenarında büyümüş beni deniz hasretine uğratmamış güzel şehir
isyankar şehir.
bir çok ankaralı memnun değildir bu şehirden emekli olunca gideceğim buradan der ama gitmez bi çok istanbullu aşığım bu şehire der ama yaşlanınca burdan daha sakin bir yere yerleşmek ister farkı budur.
bir asteroid adı.
türkiyenin en yaşanır kenti seçilmiştir...
en buyuk sorunu trafik olan memur sehri, kimse kurallara uymuyor, gerci bu turkiye'nin sorunu. hani essek icin derler ya, baglasan durmaz.
yarın ikinci defa gideceğim ve bundan dolayı tuhaftır garip bir mutluluk duyduğum şehir. bursadan ilk gittiğimde yeşilin yokluğu bana çok itici gelmişti. bir de devlet binalarının sevimsizliği. ama bu ankara'nın suçu kabahati değil ki, hangi şehirde güzel kamu binalarımız. şimdi bursadan yeşili ve uludağ'ı istanbul'dan boğaz'ı çıkarsak geriye kalan neyse ankara'da işte odur. yine de ankara'da eski devirde yapılmış bir kaç güzel bina var, eski meclisler, etnografya müzesi, resim heykel müzesi, ziraat bankası binası filan. onlar kadar güzel kamu binaları yapılamaz mıydı acaba? ve atatürk...ya şehirde bir tek o ağaç dikmiş arkadaş. o da az biraz yeşillendirmese imiş hepten gri kalacakmış.

ve elbette anıtkabir. övmeye kelime aramayı ayıp sayıyorum. ankara demek o'nun yanıbaşında olmak demek. anıtkabir etrafındaki evlere fesatça bakacağım yine yarın gidince.

bir de meydanlar şehri ankara. ama çoğu berbat edilmiş daracık meydanlar. adım başı bir meydan ama o meydanları kim berbat etmişse en kötüler nobel'ini hak ediyor gerçekten.

neyse yarın gidiyorum işte. mutluyum.

edit: bu defa çok garip bir şekilde kendimi hiç yabancı hissetmedim ankara'ya. sanki uzun zamandır orada imişim gibi hissettim sokaklarında. garip bir şey, enteresan. ben ve ankara arasında nasıl bir bağ ola?
© copyright 2005 - 2026