/400
rte' nin yeni çılgın şehri. Aklımda kaldığı kadarıyla; kızıay' ı selçuklu mimarisine göre yeniden dizayn edecekmiş, zira "kızılay bildiğiniz gibi; çirkin" sözlerini sarfetmiştir. akyurt' a fuar ve kongre merkezi açacakmış, ankaraya 500.000 kişilik yeni bir şehir kuracakmış, hızlı trenin beşiği haline getirecekmiş, orta doğunun en büyük hayvanat bahçesini açacakmış, mış mış ta miş miş.
Şuan ise bitmemiş metro istasyonları olan, trafik ve ulaşım keşmekeşinin yaşandığı, aydın ve modern görünüşlü insanların sayısının giderek azaldığı ve i. gökçek tarafından yönetilen (peşkeş çekilen) güzide başkentimiz.
Son dakika haberi ise, Atatürk Orman Çiftliği (ki bize Atanın mirasıdır, Halka tarımcılık ve hayvancılık gibi konularda örnek olsun diye kurulmuş Ankara' nın ortasındaki bir vahadır.) belediye tarafından kavşak düzenlemesi için kullanılacak ve üzerine yollar yapılacakmış. Galiba Tandoğan sırtlarından bu iğrenç inşaatı izleyecek olan yüce adamın kemikleri sızlayacaktır.
ilk aşkımı yaşadığım, sıkı dostlara sahip olduğum, memleketim dediğim, Ankara' da yaşamadan anlayamazsın bu şehrin ne kadar sevileceğini; dediğim, ve dolayısıyla yukarıdaki tanımlara uyduğu için içim acıyarak ve üzülerek adını zikrettiğim şehir; Ankara.
kaç gündür hava sıcaklığı süperken, bugün volkan konak konserine nispet yaparcasına gök delindi. planlar iptal oldu.
bugün yine gök delinircesine yağmurun yağdığı şehirdir.
kurak olduğunu iddia edenlere inat, bu yıl yağmuru bol olan, hala da yağdıkça yağan şehir.
ümitköy ve çayyolu'na pekala yayılan başkent.
canım şehrim. *
devrimin başkenti.
nüfusun yoğunlaştığı yerlerde kendisini daha çok hissettiren.
merkez kızılay ve ulus. ne yaparsan yap yayılamıyor daha fazla.
bir de bütün hayatını burada geçirmiş biri olarak tanımadığım bir adam gibi ankara artık.

yenişehir'de bir öğle vakti yürüyüşleri yok artık eskisi gibi.
5 sene önce buraya gelirken,çekindiğim,korktuğum şehirdi.şimdi ise istanbul'a gidişlerim hariç hiç ayrılmak istemedğim,mükemmel bir yaz havası olan şehir.kıymetini daha küçük bir şehre gidince anlıyorsunuz.
çok pis küfürler edesim var, hem de hiç ayıp olmaz ona, ama buraya ayıp olur. karantinaya alınsın ne olur? insanlar çıkarılsın, yasaklansın burada yaşamak. almasınlar beni, kovsunlar.
Yaşamaktan sıkıldığım ama bir türlü gidemediğim şehir.
(bkz: türkiye nin en vasat şehri)
Ankara'ya
Öyle yakışırdı ki kar..
Asfaltlar ışıldar,
Buz tutardı resmi yalanlar...
Kimse keman çalmaz belki ama
Çok keman çalınsın balolarında
Diye yapılmış
Gri
Sisli
Binalar...

Alnının ortasında
Ciddi bir devlet asabiyeti.

yılmaz erdoğanın ankara şiirinden
arkadaş bu nasıl hava ben anlamıyorum artık, bitse de gitsek moduna gireli çok oluyor. ankara sabrımızı taşırma.
bu haftaki son şenlik bittikten sonra yazı getirir, okul zamanı sıcaktan kavururken, tüm şenliklerde yağmurun yağdığı iğrenç şehirdir.
Kendini holigan ilan eden holicon ankaragüçlülerin memleketi. Yakıcaz burayı.
bir türlü ne yapacağına karar verememiş şehir. bi sağanak yapıyor dışarı çıkarken şapka filan takıyoruz, sonrasında parlak bir yaz güneşi. bu sefer de yanıyoruz. şimdi yine sağanak. bi karar verse artık. dışarı çıkıcaz. giyecek bir şey bulamıyoruz lan bu yüzden. ya hep ya hiç.
garipliklerin şehri, anladım bu gelişimde...

istanbul'dan, baharla birlikte hareket etmiştim aslında ve buraya gediğimde biraz daha bahar vardı zulada. şimdi yağmak ile yağmamak arasında karakter bunalımları yaşayan bir hava var ve iki gündür varlığını sürdürmekte ısrarlı. gri derler -ki yalan gelir bana- bu şehir için ama o bile değil. daha belli-belirsiz bir şey var burada çözemediğim. bulutlar, her zamankinden ve herhangi bir yerde olduğundan daha garip.

garip bir şehir vesselam ve başıboş yürüyorm sokağa her çıktığımda.
yer ankara, gecesinde bir kışın, elinde sahleple kızılayı turlamak.. sırf bunun için bile sevilesi şehir.
istanbul dan gece saatlerinde döndüğümde, içime büyük bir huzur getiren şehirdir.

tamam istanbul iyidir, hoştur. deniziyle, boğazıyla, camileriyle, eminönünde balık ekmeğiyle bir efsanedir ama ankara ya geldiğimde sanki uzun bir tatilden gelen adamın evinin kapısını açmasıyla birlikte gelen mutluluğu gördüm dün gece.

bir yandan arabayı sürerken diğer yandan bomboş sokakları seyrettim.

ben seni seviyorum be ankara, soğukluğuna, griliğine, siyasetin getirdiği ikiyüzlülüğüne rağmen. seviyorum seni ankara.
hayatımdan birçok şeyi çalan ve hala çalmakta olan boktan yerleşim yeri.
yarında yağmur yağarsa söveceğim şehir.
insan en iyi dostlarını burada edinebilir. o kadar.
gelmiyorum ankara! vallahi gelmiyorum! şaka gibi izmirdeyim daha!!
seviyorum ben bu şehri. üniversitemin birinci yılındayım, eylül civarlarında istanbulda öğrenci olmak mevzuunu yaşarken, çankırı'da oturanailemi görebilmek, biraz daha sakin ve basit yaşayabilmek arzusuyla deli gibi hacettepe'sine yatay geçiş yapmak istediğim şehirdi. sanırım ben bu şehirdeki çözülmüşlük, dibe çökmüşlük havasını seviyorum ve bunalım bir anında insanın sırtına attığı küçük tıptıpları. şu an istanbul'dayım, bir hafta önce ankarada'ydım, bir haftadan özletti kendini. lakin hüzünler şehri olarak aklımda kalacak gibi. ikidir her gidişimden sonra acıyor içimde birşeyler.
ankara, bağrında büyüttüğün arkadaşım, sevdiğinin ölüm haberini, beni gülerek aşti'den uğurladıktan bir saat sonra almamalıydı. ayıp ettin, ikinci kez. üçüncüyü istemiyorum, hem de hiç.
yılın sadece 3 ayını geçirebildiğim güzel şehir. * *
© copyright 2005 - 2026