bugün

/400
Aşktır, candır. bu yıl allah nasip ederse üniversiteye gidilesi şehir olacaktır. Ankara üniversitesi mülkiyeli
olunası için çalıştırır adamı. disiplinli şehirdir, yaşanılasıdır. her yöndende tatmin edici. eğlence, siyaset, tatil, eğitim vs... ne isterseniz burda mevcut.
internette online oyun oynarken ne zaman bir ankaralıya denk gelsem yenilince küfür etmeye başlıyor. havasından suyundan mıdır yoksa tamamen tesadüf müdür bilemediğim şehir...
kimilerine göre, ona gitmek sevgiliye gitmektir.
kafa dağıtmak için zaman zaman kısa ziyaretlerde bulunduğum sakin şehir.
nazımın sevdası, denizin anası...

(bkz: emrah metin ankara)
bu şehrin insanları biraz garip. soğuk ve hırçın. gençler ikiye ayrılır.
apaçi/batı özentisi.

marjinal olma çabaları ve saçları kafadan daha uzun olan apaçiler.
şalvar tarzı pantolon giyen kızlar, marjinal çabalarına girip maymuna dönen diğerleri.
farklı bir şehir.
her şehirden daha güzel şehirdir.diğerlerinin trafiğine, nemine, isine, pisliğine bakarak mis gibidir ankara'm.
uzun yıllar bu şehirde yaşadıktan sonra buradan gittiğim . 19 yıl boyunca bir kere bile rahat ve mutlu olduğumu hatırlamadığım. burada doğmam ve büyümeme rağmen bende en ufak bir sempati uyandırmayan yer.
gri ve yağışlı şehir. bir bahar daha yağmurla geçiyor. hava yine haziran sonuna kadar bozuk gidecek sanki bu şehirde.
sürekli istanbul ile karşılaştırıldığından mütevellit ben de fikrimi belirtmek isterim ki;
istanbul osmanlının başkentliğini yapmıştır. sokaklarda osmanlı izlerinin görülmesi mümkündür.
ankara türkiye cumhuriyetinin başkentidir. özellikle ulus ve çevresinde sadece ankaranın değil tüm türkiyenin gelişme ve değişme evrelerini görebilirsiniz.

istanbul soğuğu adamı öncelikle kemiklerinden vurur.
ankara soğuğu değdiği yeri yakar kavurur.

ankaranın insanları kaba değil bilakis kibardır. ankara insanlarının çoğu eğitimlidir. zaten bürokrasi ve devletin kalbi olan, her 5 kişiden birinin memur olduğu şehirde kabalıktan söz edilmesi abesle iştigaldir.
istanbul her yerden göç aldığından mıdır bilinmez, insanları istanbulluluğu pek bilmez. istanbul beyefendisi diyebileceğimiz kişiler nüfusa oranla azdır.

belki bir başkente yakışmayan bozuk kaldırımları vardır ankaranın. ama istanbuldaki gibi 100 metre ilerlemek için iki buçuk saat beklemezsin otobüste, arabada, dolmuşta, takside. ulaşım kolaydır buralarda.

denizi yoktur ama gidip görülesi, piknik yapılası, bol bol fotoğraf çekilesi parkları vardır ankaranın. harikalar diyarı vardır mesela. çoluk çocuk, genç yaşlı gidilir orda masallar diyarına. mogan gölü vardır koskoca bir pazar gününü değerli ve hatırlanabilir kılmak için.

tüm türkiyede simidin en iyisi ankarada yapılır. *
4. derece deprem bölgesi olmasından ötürü türkiyede pek çok yerden daha güvenlidir bu açıdan.

sevmeyeni sevmez. ama bi kere sevdim mi gidemezsin ankara dan.
Bari denizi olsaydı dediğim şehir vicdansız ankara kaybol git yok ol .
şu sıralar karadeniz iklimi yaşayan şehir.
yaşamadan bilinmeyen ve ' memur şehri, robotik insanlar ' gibi yorumlara maruz kalan lakin orada yaşamaya başladıktan sonra ayrılmak istenmeyen tılsımlı bir bağ kuran şehir.
kıymetini en iyi ankaradan ayrilanların bildiği özlenen şehir.
yağmurlu, sıkıcı havası ile artık gına getirmiş olan şehir.
yeter, mayısı ortaladık güneş göremedik.

hafif romatizmal rahatsızlıkları olanlar için üzülüyorum. sürekli sızı, sürekli ağrı..
"düzen" ve "intizam" kelimelerinin hayat bulduğu şehir. dışarıdan gelene hiç alışık değiller. örneğin ankarayda, sanki herkes yıllardır ankara'da yaşıyor da her yönü her durağı biliyormuşcasına doğru dürüst bir yönlendirme sistemi yok. ego denen zamazingo istanbul'da olsa zaten kan çıkar hiç girmiyorum.

kısaca, yolunuz sakarya'ya düşerse sizi elimizden geldiği kadar zikmeye çalışırız.
çok ağlıyor bugün... hüzünlü şehir.
gece sarhoş gezerken tunalıda çorbacı aramaktır.
"yürürüz başkentin sokaklarında.."

cemal süreya. *
küçükken amerika'yla karıştırdığım şehir.
seviyorum be seni.
11 yıl koskoca 11 yıl geçti seninle,

çok iyi hatırlıyorum galatasaray daha yeni uefa kupasını alalı bir yıl bile olmamıştı,

o coşkuyu çocukluğumun en güzel yıllarının simgesiydi,

sonra sana sığındık ankara,

ama bir gün bile sevmedim seni ankara.

çünkü hayatımın en boktan döneminden birazcık daha az boktan bir döneminde düşmüştüm kucağına,

çocuktum,

erkeklerle sırnaş dolaş gezen liseliler bile bana o kadar uçuk geliyordu ki

geride bıraktığım oyun arkadaşlarım aklıma geldikçe

ağladım

çok ağladım

seninle birlikte büyüdüm

normal birisine göre belki iki kat büyüdüm,

çünkü zordun lan benim için, çünkü o kadar düşündürdün ki beni, çünkü o kadar senden kurtulma hayalleri kurdurdun ki bana....

hep gitmek istedim işte

gidemedim

sevmek istedim,

sevemedim,

bazen seviyor taklidi yaptım,

artık çoğu zaman içten içe kuru ağladım,

yıllar geçtikçe baktım bıraktığım yıllara

senin bağrında nice güzel arkadaşlarla tanıştım,

iyi kötü huylu huysuz heyecanlı heyecansız ne yarak kürek anılar yazdın zihnime,

sigaraya seninle başladım,

alkole senin ikamet ettirdiğin bir insan yüzünden başladım,

ilk defa senin içinde yaşadım gerçek aşkı, platonik, ızdıraplı, karşılıksız, boş ve biten bir aşk, başlamadan biten...

yılları devirdikten sonra

şimdi gitmek fırsatı elimde,

sana galip geldim,

artık atacağım bir imzaya kaldı senden ayrılmak

ama öyle bir kararsızlık içindeyim ki ankara

beni işte böyle siktirip attın bir kenara ankara

canın sağolsun ankara

gidiyorum

elveda

kaldırım taşlarına,

berbat kış ayına,

ego kartına,

elveda ilk aşkıma,

elveda sana ankara elveda...

yarın o imzayı atıyorum ve kalemin mürekkebiyle birlikte bitiyorsun...
gün itibariyle akşamı erken getirmiş şehirdir.
mor havalı şehir..
şuan itibariyle toprak kokusunu hissettiren , bunaltıcı sıcaktan kurtarıp serinlik veren yağmurla güzelleşendir ankara.
© copyright 2005 - 2026