bugün

/400
Sabahın köründe donarak uyandığım, sonra bir ara terleyip tüm camları açtığım miko'nun dalga geçtiği şehirdir. Ama bence en güzel şehirdir.
tiyatroda genç osman'ı izlerken ''büyüksün genç osman'' diye bağıran insanların yaşadığı şehir.
Kenedy caddesinde toma nın beklediği şehir. Üst yolu kullanın.
çok sevdiğim ama her zaman canımı yakan şehir. nasıl olacak nasıl ayrılacağız bilmiyorum.
Yarın gideceğim ve 19 Eylülde okumaya başlayacağım şehir..
Hayatımın yüzde 98i şu an orada. Ve bu şehir o yokken boşmuş lan.
son gittiğimde inşaat halindeydi. ondan önceki gidişimde inşaat halindeydi. ondan önceki gidişimde inşaat halindeydi. ondan önceki gidişimde inşaat halindeydi. ondan önceki gidişimde inşaat halindeydi. ondan önceki gidişimde inşaat halindeydi. ondan önceki gidişimde inşaat halindeydi. ondan önceki gidişimde inşaat halindeydi...

inşaat fetişiniz mi var amk nedir bu inşaat sevdası.
Sakarya- karanfil- tunus- bestekar- tunalı- kuğulu rotasında eller cepte gezilmesi tavsiye edilir.
bu şehirde tiyatroya gidilecekse biletleri 2 ay önceden almak gerek. herkes elinde pipoyla dolaşıyo.
Özledim be 1 ay ayrı kalmak yaramadı bana. Özlediğim şehir.
Yaşadığım sehir umarim deniz kenarına yerleşirim ilerde bir bisiklet alıp yalnız bir erkek olarak sahilde bisiklete binerim. amin.
Amin.
Kurtulurum inşallah.
Özlüyorum be sözlük.
severim ben ankara'yı. severim çünkü bu dünyada sevdiğim,imkansız aşk beslediğim insan orada.onun geçtiği her sokağı seviyorum ankara'da. geçen geçmiş sincan sokaklarından ''berbat yer'' dedi. ben sincanı bile sevdim sırf o orada nefes alıp verdi diye.seğmenler parkını çok sever mesela. ''orası nefes alabildiğim tek yer'' der. bu yüzden ben de çok severim seğmenleri.ağaçların gövdelerine sarılırım belki derim belki o da sarılmıştır ağaçlara. hep okumak istedim ankarada. çünkü o orada okuyor. sırf ona daha yakın olsun diye eskişehir'de okuyorum ben. ama nafile bunların hepsi. çıkmaz bir aşk benimkisi. sonunu bile bile uçuruma yürümek gibi. onu her gördüğümde gözlerim yeni doğmuş bir bebeğin dünyayı ilk defa gördüğü gibi görüyor,vücudum kışın erzurumun bütün soğunu ısıtacak kadar ısı salgılıyor. ama ona bir adım daha yaklaşamıyorum. o benim sırtım aslında hep yakınız ama o bana dünyanın en uzak şeyi.

neyse madem konu ankara ;

haluk levent- ankara.
Ankara ya öyle yakışırdıki kar.
asfaltlar ışıldar.
yalanlar...
Ankara ya ne zaman kar yağsa,
elim, yüzüm, çocukluğum buz tutar.

dizelerini her adını duyuşumda aklıma getiren şehir. hiç gitmedim.
Sevdiceğimin bulunduğu ve mesafeler yüzünden ayrılmak zorunda kalmamıza sebep olan şehir.
Başına gökten 3 kırmızı elma düşen şehir.
(bkz: Ankara winter is coming zirvesi)
Memlekete giderken arkamda bıraktığım da üzüldüğüm hüzünlendiğim ama her dönüşümde de çocuklar gibi mutlu olduğum şehir.

Bugün aştiden otobüse bindim yine. Peronda otobüs bekleyen bir sürü insan ki hepsi memleketine, sevdiği insanlara gidecek. Sevsinler veya sevmesinler ama o şehir bambaşka.

Ankara'nın bende bıraktığı duyguları hisleri çok seviyorum. Hayatım dediğim şehirdir ankara.

Yurdumun her şehrinde sevdiğim yer ankara'ya dönüş yolu.
ikamet etmekte olduğum lanet olasıca şehirdir. Kuru boş gri ruhsuz bir kenttir.
yabancı birinin dedigi gibi "middle of nothing".
ama seviyoruz oyle ya da boyle.
bursa'ya he geldiğimde bir daha oraya dönmek istemiyorum dediğim ancak hepte dönme zorunda olduğum şehir. ruhsuz şehir.
Sevmeyenler beton yığını diyenler siz gidin istanbulu falan sevin.
metropol olmaya yaklaşan şehir .
Aslında pek bir boş şehir. Şehri şehir yapan içindeki insanlar değil midir? Bence olay bu burada bi ton boş laf kalabalığı yapmışlar hayvan oğulları.
© copyright 2005 - 2026