bugün

/400
Birkaç güne oradayım. Bekle beni ankara.
göt donduran şehir. eğer montsuz dışarı çıkarsanız götünüzdeki bok donar. sıçamazsınız.
net güzel şehirdir.
Lisans dahil, lisansa kadar olan tüm diplomalarımın üstünde ismi olan şehirdir.
şimdilik ayrı düştük ama hala unutamadığım sevgilimdir.
Garibanlara da iyi bir hayat standardı sunardı eskiden, şimdi nasıl bilemem. Ucuza tiyatro opera imkanlarını sunardı.
Bilkent Senfoni bile dinlemeye giderdik, zamanında 1.5 TL'ye veya 1.5 milyon da olabilir!
çok enteresan kar yağıyor şu anda ankara'ya.
karı fark etmem ve her yerin bembeyaz olması arasındaki geçen süre 1 dakika.
şimdi de pamuk gibi yağıyor. döne döne iniyorlar yere..
An itibariyle firtina dinip kar yagisi hafiflemeye basladi. Tam da evde,çayini kahveni alip camin dibinde izlemelik hava.
hayatımda ilk defa yağmurun kara dönüşünü görmeme imkan tanıyan şehir. az önceki kara bulutların gitmesiyle şu an gökyüzü de çatıların üstleri de bembeyaz. biraz hazırlıksız yakaladı, şaşkınlık içindeyiz.
Karin yagdigini burdan ogrendim ya la. Ankara bitanedir vazgecilmez yasamayan bilmez
Gri bir şehirdir ankara. Kimi görür kimi görmez dedi pek muhterem bey!
Sonra yüzünü kaldırdığında en nihayetinde kırmızı eldivenli kız gidiyordu...
Ş. H.
Bilkent'in en guzel anları bu zamanlar ve ankara'nın.
Yarın kısa süreliğine terk edeceğim şehirdir. Umrunda mıdır? Orasını bilemem.
Ankara da gemi batmış 10 ölü varmış espirisiyle sevmeye başladığım şehir.
şiirin uzunluğu seni basmasın, içeriğe bir şans ver sevgili ulu yazarı

'Hey gidi ankara hey!
Beni de benzettin ya kendine!
Astın suratımı,resmileştirdin beni
Hey gidi ankara hey!
Beni de benzettin ya kendine
Yüzümde bürokrat gülümsemesi
içimde politik çıkmazlar
Kaçıncı aşktı tattığım akşamlarında
Kızılay'da yürüyemeden elele ayrıldığım
Bir gecelik duygu esnemesinde
Yalnızlığımla kendimi evime attığım
Tadamadan mevsimlerini doya doya.

Kaybettim kendimi;
Herhangi bir sokağın,herhangi bir ayrımında
Geçerken ömrüm giriş katlarında
Üşüdüm,titredim;
Otuz yaşıma girerken bir yaz akşamında
Bekar evlerinin soluk aydılığında
Kötü alışkanlıklar edindim
Hiçbir kıza yalan söylemedim ankara
Ama bir ebruli akşamda
Ezan seslerine karıştı çığlıklarım
Oyalıyormuşum meğer kendimi geçici heveslerle
Kırçiçekleri açıverdi yüreğimde
Sen aşk de buna,ben çıkmaz sokak
Ankara!

Delik olan cebime koyacaktım tüm hüzünleri
Yine şiirler çalıp;
Şairlerin soluk nefesli kitaplarından
Şarkılar,şarkılar düzecektim ona
Ve ankara;
Çelik renkli gecelerine dağıttığım aşklarımdan
Taç yapacaktım sarı saçlarına
Gözlerindeki yeşilden sürecektim antik yalnızlığıma
ikimizinde paylaşak birşeyi olacaktı hayatta
Anlarsın ya!sen ankara,ben ve o...
Üç kişilik bir dünya kuracaktık
Gözyaşlarının kahkahaya karıştığı şu dünyada;
Duygu sevinecekti
Telefon edip zeynep'e
"Evleniyormuş" diyecekti

Frekansını yakalamışken tam da mutluluğunun,
Çankaya'dan bir rüzgar esti.
Kıskandın ya bizi! Helal olsun sana
Şu ölümlü dünyada kendin gibi bir dünya görmeden
Boğacaksın öyle mi kalabalık kaldırımlarında beni?
Hüzne doyacağım öyle mi?
Senin gibi gecekondularında
Benim gibi bozkır çocuğu

Meram akşamlarında;
Çiçeklerin nasıl olgunlaştığını bilirim ben
Çözmüşken tam da şifresini hayatın
Korkma ankara,korkma!
Yazılmamış bir şiirin okundukça çoğalan ilk kelimesinde
Akıp giderken kaderimiz iki ayrı yöne
Mutlak buluşacak vuslat denizinde
Ankara korkma!
Okuduğu duaları anamın ikimizide kurtaracak
Hiç ummadığın birgünde
Şöyle güneş burcundayken sevinçlerin
Sen bana alışacaksın bende sana...
Ankara'

Ali Uluraspa

internette bu şiiri ararken şöyle de bir şey gördüm. doğru mudur bilinmez ama şiiri daha da bir güzel yaptı sanki.

'Ali uluraspa 28-29 yaşlarındayken Ebru isminde 16-17 yaşlarında sarı şaçlı yeşil gözlü gecekondu bir evde yaşayan bir kıza aşık olmuş ve uzun süre cesaret edemediği için kıza bir şey söyleyememiş. Bir gün kız durakta otobüs beklerken kıza zar zor da olsa karşılık alma ümidiyle aşkını söylemiş. Kız olumsuz cevap vermiş ve tam da o esnada akşam ezanı okunmaya başlamış ( şiirde üzerine vurgu yapıldığı için ezandan özellikle bahsediyorum ). Ali Uluraspa yıkılmış tabii ve bu şiiri yazmış o kız için.'
Sokaklarında kıçım donarak geziyorum. Kar yağdı. Asırı soğuk.
Bir türlü sevmeyi başaramadığım gri şehir. insanlar nedense çok mutsuz geliyor. Sanki hayatları çalınmış gibi azıcık gülün hayat çok güzel... Bir de bir izmir'li olarak soğuğuna alışamadım
Anıtkabir dışında boş olduğunu düşünüyorum.
Hayatımı çalan şehir. Çok güzel anılarımın yanında büyük acılar yaşatan, yaşamayı istemediğim ama yaşamaya mecbur olduğum şehir.
Gri şehrin asil çocuklarıyız.
her yönüyle şişirilmiş bir şehir neymiş efendim insanları şöyleymişte soğuğu böyleymişte sıcağı öyleymişte bi kere binbirçeşit insan var Ankaralı olan ayrıca -10u görünce donuyoğğamua ankara buz gibi diyenler siz hiç türkiyenin başka bir memleketi olan karsta -40 derecedeki termometreyi gördünüzmü veya adanada 40 dereceyi gösteren termometreyi kısaca ankara tarih sahnesinde hiçbir zaman çok büyük bir yere sahip olmamıştır ve muhtemelen başkent yapılmasaydı olmayacaktıda.
bir iş için pazar günü gidip pazartesi döneceğim. bileti metro turizmden aldım inşallah başıma bir şey gelmez. muhtemelen 3 saat falan boş zamanım olacak gezmek için. bakayım nasıl bir yermiş.
st petersburgmusun mübarek bu ne soğuk.
Donuuyooğaamınaaa

Gün içerisinde 5-6 kere kesik kesik kar yağdı hepside çok yogun şekilde.
havanın nasıl olduğunu merak ettiğim şehir. Yarın ordayım angara.

kar var mı kar?
havasının ta amk. lan bi de bu karı milletini harbi anlamıyorum.. ben giyinmişim 3 kat, iş yerinden arabaya gidene kadar buz tuttum, bunlar kısa kısa giyinmiş geziniyor.
çok merak ediyorum nası bi ısıtma mekanizması lan bu.. merkezi sistem mi? ya da ruh hastaları mı hakikaten anlamadım.
Soğuk kelimesinin kifayetsiz kaldığı şehir.
Kapri ile gezdiğim havası sıcacık şehir. Bi saniye doktor bey geliyorum.
© copyright 2005 - 2026