bugün
- üniversite sınavı kaldırılmalıdır10
- demir çelik5
- lise yıllarına ait bir şey söyleyin36
- buz gibi bira8
- sıcak şarap4
- arda güler6
- şi ve trump'ın ticaret anlaşması2
- babybombshell2
- kale3112'deki kale hangi kale10
- gece vardiyası3
- bursa6
- sözlük kızlarının küfürbaz olması6
- sözlükte flört etmemek9
- arkadaşlar lütfen4
- beşiktaş8
- ilk buluşmada 16 adet cağ kebabı yiyen kız16
- en iyi pizza içeriği10
- paradox interactive3
- köy9
- 30 yaşından sonra hayattan keyif almanın bitmesi9
- acı gerçekler14
- devlet adına çalışıp geçmişin temizlenmesi4
- en lezzetli balık24
- gece tostu4
- en enayi huyunuz4
- 25 eylül 2026 fidan'ın libya toplantısı2
- aşk bir hastalıkmış sanki2
- karşı cinsteki en itici özellik16
- agaçlarla dertleşmek3
- dünyanın en kötü hissi3
- 25 eylül 2026 türkiye fransa maçı5
- yıllar ona hiç acımamış3
- muhalif kızların ak partili erkeklere aşık olması13
- başlığı başa bırakıp kaçan yazarı enselemek3
- otobüste giderken yanındakinin geviş getirmesi3
- derdinizi dinlerken rakı sofrası kuran psikolog8
- zendaya4
- sözlüğün embesillerle dolu olması6
- mehmet şimşek2
- köy vs şehir hayatı2
- queen ravenna'nın evine kız kaçıran atmak2
- anın görüntüsü23
- ezoterizm4
- sözlüğün maymuna dönmesi2
- sigarayı bırakınca ağzımın tadı geldi3
- gammazlar göreve8
- bir kız true ile arkadaş olabilir mi10
- yeni biriyle nerede tanışılır13
- 24 eylül 2026 hollanda almanya maçı3
- sözlükte aile kurmak8
istanbul'da da yaşansa kendini özleten yer. *
günlük 920 bin metreküp su tüketilen şehir.
devrini tamamlayan bir çarka benzeyen şehir. her şey bir önceki gün ile aynı ilerler. herhangi bir farklılık, yenilik göremezsiniz melih gokcek bir aksiyonda bulunmamışsa. gerçi onun yaptığı aksiyonlar ortada tüm ankaralılar ile dalgasını geçiyor. ankara'nın yegane güzelliği bir zaman kafanızı dinlemek istediğinizde buna kolayca imkan sağlamasıdır.
artık dönmek zorunda olduğum kendisini hiç ama hiç özletmemiş olan şehir.
denizi olmayan ve bu yüzden deniz tutkunları için yaşaması imkansız olan şehir.
melih gökçekten inşallah kurtulası şehrimiz.
kaybolmanın çok zor olduğu şehir. hiç bilmiyorsanız ve ilk gelişinizse bile kaybolamazsınız. düz yürüyün mutlaka bir şekilde kızılaya çıkarsınız.
türkiye cumhuriyetin'in başkenti.
(bkz: ankaralilarin kaba olmasi)
(bkz: ankara da akordeon)
nedense burda herkesin devletle bir alakası vardır. hiç yoksa emekli maaşı alıyordur. sanırım istanbul'dan ön önemli farkı bu. ayrıca sendikaların ve lojmanların önündeki jipler beni hep şaşırtmıştır.
bir çok ilçesinde aşırı derecede çk yağmur yağan şehirdir. yağan yağmurlar barajları doldurur ümidi ile. ankaralı arkadaşlar yarın şemsiyesiz çıkmasın. meteoroloji uyarıyor.
hasreti nazlı kent...
soğuğun iyiden iyiye hissedilmesi, titreme, göt donması, kısmi ve geçici yüz felci gibi sıcaktan soğuğa geçişteki 4 aşamanın henüz birincisini yaşatan. bu aşamaları ölmeden atlatıp, yaşamaya devam edebilenler içinse ödülü, hepinizin bildiği gibi kendisine aşık olmak için en büyük etken olan -ki en büyük kozudur- kar. değer mi? fazlasıyla.
bakalım kahramanımızı ilerki bölümlerde ne gibi zorluklar bekliyor...
bakalım kahramanımızı ilerki bölümlerde ne gibi zorluklar bekliyor...
yabancılar için türkiyenin başkenti olduğu bilinmeyen kent. aramız iyi olmamasına rağmen özlettirdi kendini.
istanbuldan sonra çekilmez olan şehirdir.eğer ki siz de benim gibi hayatınızda bir kez gittiyseniz ve gitme sebebiniz hayatınıza yön verecek bir sınavsa çekilmezi bırak nefret edilecek şehirdir.
yerel bir gazetede hakkinda ozlem kokulu bir yazi yazilmis sehrim;
ANKARA'DA SONBAHAR
Sabah uyanıp camdan dağa baktığımda artık başka bir şehirde olduğumu bir kez daha farkettim. Sonbahar Manisada ne kadar farklı şimdi Ankarada her taraf kızıl sarı yapraklarla kaplıdır. Yolda yürürken yaprakların çıkardığı ses içinizi bir tuhaf yapar. Garip bir hüzün çöker nedenini bir türlü bilemezsiniz. Seversiniz bu hüznü rahatsız olmazsınız. Etrafa daha bir alıcı gözle bakarsınız. Parkta oynayan çocuklar, elele yürüyen yaşlı çift, birbirlerine sıkıca sarılmış gençler daha bir hoş görünür gözünüze. Botanik Bahçesi, Seymenler Parkı, Kuğulu Park şimdi her zamankinden daha da bir güzel daha da bir huzur doludur. Tunalı Hilmi Caddesi'nde, Bahçelievler'de turlayan gençler daha da bir neşelidir. Hepsinde yaz tatili sonrası arkadaşlarına, sevgililerine yeniden kavuşmanın heyecanı vardır.
Ankara'da sonbaharda sabahları işe giderken ve akşam iş çıkışında halk dilinde ahmak ıslatan Ankaralıların ise memur ıslatan dediği yağmur ciseler. Islanmadan eve ulaşabilirseniz kendinizi şanslı sayarsınız. Hep artık bugün şemsiyemi unutmayacağım diyerek kendinizi şartlandırır,sonra da işe yetişmenin telaşı ile unutursunuz. Arkadaşlarla şemsiyeyi paylaşmanın keyfi de bir başkadır aslında. Birbirinizi ıslatmamak için bir telaşa kapılır şemsiyeyi birbirinize doğru iter sonunda ikinizde ıslanırsınız.
Artık Devlet Tiyatrosu, CSO (Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası) gösterileri sahnelenmeye başlamıştır. işyerinde onbeş günde bir, bir gönüllü bilet alma işine talip olur ve öğle tatilinde bilet almak için o uzun kuyruğa girer. Binbir zorlukla alınan biletler bir türlü beğenilmez, herkes hep en iyi yeri ister. Birilerinin gönlü hep kırılır. Ama gelenek hiç bozulmaz onbeş günde bir cuma akşamları hep birlikte tiyatroya ya da cumartesi sabahları konsere gidilir.
iş çıkışları, ya alışveriş için Sakarya caddesi'ne gidilir ya da herşeye boş verilip Mülkiyelilere, Sonbahar akşamları herkes oradadır. Tüm gün işyerlerinde, okulda yaşanan ağır hava bir tarafa bırakılmış, öğrenciler, mezunlar, hocalar hep birlikte Türkiyeyi , insanları , çocukları konuşmaktadırlar. Bu mekanda herkes birbiri ile dosttur. Siyasi görüş, etnik köken vb değerler burada aynı sepetin içinde bir olur. Amaç hep aynıdır.Herkes için daha iyi bir hayat.
Şimdi kültür etkinliklerinin başlama zamanıdır. Atakule'de her cumartesi bir konferans düzenlenir. Üstün Dökmen, Erdal Atabek, Atalay Yörüköğlu ve diğerleri Ankaralılar ile buluşurlar. Salon hep ağzına kadar doludur. Ayakta konferans dinlemenin de ayrı bir tadı vardır. Ayaklarınız yorulurken ruhunuz dinlenir.
Ankara'da sonbahar sinema zamanıdır. Ankara Film Festivali başlamıştır. Cuma ve cumartesi akşamları sabaha kadar devam eden film gösterilerine hep gitmek ister ama bir türlü cesaret edemezsiniz. Yine de her cumartesi akşamı sinema akşamıdır. Sinema çıkışı alınan sıcak kestaneler Akay yokuşu'nu tırmanırken daha tadına varmadan çabucak biter.
Her yerde olduğu gibi Ankara'da da sonbaharın gelmesi ile birlikte artık üniversiteler açılmıştır. Sokaklarda, pastahanelerde, kahvehanelerde gençler cıvıl cıvıldır. Alışveriş merkezleri sevgileri ile gezinen gençlerle doludur.
Öte yandan şimdi yaşadığınız şehir Manisa da çok güzel bir şehirdir. Manisa'da yaşam kolaydır. Gidilecek mekanlar, resmi daireler, bankalar burnunuzun dibindedir. Trafik telaşı yoktur. Herkesin birbirini tanımasının garip bir çekiciliği, esnaf tarafından tanınmanın verdiği bir güven duygusu vardır. Ankara'ya göre hayat daha ucuzdur. Buradaki sinemalarda da en son filmler oynar, burada artık arkadaşlarınız, dostlarınız vardır, işiniz, sevdiğiniz adam bu şehirdedir ama eksik kalan bir şey vardır. Bu şehrin caddeleri, Sakarya Caddesi'nin, Seymenler Parkı'nın, Kuğulu Park'ın, Tunalı Hilmi Caddesi'nin yerini tutamaz ve hep kulaklarınızda Manisa'ya yerleşen bir başka gurbet gelininin şu sözleri yankılanır: "Manisaya geleni tam 35 yıl oldu. çocuklarım oldu, evlendiler, torunum bile var, evim de burada ama 35 yıldır hala bir gün Ankara'ya döneceğimin hayali ile yaşıyorum."
Bu sözlerdeki acıyı , özlemi bir tek Siz ve Sizin gibi Ankara Sevdalılar anlayabilir , diğerleri anlayamaz. Bunu bilir ve bu özlem ile yaşamaya devam edersiniz. *
ANKARA'DA SONBAHAR
Sabah uyanıp camdan dağa baktığımda artık başka bir şehirde olduğumu bir kez daha farkettim. Sonbahar Manisada ne kadar farklı şimdi Ankarada her taraf kızıl sarı yapraklarla kaplıdır. Yolda yürürken yaprakların çıkardığı ses içinizi bir tuhaf yapar. Garip bir hüzün çöker nedenini bir türlü bilemezsiniz. Seversiniz bu hüznü rahatsız olmazsınız. Etrafa daha bir alıcı gözle bakarsınız. Parkta oynayan çocuklar, elele yürüyen yaşlı çift, birbirlerine sıkıca sarılmış gençler daha bir hoş görünür gözünüze. Botanik Bahçesi, Seymenler Parkı, Kuğulu Park şimdi her zamankinden daha da bir güzel daha da bir huzur doludur. Tunalı Hilmi Caddesi'nde, Bahçelievler'de turlayan gençler daha da bir neşelidir. Hepsinde yaz tatili sonrası arkadaşlarına, sevgililerine yeniden kavuşmanın heyecanı vardır.
Ankara'da sonbaharda sabahları işe giderken ve akşam iş çıkışında halk dilinde ahmak ıslatan Ankaralıların ise memur ıslatan dediği yağmur ciseler. Islanmadan eve ulaşabilirseniz kendinizi şanslı sayarsınız. Hep artık bugün şemsiyemi unutmayacağım diyerek kendinizi şartlandırır,sonra da işe yetişmenin telaşı ile unutursunuz. Arkadaşlarla şemsiyeyi paylaşmanın keyfi de bir başkadır aslında. Birbirinizi ıslatmamak için bir telaşa kapılır şemsiyeyi birbirinize doğru iter sonunda ikinizde ıslanırsınız.
Artık Devlet Tiyatrosu, CSO (Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası) gösterileri sahnelenmeye başlamıştır. işyerinde onbeş günde bir, bir gönüllü bilet alma işine talip olur ve öğle tatilinde bilet almak için o uzun kuyruğa girer. Binbir zorlukla alınan biletler bir türlü beğenilmez, herkes hep en iyi yeri ister. Birilerinin gönlü hep kırılır. Ama gelenek hiç bozulmaz onbeş günde bir cuma akşamları hep birlikte tiyatroya ya da cumartesi sabahları konsere gidilir.
iş çıkışları, ya alışveriş için Sakarya caddesi'ne gidilir ya da herşeye boş verilip Mülkiyelilere, Sonbahar akşamları herkes oradadır. Tüm gün işyerlerinde, okulda yaşanan ağır hava bir tarafa bırakılmış, öğrenciler, mezunlar, hocalar hep birlikte Türkiyeyi , insanları , çocukları konuşmaktadırlar. Bu mekanda herkes birbiri ile dosttur. Siyasi görüş, etnik köken vb değerler burada aynı sepetin içinde bir olur. Amaç hep aynıdır.Herkes için daha iyi bir hayat.
Şimdi kültür etkinliklerinin başlama zamanıdır. Atakule'de her cumartesi bir konferans düzenlenir. Üstün Dökmen, Erdal Atabek, Atalay Yörüköğlu ve diğerleri Ankaralılar ile buluşurlar. Salon hep ağzına kadar doludur. Ayakta konferans dinlemenin de ayrı bir tadı vardır. Ayaklarınız yorulurken ruhunuz dinlenir.
Ankara'da sonbahar sinema zamanıdır. Ankara Film Festivali başlamıştır. Cuma ve cumartesi akşamları sabaha kadar devam eden film gösterilerine hep gitmek ister ama bir türlü cesaret edemezsiniz. Yine de her cumartesi akşamı sinema akşamıdır. Sinema çıkışı alınan sıcak kestaneler Akay yokuşu'nu tırmanırken daha tadına varmadan çabucak biter.
Her yerde olduğu gibi Ankara'da da sonbaharın gelmesi ile birlikte artık üniversiteler açılmıştır. Sokaklarda, pastahanelerde, kahvehanelerde gençler cıvıl cıvıldır. Alışveriş merkezleri sevgileri ile gezinen gençlerle doludur.
Öte yandan şimdi yaşadığınız şehir Manisa da çok güzel bir şehirdir. Manisa'da yaşam kolaydır. Gidilecek mekanlar, resmi daireler, bankalar burnunuzun dibindedir. Trafik telaşı yoktur. Herkesin birbirini tanımasının garip bir çekiciliği, esnaf tarafından tanınmanın verdiği bir güven duygusu vardır. Ankara'ya göre hayat daha ucuzdur. Buradaki sinemalarda da en son filmler oynar, burada artık arkadaşlarınız, dostlarınız vardır, işiniz, sevdiğiniz adam bu şehirdedir ama eksik kalan bir şey vardır. Bu şehrin caddeleri, Sakarya Caddesi'nin, Seymenler Parkı'nın, Kuğulu Park'ın, Tunalı Hilmi Caddesi'nin yerini tutamaz ve hep kulaklarınızda Manisa'ya yerleşen bir başka gurbet gelininin şu sözleri yankılanır: "Manisaya geleni tam 35 yıl oldu. çocuklarım oldu, evlendiler, torunum bile var, evim de burada ama 35 yıldır hala bir gün Ankara'ya döneceğimin hayali ile yaşıyorum."
Bu sözlerdeki acıyı , özlemi bir tek Siz ve Sizin gibi Ankara Sevdalılar anlayabilir , diğerleri anlayamaz. Bunu bilir ve bu özlem ile yaşamaya devam edersiniz. *
Ankara denilince aklima ilk gelen sozler 'Ankara Ankara guzel Ankara seni gormek ister her bahti kara '
ve baskente yakisir derecede buyuk binalar tabikide.
ve baskente yakisir derecede buyuk binalar tabikide.
melih gökçek kataloğu.
kış yaklaştıkça, buz gibi ama pırıl pırıl, güneşli günlerini özleten şehir.
nihayetinde cöl iklimini almış şehir geceleri götünüz donarken gündüzleri hala tişört giyebiliyorsunuz.
"dondurucu soğuk" sezonunu bu sene erken açmış şimdiden ebemizi bellemiş şehirdir. nisana kadar ayaz eşliğinde bol küfürlü günler geçirmemize vesile olacak olmaz olası şehirdir.
bayram tatili sonunda öğrencilerin gelmesiyle ısınacak şehir.
bakkal gibi her mahallede açılan alışveriş merkezleriyle tüketim toplumunun başkenti.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar