bugün
- lahmacunu elle yiyen kız8
- 26 haziran 2026 türkiye'nin abd'ye döşeyeceği boru6
- eskorta oral yapmak3
- yazarların en sevdiği meyve7
- insanlara güvenin azalması5
- saygı duyulan kadınlar3
- ciddi ilişki istemiyorum takılalım diyen kadın9
- soğuk duş almak5
- milli takıma isim koyalım kampanyası9
- yaşlılığınız için insan biriktirin4
- fakirlik belirten hareketler3
- mercedes 3022
- özgürlüğün sınırı olarak başkasının özgürlüğü2
- kas krampı4
- giorgio armani rouge d armani sheer ruj2
- sürekli vurduran kız davranışları2
- seni hayata bağlayan şey11
- türk kızlarına yürüyen turistin dayak yemesi7
- yasa dışı bahis oynamak için nedenler2
- özel okul öğretmenleri açlık grevinde3
- elektriklerin kesilmesi2
- dünyada neler olabilir2
- 20 haziran 2026 türkiye paraguay maçı52
- başına belayı satın almak3
- baba denince akla gelenler4
- hawking'in uzaylılarla konuşmayın uyarısı3
- kimseyle tanışamamak8
- içilen en lezzetli çorba2
- zincir marketlere kısıtlama çağrısı4
- nolcak bu ulkenin hali3
- çipli kimlik kartları2
- 29 yaşında erkek 41 yaşında kadın ilişkisi3
- 5 litrelik suyla sınava giren öğrenci5
- peki yazan kıza espri yapmaya devam etmek3
- asosyal olmanın sebepleri3
- milli takımın gruptan 3 çıkması senaryosu4
- almanya3
- türkiye'deki yakışıklı erkek kıtlığı16
- 20 haziran 2026 hollanda isveç maçı5
- okulda felsefe dersinin kaldırılması7
- yüzde 80 kakao içeren bitter çikolata2
- ankara sokaklarında yürümek2
- anne ve babayı çocukları önünde vuran maganda3
- bir insana sonradan öğretilebilecek en zor şey3
- nasılsınız3
- yuzırların süper güçleri11
- fazla açıklama yapan insan2
- arda güler egosu7
- başkan2
- kanyon starbucks2
çok fazla klişe barındıran şehirdir.
* abi ankara'da deniz yok yaaa.
* gri şehir, memur şehri.
* ankara'nın en çok istanbul'a dönüşünü seviyorum.
* ankara'ya öyle yakışırdı ki kar.
ve daha aklıma gelmeyen onlarca klişe...
olm sevmiyorsanız ankara esenboğa ya da aşti'de "nolur kal la" demiyor.
kalk git.
(#21655736)
* abi ankara'da deniz yok yaaa.
* gri şehir, memur şehri.
* ankara'nın en çok istanbul'a dönüşünü seviyorum.
* ankara'ya öyle yakışırdı ki kar.
ve daha aklıma gelmeyen onlarca klişe...
olm sevmiyorsanız ankara esenboğa ya da aşti'de "nolur kal la" demiyor.
kalk git.
(#21655736)
günden güne kendine çeken, dostları birer birer yanına alan, çok bilinmese de aşina hissedilen, özlenilen şehir.
modern sanatın da başkenti. görsel
Bugün montsuz gezmeye sebep olmuştur. Ama yine de soğuğuna ettiğim şehridir. Evet.
Aşkın kümülatif çaresizliğini ve var oluşun konjonktürel devinimlerini egzajere ederek, realizmin salt izdüşümünü angajmanlayıp, bizlere sürrealizmin diyalektik örneklerini sunan şehirdir.
aşti'de saat 06.00 civarı mutsuz, yorgun, bıkkın insanlar belgeseli çekilebilir.
su an sabah ezani okunan sehir.
Şu sıralar herkesin elinde bir bavul tüm metroyu istila etmişler ohh siz gidin eğlenin gelin biz cefasını çekelim ağğğhh çok gerginim sözlük sabah sabah yürüyen bavullar var her yerde .
soğuğu ve devlet erkanıyla meşhur ilimiz. başkent olmasından başka hiçbir avantajı yoktur.
finallerin bitmesiyle dokuz ay uzak kalacak olmanın sevincini yaşadığım gri şehir.
kışın avm'den başka gidilecek pek az yeri olan şehir.
vesselam...
vesselam...
Bu aralar sıcak olan güzel memleketim yani o soğuğuymuş ayazıymış yok. Bir kış yaşasaydık be ankara.
kışın diğer şehirlerde avm'den başka gidilebilecek yer mi var sorusu akıllara gelir.
Soğuğuna edilem, Kodumun şehridir. Fakat tek bir güzel yanı vardır benim için, o da istanbul'a dönüşü gibidir hepimiz için. Soğuğunu şu yönden severim ki bize sıcağın değerini hatırlatır. Evet.
yaklaşık 20 dakika önce arka arkaya 15-20 kere gümbür gümbür sesler gelen şehir. sanki bir yer patladı ama haber sitelerinde de bir şey yok. evim yüksekte olmasından dolayı ufukta oluşan bulanıklığı da görebiliyorum. noluyo lan.
Ankara'nın bilinen ilk resmi, halen Amsterdam'daki Rijksmuseum'da sergilenen yağlı boya bir tablodur.
Yapılış tarihi ve ressamı bilinmeyen tablonun 1730'larda yapıldığı tahmin ediliyor.
Müze kayıtlarında 'Ankara Manzarası' olarak geçen ve yakın zamana kadar Halep'e ait olduğu zannedilen bu resmin Ankara'ya ait olduğu Prof. Dr. Semavi Eyice tarafından kanıtlanmıştır.
Ankara Manzarasının üst tarafında; o zamanlar kentin merkezi olan Ankara Kalesi, alt tarafında ise 18. yy Ankara'sının ticaret hayatının esasını teşkil eden tiftik keçisi ve dokumacılığından sahneler yer almaktadır.
Bu yağlı boya tablo, yaklaşık 500 yıl önce 16. yüzyılda yapıldı, Hollanda'da bir müzede bulunmaktadır. Önemi şu; Ankaranın o dönemde Halep'e benzetilecek kadar görkemli bir 'Kale Kent' olduğu, kenti çevreleyen üç sur bulunduğu, anıtsal yapıların yerleri ve konumları ile bazıları günümüze kadar yok olsa da belirlendiği bir tablo bu.
Prof. Semavi EYiCE hocamız bu konuda bir kitap yazmış 'Ankaranın Eski Bir Resmi' adıyla. ilgilenenlere bu kitabı bulmalarını tavsiye ederim. Ressam, tablonun önünde o dönemde Angora olarak anılan kentin en önemli sanayi ürünü olan ve Ankara keçisinin dünyaca meşhur yününden yapılan 'Angora Sof' unun üretimini resimlemiş. Koyunların, keçilerin kırkılmasından, çıkrıklardan eğirilmesine, meviçli ve hareli kumaşların tezgahlarda dokunmasından yerli yabancı tüccarlara satılmasına kadar tüm üretim ve ticari süreç bu tabloda var, hatta geri planda 'Akköprü' den kente doğru bir kervanın gelişi de bu senaryoyu tamamlıyor.
Ankara'nın Roma Döneminden sonra yüzyıllarca Kaleiçine çekilip yaşadığını söylemek olasıdır. Ancak, 13-14 yüzyıllarda Kale dışına çıkılıp, Atpazarı, Koyunpazarı, Samanpazarı çarşıları ve Çıkrıkçılar yokuşu yolu ile Suluhan'a kadar gelişen bir ticaret kentidir Ankara... Bunun başlıca nedeninin ise, ünlü ingiliz Kralı VIII. Henry'nin dahi giydiği 'Sof' dan dokunan kumaşlarının olduğunu söyliyebiliriz.
Osmanlı imparatorluğunun Anadolu'da birlik ve barış sağlaması (Pax-Ottoman) ile, yükselme dönemindeki güçlü otoritesinin Anadoludaki pek çok Kale Kent'in dışa açılması, sosyo-ekonomik ve nüfus gelişmesinin bir benzeri Ankarada da yaşanmıştır.
Fotoğraf Eklentisi : http://galeri.uludagsozluk.com/g/ankara/
Bu anlatı: 'Halil ibrahim Kütük'e aittir.
Yazar tarafından Uludağ Sözlük'e aktarılmıştır.
Fotoğraf: Oya islimyeli Ulutin ve Halil ibrahim Kütük'den alınmış, Uludağ Sözlük görseller sayfasına yazar tarafından eklenmiştir.
Yapılış tarihi ve ressamı bilinmeyen tablonun 1730'larda yapıldığı tahmin ediliyor.
Müze kayıtlarında 'Ankara Manzarası' olarak geçen ve yakın zamana kadar Halep'e ait olduğu zannedilen bu resmin Ankara'ya ait olduğu Prof. Dr. Semavi Eyice tarafından kanıtlanmıştır.
Ankara Manzarasının üst tarafında; o zamanlar kentin merkezi olan Ankara Kalesi, alt tarafında ise 18. yy Ankara'sının ticaret hayatının esasını teşkil eden tiftik keçisi ve dokumacılığından sahneler yer almaktadır.
Bu yağlı boya tablo, yaklaşık 500 yıl önce 16. yüzyılda yapıldı, Hollanda'da bir müzede bulunmaktadır. Önemi şu; Ankaranın o dönemde Halep'e benzetilecek kadar görkemli bir 'Kale Kent' olduğu, kenti çevreleyen üç sur bulunduğu, anıtsal yapıların yerleri ve konumları ile bazıları günümüze kadar yok olsa da belirlendiği bir tablo bu.
Prof. Semavi EYiCE hocamız bu konuda bir kitap yazmış 'Ankaranın Eski Bir Resmi' adıyla. ilgilenenlere bu kitabı bulmalarını tavsiye ederim. Ressam, tablonun önünde o dönemde Angora olarak anılan kentin en önemli sanayi ürünü olan ve Ankara keçisinin dünyaca meşhur yününden yapılan 'Angora Sof' unun üretimini resimlemiş. Koyunların, keçilerin kırkılmasından, çıkrıklardan eğirilmesine, meviçli ve hareli kumaşların tezgahlarda dokunmasından yerli yabancı tüccarlara satılmasına kadar tüm üretim ve ticari süreç bu tabloda var, hatta geri planda 'Akköprü' den kente doğru bir kervanın gelişi de bu senaryoyu tamamlıyor.
Ankara'nın Roma Döneminden sonra yüzyıllarca Kaleiçine çekilip yaşadığını söylemek olasıdır. Ancak, 13-14 yüzyıllarda Kale dışına çıkılıp, Atpazarı, Koyunpazarı, Samanpazarı çarşıları ve Çıkrıkçılar yokuşu yolu ile Suluhan'a kadar gelişen bir ticaret kentidir Ankara... Bunun başlıca nedeninin ise, ünlü ingiliz Kralı VIII. Henry'nin dahi giydiği 'Sof' dan dokunan kumaşlarının olduğunu söyliyebiliriz.
Osmanlı imparatorluğunun Anadolu'da birlik ve barış sağlaması (Pax-Ottoman) ile, yükselme dönemindeki güçlü otoritesinin Anadoludaki pek çok Kale Kent'in dışa açılması, sosyo-ekonomik ve nüfus gelişmesinin bir benzeri Ankarada da yaşanmıştır.
Fotoğraf Eklentisi : http://galeri.uludagsozluk.com/g/ankara/
Bu anlatı: 'Halil ibrahim Kütük'e aittir.
Yazar tarafından Uludağ Sözlük'e aktarılmıştır.
Fotoğraf: Oya islimyeli Ulutin ve Halil ibrahim Kütük'den alınmış, Uludağ Sözlük görseller sayfasına yazar tarafından eklenmiştir.
Bu aralar insanı içine hapseden, havasıyla şaşırtan, biraz ayrı kalma isteği uyandıran canım memleketim.
samanpazarı taraflarında antika kokan tüm dükkanlarını gezmek istediğim şehir.
Pek gezilecek görülecek bir yeri olmayan, istanbula göre biraz tek düze gibi duran şehir. Doğrudur, lakin istanbul da bir yaşa kadar çekilir. Evet istanbul dünyanın sayılı metropollerinden biridir. Ancak bu maalesef bir şehri yaşanabilir ve huzurlu kılmıyor. Ankara yaşanabilirlik açısından istanbulu geçer. Aradığınız huzur, rahatlık, bir yerden bir yere gitmenin çok kolay olması ankarayı diğer büyükşehirlerden üstün kılar. Şu anda istanbulda yaşayan birisi olarak çocuklarımı Ankara'da büyütmek isterim ve de fırsatım olduğu zaman mutlaka Ankara'ya yerleşeceğim.
Türkiye de deniz olmayan tek yer sanılan şehir.
deniz olmadan yaşayamam diyen insanın bir şekilde sevdiği şehir. durup durup özlediğim oluyor, havasından heralde.
kedileri güzeldir.
bu aralar gecesi gündüzü sakin geçen şehir. üniversiteler tatile girince kızılay'ı bestekar'ı boşaldı ama bu haliyle de çok güzel olan şehrim.
bir kenti böylece bırakıp gitmek... içinde bin kaygı, bin bir soruyla...
ne kadar sövsem de vazgeçemeyeceğim şehirdir. griliği ayrı güzeldir dostlar.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar