bugün
- alttaki yazara bir şey söyle16
- boyun ağrısına iyi gelen şeyler15
- erkeklere en güzel hitap şekilleri16
- sevgilinin arabasıyla kaza yapmak8
- 9 ekim 2026 galatasaray kasımpaşa maçı33
- kamyon sürerken dinlenecek şarkılar10
- nefret edilen hitap şekilleri12
- siyah giyen erkeğin asıl amacı3
- sözlük yazarlarının beni travesti sanması16
- cuma akşamı etkinlikleri8
- bi erkek için kütahyadan adanaya gitmek7
- gece mesajlaşırken uyuya kalan erkek9
- dünya nın en güzel kadını4
- kartoncuya zeytin dalı uzatmak19
- kadın önünde çırıl çıplak olsa tecavüz edemezsin2
- aşkım dua lipa mı ben mi diyen sevgili5
- herkese mavi boncuk dağıtan karaktersiz5
- parcalandim toparlanamiyorum317
- gecenin bir körü prezervatif isteyen komşu8
- sözlük çeteleri11
- cuma akşam eve girip pazartesi sabaha dek çıkmamak9
- merhaba arkadaşlar beni hatırladınız mı7
- çaylak olunca yan hesaplarla sözlüğe gelen işsiz10
- atalar arap harflerini ne zaman aldı5
- gece uyumadan önce düşünülen şeyler6
- kemalistlerin islam düşmanlığının nedenleri12
- yakıştırdığım çiftler serisi 153
- moda faciası olan şeyler7
- ağrı bandı4
- aşık olduğum kızın pornocu çıkması7
- edrine2
- karton toplayan meric8
- traveler bu akşam niye herkese sallıyor7
- hilafetin türklere faydası18
- sözlüğün vahşi kelebeğine eş arıyoruz29
- bana onu sormayin23
- gece sevgiliyle uyumak3
- insan olmaya ceyrek kala6
- var olmak için popüler yazarlara sataşma taktiği9
- s'i l v'e r m'i s t8
- adana varoşları3
- arkadaşlar itiraf edin beni çok seviyorsunuz6
- ne kadar takıntılısın5
- yarın lahmacun yiyecek olmak6
- izmirde bok kokusunun kaybolması9
- kibarhergele14
- yatın lan artık itoğlu itler2
- hangi yazarla çift olursunuz28
- yunan'a geçip rembetiko oynamak2
- yogartiksenin eski erkek arkadaşı4
bulunduğu şehre, renge, yaşayışa, gökyüzüne, yüzüne, ellerine,mesleğine, ve kimseye ait olamama durumu. (bkz: sahiplenmeden yaşamak)
dışlanmak, entegre olamamak, dışarıda bırakılmak-kalmak, bulunulan çevre ile kaynaşamamak.
yabanci hissetmektir.yurtdisindaysaniz boyle hissetmekten daha dogal bir sey yok dersiniz ama evinize dondugunuzde de hala ayni seyi hissediyorsaniz iste ozaman korkun.
seks kontrol.
Gezgin ruha saip olmaktır.
yabancılık çekmektir.
yalnızlığın en kötüsüdür, hiçbir şeye ait olmadığını hissetmektir.
ne kimseyi hayatına dahil edebilmek, ne de kimsenin hayatına dahil olabilmektir...
yaşadığın zamana yabancı olmaktır. kaldıramamaktır zamanın yükünü ya da zamanın dünyayı değiştirmedeki gücünü. geç kaldığını hissetmektir, hep 70'ler ya da 80'lerde yaşamayı hayal etmektir mesela. uyuşamamaktır yaşanılan çevreyle, hep eksik olmak ve hep beklemektir ait olabileceğin bir yeri ya da bir şeyleri.
hiçbir şeyi benimseyememek, hiçbir yerde rahat edememek, hep gidiciymiş gibi hissetmek, yabancı olmak her şeye ve herkese.
insanoğlunun tabiatına aykırı bi durum.
zavallı memur çocuklarının çektiği çiledir efendim... hep soyut açıdan bakılmış yabancıyım yalmızın kalbim başka aklım başka... ama dostlar hayatın gerçekleri bambaşka* 19 yaşına kadar 17 ev 6 şehir değiştiren üniversiteyi kazanmakla dört yılını nerde geçireceğinin (tatiller muamma tabi) kesinleşmesine sevinenler var. onlarca arkadaşı olana ama bir tane dostu olmayan, yaşadığı şehirlerin sadece merkez mahalini öğrenmeye vakti olan, her yerde hep yabancı 'yeni biri' olan ev sahibi değil hep misafir olan kader kurbanları var... *
her an her şeyden vazgeçebilme lüksüne sahip olmaktır.
kendini hiçbir inanışa ve ideolojiye ait hissetmeme olayı.
ne içindesindir zamanın
ne de büsbütün dışında
yekpare geniş bir anın
parçalanmaz akışında
tanpınar'ın vaktiyle anlattığı gibi..
aidiyet, insanın temel ihtiyacı olmasıyla beraber; doğadan, önce kendi doğasından başka, ait olabileceği, olduğu, bir varlık yada kavram olmadığını kabullenememesidir.
yalnızlık, ölüm korkusu insanı bu dünyaya daha fazla tutunmaya, daha fazla anlamlar yüklemeye iter.
insanın ait olma isteği de bu çırpınışlarından biridir.
ne de büsbütün dışında
yekpare geniş bir anın
parçalanmaz akışında
tanpınar'ın vaktiyle anlattığı gibi..
aidiyet, insanın temel ihtiyacı olmasıyla beraber; doğadan, önce kendi doğasından başka, ait olabileceği, olduğu, bir varlık yada kavram olmadığını kabullenememesidir.
yalnızlık, ölüm korkusu insanı bu dünyaya daha fazla tutunmaya, daha fazla anlamlar yüklemeye iter.
insanın ait olma isteği de bu çırpınışlarından biridir.
sahiplenememektir.
çoğu zaman kaybettirse de kişinin bilinç dışı düşünce ve dolayısıyla davranışlarıdır. ımm, ne kaybettirir? hiçbir şey.
yeterki bundan dolayı başka insanları etkileyip, zarar verilmesin. ait olunan tek yerin toprak olduğu gerçeğini hatırlatayım bir de.
yeterki bundan dolayı başka insanları etkileyip, zarar verilmesin. ait olunan tek yerin toprak olduğu gerçeğini hatırlatayım bir de.
uzun bir konu. bir takım alt başlıkları mevcut.
-birine ait olamamak
-bir şehire ait olamamak
-bir eve ait olamamak
-bir zamana ait olamamak
vs vs
uzar da gider. yalnız bu entryimde bahsedeceğim sadece bir şehire ait olamama durumu.
bu son derece s.kik ve bir o kadar da boynu bükük bir duygu durumudur. önce fakülte yıllarında başlar aslında. hep yaşadığın şehirden çıkıp başka bir şehire yerleştiğinde oraya ait hissetmezsin kendini. o yeni eve ait hissetmezsin. hep öyle bir poponun ucunda oturuyormuş da bir an önce kalkıverecekmiş gibi bir his.
sonra memlekete geri dönersin. lan bıraktığın sokaklar bu sokaklar mıydı? biraz daha mı farklı görünüyordu ne? ama diğer şehirdeyken -hani o ait olmadığın yeni şehir var ya- oradayken işte; sanki geri dönünce her şey tam yerine oturacakmış gibi geliyordu ya. noldu? yalan oldu. yani eski şehire de ait hissedemiyorsun kendini artık. eski eve. ailenle oturduğun ev önceden olduğu gibi senin evin ya da senin ait olduğun yer değil. gavurların 'hause' ve 'home' dedikleri zıkkım. yani bina aynı bina ama her yer 'ev' olmuyor ya aslında.
ne eski şehir ve eski eve aitsin artık
ne de yeni şehir ve yeni eve aitsin.
öyle aitsiz, ortada bir durum. buruk bir şey biraz. hüzünlü bir şey. her şey emanet duruyor gibi sanki.
bu ne zamana kadar devam ediyor bilemiyorum. ama sanırım 30 lu yaşlardan sonra yeni geçtiğiniz yeri bir şekilde içselleştiriyoruz.
-birine ait olamamak
-bir şehire ait olamamak
-bir eve ait olamamak
-bir zamana ait olamamak
vs vs
uzar da gider. yalnız bu entryimde bahsedeceğim sadece bir şehire ait olamama durumu.
bu son derece s.kik ve bir o kadar da boynu bükük bir duygu durumudur. önce fakülte yıllarında başlar aslında. hep yaşadığın şehirden çıkıp başka bir şehire yerleştiğinde oraya ait hissetmezsin kendini. o yeni eve ait hissetmezsin. hep öyle bir poponun ucunda oturuyormuş da bir an önce kalkıverecekmiş gibi bir his.
sonra memlekete geri dönersin. lan bıraktığın sokaklar bu sokaklar mıydı? biraz daha mı farklı görünüyordu ne? ama diğer şehirdeyken -hani o ait olmadığın yeni şehir var ya- oradayken işte; sanki geri dönünce her şey tam yerine oturacakmış gibi geliyordu ya. noldu? yalan oldu. yani eski şehire de ait hissedemiyorsun kendini artık. eski eve. ailenle oturduğun ev önceden olduğu gibi senin evin ya da senin ait olduğun yer değil. gavurların 'hause' ve 'home' dedikleri zıkkım. yani bina aynı bina ama her yer 'ev' olmuyor ya aslında.
ne eski şehir ve eski eve aitsin artık
ne de yeni şehir ve yeni eve aitsin.
öyle aitsiz, ortada bir durum. buruk bir şey biraz. hüzünlü bir şey. her şey emanet duruyor gibi sanki.
bu ne zamana kadar devam ediyor bilemiyorum. ama sanırım 30 lu yaşlardan sonra yeni geçtiğiniz yeri bir şekilde içselleştiriyoruz.
yarrak gibi bir durumdur. anan baban hayattayken yetim kalmak, evliyken bekar olmak, beyaz boya kovasına düşen siyah damla olmak gibidir. azcık mutluysanız henüz tatmadığınız duygudur. ruh emici gibidir. farkettiğiniz de bir daha asla mutlu olamayacakmış gibi hissedersiniz.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar