bugün
- osuruktan şiirler88
- 21 ağustos 2026 erzurumspor galatasaray maçı26
- dolar isterse 100 olsun40
- kapıma beyaz toros gelseydi eğer11
- ısrarla ne iş yaptığını soran insanlar4
- kadın olmanın çok güzel bir şey olması7
- diamond bosphorus8
- dilek imamoğlunun ateş eden mayosu25
- game of thrones taki kerhaneci'nin annesi20
- g i l d e d l i l y28
- nasıl birisiniz15
- kadınınızı çalıştırır mısınız14
- beybi leydi7
- kürtler8
- fake sanılmaktan flört edememek3
- turiste saygılı olmak2
- 185 ve üstü kadınların çok havalı olması8
- simko320
- algida2
- velvet mi güzel g'i l d'e d l'i l y mi8
- evde kalmış olan 24 yaşında kız5
- türk solcusu6
- güzel kızların mutsuz olması5
- akp'nin 25 yılı2
- allah her şeyden çok tevhidi önemsiyor6
- tai lung mu güzel g'i l d'e d l'i l y mi6
- osimhen lukaku vlahovic salah5
- pazartesi işe gidecek olmak2
- fyodor mihailovic dostoyevski2
- miras davası5
- yazarlara gelen son mesaj6
- sevgilisinden yeni ayrılanlara tavsiyeler4
- orospu çocuğu abdullah öcalan19
- i know what you did last summer2
- nah sana oy17
- manyak olmaya karar verdim6
- boşanma davası ne kadar sürer4
- game of thrones taki kerhaneci16
- 195 boyunda 134 kilo minnoş kalpli erkek5
- kendi memleketinde yabancı hissetmek3
- ankara6
- çekişmeli boşanma davası4
- arkadaşlar ben mi selena gomez mi5
- yeni parti de bölünebilir10
- seküler erkeklerin biraz şey olması3
- zina davasına bakan mahkemelere isim önerileri3
- sözlüğün en düşük iq sahibi yazarları12
- cumhuriyet halk partisi3
- recep tayyip erdoğan3
- gürcistan göçmenleri13
bulunduğu şehre, renge, yaşayışa, gökyüzüne, yüzüne, ellerine,mesleğine, ve kimseye ait olamama durumu. (bkz: sahiplenmeden yaşamak)
dışlanmak, entegre olamamak, dışarıda bırakılmak-kalmak, bulunulan çevre ile kaynaşamamak.
yabanci hissetmektir.yurtdisindaysaniz boyle hissetmekten daha dogal bir sey yok dersiniz ama evinize dondugunuzde de hala ayni seyi hissediyorsaniz iste ozaman korkun.
seks kontrol.
Gezgin ruha saip olmaktır.
yabancılık çekmektir.
yalnızlığın en kötüsüdür, hiçbir şeye ait olmadığını hissetmektir.
ne kimseyi hayatına dahil edebilmek, ne de kimsenin hayatına dahil olabilmektir...
yaşadığın zamana yabancı olmaktır. kaldıramamaktır zamanın yükünü ya da zamanın dünyayı değiştirmedeki gücünü. geç kaldığını hissetmektir, hep 70'ler ya da 80'lerde yaşamayı hayal etmektir mesela. uyuşamamaktır yaşanılan çevreyle, hep eksik olmak ve hep beklemektir ait olabileceğin bir yeri ya da bir şeyleri.
hiçbir şeyi benimseyememek, hiçbir yerde rahat edememek, hep gidiciymiş gibi hissetmek, yabancı olmak her şeye ve herkese.
insanoğlunun tabiatına aykırı bi durum.
zavallı memur çocuklarının çektiği çiledir efendim... hep soyut açıdan bakılmış yabancıyım yalmızın kalbim başka aklım başka... ama dostlar hayatın gerçekleri bambaşka* 19 yaşına kadar 17 ev 6 şehir değiştiren üniversiteyi kazanmakla dört yılını nerde geçireceğinin (tatiller muamma tabi) kesinleşmesine sevinenler var. onlarca arkadaşı olana ama bir tane dostu olmayan, yaşadığı şehirlerin sadece merkez mahalini öğrenmeye vakti olan, her yerde hep yabancı 'yeni biri' olan ev sahibi değil hep misafir olan kader kurbanları var... *
her an her şeyden vazgeçebilme lüksüne sahip olmaktır.
kendini hiçbir inanışa ve ideolojiye ait hissetmeme olayı.
ne içindesindir zamanın
ne de büsbütün dışında
yekpare geniş bir anın
parçalanmaz akışında
tanpınar'ın vaktiyle anlattığı gibi..
aidiyet, insanın temel ihtiyacı olmasıyla beraber; doğadan, önce kendi doğasından başka, ait olabileceği, olduğu, bir varlık yada kavram olmadığını kabullenememesidir.
yalnızlık, ölüm korkusu insanı bu dünyaya daha fazla tutunmaya, daha fazla anlamlar yüklemeye iter.
insanın ait olma isteği de bu çırpınışlarından biridir.
ne de büsbütün dışında
yekpare geniş bir anın
parçalanmaz akışında
tanpınar'ın vaktiyle anlattığı gibi..
aidiyet, insanın temel ihtiyacı olmasıyla beraber; doğadan, önce kendi doğasından başka, ait olabileceği, olduğu, bir varlık yada kavram olmadığını kabullenememesidir.
yalnızlık, ölüm korkusu insanı bu dünyaya daha fazla tutunmaya, daha fazla anlamlar yüklemeye iter.
insanın ait olma isteği de bu çırpınışlarından biridir.
sahiplenememektir.
çoğu zaman kaybettirse de kişinin bilinç dışı düşünce ve dolayısıyla davranışlarıdır. ımm, ne kaybettirir? hiçbir şey.
yeterki bundan dolayı başka insanları etkileyip, zarar verilmesin. ait olunan tek yerin toprak olduğu gerçeğini hatırlatayım bir de.
yeterki bundan dolayı başka insanları etkileyip, zarar verilmesin. ait olunan tek yerin toprak olduğu gerçeğini hatırlatayım bir de.
uzun bir konu. bir takım alt başlıkları mevcut.
-birine ait olamamak
-bir şehire ait olamamak
-bir eve ait olamamak
-bir zamana ait olamamak
vs vs
uzar da gider. yalnız bu entryimde bahsedeceğim sadece bir şehire ait olamama durumu.
bu son derece s.kik ve bir o kadar da boynu bükük bir duygu durumudur. önce fakülte yıllarında başlar aslında. hep yaşadığın şehirden çıkıp başka bir şehire yerleştiğinde oraya ait hissetmezsin kendini. o yeni eve ait hissetmezsin. hep öyle bir poponun ucunda oturuyormuş da bir an önce kalkıverecekmiş gibi bir his.
sonra memlekete geri dönersin. lan bıraktığın sokaklar bu sokaklar mıydı? biraz daha mı farklı görünüyordu ne? ama diğer şehirdeyken -hani o ait olmadığın yeni şehir var ya- oradayken işte; sanki geri dönünce her şey tam yerine oturacakmış gibi geliyordu ya. noldu? yalan oldu. yani eski şehire de ait hissedemiyorsun kendini artık. eski eve. ailenle oturduğun ev önceden olduğu gibi senin evin ya da senin ait olduğun yer değil. gavurların 'hause' ve 'home' dedikleri zıkkım. yani bina aynı bina ama her yer 'ev' olmuyor ya aslında.
ne eski şehir ve eski eve aitsin artık
ne de yeni şehir ve yeni eve aitsin.
öyle aitsiz, ortada bir durum. buruk bir şey biraz. hüzünlü bir şey. her şey emanet duruyor gibi sanki.
bu ne zamana kadar devam ediyor bilemiyorum. ama sanırım 30 lu yaşlardan sonra yeni geçtiğiniz yeri bir şekilde içselleştiriyoruz.
-birine ait olamamak
-bir şehire ait olamamak
-bir eve ait olamamak
-bir zamana ait olamamak
vs vs
uzar da gider. yalnız bu entryimde bahsedeceğim sadece bir şehire ait olamama durumu.
bu son derece s.kik ve bir o kadar da boynu bükük bir duygu durumudur. önce fakülte yıllarında başlar aslında. hep yaşadığın şehirden çıkıp başka bir şehire yerleştiğinde oraya ait hissetmezsin kendini. o yeni eve ait hissetmezsin. hep öyle bir poponun ucunda oturuyormuş da bir an önce kalkıverecekmiş gibi bir his.
sonra memlekete geri dönersin. lan bıraktığın sokaklar bu sokaklar mıydı? biraz daha mı farklı görünüyordu ne? ama diğer şehirdeyken -hani o ait olmadığın yeni şehir var ya- oradayken işte; sanki geri dönünce her şey tam yerine oturacakmış gibi geliyordu ya. noldu? yalan oldu. yani eski şehire de ait hissedemiyorsun kendini artık. eski eve. ailenle oturduğun ev önceden olduğu gibi senin evin ya da senin ait olduğun yer değil. gavurların 'hause' ve 'home' dedikleri zıkkım. yani bina aynı bina ama her yer 'ev' olmuyor ya aslında.
ne eski şehir ve eski eve aitsin artık
ne de yeni şehir ve yeni eve aitsin.
öyle aitsiz, ortada bir durum. buruk bir şey biraz. hüzünlü bir şey. her şey emanet duruyor gibi sanki.
bu ne zamana kadar devam ediyor bilemiyorum. ama sanırım 30 lu yaşlardan sonra yeni geçtiğiniz yeri bir şekilde içselleştiriyoruz.
yarrak gibi bir durumdur. anan baban hayattayken yetim kalmak, evliyken bekar olmak, beyaz boya kovasına düşen siyah damla olmak gibidir. azcık mutluysanız henüz tatmadığınız duygudur. ruh emici gibidir. farkettiğiniz de bir daha asla mutlu olamayacakmış gibi hissedersiniz.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar