bugün
- bu saatte yemek yemek4
- canınız sıkılınca ne yapıyorsunuz4
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle17
- blackberry7
- sözlükte kadın yazar olması5
- arkadaşlar ben şişman miyim4
- çalışmak özgürlük müdür2
- mony tontana3
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz3
- sebahattin şirin14
- dümbük2
- sözlüğün en tipsiz kız yazarı8
- tenis oynayan erkek4
- bir erkeği yakışıklı gösteren 3 şey5
- su tabancasından su içen çocuk4
- sözlük prenseslerinin fotoğrafları3
- cıvık çift3
- kumburgaz plajına gidecek olan gence tavsiyeler8
- çerçeve yasa23
- sözlüğün kapanması4
- havanın bir milyon derece olması2
- esrar içip müzik eşliğinde sevişmek8
- sanayi devrimi olmayaydı daha iyiydi aga2
- nokia 32102
- hiçbir servet zamanı satın alamaz11
- anın görüntüsü15
- kalp krizi8
- estetik ameliyat olan kişiyi ziyaret etmek3
- burçlara inanmak3
- sözlük yakışıklıların fotoğrafları9
- bir bela geliyor3
- apo piçtir piç kalacak12
- beyaz atletle balkonda çay içme sezonunun açılması2
- kendini kulaklardan tutup havaya kaldırmak2
- karpuz yiyen erkek2
- romelu lukaku7
- malum takımın azalarak bitecek olması6
- milliyetçi faşistlerin pkk biter korkusu12
- profilini gizli tutma nedeni9
- eski türkiye5
- yakışıklı erkek görünce verilen tepkiler2
- türk milletine kurulan pusu7
- ırkınızı seçme şansınız olsaydı6
- z jenerasyonunun önceki nesilden az zekalı olması4
- arkadaşlar bana müsaade2
- hangi film karakteri olmak isterdiniz3
- eksi oy alan tanımları siliyorum2
- bu plak para eder mi3
- kırathanede one more cup of coffee dinlemek2
- allah'ın delili hazreti mehdi5
entry'ler (41)
ne içindesindir zamanın
ne de büsbütün dışında
yekpare geniş bir anın
parçalanmaz akışında
tanpınar'ın vaktiyle anlattığı gibi..
aidiyet, insanın temel ihtiyacı olmasıyla beraber; doğadan, önce kendi doğasından başka, ait olabileceği, olduğu, bir varlık yada kavram olmadığını kabullenememesidir.
yalnızlık, ölüm korkusu insanı bu dünyaya daha fazla tutunmaya, daha fazla anlamlar yüklemeye iter.
insanın ait olma isteği de bu çırpınışlarından biridir.
ne de büsbütün dışında
yekpare geniş bir anın
parçalanmaz akışında
tanpınar'ın vaktiyle anlattığı gibi..
aidiyet, insanın temel ihtiyacı olmasıyla beraber; doğadan, önce kendi doğasından başka, ait olabileceği, olduğu, bir varlık yada kavram olmadığını kabullenememesidir.
yalnızlık, ölüm korkusu insanı bu dünyaya daha fazla tutunmaya, daha fazla anlamlar yüklemeye iter.
insanın ait olma isteği de bu çırpınışlarından biridir.
esasında doğru bir önermedir. ama örneklemelerine katılmıyorum. müzik türleri içinden bazı kişileri yada şarkıları alıp başka bir grup içine pekala koyabilirsiniz.
benim gözlemlerim arabeskin doğru değerlendirilir ise bu ülkede 80leri yaşayan hemen hemen herkes için birşey ifade ediyor oluşudur. muhtemelen iyi müzisyenler için bile.
aslında bu genellemeyi müziğin toplumla olan organik bağı, kültürle ilişkisi üzerinden yapabiliriz.
ülkemizde yapılan pop müzik ise bambaşka bir dönem ve kültürün müziği. henüz hayata geçirilmeden, popüler yaklaşımın ithal edilmesiyle, arabeskle harmanlanmış bir tür.
uygulamalarda da tamamen yüzeysellik, ne söylediğini bilmez bir hal var, sanki öyle olmak zorundaymış gibi.
sanatçılar diyemeyeceğim, pop müzik şarkıcılarımızın çoğu iki lafı bir araya getiremediği gibi şarkı sözleride sanki o boş şahsiyet tarafından o an yazılmış gibi beş dakika emek verilmemiş nakaratlar..
gerçi sadece müzik değil resim sinema edebiyat gibi tüm sanat dallarını bir arada konuşmak gerek..
bilgi seçmeyi sağlıyor ise, eğitim almış kişilerin dinlediklerini okuduklarını, izlediklerini seçmeleri kadar doğal bir şey olamaz.
diğerleri ise onlara ilk sunulanı en kolay ulaşılanı, tartmadan, değerlendirmeden almaya, bununla kişiliklerini oluşturmaya maalesef mahkum kalırlar.
seçmek isteyen, sorgulamak, anlamak isteyen bilmek zorundadır.
benim gözlemlerim arabeskin doğru değerlendirilir ise bu ülkede 80leri yaşayan hemen hemen herkes için birşey ifade ediyor oluşudur. muhtemelen iyi müzisyenler için bile.
aslında bu genellemeyi müziğin toplumla olan organik bağı, kültürle ilişkisi üzerinden yapabiliriz.
ülkemizde yapılan pop müzik ise bambaşka bir dönem ve kültürün müziği. henüz hayata geçirilmeden, popüler yaklaşımın ithal edilmesiyle, arabeskle harmanlanmış bir tür.
uygulamalarda da tamamen yüzeysellik, ne söylediğini bilmez bir hal var, sanki öyle olmak zorundaymış gibi.
sanatçılar diyemeyeceğim, pop müzik şarkıcılarımızın çoğu iki lafı bir araya getiremediği gibi şarkı sözleride sanki o boş şahsiyet tarafından o an yazılmış gibi beş dakika emek verilmemiş nakaratlar..
gerçi sadece müzik değil resim sinema edebiyat gibi tüm sanat dallarını bir arada konuşmak gerek..
bilgi seçmeyi sağlıyor ise, eğitim almış kişilerin dinlediklerini okuduklarını, izlediklerini seçmeleri kadar doğal bir şey olamaz.
diğerleri ise onlara ilk sunulanı en kolay ulaşılanı, tartmadan, değerlendirmeden almaya, bununla kişiliklerini oluşturmaya maalesef mahkum kalırlar.
seçmek isteyen, sorgulamak, anlamak isteyen bilmek zorundadır.
3-5 kitap karıştıran, tarihi biraz olsun okuyan, bişeyler izleyen tartışan insanların, hala nasıl bir fikri yada topluluğu futbol takımı tutar gibi körü körüne benimseyip veya dışlayabildiklerine şaşırdığım insancıklardır.
insanı evrenin bir parçası olarak görebilen herkes bu komediyi anlayabilir.
evrendeki herşey bir bütün ise, bir birinin varlık sebebi ise, birini diğerinden üstün görebilen beyin yapısını anlamıyorum..
tabi insanı evrenden koparıp tanrılaştırırsanız, herşeyi insan için var kabul ederseniz, bu üstün yaratığın içinde daha üstünler, daha değerliler gibi kategoriler oluşturabilirsiniz.
temelden yanlış algılanmış bir yapı daha büyük yanılgılara da gebedir..
meseleyi temelde halletmek gerekli, insanın ne olduğuyla başlamak..
insanı evrenin bir parçası olarak görebilen herkes bu komediyi anlayabilir.
evrendeki herşey bir bütün ise, bir birinin varlık sebebi ise, birini diğerinden üstün görebilen beyin yapısını anlamıyorum..
tabi insanı evrenden koparıp tanrılaştırırsanız, herşeyi insan için var kabul ederseniz, bu üstün yaratığın içinde daha üstünler, daha değerliler gibi kategoriler oluşturabilirsiniz.
temelden yanlış algılanmış bir yapı daha büyük yanılgılara da gebedir..
meseleyi temelde halletmek gerekli, insanın ne olduğuyla başlamak..
john berger'in düğüne kitabının finalindeki gino ve aids hastası sevgilisinin düğünleridir.
kitaptaki kır düğünü acıklı bir şarkı gibi akıcı, iç yakıcı olmasına karşın coşkuludur da.
en sevdiğim romanlardandır, defalarca okumuş bi çok kişiye hediye etmiştim vaktiyle.
çimenlerin üstünde çıplak ayaklarla düşene kadar dansederler, hareketli bi orkestra eşliğinde..
şahane..
kitaptaki kır düğünü acıklı bir şarkı gibi akıcı, iç yakıcı olmasına karşın coşkuludur da.
en sevdiğim romanlardandır, defalarca okumuş bi çok kişiye hediye etmiştim vaktiyle.
çimenlerin üstünde çıplak ayaklarla düşene kadar dansederler, hareketli bi orkestra eşliğinde..
şahane..
ekşi sözlükte evin reisi oluyor bu durumda..hiyerarşiden kurtulamıyoruz nitekim.
güzelliğini farketmeyen yaşama katmayı bilmeyen kızdır.
beyaz atlı prens yada sihirli deynek falan da bekliyor olabilir.
ak sakallı dede, büyü kırıcı falan..
beyaz atlı prens yada sihirli deynek falan da bekliyor olabilir.
ak sakallı dede, büyü kırıcı falan..
öyledir.kendinden de sıkılır insan.
bu ara içinde olduğum haleti ruhiye.uyumak iyi geliyor ama kaçtıkça bu durum uzuyor ve daha sıkıcı bir hal alıyor. değişikliğin vakti geldi aslında, sakız gibi uzayan, tekrarlanıp duran, kendini sağlama aldığın, güvenli günleri
bıçak gibi kesmek lazım.
aşık olmak en güzeli tabii ama o da sparişle olmuyor.
çıkmak görmek ve görünebilmek lazım.
saydamlığı ağırlığı kırmak lazım.
kaçarken zor yani ama olabiliri var..
denemek lazım.
bu ara içinde olduğum haleti ruhiye.uyumak iyi geliyor ama kaçtıkça bu durum uzuyor ve daha sıkıcı bir hal alıyor. değişikliğin vakti geldi aslında, sakız gibi uzayan, tekrarlanıp duran, kendini sağlama aldığın, güvenli günleri
bıçak gibi kesmek lazım.
aşık olmak en güzeli tabii ama o da sparişle olmuyor.
çıkmak görmek ve görünebilmek lazım.
saydamlığı ağırlığı kırmak lazım.
kaçarken zor yani ama olabiliri var..
denemek lazım.
daha önce bundan ne zevk alınıyor dediğin yeterince anlayamadığın şeyleri yaparken kendini yakalamak.
mesela defalarca gittiğin tarihi bi mekanda etraftan çok köşke bakıp abdülhamiti, osmanlının son dönemini, cumhuriyeti düşünürken kendini yakalamak.
birden tarihe ilgin artmamıştır da algın, tat aldığın şeyler, görme biçimin değişmiştir.
mesela defalarca gittiğin tarihi bi mekanda etraftan çok köşke bakıp abdülhamiti, osmanlının son dönemini, cumhuriyeti düşünürken kendini yakalamak.
birden tarihe ilgin artmamıştır da algın, tat aldığın şeyler, görme biçimin değişmiştir.
grup olsunda nasıl olursa olsun hesabı.
önce sözlük içinde olmak sonra onun içinde ayrı grup kurmak komik vallahi..
illahi dayanışma, birlik, topluluk olunacak, tek durulamıyorya hiç bi yerde, ne yapacaksa bu grup. sürü psikolojisi..bildiğin..
grubun içinde ayrı grupçuklarla devam eder bu.
sonu yok demedi demeyin.
önce sözlük içinde olmak sonra onun içinde ayrı grup kurmak komik vallahi..
illahi dayanışma, birlik, topluluk olunacak, tek durulamıyorya hiç bi yerde, ne yapacaksa bu grup. sürü psikolojisi..bildiğin..
grubun içinde ayrı grupçuklarla devam eder bu.
sonu yok demedi demeyin.
komşunun tavuğu komşuya kaz görünür den başka bişey değildir.
tercih edilen biri ya şahane bişey kaçırıyorsam duygusu yaratıyor.
başkasıyla olduğuna göre sizinle olamazlığının kışkırtıcılığı da cabası.
insan evladı işte doymak bilmez, kıymet bilmez, yetinemez, kendinden bihaber..
tercih edilen biri ya şahane bişey kaçırıyorsam duygusu yaratıyor.
başkasıyla olduğuna göre sizinle olamazlığının kışkırtıcılığı da cabası.
insan evladı işte doymak bilmez, kıymet bilmez, yetinemez, kendinden bihaber..
çocukluğumda işsiz güçsüzlere alaylı, sırıtarak takılan lakaptı.
sözlükte varmı diye merakla baktım az sayıda kişinin ilgilenmesine şaşırdım yaş farkı olabilir.
yada artık ciddi ciddi böyle bir mesleğin olması da sebep olabilir buna.
hergün değişen kaldırımların gerçekten ciddiye alınması gerektiğide.
eskiden işten sayılmayan mesele günümüzün en önemli sorunu nede olsa...
kaldırım mühendisliği yetmez kaldırım felsefesi, sosyolojisi, matematiği falanda girmeli işin içine..
bir de hayat okulu vardı çocukluğumdan kalma eğitim alanlarından ama onun müfredatının aynı olduğundan eminim.popülerliğinden de şüphem yok..
sözlükte varmı diye merakla baktım az sayıda kişinin ilgilenmesine şaşırdım yaş farkı olabilir.
yada artık ciddi ciddi böyle bir mesleğin olması da sebep olabilir buna.
hergün değişen kaldırımların gerçekten ciddiye alınması gerektiğide.
eskiden işten sayılmayan mesele günümüzün en önemli sorunu nede olsa...
kaldırım mühendisliği yetmez kaldırım felsefesi, sosyolojisi, matematiği falanda girmeli işin içine..
bir de hayat okulu vardı çocukluğumdan kalma eğitim alanlarından ama onun müfredatının aynı olduğundan eminim.popülerliğinden de şüphem yok..
aşağılık kompleksinde
atıp tutmada
kendini bişey sanmada kendini kandırmada
cin olmadan adam çarpmada
kessin birincidir üstündür.
atıp tutmada
kendini bişey sanmada kendini kandırmada
cin olmadan adam çarpmada
kessin birincidir üstündür.
zeki demirkubuz filmleri..
kader.
kader.
sevgilisi olmayanların sözlüğü sevgili edinmeleridir olsa olsa.
sevgilin var sevgililer günündesin ve sözlükle uğraşıyorsun hala.allah kolaylık versin ne diyim..
sevgilin var sevgililer günündesin ve sözlükle uğraşıyorsun hala.allah kolaylık versin ne diyim..
ayna tutmanın ne olduğuna dair iyi bir örnek..
sanatı algılayamamış bünyelerin herşeyi sanat değeri olarak görmelerinin doğal sonucu.
genele yayılmış, sanat değeri taşıdığı var sayılan hatta ölçüm cihazı gibi kişiyi sınıflandıran birçok iş, aslında yetersiz ve sadece kitlelere yayılmayı amaçlamış iyi reklam politikasının başarılı ürünleri olmaktan öteye gitmez.
buna rağmen azıcık düşünüp tartanımız bile oltaya düşer ve sanatı anlamaya çalışmak hak eden değeri doğru yere vermek yerine genelin boşluğunu geçerli kılıp, var olan üzerinden toptan taşlama yapar.
aslında mesele ne izlenen film sayısı ne okuduğun kitaptır.okuduğunu, izlediğini,gördüğünü,dinlediğini anlamak, yorumlamak, satır aralarını okuyabilmek gerekir ki bunun için bilgiye ihtiyaç duyduğunu zaten kişi farkeder ve ihtiyacı ölçüsünde bilgilenir.
sanatın gerçek okumasını yapabilen bünye sağda solda ufak küçümseme, boş laf kırıntıların peşine düşmez aldığı zevkin keyfini çıkarır.
ki herzaman mutluluk veren bi zevkten söz etmiyorum.yeninin zevki,zira sanat eseri yeni bir fikir duygu bırakır kişide.yapılan hep aynı gibide görünse de kişide açtığı yeni bir iz olmalıdır.yada var olanı perçinleyen..
genele yayılmış, sanat değeri taşıdığı var sayılan hatta ölçüm cihazı gibi kişiyi sınıflandıran birçok iş, aslında yetersiz ve sadece kitlelere yayılmayı amaçlamış iyi reklam politikasının başarılı ürünleri olmaktan öteye gitmez.
buna rağmen azıcık düşünüp tartanımız bile oltaya düşer ve sanatı anlamaya çalışmak hak eden değeri doğru yere vermek yerine genelin boşluğunu geçerli kılıp, var olan üzerinden toptan taşlama yapar.
aslında mesele ne izlenen film sayısı ne okuduğun kitaptır.okuduğunu, izlediğini,gördüğünü,dinlediğini anlamak, yorumlamak, satır aralarını okuyabilmek gerekir ki bunun için bilgiye ihtiyaç duyduğunu zaten kişi farkeder ve ihtiyacı ölçüsünde bilgilenir.
sanatın gerçek okumasını yapabilen bünye sağda solda ufak küçümseme, boş laf kırıntıların peşine düşmez aldığı zevkin keyfini çıkarır.
ki herzaman mutluluk veren bi zevkten söz etmiyorum.yeninin zevki,zira sanat eseri yeni bir fikir duygu bırakır kişide.yapılan hep aynı gibide görünse de kişide açtığı yeni bir iz olmalıdır.yada var olanı perçinleyen..
kabuk önemlidir.
sohbet başladığında bitiveriyorsa bakarız ki güzelim kabuğun bakışları mal gibi, konuşurken tükürüklerle heyecanla, salak cümleleri daha bi boş, hatta sinir bozucu hal alıyor.
kabuk önemlidir
ve o kabuk için çok çaba sarfedilir.
karşındaki elini kolunu oynatarak hararetle çok önemli yada etkili olduğunu sanarak konuşurken kendi halinden bile utanırsın.
kendinden ve tüm kabuk sevicilerden.
koşarak kaçmak istersin herşeyden heryerden daha uzaklara.
tüm kabuklardan azat.
kabuğuna çekilmek.
zeka, cinsel çekiciliği tamamlayan unsurdur.insanın cinselliği yaşaması için kabuktan fazlasına ihtiyacı vardır.
bi zeka kırıntısı tanrım birazcık.
sohbet başladığında bitiveriyorsa bakarız ki güzelim kabuğun bakışları mal gibi, konuşurken tükürüklerle heyecanla, salak cümleleri daha bi boş, hatta sinir bozucu hal alıyor.
kabuk önemlidir
ve o kabuk için çok çaba sarfedilir.
karşındaki elini kolunu oynatarak hararetle çok önemli yada etkili olduğunu sanarak konuşurken kendi halinden bile utanırsın.
kendinden ve tüm kabuk sevicilerden.
koşarak kaçmak istersin herşeyden heryerden daha uzaklara.
tüm kabuklardan azat.
kabuğuna çekilmek.
zeka, cinsel çekiciliği tamamlayan unsurdur.insanın cinselliği yaşaması için kabuktan fazlasına ihtiyacı vardır.
bi zeka kırıntısı tanrım birazcık.
kızların kadınların dokunma elleme elletme kurallarıyla büyütülmesi sonucudur.
dişi ebeveyn vakti zamanında ya acıyı tecrübe etmiş yada iyi gözlemlemiştir.
kızcağızınında aynı acıları yaşamaması için doğru yolu seçmiştir.
risk almak kendi yolunu çizmek hem zor hem çokça yalnızlıktır.
yol boyu konuşacak insan bulamaması cabası.
erkek kişiside telaşta, saldırma ispatlama psikolojisiyle dokunma yada dokunulduğunu farketmekten uzakken yersiz değil, annenin haklı savunmasıdır.kızcağıza yapacak az şey kalıyor,üstelik çok güç.
dokunmayı anlayana kadar da yıllar yollar geçiveriyor nitekim..
dişi ebeveyn vakti zamanında ya acıyı tecrübe etmiş yada iyi gözlemlemiştir.
kızcağızınında aynı acıları yaşamaması için doğru yolu seçmiştir.
risk almak kendi yolunu çizmek hem zor hem çokça yalnızlıktır.
yol boyu konuşacak insan bulamaması cabası.
erkek kişiside telaşta, saldırma ispatlama psikolojisiyle dokunma yada dokunulduğunu farketmekten uzakken yersiz değil, annenin haklı savunmasıdır.kızcağıza yapacak az şey kalıyor,üstelik çok güç.
dokunmayı anlayana kadar da yıllar yollar geçiveriyor nitekim..
korkaklardır.
herşeyi sineye çeken umudunu yitirmeden hayallerini mezara götüren pasif korkak insan sürüsü.
tarihin her noktasına gizli imzalarını atan, çobanına karşı gelemeyen
korkuyla doğmuş, büyümüş, ölmüş, kendini kandırma ustalığı edinmiş iki ayaklılar.
herşeyi sineye çeken umudunu yitirmeden hayallerini mezara götüren pasif korkak insan sürüsü.
tarihin her noktasına gizli imzalarını atan, çobanına karşı gelemeyen
korkuyla doğmuş, büyümüş, ölmüş, kendini kandırma ustalığı edinmiş iki ayaklılar.
en iyisidir soğan,tazesinden.birde menemen..