bugün
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı29
- fenerbahçeli yazarlar9
- sözlükte yasak aşk yaşadığına inandığımız yazarlar20
- queen ravenna'ya açık teklif9
- yağmur yağınca direkt nescafe yapan kezban kız14
- aslolan ağladıysan bi duşa gir6
- yeeeaaaahhh kadıköy5
- 14 ekim 2026 fenerbahçe'nin ırzına geçilmesi4
- serenay sarıkaya5
- ev boş gelsene diyen kızın amacı6
- erkeğin orospusu tipler8
- arkadaşlar acıktım5
- 14 ekim 2026 istanbul yağmuru10
- kale3112'nin erik gibi hatun olması6
- fenerbahahahahahçe4
- sindirella'nın orospu olması8
- ithal kürtler10
- uludağ sözlükte yakışıklı erkek olmaması9
- insanı cinsel açıdan çekici yapan tuhaf ayrıntılar8
- akrabaların içindeki en zengin insan16
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı86
- din gerekli midir sorunsalı6
- sözlükte takılan evli barklı yazarların amacı28
- yağmurdan nefret etmeye başlamak8
- almanya da tuttuğunuz takım3
- enayimiknatisii26
- belinde kobra dövmesi olan kadınla evlenilir mi7
- arkadaşlar bir şey soracağım13
- fenerbahçe nin avrupa da başarısız olma sebepleri2
- uludağ sözlük acil ilgi hattı15
- eşekten adam olur fenerden olmaz2
- ankara abisi iyilik derneği11
- ilkokul bebesine türbanı savunmak33
- porno yönetmenlerinin hasta ruhlu tipler olması5
- evde çiçek yetiştiren erkek3
- su yok elektrik yok ne var2
- laptopun su çekmesi8
- nervionun beni reddetmesi7
- şarapçı koala'ya aşık olduğumu itiraf ediyorum4
- sindirella'nın ayakkabıyı numaradan düşürmesi4
- çarşambayı sel alması4
- arı alerjisi4
- akplilerin akp yi hiç eleştirmemesi6
- 14 ekim 2026 manchester city psg maçı2
- erkeği karizmatik gösteren şeyler25
- hitit2
- fenerbahçe2
- yeni parti'nin halk tv protestosu9
- johan manzambi2
- ama bir lambo her zaman bir lambodur2
deneyim yoluyla elde edilen bilgi.
(bkz: a priori)
(bkz: a priori)
enigma albümü.
01. eppur si muove (tocadisco remix-2)
02. feel me heaven (boca junior remix)
03. dreaming of andromeda (jean f. cochois remix)
04. dancing with mephisto (boca junior remix)
05. northern lights (boca junior remix)
06. ınvisible love (boca junior remix)
07. message from ıo (boca junior remix)
08. the alchemist (christian geller remix)
09. 20.000 miles over the sea (bocajunior remix)
10. sitting on the moon (boca junior remix)
11. the alchemist's (the alchemist's vision by ralf hildenbeutel)
12. goodbye milky way (boca junior remix
01. eppur si muove (tocadisco remix-2)
02. feel me heaven (boca junior remix)
03. dreaming of andromeda (jean f. cochois remix)
04. dancing with mephisto (boca junior remix)
05. northern lights (boca junior remix)
06. ınvisible love (boca junior remix)
07. message from ıo (boca junior remix)
08. the alchemist (christian geller remix)
09. 20.000 miles over the sea (bocajunior remix)
10. sitting on the moon (boca junior remix)
11. the alchemist's (the alchemist's vision by ralf hildenbeutel)
12. goodbye milky way (boca junior remix
empirizmin bilgi edinme yöntemidir ve burda gerçek olanın akılsal ve kavramsal olan değil geçmişi olan bir bilgiyle elde edilen olgular olması sözkonusudur.
deneyden sonra ve onun ürünü olarak elde edilendir. deneyden önce ve ondan bağımsız olarak anlamını dile getiren Latince apriori deyimiyle birlikte kullanılır. kant'ın felsefesinde önemli yer tutar.
deneye dayalı olarak, deneyden sonra var olan bilgi, önerme, kavram.
deneyime dayalı, demektir.
Bilginin kaynağı sorununda a priori'nin karşıtı olarak, deneyden sonra gelen, deney sayesinde kazanılan ya da deneye ve olgulara dayanan bilgiye a posteriori denir. A posteriori akıl yürütme sonuçtan öncüle, diğer bir deyişle eserden etkiye doğru yapılan akıl yürütme demektir. Bir yerden duman çıktığını görerek bundan orada ateş bulunduğunu ya da bir insandaki cilt hastalığından, o insandaki kan bozukluğunu çıkarmada olduğu gibi yapılan akıl yürütmelere bu ad verilir.
A posteriori ve karşıtı durumunda olan a priori kavramları mantık, psikoloji ve bilgi teorisinde, özellikle bilgimizin kaynağının duyumlarımız yahut aklımız olduğu sorununda, yani duyumculuk yahut rasyonalizmde önemli bir yer tular.
A posteriori ilk kez Aristoteles tarafından kullanıldıysa da, terim olarak felsefede yer etmesi XIV. yüzyıl teologlarından Saksonyalı Albertus Magnus (Büyük Albert) büyük rol oynamıştır. Aristoteles etkiden sonuca ya da tümel ilkeden tikel'e geçmek suretiyle yapılan akıl yürütme sürecini a priori bir delil olarak kabul ediyordu. Buna karşılık sonuçtan etkiye, yani tikelden tümele geçmek suretiyle olan akıl yürütme sürecini a posteriori bir delil şeklinde tanımlıyordu. Skolastiklerden Albertus Magnus ve Saint Thomas (Aquniolu Thomas) Aristoteles gibi sonuçlardan çıkarılan bilgilere a posteriori, nedenlerden çıkarılanlara da a priori bilgi diyorlardı.
Kant öncesi filozoflardan bir çoğu bilgide duyuma (algıya) değer vermiş ve duyumdan önce bilgi olamayacağı görüşünü ileri sürmüşlerdir. Ancak XVII. yüzyıl da Descartes duyu organlarımız aracılığıyla ve algı sayesinde kazanılan düşüncelerle zihnin meydana getirdiği düşüncelerin yanısıra, doğuştan getirdiğimiz bir takım düşüncelerin de var olduğunu ve zihnimizin gerçek muhtevasını ve inançlarımızın temelini oluşturan bu gibi gerçek düşüncelerden algıya gerek kalmadan, tümdengelim yoluyla başka bazı gerçeklikler çıkarmanın mümkün olduğunu kabul eder. Sözgelimi "parça bütünden küçüktür" önermesi herkesçe kabul edilir, çünkü burada bir zorunluluk vardır; bunun başka türlü olamayacağını herkes kabul eder.
Kant bu kavramları bilgi teorisi yönünden incelemiş ve derinleştirmiştir. O iki türlü bilgi kabul eder: Biri algıya dayanan bilgidir. Bu bilgi genel ve zorunlu değildir, ki bunlara a posteriori bilgi adı verilir. Öteki akla dayanan bilgidir. Bunlarda genellik ve zorunluluk vardır. Bunlara da a priori bilgi denilmektedir. Gerçi Kant, bütün bilgilerimizin deney ile elde edildiğini kabul eder; fakat duyum ve algıları düzenlemek ve birleştirmek; böylece algılarımıza bir anlam vermek, kısaca algılamak için insanda özel bir yeteneğin (kategorinin) bulunması gerekir. Bu yeteneğin deney ile sonradan kazanılması mümkün değildir. Öyleyse insan zihninde birtakım akıl ilkeleri vardır ki, bunlar deney ve gözlem ürünü değildirler.
Bu düşüncelere dayanarak Kant, bilgilerimizin yalnız şeklini değil, hareketlerimize yön veren, ahlâk yasasını (ilkesini) ve buna dayanan inançları ve formel estetik ilkelerini a priori sınıfına sokar. Buna karşılık bilgilerimizin, hareketlerimizin, duyum ve algılarımızın içeriklerini de a posteriori sınıfına sokmakladır.
Başka bir açıdan da Kant hükümleri, önce a priori ve a posteriori; sonra da analitik ve sentetik olarak ikiye ayırır. Analitik hükümler bilgimize yeni şeyler katmaksızın, yalnızca bir düşünceyi aydınlatan yargılardır. "Cisimler yer kaplarlar" yargısı bize yeni bir şey öğretmez. Çünkü "yer kaplama" yüklemi konuya, kendisinden önce bulunmayan bir şey eklemez. Aksine "Dünya bir gezegendir" dersem, dünya düşüncesine yeni bir şey eklerim. Burada sentetik bir hüküm verilmiş oluyor. Kant'a göre analitik yargılar hep a priori'dirler. Onun için a posteriori olan analitik yargılar olamaz. Buna karşılık sentetik yargılar içinde a posteriori olanları da a priori olanları da vardır. Birinciler yargıların normal halidir, en çok rastlanan formudur. Yeni yeni denemeler yaparak kavram kadromuzu sürekli artırırız, ikincilere gelince bunlar hem sentetik, hem de a priori bilgilerdir. Kant, deneye belli bir değer verdiği halde, a posteriori bilginin bilimsel bir bilgi olamayacağını, çünkü bilimsel bilginin akla dayanması ve dolayısıyla da a priori bir bilgi olması gerektiğini savunur.
ingiliz filozofları a priori ilkesini reddederler, duyumculuğa önem verirler. Herbert Spencer rasyonalizm ve duyumculuk anlayışlarını evrim ilkesiyle açıklar. Ona göre doğuştan düşünceler, gerçeklikler ve hatta organik ve manevi yetenekler kişiler için kuşkusuz kalıtımsaldır. Bunları kişiler kendi deneyimleriyle kazanamazlar. Ancak kişilerin mensub oldukları ırk ve cins gözönünde tutulursa, insanın bugünkü yetkinliğe ulaşması için milyonlarca yıl geçirdiği düşünülürse, insanlarda herşeyin sonradan kazanıldığına hükmedilir. işte bu uzun bir birikimin ürünü olan algıların bazıları, zamanla zorunlu gerçeklikler şeklinde bize doğuştan geçmiştir. Yani ırkın hayatına oranla herşey deneyin ürünüdür, herşey sonradan kazanılmıştır, yani a posterioridir.
A posteriori ve karşıtı durumunda olan a priori kavramları mantık, psikoloji ve bilgi teorisinde, özellikle bilgimizin kaynağının duyumlarımız yahut aklımız olduğu sorununda, yani duyumculuk yahut rasyonalizmde önemli bir yer tular.
A posteriori ilk kez Aristoteles tarafından kullanıldıysa da, terim olarak felsefede yer etmesi XIV. yüzyıl teologlarından Saksonyalı Albertus Magnus (Büyük Albert) büyük rol oynamıştır. Aristoteles etkiden sonuca ya da tümel ilkeden tikel'e geçmek suretiyle yapılan akıl yürütme sürecini a priori bir delil olarak kabul ediyordu. Buna karşılık sonuçtan etkiye, yani tikelden tümele geçmek suretiyle olan akıl yürütme sürecini a posteriori bir delil şeklinde tanımlıyordu. Skolastiklerden Albertus Magnus ve Saint Thomas (Aquniolu Thomas) Aristoteles gibi sonuçlardan çıkarılan bilgilere a posteriori, nedenlerden çıkarılanlara da a priori bilgi diyorlardı.
Kant öncesi filozoflardan bir çoğu bilgide duyuma (algıya) değer vermiş ve duyumdan önce bilgi olamayacağı görüşünü ileri sürmüşlerdir. Ancak XVII. yüzyıl da Descartes duyu organlarımız aracılığıyla ve algı sayesinde kazanılan düşüncelerle zihnin meydana getirdiği düşüncelerin yanısıra, doğuştan getirdiğimiz bir takım düşüncelerin de var olduğunu ve zihnimizin gerçek muhtevasını ve inançlarımızın temelini oluşturan bu gibi gerçek düşüncelerden algıya gerek kalmadan, tümdengelim yoluyla başka bazı gerçeklikler çıkarmanın mümkün olduğunu kabul eder. Sözgelimi "parça bütünden küçüktür" önermesi herkesçe kabul edilir, çünkü burada bir zorunluluk vardır; bunun başka türlü olamayacağını herkes kabul eder.
Kant bu kavramları bilgi teorisi yönünden incelemiş ve derinleştirmiştir. O iki türlü bilgi kabul eder: Biri algıya dayanan bilgidir. Bu bilgi genel ve zorunlu değildir, ki bunlara a posteriori bilgi adı verilir. Öteki akla dayanan bilgidir. Bunlarda genellik ve zorunluluk vardır. Bunlara da a priori bilgi denilmektedir. Gerçi Kant, bütün bilgilerimizin deney ile elde edildiğini kabul eder; fakat duyum ve algıları düzenlemek ve birleştirmek; böylece algılarımıza bir anlam vermek, kısaca algılamak için insanda özel bir yeteneğin (kategorinin) bulunması gerekir. Bu yeteneğin deney ile sonradan kazanılması mümkün değildir. Öyleyse insan zihninde birtakım akıl ilkeleri vardır ki, bunlar deney ve gözlem ürünü değildirler.
Bu düşüncelere dayanarak Kant, bilgilerimizin yalnız şeklini değil, hareketlerimize yön veren, ahlâk yasasını (ilkesini) ve buna dayanan inançları ve formel estetik ilkelerini a priori sınıfına sokar. Buna karşılık bilgilerimizin, hareketlerimizin, duyum ve algılarımızın içeriklerini de a posteriori sınıfına sokmakladır.
Başka bir açıdan da Kant hükümleri, önce a priori ve a posteriori; sonra da analitik ve sentetik olarak ikiye ayırır. Analitik hükümler bilgimize yeni şeyler katmaksızın, yalnızca bir düşünceyi aydınlatan yargılardır. "Cisimler yer kaplarlar" yargısı bize yeni bir şey öğretmez. Çünkü "yer kaplama" yüklemi konuya, kendisinden önce bulunmayan bir şey eklemez. Aksine "Dünya bir gezegendir" dersem, dünya düşüncesine yeni bir şey eklerim. Burada sentetik bir hüküm verilmiş oluyor. Kant'a göre analitik yargılar hep a priori'dirler. Onun için a posteriori olan analitik yargılar olamaz. Buna karşılık sentetik yargılar içinde a posteriori olanları da a priori olanları da vardır. Birinciler yargıların normal halidir, en çok rastlanan formudur. Yeni yeni denemeler yaparak kavram kadromuzu sürekli artırırız, ikincilere gelince bunlar hem sentetik, hem de a priori bilgilerdir. Kant, deneye belli bir değer verdiği halde, a posteriori bilginin bilimsel bir bilgi olamayacağını, çünkü bilimsel bilginin akla dayanması ve dolayısıyla da a priori bir bilgi olması gerektiğini savunur.
ingiliz filozofları a priori ilkesini reddederler, duyumculuğa önem verirler. Herbert Spencer rasyonalizm ve duyumculuk anlayışlarını evrim ilkesiyle açıklar. Ona göre doğuştan düşünceler, gerçeklikler ve hatta organik ve manevi yetenekler kişiler için kuşkusuz kalıtımsaldır. Bunları kişiler kendi deneyimleriyle kazanamazlar. Ancak kişilerin mensub oldukları ırk ve cins gözönünde tutulursa, insanın bugünkü yetkinliğe ulaşması için milyonlarca yıl geçirdiği düşünülürse, insanlarda herşeyin sonradan kazanıldığına hükmedilir. işte bu uzun bir birikimin ürünü olan algıların bazıları, zamanla zorunlu gerçeklikler şeklinde bize doğuştan geçmiştir. Yani ırkın hayatına oranla herşey deneyin ürünüdür, herşey sonradan kazanılmıştır, yani a posterioridir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar