bugün
- pandela24
- birazdan temmuza giriyoruz16
- yengeç burcu erkekleri ölsün kampanyası8
- 1 temmuz 2026 fransa isveç maçı12
- yazarların akıl hocaları9
- 0 0 717
- aktrollerin ibb davasını takip etmeyi bırakması21
- yengeç burcu zamanında olmamız8
- atatürk'ü sevmemek7
- 1 temmuz 2026 meksika ekvador maçı4
- matrix'deki zencinin torbacı olması3
- 2026 dünya kupası şampiyonu2
- sevişirken yapılması gerekenler8
- tai lung17
- samuel chukwueze'nin trabzonspor'a transferi2
- beyler bik bik erkek8
- çin mahallesindeyim çabuk çince küfür öğretin6
- iktidar değişince aktroller ne olacak sorunsalı15
- boyalı da saçların6
- siyonizm yahudilik değildir5
- eski sevgilinin kabotaj bayramını kutlamak5
- sözlüğün en şişko kadın yazarı9
- hoşgörü dini islam12
- meksika6
- velvet52
- hür iradenin bir yanılsama olması3
- ben geldim naneler7
- fransa8
- isveç6
- iyi futbol oynar mısınız5
- sözlükte dillere destan bir aşk yaşamak istemek7
- kocamın ayaklarını yıkarım6
- futbol33
- almanya6
- 2026 dünya kupası38
- hiç kız olmayan sözlük5
- gerizekalı yazarlar zirvesi4
- ateist dövmek11
- 30 haziran 2026 fildişi sahili norveç maçı9
- en sevilen gavur adı soyadı4
- ferdi özbeğen dinleyen erkek5
- şeyhin götüne priz sokmak8
- dünya16
- türkçülük3
- iremga6
- arkadaşlar bakar mısınız lütfen5
- ekvador5
- ameliyat olmak15
- askerde en sevdiğiniz komutan4
- filistin in ermeni soykırımını tanıması35
deneyim yoluyla elde edilen bilgi.
(bkz: a priori)
(bkz: a priori)
enigma albümü.
01. eppur si muove (tocadisco remix-2)
02. feel me heaven (boca junior remix)
03. dreaming of andromeda (jean f. cochois remix)
04. dancing with mephisto (boca junior remix)
05. northern lights (boca junior remix)
06. ınvisible love (boca junior remix)
07. message from ıo (boca junior remix)
08. the alchemist (christian geller remix)
09. 20.000 miles over the sea (bocajunior remix)
10. sitting on the moon (boca junior remix)
11. the alchemist's (the alchemist's vision by ralf hildenbeutel)
12. goodbye milky way (boca junior remix
01. eppur si muove (tocadisco remix-2)
02. feel me heaven (boca junior remix)
03. dreaming of andromeda (jean f. cochois remix)
04. dancing with mephisto (boca junior remix)
05. northern lights (boca junior remix)
06. ınvisible love (boca junior remix)
07. message from ıo (boca junior remix)
08. the alchemist (christian geller remix)
09. 20.000 miles over the sea (bocajunior remix)
10. sitting on the moon (boca junior remix)
11. the alchemist's (the alchemist's vision by ralf hildenbeutel)
12. goodbye milky way (boca junior remix
empirizmin bilgi edinme yöntemidir ve burda gerçek olanın akılsal ve kavramsal olan değil geçmişi olan bir bilgiyle elde edilen olgular olması sözkonusudur.
deneyden sonra ve onun ürünü olarak elde edilendir. deneyden önce ve ondan bağımsız olarak anlamını dile getiren Latince apriori deyimiyle birlikte kullanılır. kant'ın felsefesinde önemli yer tutar.
deneye dayalı olarak, deneyden sonra var olan bilgi, önerme, kavram.
deneyime dayalı, demektir.
Bilginin kaynağı sorununda a priori'nin karşıtı olarak, deneyden sonra gelen, deney sayesinde kazanılan ya da deneye ve olgulara dayanan bilgiye a posteriori denir. A posteriori akıl yürütme sonuçtan öncüle, diğer bir deyişle eserden etkiye doğru yapılan akıl yürütme demektir. Bir yerden duman çıktığını görerek bundan orada ateş bulunduğunu ya da bir insandaki cilt hastalığından, o insandaki kan bozukluğunu çıkarmada olduğu gibi yapılan akıl yürütmelere bu ad verilir.
A posteriori ve karşıtı durumunda olan a priori kavramları mantık, psikoloji ve bilgi teorisinde, özellikle bilgimizin kaynağının duyumlarımız yahut aklımız olduğu sorununda, yani duyumculuk yahut rasyonalizmde önemli bir yer tular.
A posteriori ilk kez Aristoteles tarafından kullanıldıysa da, terim olarak felsefede yer etmesi XIV. yüzyıl teologlarından Saksonyalı Albertus Magnus (Büyük Albert) büyük rol oynamıştır. Aristoteles etkiden sonuca ya da tümel ilkeden tikel'e geçmek suretiyle yapılan akıl yürütme sürecini a priori bir delil olarak kabul ediyordu. Buna karşılık sonuçtan etkiye, yani tikelden tümele geçmek suretiyle olan akıl yürütme sürecini a posteriori bir delil şeklinde tanımlıyordu. Skolastiklerden Albertus Magnus ve Saint Thomas (Aquniolu Thomas) Aristoteles gibi sonuçlardan çıkarılan bilgilere a posteriori, nedenlerden çıkarılanlara da a priori bilgi diyorlardı.
Kant öncesi filozoflardan bir çoğu bilgide duyuma (algıya) değer vermiş ve duyumdan önce bilgi olamayacağı görüşünü ileri sürmüşlerdir. Ancak XVII. yüzyıl da Descartes duyu organlarımız aracılığıyla ve algı sayesinde kazanılan düşüncelerle zihnin meydana getirdiği düşüncelerin yanısıra, doğuştan getirdiğimiz bir takım düşüncelerin de var olduğunu ve zihnimizin gerçek muhtevasını ve inançlarımızın temelini oluşturan bu gibi gerçek düşüncelerden algıya gerek kalmadan, tümdengelim yoluyla başka bazı gerçeklikler çıkarmanın mümkün olduğunu kabul eder. Sözgelimi "parça bütünden küçüktür" önermesi herkesçe kabul edilir, çünkü burada bir zorunluluk vardır; bunun başka türlü olamayacağını herkes kabul eder.
Kant bu kavramları bilgi teorisi yönünden incelemiş ve derinleştirmiştir. O iki türlü bilgi kabul eder: Biri algıya dayanan bilgidir. Bu bilgi genel ve zorunlu değildir, ki bunlara a posteriori bilgi adı verilir. Öteki akla dayanan bilgidir. Bunlarda genellik ve zorunluluk vardır. Bunlara da a priori bilgi denilmektedir. Gerçi Kant, bütün bilgilerimizin deney ile elde edildiğini kabul eder; fakat duyum ve algıları düzenlemek ve birleştirmek; böylece algılarımıza bir anlam vermek, kısaca algılamak için insanda özel bir yeteneğin (kategorinin) bulunması gerekir. Bu yeteneğin deney ile sonradan kazanılması mümkün değildir. Öyleyse insan zihninde birtakım akıl ilkeleri vardır ki, bunlar deney ve gözlem ürünü değildirler.
Bu düşüncelere dayanarak Kant, bilgilerimizin yalnız şeklini değil, hareketlerimize yön veren, ahlâk yasasını (ilkesini) ve buna dayanan inançları ve formel estetik ilkelerini a priori sınıfına sokar. Buna karşılık bilgilerimizin, hareketlerimizin, duyum ve algılarımızın içeriklerini de a posteriori sınıfına sokmakladır.
Başka bir açıdan da Kant hükümleri, önce a priori ve a posteriori; sonra da analitik ve sentetik olarak ikiye ayırır. Analitik hükümler bilgimize yeni şeyler katmaksızın, yalnızca bir düşünceyi aydınlatan yargılardır. "Cisimler yer kaplarlar" yargısı bize yeni bir şey öğretmez. Çünkü "yer kaplama" yüklemi konuya, kendisinden önce bulunmayan bir şey eklemez. Aksine "Dünya bir gezegendir" dersem, dünya düşüncesine yeni bir şey eklerim. Burada sentetik bir hüküm verilmiş oluyor. Kant'a göre analitik yargılar hep a priori'dirler. Onun için a posteriori olan analitik yargılar olamaz. Buna karşılık sentetik yargılar içinde a posteriori olanları da a priori olanları da vardır. Birinciler yargıların normal halidir, en çok rastlanan formudur. Yeni yeni denemeler yaparak kavram kadromuzu sürekli artırırız, ikincilere gelince bunlar hem sentetik, hem de a priori bilgilerdir. Kant, deneye belli bir değer verdiği halde, a posteriori bilginin bilimsel bir bilgi olamayacağını, çünkü bilimsel bilginin akla dayanması ve dolayısıyla da a priori bir bilgi olması gerektiğini savunur.
ingiliz filozofları a priori ilkesini reddederler, duyumculuğa önem verirler. Herbert Spencer rasyonalizm ve duyumculuk anlayışlarını evrim ilkesiyle açıklar. Ona göre doğuştan düşünceler, gerçeklikler ve hatta organik ve manevi yetenekler kişiler için kuşkusuz kalıtımsaldır. Bunları kişiler kendi deneyimleriyle kazanamazlar. Ancak kişilerin mensub oldukları ırk ve cins gözönünde tutulursa, insanın bugünkü yetkinliğe ulaşması için milyonlarca yıl geçirdiği düşünülürse, insanlarda herşeyin sonradan kazanıldığına hükmedilir. işte bu uzun bir birikimin ürünü olan algıların bazıları, zamanla zorunlu gerçeklikler şeklinde bize doğuştan geçmiştir. Yani ırkın hayatına oranla herşey deneyin ürünüdür, herşey sonradan kazanılmıştır, yani a posterioridir.
A posteriori ve karşıtı durumunda olan a priori kavramları mantık, psikoloji ve bilgi teorisinde, özellikle bilgimizin kaynağının duyumlarımız yahut aklımız olduğu sorununda, yani duyumculuk yahut rasyonalizmde önemli bir yer tular.
A posteriori ilk kez Aristoteles tarafından kullanıldıysa da, terim olarak felsefede yer etmesi XIV. yüzyıl teologlarından Saksonyalı Albertus Magnus (Büyük Albert) büyük rol oynamıştır. Aristoteles etkiden sonuca ya da tümel ilkeden tikel'e geçmek suretiyle yapılan akıl yürütme sürecini a priori bir delil olarak kabul ediyordu. Buna karşılık sonuçtan etkiye, yani tikelden tümele geçmek suretiyle olan akıl yürütme sürecini a posteriori bir delil şeklinde tanımlıyordu. Skolastiklerden Albertus Magnus ve Saint Thomas (Aquniolu Thomas) Aristoteles gibi sonuçlardan çıkarılan bilgilere a posteriori, nedenlerden çıkarılanlara da a priori bilgi diyorlardı.
Kant öncesi filozoflardan bir çoğu bilgide duyuma (algıya) değer vermiş ve duyumdan önce bilgi olamayacağı görüşünü ileri sürmüşlerdir. Ancak XVII. yüzyıl da Descartes duyu organlarımız aracılığıyla ve algı sayesinde kazanılan düşüncelerle zihnin meydana getirdiği düşüncelerin yanısıra, doğuştan getirdiğimiz bir takım düşüncelerin de var olduğunu ve zihnimizin gerçek muhtevasını ve inançlarımızın temelini oluşturan bu gibi gerçek düşüncelerden algıya gerek kalmadan, tümdengelim yoluyla başka bazı gerçeklikler çıkarmanın mümkün olduğunu kabul eder. Sözgelimi "parça bütünden küçüktür" önermesi herkesçe kabul edilir, çünkü burada bir zorunluluk vardır; bunun başka türlü olamayacağını herkes kabul eder.
Kant bu kavramları bilgi teorisi yönünden incelemiş ve derinleştirmiştir. O iki türlü bilgi kabul eder: Biri algıya dayanan bilgidir. Bu bilgi genel ve zorunlu değildir, ki bunlara a posteriori bilgi adı verilir. Öteki akla dayanan bilgidir. Bunlarda genellik ve zorunluluk vardır. Bunlara da a priori bilgi denilmektedir. Gerçi Kant, bütün bilgilerimizin deney ile elde edildiğini kabul eder; fakat duyum ve algıları düzenlemek ve birleştirmek; böylece algılarımıza bir anlam vermek, kısaca algılamak için insanda özel bir yeteneğin (kategorinin) bulunması gerekir. Bu yeteneğin deney ile sonradan kazanılması mümkün değildir. Öyleyse insan zihninde birtakım akıl ilkeleri vardır ki, bunlar deney ve gözlem ürünü değildirler.
Bu düşüncelere dayanarak Kant, bilgilerimizin yalnız şeklini değil, hareketlerimize yön veren, ahlâk yasasını (ilkesini) ve buna dayanan inançları ve formel estetik ilkelerini a priori sınıfına sokar. Buna karşılık bilgilerimizin, hareketlerimizin, duyum ve algılarımızın içeriklerini de a posteriori sınıfına sokmakladır.
Başka bir açıdan da Kant hükümleri, önce a priori ve a posteriori; sonra da analitik ve sentetik olarak ikiye ayırır. Analitik hükümler bilgimize yeni şeyler katmaksızın, yalnızca bir düşünceyi aydınlatan yargılardır. "Cisimler yer kaplarlar" yargısı bize yeni bir şey öğretmez. Çünkü "yer kaplama" yüklemi konuya, kendisinden önce bulunmayan bir şey eklemez. Aksine "Dünya bir gezegendir" dersem, dünya düşüncesine yeni bir şey eklerim. Burada sentetik bir hüküm verilmiş oluyor. Kant'a göre analitik yargılar hep a priori'dirler. Onun için a posteriori olan analitik yargılar olamaz. Buna karşılık sentetik yargılar içinde a posteriori olanları da a priori olanları da vardır. Birinciler yargıların normal halidir, en çok rastlanan formudur. Yeni yeni denemeler yaparak kavram kadromuzu sürekli artırırız, ikincilere gelince bunlar hem sentetik, hem de a priori bilgilerdir. Kant, deneye belli bir değer verdiği halde, a posteriori bilginin bilimsel bir bilgi olamayacağını, çünkü bilimsel bilginin akla dayanması ve dolayısıyla da a priori bir bilgi olması gerektiğini savunur.
ingiliz filozofları a priori ilkesini reddederler, duyumculuğa önem verirler. Herbert Spencer rasyonalizm ve duyumculuk anlayışlarını evrim ilkesiyle açıklar. Ona göre doğuştan düşünceler, gerçeklikler ve hatta organik ve manevi yetenekler kişiler için kuşkusuz kalıtımsaldır. Bunları kişiler kendi deneyimleriyle kazanamazlar. Ancak kişilerin mensub oldukları ırk ve cins gözönünde tutulursa, insanın bugünkü yetkinliğe ulaşması için milyonlarca yıl geçirdiği düşünülürse, insanlarda herşeyin sonradan kazanıldığına hükmedilir. işte bu uzun bir birikimin ürünü olan algıların bazıları, zamanla zorunlu gerçeklikler şeklinde bize doğuştan geçmiştir. Yani ırkın hayatına oranla herşey deneyin ürünüdür, herşey sonradan kazanılmıştır, yani a posterioridir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar