bugün
- izmirli kızların verici olması11
- sssilvermist12
- habire1246
- gaz fren debriyaja aynı anda basarsak ne olur16
- burhaniye5
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları14
- yorgun mermi13
- erkeklerin artık adım atmaktan korkması20
- sözlük kızları bizim neyimizdir sorunsalı11
- fetöyü doğuran katı laikliktir5
- habire12 adamdır15
- kemoşların genel özellikleri2
- sözlük erkeklerinin 1 90 dan kısa olmaması10
- eh madem benle kavga etmiyorsunuz4
- gürsel tekin6
- nazar değdi sözlük4
- gammazların tarafsız olması gerekliliği27
- bir kıza sevgilin var mı diye sormak10
- arabadan anlamayan erkek4
- arkadaşlar sizce bu takım elbise güzel mi15
- muslettin amca13
- 26 temmuz 2026 türkiye brezilya voleybol maçı7
- kadın yazarların boş konulara ilgi göstermesi5
- erkek yazarlar bana mesaj atmasın2
- yahudi şapkası3
- 150 boyundaki kızın seni komaya sokarım demesi5
- çilek reçeli vs vişne reçeli9
- beybi leydi2
- sözlük bebeleri4
- kadın olmak4
- gocu bak bi6
- akaryakıt2
- bugün gelen kitaplar4
- galaxy ace3
- retro oyuncu bilgisayarı3
- hakkımda bilmeniz gerekenler34
- ergenlerle mesai arkadaşı olmak8
- büyük baştankara kuşu2
- gizli gizli sözlüğü okuyan boykotçular3
- aylık 484 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- birader bay efendiler3
- gece denize girmek12
- manyak olmaya karar verdim8
- isveçlilerin dünyaya kattıkları3
- başak burcu8
- sözlüğün geri zekalı kaynaması2
- voleybol maçı izleyen erkek5
- erkek yazarlardaki eğilim3
- sözlüğe fotoğraf atan kadın8
- nickten isim tahmini yapmak25
ahlaki değerlerin birbirine karıştığı, yoğun endüstrileşmeyle hayatı yorumlama özellikleri yozlaşmış bir toplumun, suça ve şiddete eğilimlerini ustaca ele alan, başkahramanı alex ile beethoven'ın dokuzuncu senfonisini şiddetle özdeşleştirmiş başyapıt.
"iyilik içten gelir. iyilik bir seçimdir. bir insan seçemezse, insanlıktan çıkar."
"iyilik içten gelir. iyilik bir seçimdir. bir insan seçemezse, insanlıktan çıkar."
Saat sabahın on'u. Uykusuz geçen bir gece beraberinde inanılmaz bir can sıkıntısı ve düşünce yoğunluğu getirdi. Peki, neler düşünüyordum. inan bilmiyorum lakin şunu hatırlıyorum. Otomatik portakal.
2-3 sene önce bir arkadaşım filmini önermişti. Ne oldu bilmiyorum ama kaynadı gitti ta ki Pangaltında ki sahafta görene kadar. Bir solukta okunan bir kitap. Şimdi kitabın özetini vesaire aktarmaya gerek yok ufak bir arama ile o bilgilere ulaşılabilir.
Şimdi biz dünyada ki bütün kötülükleri engelleseydik ne olurdu. insan düşünmeden edemiyor. Öyle bir şey olacak ki insanlar hep iyi duygularla yüklü olacak. Hırsızlık, adam öldürme gibi basit suçlardan büyük suçlara her şey sona erecek. Bütün insanlar iyiyi isteyecek hayır hayır iyiliği istemeyecek sadece kötülük yapamayacaklar.
Peki, insanı insan yapan daha doğrusu hayvanlardan ayıran özellik nedir? O özellik özgür olmamız yani seçim hakkının biz de olması. Bize sunulanlar arasından biz istediğimizi seçeriz. Ama hayvanlar öylemi. Hayvanlar içgüdüleri ile hayatlarını sürdürüp gider. Peki, bize iki seçenek sunsalar ve biri iyi biri kötü olsun (Kime göre? Neye göre?) şimdi biz kötüyü seçemeyeceksek ne anlamı kaldı insan olmanın. insan kendi yolunu kendi seçendir. Yani önemli olan iyilik değil önemli olan seçim, tercih şansı yani özgürlük.
işte Otomatik Portakal özellikle de kitabı bana bunları düşündürdü. Ama size tavsiyem kitabını okumadıysanız filmden önce okumanız. Bu arada Aziz Üstel çok şahane bir çeviri yapmış.
Geriye kalan tek bir düşünce kaldı.''Acaba şimdi yatsam mı? Yatmasam mı?''
2-3 sene önce bir arkadaşım filmini önermişti. Ne oldu bilmiyorum ama kaynadı gitti ta ki Pangaltında ki sahafta görene kadar. Bir solukta okunan bir kitap. Şimdi kitabın özetini vesaire aktarmaya gerek yok ufak bir arama ile o bilgilere ulaşılabilir.
Şimdi biz dünyada ki bütün kötülükleri engelleseydik ne olurdu. insan düşünmeden edemiyor. Öyle bir şey olacak ki insanlar hep iyi duygularla yüklü olacak. Hırsızlık, adam öldürme gibi basit suçlardan büyük suçlara her şey sona erecek. Bütün insanlar iyiyi isteyecek hayır hayır iyiliği istemeyecek sadece kötülük yapamayacaklar.
Peki, insanı insan yapan daha doğrusu hayvanlardan ayıran özellik nedir? O özellik özgür olmamız yani seçim hakkının biz de olması. Bize sunulanlar arasından biz istediğimizi seçeriz. Ama hayvanlar öylemi. Hayvanlar içgüdüleri ile hayatlarını sürdürüp gider. Peki, bize iki seçenek sunsalar ve biri iyi biri kötü olsun (Kime göre? Neye göre?) şimdi biz kötüyü seçemeyeceksek ne anlamı kaldı insan olmanın. insan kendi yolunu kendi seçendir. Yani önemli olan iyilik değil önemli olan seçim, tercih şansı yani özgürlük.
işte Otomatik Portakal özellikle de kitabı bana bunları düşündürdü. Ama size tavsiyem kitabını okumadıysanız filmden önce okumanız. Bu arada Aziz Üstel çok şahane bir çeviri yapmış.
Geriye kalan tek bir düşünce kaldı.''Acaba şimdi yatsam mı? Yatmasam mı?''
çeviri hatası yapılmıştır filme türkçe isim verilirken. doğrusu "saatli portakal" olmalıydı. hani saatli bomba gibi vs.
(bkz: biliyoruz da söylüyoruz)
(bkz: ekmeğini çeviriden kazanmak)
(bkz: biliyoruz da söylüyoruz)
(bkz: ekmeğini çeviriden kazanmak)
filmde alex'in annesi ve babası kapitalizm'in uşağını, joe ise yavşağını temsil eder.
sinema tarihinin en iyi filmlerinden biri olarak görülen film; insanların vicdan olgusunu yokedip onları robotlaştırarak tek tip insan modeli yaratmanın ahlaki yönden incelenmesini konu alır.filmdeki mekanlar stanley kubrickin filmin yönetmeni olmasından mütevellit absürttür.
sahip olduğu soundtrack ile aşmış filmdir.
sanırım dünyanın en güzel filmi.
kesinlikle dünyanın en güzel filmi.
edit: bir film üzerinden kişiliği tahlil edebilen orospu çocukları görüyorum, hayırdır inşallah.
edit: bir film üzerinden kişiliği tahlil edebilen orospu çocukları görüyorum, hayırdır inşallah.
insanları robotlaştırarak vicdan olgusunu ortadan kaldırmanın ahlaki açıdan hiç bir zaman kabul edilemeyeceğini gösteren sinema tarihinin en baba 5 filminden biridir.yönetmenin stanley kubrick olmasından mütevellit filmin çekildiği mekanlar absürt ve cinsellik içeren sahneler mizahi bir havayla yansıtılmıştır.
ekleme:nolan,coen kardeşler,lynch filmlerini bi zikim zanneden ergenlerin anlamasınının beklenmediği filmdir
ekleme:nolan,coen kardeşler,lynch filmlerini bi zikim zanneden ergenlerin anlamasınının beklenmediği filmdir
içinde bol bol ironi bulunduran, zaman zaman insanı geren, zaman zaman güldüren, bu kadar kötü şeyler yapan bir serseriye zaman zaman sempati duymamızı bile sağlayabilecek 1971 yapımı öttür kubrick filmidir.
--spoiler--
dev bir sanat eseri penis ile kedili kadını öldüren alex çıkışta arkadaşları tarafından ihanete uğrar, polise yakalanır ve hapse düşer. hapisane süreci boyunca sahtekarca peder ile takılan alex, daha sonra bir pskiyatri kliniğine yatırılır. özgürlüğünü kısa zamanda alabilmek için burada uygulanan deneylerin hepsine gönüllüce iştirak eder. suç işlememesi için yapılan deneyler başarılı olur. salıverilmeden önce hukukçulara ve hapisane yönetimine bir gösteri yapılır. önce şiddet yönünden sınanır sonra da sex yönünden. işte filmin temel sorusu bu noktada peder tarafından sorulur. böyle bir uygulama ile insanın hayata dair karar özgürlüğü elinden alınmamış mıdır ? işte gerçekten de soru budur. herşey tercihle başlar ve dinler bile insanın seçimlerine göre cennet ve cehennemi vaat etmemekte midir ?
--spoiler--
--spoiler--
dev bir sanat eseri penis ile kedili kadını öldüren alex çıkışta arkadaşları tarafından ihanete uğrar, polise yakalanır ve hapse düşer. hapisane süreci boyunca sahtekarca peder ile takılan alex, daha sonra bir pskiyatri kliniğine yatırılır. özgürlüğünü kısa zamanda alabilmek için burada uygulanan deneylerin hepsine gönüllüce iştirak eder. suç işlememesi için yapılan deneyler başarılı olur. salıverilmeden önce hukukçulara ve hapisane yönetimine bir gösteri yapılır. önce şiddet yönünden sınanır sonra da sex yönünden. işte filmin temel sorusu bu noktada peder tarafından sorulur. böyle bir uygulama ile insanın hayata dair karar özgürlüğü elinden alınmamış mıdır ? işte gerçekten de soru budur. herşey tercihle başlar ve dinler bile insanın seçimlerine göre cennet ve cehennemi vaat etmemekte midir ?
--spoiler--
ilk izlenildiğinde aklını başından alan filmlerden bu filmden sonra guguk kuşu izlenesi filmlerden...
izledikten sonra, beethoven'ın 9. senfonisini her dinleyişinizde psikopata bağlamanıza neden olan film. sanki beni tedavi ediyolar.
izlemeye niyeti olanlar için uyarımı yapayım:
1- bu film kesinlikle "ailemle hoşça vakit geçireyim" filmi değildir. eğer ailenizle izlerseniz kaç yaşında olursanız olun yüzünüz kıpkırmızı bir hal alır.
2- bu film kesinlikle "bir yandan sevgilimle mesajlaşayım, göz ucuyla da televizyona bakayım" filmi değildir.
ilk uyarım iq'su 24'ten fazla olan her insanın filmi izledikten sonra varacağı kanaattir. ikinci uyarım ise bir örnekten yola çıkarak kafamda şekillendi. şöyle ki;
bu filmi en son izlediğimde -ki hastalık gibi bir şeydir tekrar takrar izlersiniz- yanımda 4 arkadaşım daha vardı. ben ve arkadaşlarımdan üçü filmi izledikten sonra hakkında 2 saate yakın konuştuk. ama sevgilisiyle mesajlaşan arkadaşım filmi "porno" sandı.
bunun yanı sıra, izleyip üzerine düşündükten sonra etkisinden kurtulması çok zor olan harika bir filmdir otomatik portakal.
gecenin bir vakti en karanlık sokakta, istem dışı singin in the rain'i söyleyecek olursanız "etkilenme" mevzusunda ne kadar haklı olduğumu anımsarsınız sanırım.
1- bu film kesinlikle "ailemle hoşça vakit geçireyim" filmi değildir. eğer ailenizle izlerseniz kaç yaşında olursanız olun yüzünüz kıpkırmızı bir hal alır.
2- bu film kesinlikle "bir yandan sevgilimle mesajlaşayım, göz ucuyla da televizyona bakayım" filmi değildir.
ilk uyarım iq'su 24'ten fazla olan her insanın filmi izledikten sonra varacağı kanaattir. ikinci uyarım ise bir örnekten yola çıkarak kafamda şekillendi. şöyle ki;
bu filmi en son izlediğimde -ki hastalık gibi bir şeydir tekrar takrar izlersiniz- yanımda 4 arkadaşım daha vardı. ben ve arkadaşlarımdan üçü filmi izledikten sonra hakkında 2 saate yakın konuştuk. ama sevgilisiyle mesajlaşan arkadaşım filmi "porno" sandı.
bunun yanı sıra, izleyip üzerine düşündükten sonra etkisinden kurtulması çok zor olan harika bir filmdir otomatik portakal.
gecenin bir vakti en karanlık sokakta, istem dışı singin in the rain'i söyleyecek olursanız "etkilenme" mevzusunda ne kadar haklı olduğumu anımsarsınız sanırım.
izlemeyi fena halde isteyipte izleyemediğim filmdir.
zira sağda solda, arkadaş sohbetlerinde ismi sıkça geçmektedir.
vallahi merakten öleceğim...
zira sağda solda, arkadaş sohbetlerinde ismi sıkça geçmektedir.
vallahi merakten öleceğim...
iletişim fakültelerinin kantinlerinde sinemacı özentilerinin ağızlarından düşürmedikleri 3-5 filmden biri.
biri de charlie chaplin filmi konuşsun; dişimi kıracağım!
biri de charlie chaplin filmi konuşsun; dişimi kıracağım!
nihayet bugün izleme şerefine nail olduğum stanley kubrick filmi. bir defa izleyip de herşeyiyle kavranıp özümsenebilecek bir film olmadığını düşünüyorum. çok derin mesajlar veren, özünde iyilik - kötülük, doğru - yanlış tercihi adına derin felsefeler ve fikirler barındıran, üzerinde düşünülmesi ve tartışılması gereken bir film.
tecavüz sahnesi dışında boş olan film.
(bkz: overrated)
genelde kitaptan uyarlanan filmler vasattır. insanı o kitapta yaşadığı dünyayı onlara vermezler ama bu öyle değildir.hatta kitaptan daha iyidir , insanın okurken hayalini kurduğu herşeye bir üst noktadan yansıtmıştır perdeye. dersiniz cidden böyle de bakılabiiyormuş bu işe. ama filmini izlediyseniz kitabını okumayın derim çok basit kalıyor yanında yada bana öyle geldi.
tahammül sınırlarımı zorlayan bir film.
kült gibi görülse de, nerden bu mesajları çıkardınız diyesim gelmiyor değil.
yönetmenin konuyu anlatış tarzı baya kendine has stile sahip, hatta onun dilinden konuşabilmek lazım.
ruhumu karattığı için son yarım saatini es geçtim diyebilirim.
idrak yollarımın içine etti!
alex in ruh dünyasına edeyim arkadaşım.
uyarlamayın olur olmadık kitapları, ucu açık kalmalı bazılarının...
kült gibi görülse de, nerden bu mesajları çıkardınız diyesim gelmiyor değil.
yönetmenin konuyu anlatış tarzı baya kendine has stile sahip, hatta onun dilinden konuşabilmek lazım.
ruhumu karattığı için son yarım saatini es geçtim diyebilirim.
idrak yollarımın içine etti!
alex in ruh dünyasına edeyim arkadaşım.
uyarlamayın olur olmadık kitapları, ucu açık kalmalı bazılarının...
filmi izlerken mide bulantısından başka pek bir şey hissedemedim. baş roldeki adamdan kaynaklanmakta sanırım, surat ifadesi aklıma geldikçe kötü olurum. rolünü ne kadar iyi oynadığının bir göstergesi olsa gerek. rahatsız edici filmlerden biridir kısaca.
zor bir filmdir. kubrickten kolay şeyler beklemek hata zaten adam kolayını bulsa kulağını ayak barmağıyla tersten tutacak *
neyse, filmde kubrick dilinde hayata, iyiye, kötüye ve şiddete güzel göndermeler var. birkaç defa izledim filmi, aslında birkaç defa izlenmeli ama baş tacım diyemiyorum...
neyse, filmde kubrick dilinde hayata, iyiye, kötüye ve şiddete güzel göndermeler var. birkaç defa izledim filmi, aslında birkaç defa izlenmeli ama baş tacım diyemiyorum...
bu haftaki uykusuz dergisinde umut sarıkaya tarafından karikatür ek elamanı olarak çok güzel işlenmiştir.*
--spoiler--
afişin üstünde: bir anne kıvamında bir kadın ve bu kadının elindeki bıcağın ucunda bir meyve.
afişin ismi: otomatik naranciye
--spoiler--
--spoiler--
afişin üstünde: bir anne kıvamında bir kadın ve bu kadının elindeki bıcağın ucunda bir meyve.
afişin ismi: otomatik naranciye
--spoiler--
---alinti--
tüm hayvanların en zekisi, iyiliğin ne demek olduğunu bilen insanoğluna bir baskı yöntemi uygulayarak onu otomatik işleyen bir makine haline getirenlere kılıç kadar keskin olan kalemimle saldırmaktan başka hiçbir şey yapamıyorum...
--alinti---
tüm hayvanların en zekisi, iyiliğin ne demek olduğunu bilen insanoğluna bir baskı yöntemi uygulayarak onu otomatik işleyen bir makine haline getirenlere kılıç kadar keskin olan kalemimle saldırmaktan başka hiçbir şey yapamıyorum...
--alinti---
kesinlikle overrated olmayan film. hakkında düzülecek methiyeleri, yazılacak destanları tamamen hakediyor.
tez zamanda izlenmesine...
tez zamanda izlenmesine...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar