bugün
- sana vurana sen de vur diyen ebeveyn13
- playstation3
- naber lan it diye mesaj atan sevgili5
- erkeksii bayan buse5
- başka sözlükler heves uludağ bir tutkudur4
- true denilen yazar18
- psikiyatristin size soğuk davranması6
- başkanlık sisteminden beri her şeyin kötü gitmesi10
- chp'nin hali ne olacak53
- zall sözlüğü bizzat takip ediyor21
- diyanetin abd'deki villaları15
- tanrıyı güldürmek için yapılacak şeyler2
- müfredatın felsefeyi boğması üzerine2
- sözlükte başlayan aşklar3
- yılan4
- eyjafjallajökull denince akla gelenler3
- milli takım şarkısının akp tarafından üretilmesi16
- barış yarkadaş6
- uludağ sözlük bitmiş2
- üniversite mezunu olmak için üniversite okumak8
- insanlığa katkısı olmayan üniversite mezunu4
- deniz şortunun içine boxer giyilir mi sorunsalı16
- o kadar zengin olmak ki ölümü yenememek13
- hayatında bir kere bile sigara içmemiş yazarlar7
- gazze de can kaybı 72 bin 993'e yükseldi2
- iyi öpüşmek için yapılması gerekenler16
- ümmetçiler neden filistin'i kurtarmıyor12
- babanın ölmesi3
- gizli rum vs gizli ermeni2
- en iyi antidepresan8
- 12 haziran 2026 kanada bosna hersek maçı8
- bira bardagi2
- bodruma yüzme havuzu inşa etmek2
- bahçalarda barım var2
- yeni üniversite kazanmış kız azgınlığı4
- genco erkal vs ibrahim erkal2
- abd milli futbol takımı4
- yaz3
- kötü biri olduğunu bilmek7
- evrimdeki aşağılamaya katlanan homo sapiens3
- iç sıkıntısından intihar etmek17
- yahudi madalyası almış gürcü2
- birgün gazetesi'nin namaza düşmanlık etmesi2
- 2026 abd kanada meksika dünya kupası3
- susma sustukça sıra sana gelecek2
- ben bu yazıyı oğluma yazdım4
- bu doru2
- zengin kaltakları2
- üniversite okuyarak başarılı olacağına inanmak2
- onlar insan değil müşteri2
stanley kubrick'in deha olduğunu ispatlayan, bir daha yaratılamaz bir film.
o kadar rahatsız edici bir film ki, batman'i satmış robin gibi hisseder, sonra batman'in intikamına ağlarsınız. (dikkatinizi çekerim biz burada robin'iz, gerçi bir sik değiliz ya olsun.)
süper sadist süt iksirini içip de sokaklarda beytofın'ın dokuzuncu senfonisi eşliğinde dolaşıp çocukları dövmek bu filmden sonra sünnettir.
o kadar rahatsız edici bir film ki, batman'i satmış robin gibi hisseder, sonra batman'in intikamına ağlarsınız. (dikkatinizi çekerim biz burada robin'iz, gerçi bir sik değiliz ya olsun.)
süper sadist süt iksirini içip de sokaklarda beytofın'ın dokuzuncu senfonisi eşliğinde dolaşıp çocukları dövmek bu filmden sonra sünnettir.
stanley kubrick'in beyaz perdede yaptığı mastürbasyondur a clocwork orange. Şiddet teması ancak bu kadar güzel işlenebilirdi. Şiddetin hepimizin bir parçası olduğu gerçeği film boyunca anlatılıyor.
kitabı okunduktan sonra aman tanrım bi de kubrick bunun filmini yapmış hadi izleyeyim diye kıvrandığım, sonrasında filmde kitapta anlatılanlar gereğinden fazla rahatsız edici düzeyde vurgulandığı için hoşuma gitmeyen ancak konu olarak okunası-izlenesi kitap-film.
ingilteredeki suc oranını cıddı derecede dusuren kubrick filmi. Alex'in gozunu acık tutması ıcın yapılan işkenceler insanın içini urpertiyor. bu arada film hayatla ilgili bir gercegide ortaya koyuyor; Hic birşeyin karşılıksız olmadıgını. sıkıcı bir filmdir ama son derece guzel bir filmdir. bence herkesin de izlemesi gerekn bir filmdir.
şiddetin şiddet gibi anlatıldığı, izlendiği andan itibaren etkisine alan kubrick şaheseri.
(bkz: funny games)
freud'un "şiddet ve toplum" adlı manzumesine derin göndermeler yapan frisby. luxell overtüründe üstüne yoktur. filmin kahramanı alex'in a4tech tekniği filmden sonra çok meşhur olmuştur.
beyaz perdeden, sahnelere de aktarılmış. müzikalin galasından çıkanlar şiddetin etkisini bir süre üzerlerinden atamamışlar ayrıca.
bu ayki Empire dergisinin DVD'sini verdiği muhteşem film.
her yeri buram buram phallic symbol kokan anthony burgess romanı; stanley kubrick filmidir. en çarpıcısı da alex'in kadın kurbanını dev bir penis heykeli ile öldürmesidir.
(bkz: welly welly welly well)
(bkz: welly welly welly well)
burgess'in türkçeye çevrilmiş diğer kitapları için (bkz: bir elin sesi var) ve (bkz: piyanoçalanlar)
ilk bas kazayla ispanyolca izleyip,ne diye ispanyolca cekmislerki diye sasirtan sonra ogrenilip orijinal dilinde tekrar izledik ten sonra daha da bi sevilen stanley kubrick filmi...
1962'de Anthony Burgess tarafindan yazilmis, 1971'de Stanley Kubrick tarafindan sinemaya aktarilmis olan eser.
Bu roman Time dergisi tarafindan yuzyilin en iyi 100 romani arasinda gosterilmistir.
Bu roman Time dergisi tarafindan yuzyilin en iyi 100 romani arasinda gosterilmistir.
stanley kubrick'in deli ve ilginç bir hayalgücüne sahip olduğu gösteren izlenesi filmdir.
klasik müzik eşliğinde akıp giden ve şiddetin ne kadar içi boş ne kadar gereksiz olduğunu gösteren kubrick filmidir.
sinema tarihinin en iyi filmlerinden biri olup, dahi stanley kubrick'in gözbebeği olan yapıtıdır. kubrick kendisine yaptığı iş ve sinemayla ilgili sorulan "gelicek nesillere iyi bir miras bıraktığınızı düşünüyor musunuz" sorusuna, "otomatik portakal'ı bırakıyorum bundan daha fazla ne yapabilirdim ki" cevabını vermiştir.
stanley kubrick'in yaptığı en güzel film denilebilecek bir başyapıt. mükemmel senaryosu ve üstün oyunculuk performanslarıyla ta 1971 lerde yapılmış, aşmış bir film. gerek kullanılan müzikler, gerek yerinde sözler, oyuncuların duyguları bire bir yansıtabilmesi gerçekten çok etkileyici. sonu da öyle bi biter ki insanı derin düşüncelere bırakır.
--spoiler--
alex 4 kişilik çeteseyle her türlü pisliği yiyen bir heriftir. lanettir, kabızdır ama yakışıklıdırda (ağzı da laf yapar iki kızı aynı anda tavlayıp yatağa atabilir) neyse konuyu dağıtmadan, bu alex pisliği her zamanki gibi bir eve girip suç işlemek üzeredir. daha sonra girdiği evdeki kadını öldürür, arkadaşları da onu sevmemektedir bir kaç husumet yaşamışlardır. bu yüzden onu satarlar ve polisin ele düşmesine neden olurlar. bu alex hibinosu mapus damlarına düşer. daha sonra hükümetin uygulamaya çalıştığı bir formül vardır. suçluları bi şekilde hipnoz ederek (en yakın anlamda böyle söyleyebilirim) suçtan uzak tutmak ve asla suç işleyememelerini sağlamak. alex de mapus damından kurtulmak için bi nevi kendini kobay olarak kullandırır. daha sonra serbest bırakılır ve eskiden işlediği suçların cezasını çekmeye başlar ve film bu dakikalardan sonra daha da keyiflenir.* *
--spoiler--
kısacası arşivlik bir film olduğu kesin.
--spoiler--
alex 4 kişilik çeteseyle her türlü pisliği yiyen bir heriftir. lanettir, kabızdır ama yakışıklıdırda (ağzı da laf yapar iki kızı aynı anda tavlayıp yatağa atabilir) neyse konuyu dağıtmadan, bu alex pisliği her zamanki gibi bir eve girip suç işlemek üzeredir. daha sonra girdiği evdeki kadını öldürür, arkadaşları da onu sevmemektedir bir kaç husumet yaşamışlardır. bu yüzden onu satarlar ve polisin ele düşmesine neden olurlar. bu alex hibinosu mapus damlarına düşer. daha sonra hükümetin uygulamaya çalıştığı bir formül vardır. suçluları bi şekilde hipnoz ederek (en yakın anlamda böyle söyleyebilirim) suçtan uzak tutmak ve asla suç işleyememelerini sağlamak. alex de mapus damından kurtulmak için bi nevi kendini kobay olarak kullandırır. daha sonra serbest bırakılır ve eskiden işlediği suçların cezasını çekmeye başlar ve film bu dakikalardan sonra daha da keyiflenir.* *
--spoiler--
kısacası arşivlik bir film olduğu kesin.
Filmin mânâlı adı: kurulmuş insanoğlu'dur.
Şimdi altını çizerek şunu söylüyorum ki, kubrick kendi fikrini perdeye yansıtmıştır. Evet anarşizim serpilmiştir fikirlerine ama subjektif anarşizm ortaya çıkmıştır. Kubrick filmde* şiddetin olması gereken bir olgu olduğunu, silinmesinin doğru olmadığını(özellikle de yapay yollarla) vurgulamaktadır. içinde oldukça fazla ironi barındırır film: droog serserilere beyaz giydirilmiş, cat woman elinde beethoven heykeliyle alex'e saldırır, droogiesler kafa yapan süt içerler, alex hapishaneden çıkınca droogieslerinin polis olması(şiddeti yönlendirmişler. dayak atmayı seven polis oluyor ironisini yapmış) vs... Şiddetsizlik bireyde kişiliksizlik yapar. Öyle hükümet yalakaları çıkar ortaya demiş ayrıca(filmin sonu). Devlete de faşizan ve iki yüzlü bir profil çizmiş.
Kubrick şiddetin eleştirisini de yapar ayrıca(droogieslerin çötönk diye evlere birkaç tatlı laf sonrası girebilmesi). Özellikle 20nci yüzyılın ikinci yarısından itibaren modernitenin ve proje olarak modern değerlerin bir simgesi konumunda olan, L.W. Beethoven'u Alex'in çelişkilerle dolu kişiliğini tamamlayan bariz bir imge olarak vermiş ve şiddetini Beethoven ile bağdaştırmıştır.
Ayrıca hapis alex gibiler için ıslah yeri değildir. onlar orada düzelmezler, çıktıklarında da aynı şeyi yapacaklar mesajını da çakmış. Demiş de demiş Kubrick abi.... izlemeye değer. Fakat tam anlamak için biraz araştırma yapmanızı gerektirecek bir film. Son olarak imgelere dikkat!
--spoiler--
Frank Alexander: She was very badly raped, you see! We were assaulted by a gang of vicious, young, hoodlums in this house! In this very room you are sitting in now! I was left a helpless cripple, but for her the agony was too great! The doctor said it was pneumonia; because it happened some months later! During a flu epidemic! The doctors told me it was pneumonia, but I knew what it was! A VICTIM OF THE MODERN AGE!! Poor, poor girl!
--spoiler--
Şimdi altını çizerek şunu söylüyorum ki, kubrick kendi fikrini perdeye yansıtmıştır. Evet anarşizim serpilmiştir fikirlerine ama subjektif anarşizm ortaya çıkmıştır. Kubrick filmde* şiddetin olması gereken bir olgu olduğunu, silinmesinin doğru olmadığını(özellikle de yapay yollarla) vurgulamaktadır. içinde oldukça fazla ironi barındırır film: droog serserilere beyaz giydirilmiş, cat woman elinde beethoven heykeliyle alex'e saldırır, droogiesler kafa yapan süt içerler, alex hapishaneden çıkınca droogieslerinin polis olması(şiddeti yönlendirmişler. dayak atmayı seven polis oluyor ironisini yapmış) vs... Şiddetsizlik bireyde kişiliksizlik yapar. Öyle hükümet yalakaları çıkar ortaya demiş ayrıca(filmin sonu). Devlete de faşizan ve iki yüzlü bir profil çizmiş.
Kubrick şiddetin eleştirisini de yapar ayrıca(droogieslerin çötönk diye evlere birkaç tatlı laf sonrası girebilmesi). Özellikle 20nci yüzyılın ikinci yarısından itibaren modernitenin ve proje olarak modern değerlerin bir simgesi konumunda olan, L.W. Beethoven'u Alex'in çelişkilerle dolu kişiliğini tamamlayan bariz bir imge olarak vermiş ve şiddetini Beethoven ile bağdaştırmıştır.
Ayrıca hapis alex gibiler için ıslah yeri değildir. onlar orada düzelmezler, çıktıklarında da aynı şeyi yapacaklar mesajını da çakmış. Demiş de demiş Kubrick abi.... izlemeye değer. Fakat tam anlamak için biraz araştırma yapmanızı gerektirecek bir film. Son olarak imgelere dikkat!
--spoiler--
Frank Alexander: She was very badly raped, you see! We were assaulted by a gang of vicious, young, hoodlums in this house! In this very room you are sitting in now! I was left a helpless cripple, but for her the agony was too great! The doctor said it was pneumonia; because it happened some months later! During a flu epidemic! The doctors told me it was pneumonia, but I knew what it was! A VICTIM OF THE MODERN AGE!! Poor, poor girl!
--spoiler--
sadece adı güzel olan filmdir.
derinliğini anlamak için zeka gerektiren filmdir.
izledikten sonra "ulan ne kadar zeki bir insanım" gibi bir düşünce gelebilir. uzun süre geçmezse bir doktora görünmek tavsiye edilir.
izledikten sonra kafada ''ulan ne kadar zekiyim filmi çok iyi anladım.'' düşüncesi oluşturmayan film. kurtlar vadisi, maskeli beşler gibi filmlerden daha ileri seviyedeki filmleri anlayamayan ve beğenmeyen insanların bu eksikliklerini filme bok atarak kapatmaya çalıştıkları su götürmez bir gerçektir. elbette bu tarz filmlerden hoşlanmayanlar bu değerlendirmenin dahili kapsamına girmiyor. ama o zaman da ''bok gibi film lan bu'' demek de benmerkezciliktir, en üstün zevkler bana aitciliktir. ayrıca ilginçtir ki film bittiğinde genelde kurulan cümle ''vay be!'' türevinden şeyler olur. fakat dedim ya zeka lazım biraz. izlediğini, okuduğunu, duyduğunu anlamak için. çok değil, sadece biraz...
beğenerek izlemiş olanlara fazla yaklaşılmaması gereken filmdir. (bkz: ayar alıp öfke vermek)
anthony burgess e ait, ilk basımı 1973 yılında yapılan kitap.
güncel Önemli Başlıklar