bugün
- ciddi ciddi aşure seven insan30
- bir ilişkiyi kim yönetir17
- velvet48
- lamba5
- aleyna tilki6
- pandela 319
- masa5
- sandalye8
- ptt de idari hizmet sözleşmeli sisteme geçilmesi2
- kürt hareketinin devşirme olması15
- diamond bosphorus14
- araf suresi 12 ayet2
- araf suresi 13 ayet2
- evde kalmış 30 yaş üstü kadın yazarlar9
- 4 temmuz 2026 kanada fas maçı15
- erkeğin vajina karşısındaki çaresizliği35
- kokusuz küllük2
- ciguli kral16
- kız arkadaşla sabahlara kadar içmek5
- iblis3
- en gıcık olunan insan davranışı4
- amedspor12
- elektriği ödeyen adam7
- deniz göktaş34
- mony tontana11
- memduh bashgan9
- sanat2
- sikişirken hüzünlenmek4
- bik bik kaç yaşında10
- yapsam yaptım derim3
- fransa maçı varken sözlükte dolanan erkek5
- çağlayı tanıyan yazarlar8
- ahtapot yemek9
- korku filmi cekmeden once cinayet isleyen yonetmen4
- 5 temmuz 2026 paraguay fransa maçı7
- yürüyüş flörtü9
- 2026 dünya kupası33
- evde kalmış kız kurusu7
- brokoli3
- yeni sevgiliden beklentiler2
- 9 temmuz 2026 fransa fas maçı3
- kemal kılıçdaroğlu20
- entry girerek kemalist devrim yapmak5
- iki ayyaş5
- true üniversitesi6
- fondöten sürmek3
- deniz göktaş'ın atatürk şakası4
- true'nun azılı bir muhalifken sonradan yumuşaması6
- sikmek icin entry ni beğendi6
- samsung3
bu seneki film ekiminde ayın 23 ünde emek sinemasında gösterilecek film. tim burton timur bekmambetov la beraber filmin yapımcılığını üstlenmiş.
http://www.iksv.org/filme...ay=7&fid=7&sid=34
http://www.iksv.org/filme...ay=7&fid=7&sid=34
pi sayısının 1 milyarıncı rakamıdır.
Fikret Kuşkan'a çok yakışan bir film. Farklı. izlenebilir.
bir bebeğin normal olarak gelişmesi ve dünyaya gelmesi için gerekli ay sayısı.
80 dakikalık bir şaheserdir. hakkında fazla konuşmanın gereksiz olacağı animasyondur. shane acker'ı kutlamak lazım.
--spoiler--
7: What happens next?
9: I'm not sure. But this world is ours now. It's what we make of it.
--spoiler--
--spoiler--
7: What happens next?
9: I'm not sure. But this world is ours now. It's what we make of it.
--spoiler--
Kader Keita'nın Galatasaray' daki numarasıdır.
6'nın ters çevrilmiş hali 6-9
bir tim burton filmi olarak 9
yamulmuyorsam 09.09.2009 tarihinde vizyona girecek.
yamulmuyorsam 09.09.2009 tarihinde vizyona girecek.
fatih tekke nin Zenit St. Petersburg da giydiği formanın numarasısır.
ikiye bölündüğünde sonucu virgüllü olan bir sayıdır.
ezoterizme göre 9 mutlakiyetin rakamıdır. ölümü ve yeniden doğuşu sembolize etmektedir. Bebeğin 9 ay anne karnında kalması, Truva' nın 9 sene boyunca kuşatılmış olması, odysseus' un dünyayı 9 yılda dolaşmış olması.... 9 sayısı daima kendini tekrarlamaktadır, herhangi bir sayı ile çarpılınca çıkan sayının rakamlarının toplamı hep 9' dur. Bir seviyeden diğerine geçiş rakamı olan 9, bir dünyadan diğerine geçiş olan inisisasyonun sembolü, aynı zamanda ezoterizmin kutsal rakamı sayılmaktadır.
"Little Big Planet post apokaliptik olursa ne olur?"
Shane Acker'in yazıp yönettiği ve Tim Burton ve Timur Bekmambetov'un yapımcılığını üstlendiği animasyon filmidir. 9.9.9'da sinemalara gelmekte.
trailer'ı için:
--spoiler--
http://www.apple.com/trailers/focus_features/9/
--spoiler--
Shane Acker'in yazıp yönettiği ve Tim Burton ve Timur Bekmambetov'un yapımcılığını üstlendiği animasyon filmidir. 9.9.9'da sinemalara gelmekte.
trailer'ı için:
--spoiler--
http://www.apple.com/trailers/focus_features/9/
--spoiler--
10 dan 1 çıkarınca ulaşabileceğimiz bir rakamdır.
(bkz: dokuz taş)
yapımcılığını Tim Burton ın üstlendiği, yönetmenliğini lotr : return of the king in animasyonlarını yapan Shane Acker in yaptığı, senaristliğini yine Shane Acker ile birlikte corpse bride da görev almış Pamela Pettler in yaptığı 09.09.2009 da vizyona girecek animasyon film. fragmanı oldukça dikkat çekici ve merak uyandırasıdır.
http://www.imdb.com/title/tt0472033/
http://www.traileraddict....trailer/9-feature/trailer
dip not: fragmandaki şarkıyı merak edenler için Coheed and Cambria - Welcome Home
http://www.imdb.com/title/tt0472033/
http://www.traileraddict....trailer/9-feature/trailer
dip not: fragmandaki şarkıyı merak edenler için Coheed and Cambria - Welcome Home
bazılarının takıntısıdır.
6 ile kullanıldığında bir ilişki pozisyonudur (bkz: 69)
--spoiler--
I sell my boots (hi heel)
and go with you on a coach
just to be with you
as you are a handleless door
without me
my sweet little bird
I will sell handkerchieves
at the railroad station
just to be with you as you are a handleless door
without me
my sweet little bird
I will eat without a table
sleep without a pillow
just to be with you...
I will sleep at the railroad station
and wash a floor there
just to be with you
--spoiler--
(bkz: kirpi)
I sell my boots (hi heel)
and go with you on a coach
just to be with you
as you are a handleless door
without me
my sweet little bird
I will sell handkerchieves
at the railroad station
just to be with you as you are a handleless door
without me
my sweet little bird
I will eat without a table
sleep without a pillow
just to be with you...
I will sleep at the railroad station
and wash a floor there
just to be with you
--spoiler--
(bkz: kirpi)
türkiye'ye fazla geldiğinden türkiye'de gösterilmemiş filmdir. bazen cidden şu çok sevdiğim memlekete gıcık oluyorum.
gıcık ettiriyorlar insanı. şu filmi herkesin izleyip, birşeyler hatta daha da fazlasını çıkarması gerekmez mi?
mükemmel. sene olmuş 2008, 6 sene sonra görüyoruz filmi. digiturk olmasa tesadüflere kalmış farketmem bile. ne kadar acı.
yani belli bir kültür seviyesini yakalamak için illa insanların daha fazla para vermesi, birbirlerinden maddiat olarak üstün mü olmaları gerekir?
televizyonları saçma sapan şeylerle bayıla bayıla dolduranlar sonra kanalları kapatırlar. youtube kapatılır, başbakan giriyorum ben siz de girin youtube'a der. her şey ne kadar öylesine, ne kadar gelişigüzel, anlamsız.
sadece toprak anlamlı, biraz tütün, ve petrol. böyle bir yer türkiye, herkes türkiye'nin bu yüzden peşinde. it kopuk takımı da öyle. işte bu film çok çok derinine inmiş hepsinin, kurmaca bir cinayetle.
filmi izledim tabii ki, ama bir daha izlemeye açıkçası götüm yemez. neden?
ne kadar dikkatli izlesem de kafam sorularla doldu, hala dolu. gidip ümit ünal'la konuşmak gibi bir isteğim bile var, hatta hafif delirdim diyebiliriz. (the godfather'ı izledikten sonra coppola'yı arama ihtiyacı duymamıştım.)
film hakkında söylenicek fazla birşey yok açıkçası. kirpi'nin söylediği şarkıya takmıştım, yidçe diye bir dilin halk şarkısıymış. üşenmedim bunu öğrenmek için de yazıların geçtiği kısmı izledim, vikipediye baktım vs.
ama hala kirpi'nin katili kim aşırı meraklardayım, öyle böyle değil. şarkının sözleri de ne diyor ona da taktım ama ismi çok tuhaftı, hatırlayamıyorum. zaten yidçeyi çevircek adamı nerden bulucaz, o apayrı bir konu.
fikret kuşkan, ülkücü serseri rolünde mükemmeldi diyebilirim. iyi anlattı o kişiliği. ama biz milliyetçiyiz diye dolaşan bütün ergenler de hapçı katil diyemeyiz. bu filmi izleyipte bunların hepsi böyle diye galeyana gelmemek lazım.
cezmi baskın'ı çok beğendim. serra yılmaz söylendiği gibi parlak değildi bence. ozan güven çok formundaydı. ali poyrazoğlu yılların oyuncusu zaten. amerikalı rolünde rafa radomisli de çok dikkat çekiciydi. neden bu filmde var, neden öldükten sonra meşhur olacaklar trenine onun için bir bilet ayrılmış, onu da türkiye'de sanatın bir cilvesi olarak kenara yazıyorum.
filmi göstertmiyorlar, oyuncuyu nerden bulucaz da izliycez.
filmden aklımda kalan en muhteşem cümle de tunç'tan geldi:
--spoiler--
kitaplar 5 milyon 10 milyon, bir maç bileti parası, napıcaz alıpta.
--spoiler--
bu işte mükemmel bir eleştiri cümlesi. o kitapları bu adamların evine de soksaydık, sokabilseydik, bunların hiçbiri olmazdı. böyle bir tipleme olmazdı zaten. ve bu hata kendini tekrar ediyor. bu filmi yasaklayan adam muhakkak filmi izledi. ancak yine yasakladı, neden. onun da evine vaktiyle yeterince kitap girmedi, okuyacağına gitti maç izledi sadece o adam da. ve şuan kısır döngü devam ediyor. halka bu eleştiriden ziyade, anlayış sağlıycak, gençleri okumayı, adam olmayı esaslayan bir filmi yasak etmişler.
demek ki yaratmak istedikleri tunç gibi adamlar, hala ve hala. aydınlığı temsil eden bir ampulün hakimiyet kurduğu ülkenin devamlı karanlık olması ne kadar ironik.
bizim açımızdansa ne kadar trajik.
gıcık ettiriyorlar insanı. şu filmi herkesin izleyip, birşeyler hatta daha da fazlasını çıkarması gerekmez mi?
mükemmel. sene olmuş 2008, 6 sene sonra görüyoruz filmi. digiturk olmasa tesadüflere kalmış farketmem bile. ne kadar acı.
yani belli bir kültür seviyesini yakalamak için illa insanların daha fazla para vermesi, birbirlerinden maddiat olarak üstün mü olmaları gerekir?
televizyonları saçma sapan şeylerle bayıla bayıla dolduranlar sonra kanalları kapatırlar. youtube kapatılır, başbakan giriyorum ben siz de girin youtube'a der. her şey ne kadar öylesine, ne kadar gelişigüzel, anlamsız.
sadece toprak anlamlı, biraz tütün, ve petrol. böyle bir yer türkiye, herkes türkiye'nin bu yüzden peşinde. it kopuk takımı da öyle. işte bu film çok çok derinine inmiş hepsinin, kurmaca bir cinayetle.
filmi izledim tabii ki, ama bir daha izlemeye açıkçası götüm yemez. neden?
ne kadar dikkatli izlesem de kafam sorularla doldu, hala dolu. gidip ümit ünal'la konuşmak gibi bir isteğim bile var, hatta hafif delirdim diyebiliriz. (the godfather'ı izledikten sonra coppola'yı arama ihtiyacı duymamıştım.)
film hakkında söylenicek fazla birşey yok açıkçası. kirpi'nin söylediği şarkıya takmıştım, yidçe diye bir dilin halk şarkısıymış. üşenmedim bunu öğrenmek için de yazıların geçtiği kısmı izledim, vikipediye baktım vs.
ama hala kirpi'nin katili kim aşırı meraklardayım, öyle böyle değil. şarkının sözleri de ne diyor ona da taktım ama ismi çok tuhaftı, hatırlayamıyorum. zaten yidçeyi çevircek adamı nerden bulucaz, o apayrı bir konu.
fikret kuşkan, ülkücü serseri rolünde mükemmeldi diyebilirim. iyi anlattı o kişiliği. ama biz milliyetçiyiz diye dolaşan bütün ergenler de hapçı katil diyemeyiz. bu filmi izleyipte bunların hepsi böyle diye galeyana gelmemek lazım.
cezmi baskın'ı çok beğendim. serra yılmaz söylendiği gibi parlak değildi bence. ozan güven çok formundaydı. ali poyrazoğlu yılların oyuncusu zaten. amerikalı rolünde rafa radomisli de çok dikkat çekiciydi. neden bu filmde var, neden öldükten sonra meşhur olacaklar trenine onun için bir bilet ayrılmış, onu da türkiye'de sanatın bir cilvesi olarak kenara yazıyorum.
filmi göstertmiyorlar, oyuncuyu nerden bulucaz da izliycez.
filmden aklımda kalan en muhteşem cümle de tunç'tan geldi:
--spoiler--
kitaplar 5 milyon 10 milyon, bir maç bileti parası, napıcaz alıpta.
--spoiler--
bu işte mükemmel bir eleştiri cümlesi. o kitapları bu adamların evine de soksaydık, sokabilseydik, bunların hiçbiri olmazdı. böyle bir tipleme olmazdı zaten. ve bu hata kendini tekrar ediyor. bu filmi yasaklayan adam muhakkak filmi izledi. ancak yine yasakladı, neden. onun da evine vaktiyle yeterince kitap girmedi, okuyacağına gitti maç izledi sadece o adam da. ve şuan kısır döngü devam ediyor. halka bu eleştiriden ziyade, anlayış sağlıycak, gençleri okumayı, adam olmayı esaslayan bir filmi yasak etmişler.
demek ki yaratmak istedikleri tunç gibi adamlar, hala ve hala. aydınlığı temsil eden bir ampulün hakimiyet kurduğu ülkenin devamlı karanlık olması ne kadar ironik.
bizim açımızdansa ne kadar trajik.
belesci forvet numarasi.
iyi oyunculuklar ve mükemmel kurgusuyla kendine hayran bırakan, türkmax sayesinde daha çok izleyiciye ulaşmış ümit ünal filmidir. filmin imdb ortalaması 8.5 olup, hakettiği notun ironik şekilde 9 olduğu kanısındayım.
4,5 un annesi, 8 in ablası, 10 un kardeşi, 18 in kızı, 36 nın torunu, 4 ün kayın validesi, 2 nin anneannesi olan saçma bir geniş ailenin bir bireyidir.
*
*
dvdsi bir türlü çıkmamış filmdir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar