bugün
- bik bik 220
- 30 ekim 2026 konyaspor galatasaray maçı18
- gay olduğunu saklayan erkek3
- balkona israil bayrağı asmak4
- eli üşüyen kızın elini nasıl ısıtırsın25
- noodle6
- tatlı tatlı kaşınan göt deliği6
- 115 bin entry giren işsiz yazar2
- türkiyede evlenmeyenlerin sayısı 20 milyon olması3
- deri tayt giyen kız osurunca hava nasıl çıkıyor4
- ayak yalamak için 591 km gitmek7
- sözlük yazarları neden birbirinden nefret ediyor4
- psikolog4
- teomancalmasur23
- cia in takibe aldığı 23 sözlük yazarı4
- olmaz olsun öyle yetkili4
- tanga giyen kişi osurursa ıslık sesi mi çıkıyor4
- mi6'nın takibe aldığı sözlük yazarları2
- güzel göt görünce tansiyonun düşmesi3
- rafael leao6
- tüylü ve sulu şeftali2
- şeftalili dondurma2
- mhp'nin atatürk'ü sevmemesi10
- şeftali ağaçları dökülüyor yaprakları2
- ayağı güzel kızlar nereli sorunsalı6
- bu sözlüğe yıllarımı verdim3
- bir erkeğin en mutlu olduğu an5
- çingene dilenci ile sevişmek3
- ankara allah'ın belası bir yerdir4
- sözlük yazarlarının şeftalileri2
- yakında sözlüğe geri dönüşler olabilir2
- wada 35 yaşında4
- aleyna tilki'nin konserde verdiği efsane frikik2
- ayak istiyorum ayak bulun bana ayak6
- erlik5
- gece 11 de eve sipariş edilebilecek en güzel şey3
- türk solu16
- uludağ sözlük korosu alet dağılımı3
- herzevekil11
- nervio14
- ismetin ciddi sıkıntıları olması9
- mekan sınırsız mıdır4
- sibel can'ın nutellalı memeleri9
- bir gammazın günlüğü2
- sabah akşam ayak muhabbeti yapan sözlük4
- akp'li yayman'ın fon krizi açıklaması4
- gina marano3
- gammazların dönüşü3
- humbaracı ismed bin gürbüz paşa6
- sizin taptıklarınız ayağımın altındadır diyen kız4
sikko bir kanal d dizisiydi. gümbür gümbür geliyor diye reklamını yaptılar ne zaman gittiğini öğrenemedik bile.
beyni kemiren iç dürtüdür.
fazlalaşması paranoyaya dönüşür.
fazlalaşması paranoyaya dönüşür.
kemirir.
esen rüzgar bazen salt bedenini soğutmaz da ruhunu titretir aynı zamanda. o vakit anlarsın sıradan bir esinti olmadığını. geldiği yönün tersine koşarsın sonra, nedeni bulmak için... oraya vardığında tokat gibi çarpar yüzüne gerçek. her seferinde daha da güçlenirsin, iç sıkıntının sahiden bir nedeni olduğunu gördükçe daha çok emin olursun kendinden. lanetin olur sonra. çoğunlukla haklı çıkıyor oluşun yalnızlığa iter seni ve çekinmezsin karşı tarafın yüzüne vurmaktan.
"omzumdan öpsene" diye kulağıma fısıldadığında film başlayalı yarım saat, sinemada birini öpmeyi bırakalı 10 yıl olmuştu. yanlış mı anladım acaba diye dönüp yüzüne baktım. omzunu hafifçe yukarı kaldırıp gözlerini kıstı. alt dudağını hafifçe öne doğru çıkardı. masum bir bebek olmuştu. bu yüz ifadesini biliyordum, çok tanıdıktı, ancak omuz bu tabloda sırıtan yabancı bir kavramdı. çok tatlı göründüğünü düşünüyor olmalıydı. oysa benim midem bulanıyordu. isteğini yerine getirmezsem bir yerimin eksilmeyeceğini düşündüm. usulca kazağının üzerinden bir öpücük kondurdum. ağzıma bulaşan tüyleri silerken birden başımdan aşağı kaynar sular döküldü. tüm vücuduma sanki yüzlerce raptiye batıyordu. bedenimde karıncalar geziyordu. neydi beni huzursuz eden? neden omzundan öpmemi istemişti özellikle? neden yüzünün herhangi bir noktasından ya da elinden değil de omzundan? neden özellikle ordan, durduk yere aklıma gelme ihtimali olmayan ve henüz ilişkimizin başındayken ve onu hiç öpmemişken?
gözlerimi kapattım. sanki bir yerde uzanıyordum. arkadaşlarımın yüzleri belirdi, tepeden bakıyorlardı. boğuk boğuk sesleniyorlardı "takma bu kadar, her şeyi düşünme böyle manyak mısın?"... sakin olmalıydım, belli etmeden sakince günün sonunu getirdim.
ilk sevişmemizde sonra... bluzunu çıkarır çıkmaz. o yağmurlu günde, ettiğimiz ilk büyük kavganın ardından, barışınca... ikinci sevişmemizde... bir daha sinemada...
artık emindim. çünkü benzer şeyleri çok görmüştüm. bu tipler, eski ilişkilerinin devamlarını bir başkasında yaşarlardı. o çok aşık olduğu çocukla ilgili unutamadığı ne varsa, sende bulmak isterlerdi. ona ait küçük ama unutulmaz detayları göze batmayacak şekilde alışkanlık haline getirmen için oyunlara başvururlardı.
sordum sonra. eski sevgilin mi öperdi omzundan? diye. paranoyak, ruh hastası, arıza gibi bir yerden sonra dinlemediğim yakıştırmalarda bulundu. sonra onu ne zannediyordum ki ben? bir başkasını unutamamış olsa neden benimle olsundu ki? sahi ne kadar saçmaydı, ben neden takıyordum ki bu kadar? eğer güvenmiyorsam... artık bu klişelerden midem bulanmıştı. bir daha konuyu açmamak üzere kapattığımı söyledim, özür diledim ve sinsice köşeme çekildim.
nasıl çözeceğimi biliyordum. uykusunda konuşuyordu. ne sorarsan dürüstçe cevap veriyordu. en kötüsü de telefonda dahi olsak, 30 saniye içinde uykuya dalabiliyordu. birkaç gün bekledim. olay soğuduktan sonra bir gece geç saatlerde, yine daldı gitti.
- uyudun mu?
+ ıhhmm
- seni çok özlüyorum.
+ ben de.
- az kaldı ama gelmeme, napacaksın beni görünce?
+ boynuna atlayacam.
(kıvama gelmişti, bitirici vuruşu yapmak için hazırdım.)
- ahmetle uyur muydunuz birlikte?
+ hıhı.
- omzundan öper miydi?
+ evet
- ilk defa o mu öptü?
+ hıhı
- çok anlamlıydı değil mi senin için ordan öpmesi?
+ hıhı.
- hıhı nın da senin de mına koyim.
şüphe benim lanetim. salak yerine konulmaktan, sahte sevgilerin ve yapmacık tavırların esiri olmaktansa yalnızlığa iten belki de yegane sebep.
"omzumdan öpsene" diye kulağıma fısıldadığında film başlayalı yarım saat, sinemada birini öpmeyi bırakalı 10 yıl olmuştu. yanlış mı anladım acaba diye dönüp yüzüne baktım. omzunu hafifçe yukarı kaldırıp gözlerini kıstı. alt dudağını hafifçe öne doğru çıkardı. masum bir bebek olmuştu. bu yüz ifadesini biliyordum, çok tanıdıktı, ancak omuz bu tabloda sırıtan yabancı bir kavramdı. çok tatlı göründüğünü düşünüyor olmalıydı. oysa benim midem bulanıyordu. isteğini yerine getirmezsem bir yerimin eksilmeyeceğini düşündüm. usulca kazağının üzerinden bir öpücük kondurdum. ağzıma bulaşan tüyleri silerken birden başımdan aşağı kaynar sular döküldü. tüm vücuduma sanki yüzlerce raptiye batıyordu. bedenimde karıncalar geziyordu. neydi beni huzursuz eden? neden omzundan öpmemi istemişti özellikle? neden yüzünün herhangi bir noktasından ya da elinden değil de omzundan? neden özellikle ordan, durduk yere aklıma gelme ihtimali olmayan ve henüz ilişkimizin başındayken ve onu hiç öpmemişken?
gözlerimi kapattım. sanki bir yerde uzanıyordum. arkadaşlarımın yüzleri belirdi, tepeden bakıyorlardı. boğuk boğuk sesleniyorlardı "takma bu kadar, her şeyi düşünme böyle manyak mısın?"... sakin olmalıydım, belli etmeden sakince günün sonunu getirdim.
ilk sevişmemizde sonra... bluzunu çıkarır çıkmaz. o yağmurlu günde, ettiğimiz ilk büyük kavganın ardından, barışınca... ikinci sevişmemizde... bir daha sinemada...
artık emindim. çünkü benzer şeyleri çok görmüştüm. bu tipler, eski ilişkilerinin devamlarını bir başkasında yaşarlardı. o çok aşık olduğu çocukla ilgili unutamadığı ne varsa, sende bulmak isterlerdi. ona ait küçük ama unutulmaz detayları göze batmayacak şekilde alışkanlık haline getirmen için oyunlara başvururlardı.
sordum sonra. eski sevgilin mi öperdi omzundan? diye. paranoyak, ruh hastası, arıza gibi bir yerden sonra dinlemediğim yakıştırmalarda bulundu. sonra onu ne zannediyordum ki ben? bir başkasını unutamamış olsa neden benimle olsundu ki? sahi ne kadar saçmaydı, ben neden takıyordum ki bu kadar? eğer güvenmiyorsam... artık bu klişelerden midem bulanmıştı. bir daha konuyu açmamak üzere kapattığımı söyledim, özür diledim ve sinsice köşeme çekildim.
nasıl çözeceğimi biliyordum. uykusunda konuşuyordu. ne sorarsan dürüstçe cevap veriyordu. en kötüsü de telefonda dahi olsak, 30 saniye içinde uykuya dalabiliyordu. birkaç gün bekledim. olay soğuduktan sonra bir gece geç saatlerde, yine daldı gitti.
- uyudun mu?
+ ıhhmm
- seni çok özlüyorum.
+ ben de.
- az kaldı ama gelmeme, napacaksın beni görünce?
+ boynuna atlayacam.
(kıvama gelmişti, bitirici vuruşu yapmak için hazırdım.)
- ahmetle uyur muydunuz birlikte?
+ hıhı.
- omzundan öper miydi?
+ evet
- ilk defa o mu öptü?
+ hıhı
- çok anlamlıydı değil mi senin için ordan öpmesi?
+ hıhı.
- hıhı nın da senin de mına koyim.
şüphe benim lanetim. salak yerine konulmaktan, sahte sevgilerin ve yapmacık tavırların esiri olmaktansa yalnızlığa iten belki de yegane sebep.
yapılmaması gereken bir insana karşı duyulursa, bedeli onu kaybetmek olur. geçmiş olsundur.
"dalından şüphe ettiğin ağacın, gölgesinde soluklanmayacaksın!"
paulo coelho
"dalından şüphe ettiğin ağacın, gölgesinde soluklanmayacaksın!"
paulo coelho
her zaman az miktar olması gerekendir. ipin ucunu kaçırmadan elbette yoksa gerçeklik algınız bozulur depersonalizasyona uğrarsınız kimse sizi kurtaramaz.
beynin içinde gezen örümcek.
bir kez tohumlandı mı hızlı bir şekilde büyüyen düşünce şeysi.
fikir zehir gibidir düşüncelerin arasında acımasızca yayılır.
" Şüphe çok tehlikeli bir zehir. Allah biliyor ya benim damarlarımda da dolaşıyor. Atmak istiyorum, atamıyorum. Aşkın olduğu her yerde şüphede var, isteseniz de istemeseniz de...
Şüphe sizi bir ele geçirdi mi hayat zor. Ben O'ndan hiçbir zaman şüphelenmek istemiyorum. Ama O'nu o kadar çok seviyorum ki beceremiyorum. Kafam sorularla doluyor. Seviyor mu sevmiyor mu? Şu anda beni mi düşünüyor başkasını mı? Bir gün benim aşkımın yerine geçecek birşey bulacak mı? Hangi aşk sonsuza dek sürmüş ki bizimki sürecek diyorum kendime. Kimlerin aşkı yokolup gitti gözlerimizin önünde...
Ben böyle zıvıttığım zamanlar O'nun gözlerine bakarım. Parlak, iri, umutLu gözlerine. içimde ne korku kalır, ne şüphe. Mutlu olurum. Çok mutlu olurum... "
şeklinde düşündüren, unutamadığım bir aşk yakar repliği.
Şüphe sizi bir ele geçirdi mi hayat zor. Ben O'ndan hiçbir zaman şüphelenmek istemiyorum. Ama O'nu o kadar çok seviyorum ki beceremiyorum. Kafam sorularla doluyor. Seviyor mu sevmiyor mu? Şu anda beni mi düşünüyor başkasını mı? Bir gün benim aşkımın yerine geçecek birşey bulacak mı? Hangi aşk sonsuza dek sürmüş ki bizimki sürecek diyorum kendime. Kimlerin aşkı yokolup gitti gözlerimizin önünde...
Ben böyle zıvıttığım zamanlar O'nun gözlerine bakarım. Parlak, iri, umutLu gözlerine. içimde ne korku kalır, ne şüphe. Mutlu olurum. Çok mutlu olurum... "
şeklinde düşündüren, unutamadığım bir aşk yakar repliği.
selin demiratarlı bir kadroyla sürebileceği kadar sürmüştür. 6 bölüm.
Eğer bir insan bir işe kesin olarak, "ben biliyorum" iddiası ile başlarsa, şüphe ile son bulur. Fakat eğer o şüphe ile başlamaya razı olursa, sonunda gerçeği bulacaktır. - Francis Bacon
insanın içini kemiren, durduk yere insanı hasta edebilecek bir duygu.
Herkesin damarlarında dolaşan bi sinsi.
kanal d nin çerez tadında olan ve 6 bölüm sürmüş dizidir.
dozunu kaçırırsan insanı için için yer, beynini kemirir, uyutmaz ve yarattığı korkulardan dolayı hiç bir şeye sarılamazsın hayatta kendini yalnız bulursun sonunda. illet bir hastalık.
Temelini güvensizliğin atmış olduğu düşünceler.
finali ile dönüşümüz muhteşem olacak izlenimi bırakmış dizidir. bittiğine inanasım gelmiyor.
selin demiratar rezaletine bir örnek daha. bu kadar pasif silik bir oyunculuktan mıdır, kişinin kendisinden midir sorusunu bana sorduran kişi. kaldı ki büyük olasılıkla albenisi olmayışındandır. çok iyi bir çevresi olduğu muhakkak. kiminin yeteneği vardır çevresi yoktur, kimisi kel alakadır ama çevresi boldur.
muhteşem yüzyıl karşısında ezilerek yayından (bugün itibariyle) kaldırılan/kibarca final yapan dizi.
sadece ona buna şuna değil.kendinden bile emin olmadığın anlarda kendine beslediğin his.acaba insanlar mı tuhaf?Yoksa ben mi uzaydan geldim.Şu an bile var. Ben ne yazdım şimdi ne demek istiyorum ben.aaaaa. Fazla mı abarttım ne?Sanırım burda kesmeliyim.
final bölümüymüş. isabet olmuş.
serkan altunorak'a yazık olmuş dizidir. sadece onun için izliyodum ... ınıf dizisinde de böyle olmuştu.
diziyi hiç izlemeyip, linkteki 'dizinin son bölümünde' yazısını okuyan yazara hoş anlar yasatabilecek dizidir. ben üşenmedim okudum; herkes birbirinin peşinde, adamın teki çocuk yapmak için doktor muayenesine gidip estetik cerraha mı uğruyor da herkesin dikkatini çeken değişiklikler meydana geliyor, dizide ring mi var niye havlu atılıyor.
bu kadar soruya rağmen merakıma nail olup izlenmeyecek dizidir.
http://www.hurriyet.com.t...zyon/16968996.asp?gid=380
bu kadar soruya rağmen merakıma nail olup izlenmeyecek dizidir.
http://www.hurriyet.com.t...zyon/16968996.asp?gid=380
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar