bugün
- seks yapmayı zevkli sanmak7
- gerdek namazı4
- flörtün strapon hediye etmesi5
- haluğun üçüncü çocuğu istemesi2
- ece naz'ın ölümünde 3 arkadaşının tutuklanması3
- ilk otuzbir6
- ekşi sözlük14
- sözlüğün en güzel 3 kadın yazarı8
- tai lung24
- yapay zekaların kendi dilini oluşturması2
- sevişmeden önce saygı duruşunda bulunmak5
- salma hayek seksiliği8
- ctrlx6
- avrupalı kadınların hızlı çökmesi4
- porno arşivini silmeden intihar etmek4
- aselsan6
- 1 temmuz 2026 ingiltere demokratik kongo maçı11
- sevgiliyi 1 yıllığına kiralamak7
- fusya semsiyeli yabanci10
- yazarların dünya kupasında desteklediği takım11
- ctrlx benimle evlenir misin5
- akrabalarımı yükseltmek inancım gereğidir17
- spor yapmayan erkek13
- kazak erkekleri5
- amcığın tadını unutmak2
- kırmızı noktalı film3
- marslı erkekler3
- pandela28
- güneş sistemi nde kaç gezegen var6
- herkes uyudu mu3
- 2026 dünya kupası38
- insanın silinmesinin ön belirtisi3
- kankanın dekoltesine bakmamak5
- şaka mı yapıyor ciddi mi anlaşılmayan insan5
- musa mı haklıydı firavun mu5
- deniz göktaş'ın dinle dalga geçmesi13
- öpüşmeyi bilmeyen erkekle sinemaya gitmek3
- babam hiç dövmezdi insanı11
- gürsel tekin7
- denizde sevişen gençleri izlemek3
- sahilde yürüyen kaslı adamlar3
- ortada hicbir sebep yokken gulen korkunc insan3
- chp içindeki alevi sünni kamplaşması5
- futbol31
- aktrollerin ibb davasını takip etmeyi bırakması22
- sevgiliyi bağırtmak3
- çeçen erkekleri4
- demokratik kongo cumhuriyeti10
- atatürk ün namaz kılan heykelinin olmaması5
- filistin in ermeni soykırımını tanıması39
sevdiği entry'ler
insanlar ölümün ve bir insanı kırmanın zor olduğunu düşünüyor Oysa bir şeyi iyileştirmek ve bir umut aşılayabiliyor olmak bunlardan çok daha zor. Bir çiçeği gövdesinden kırdığınızı düşünün veya elinizdeki bardağı duvara atıp tuzla buz olmasına neden olduğunuzu. Ya da yakın olduğunuz bir insanın bam teline dokunacak o tek sözü söylediğinizi varsayın. Bunlar saniyeler içerisinde gerçekleşiyor. Keza aynı şekilde; ölmek, öldürmek ve belki de her şeyden vazgeçmek. Oysa kırdığınız ve zarar verdiğiniz şeyleri düzeltmeniz yıllar bile alabilir. O insan bir daha güvenmez, bardak eskisi gibi dolmaz ve o bitki de kolay kolay iyileşmez. Umut da yoktur.
Tabii, Ölüm hariç; ölüme ömrünüzü de verseniz çaresi yoktur.
Bazı şeyler basit görünse de zordur işte.
Tabii, Ölüm hariç; ölüme ömrünüzü de verseniz çaresi yoktur.
Bazı şeyler basit görünse de zordur işte.
Silinmek değil dert.
Hayat etti beni pert.
Gevezelik etmek değil muradım,
Bi' tatlıyım bi' sert :-).
Hayat etti beni pert.
Gevezelik etmek değil muradım,
Bi' tatlıyım bi' sert :-).
kişisel bir tercihtir. fazla duygusal olmayanları etkilemeyebilir ama duygusal birini kendini korumak adına onunla iletişimi azaltmaya yönlendirebilir. saygı duyulmalıdır tabi. herkes farklı bir ruh taşıyor neticede.
anlasilmasi imkansiz olandir.
cop cop entryler, berbat laflar falan. sozlugun kalitesi dusuyor.
cop cop entryler, berbat laflar falan. sozlugun kalitesi dusuyor.
Anamcağızın ağustosta diz kapağı kırıldı kalbinde problem çıktı ameliyat olamadı. 2 sefer anjiyo oldu. Kalbi düzelirse en iyi ihtimalle Ocak yada şubatta ameliyat olabilecek. Ağrıyor mu çok ağrıyor ama maalesef duruyor çünkü durmak zorunda.
Patlamaya hazırım. Bıçak kemiğe dayandı..
Kalbimi çatır çatır kırıp ruhuma hala sönmeyen keskin bir öfke yüklemiş olsalar da asla kadınlar için aynısını yöneltmeyeceğim dilek cümlesi.
Sadece kadınların kalbinin kırıldığını mı zannediyorsunuz yoksa ? iyi kafaymış.
Sadece kadınların kalbinin kırıldığını mı zannediyorsunuz yoksa ? iyi kafaymış.
Tüm sikliler gebersin de birbirimize mi kalalım. Kibarca ancak bu kadar yazabildim. Ben katılmıyorum. *
ofiste tuvalete gitmek; hem doğaya, hem kendinize zulümdür. Çekilmez çiledir. Devinimsel bir serzeniştir. pırt yapan böcektir.
Sabah evden çıkmadan bu işi halletmeniz gerektiğini bilirsiniz, zira evde çözemediğiniz problemler saat 11:00 sularında ofiste ortaya çıkar. Ki bu sadece dışkısal problemler için değil, hatunsal problemlerde de geçerlidir. Şayet kız arkadaşınızla kavga ettiyseniz, ve sabah gönlünü almadan evden çıkarsanız, saat 11:00'de telefon gelir, dakikalarca "hayır, sen beni yanlış anladın" demek zorunda kalırsınız. Lakin bu başka bir yazının konusudur, dağılmayalım.
Bazen sabah ki bu umutsuz bekleyişi sonlandırmak için sıcak sular içersiniz, aç karnına sigaralar yakarsınız, artık sizde pavlov'un köpeği misali tuvaleti çağrıştıran uykusuz dergisini incelersiniz bir miktar. son umut doğadan form bile içersiniz, sırf ofiste tuvalete gitmemek için yaparsınız bunu, ama sabah 08:00'de içilen doğadan form, ne yazık ki vücuttan -önüne ne varsa katarak- saat 11:00'de çıkar. işte böyle bir günde, sırasıyla şunlar gerçekleşir;
Masanızdan usulca kalkarsınız, kimse sizi görmesin istersiniz, toplantıya gider gibi ciddi bir surat ifadesi takınırsınız önce, lakin tuvalete gittiğinizi gören insanların aklında "boku ciddiye alan adam" imajı oluşacağından korkarsınız. Bu sefer neşeli bir surat ifadesi takınırsınız, gel gör ki o zamanda insanlar hakkınızda "şen şakrak sıçan adam" diye düşünecektir. En sonunda msn'de iki nokta üst üste ve düz çizgi ile betimlenmiş surat ifadesini takınırsınız. Artık iş arkadaşlarınız, bu işe karşı özel bir hissiyat beslemediğinize inanacaktır. Emin adımlarla yürür, sert bir şekilde kapıyı açar, ve kabine "ulan tuvalet ben mi seni yeneceğim, sen mi beni" bakışı fırlatırsınız.
Kravatla tuvalete gidilmez zira ne zaman nereye düşeceği belli olmaz. kural bir, ortada umarsızça sallanan bir giyim eşyası varsa o mutlaka değmesini istemediğiniz bir yere değecektir. Kravatı çıkarırsınız, ardından gömlek gelir, zira gömlek denen giyim eşyasının en büyük zevki kırışmaktır, ki bir çok evlilik bu sebeptendir. Gömlek erkeklerin evlenmesini sağlayan hain bir kumaş parçasıdır*. Gömleği de çıkardıktan sonra, kravatla birlikte, çocukken bütün naifliğinizle tuvalette neden bulunduğuna anlam veremediğiniz askıya asarsınız.
Klozete şöyle bir bakarsınız, temizdir, ama siz daha temizsinizdir, ya da öyle sanarsınız. klozet kapağı örtüsünü çeker, güzelce klozete yayar, bir miktar tuvalet kağıdı koparır, tuvalete atar, "su sıçramasın dötüme bariyeri" örersiniz, ki bu yaptıklarınızla rahat bir ağaç kestirmişsinizdir doğada. "Her tuvalete gittiğimde bir fidan dikeceğim bundan sonra" diye düşünürsünüz. Klozete oturur, "fidanlar ağaca, ağaçlar ormana, ormanlar yurduma" isimli çocuk şarkısını mırıldana mırıldana işinizi bitirirsiniz.
Her zaman ki gibi tam çıkacakken, tuvalete biri girer, kabinden çıkıp onunla göz göze gelip "I know what you did last summer" diyen bakışlarıyla karşılaşmamak için ayakta kabinde beklersiniz. Vakit geçmektedir. Ofistekiler sizin için endişelenmeye başlamışlardır. Hafif terlemeye başlarsınız, ne yaptığınızı bilen biriyle göz göze gelmek mi, yoksa ofiste nicelerinin "experimental bey'de de ne döt varmış, kaç saat oldu" dercesine size gülümsemeleri mi daha beterdir.
ikinciyi seçersiniz, zira o yüzleşme olay mahalinden daha uzakta olacaktır. En sonunda yeni gelen çıkar, onun o umarsız giriş ve çıkışına özenir, siz de çıkarsınız, ellerinizi yıkar, ellerinizi yıkadığınız belli olsun diye, hafif ıslaklık bırakarak kurularsınız.
Masanıza döndüğünüzde, "işime bu kadar özensem şimdi tüm istanbul benimdi" diye düşünür, işbu entry'i girersiniz.
edit: ofis'te nick'imi bilen tek kişi, pirchul'e ofis'te patlattığı kahkaha için serzenişlerimi, başlığı taşımam konusundaki ısrarı için ise teşekkürlerimi sunarım.
Sabah evden çıkmadan bu işi halletmeniz gerektiğini bilirsiniz, zira evde çözemediğiniz problemler saat 11:00 sularında ofiste ortaya çıkar. Ki bu sadece dışkısal problemler için değil, hatunsal problemlerde de geçerlidir. Şayet kız arkadaşınızla kavga ettiyseniz, ve sabah gönlünü almadan evden çıkarsanız, saat 11:00'de telefon gelir, dakikalarca "hayır, sen beni yanlış anladın" demek zorunda kalırsınız. Lakin bu başka bir yazının konusudur, dağılmayalım.
Bazen sabah ki bu umutsuz bekleyişi sonlandırmak için sıcak sular içersiniz, aç karnına sigaralar yakarsınız, artık sizde pavlov'un köpeği misali tuvaleti çağrıştıran uykusuz dergisini incelersiniz bir miktar. son umut doğadan form bile içersiniz, sırf ofiste tuvalete gitmemek için yaparsınız bunu, ama sabah 08:00'de içilen doğadan form, ne yazık ki vücuttan -önüne ne varsa katarak- saat 11:00'de çıkar. işte böyle bir günde, sırasıyla şunlar gerçekleşir;
Masanızdan usulca kalkarsınız, kimse sizi görmesin istersiniz, toplantıya gider gibi ciddi bir surat ifadesi takınırsınız önce, lakin tuvalete gittiğinizi gören insanların aklında "boku ciddiye alan adam" imajı oluşacağından korkarsınız. Bu sefer neşeli bir surat ifadesi takınırsınız, gel gör ki o zamanda insanlar hakkınızda "şen şakrak sıçan adam" diye düşünecektir. En sonunda msn'de iki nokta üst üste ve düz çizgi ile betimlenmiş surat ifadesini takınırsınız. Artık iş arkadaşlarınız, bu işe karşı özel bir hissiyat beslemediğinize inanacaktır. Emin adımlarla yürür, sert bir şekilde kapıyı açar, ve kabine "ulan tuvalet ben mi seni yeneceğim, sen mi beni" bakışı fırlatırsınız.
Kravatla tuvalete gidilmez zira ne zaman nereye düşeceği belli olmaz. kural bir, ortada umarsızça sallanan bir giyim eşyası varsa o mutlaka değmesini istemediğiniz bir yere değecektir. Kravatı çıkarırsınız, ardından gömlek gelir, zira gömlek denen giyim eşyasının en büyük zevki kırışmaktır, ki bir çok evlilik bu sebeptendir. Gömlek erkeklerin evlenmesini sağlayan hain bir kumaş parçasıdır*. Gömleği de çıkardıktan sonra, kravatla birlikte, çocukken bütün naifliğinizle tuvalette neden bulunduğuna anlam veremediğiniz askıya asarsınız.
Klozete şöyle bir bakarsınız, temizdir, ama siz daha temizsinizdir, ya da öyle sanarsınız. klozet kapağı örtüsünü çeker, güzelce klozete yayar, bir miktar tuvalet kağıdı koparır, tuvalete atar, "su sıçramasın dötüme bariyeri" örersiniz, ki bu yaptıklarınızla rahat bir ağaç kestirmişsinizdir doğada. "Her tuvalete gittiğimde bir fidan dikeceğim bundan sonra" diye düşünürsünüz. Klozete oturur, "fidanlar ağaca, ağaçlar ormana, ormanlar yurduma" isimli çocuk şarkısını mırıldana mırıldana işinizi bitirirsiniz.
Her zaman ki gibi tam çıkacakken, tuvalete biri girer, kabinden çıkıp onunla göz göze gelip "I know what you did last summer" diyen bakışlarıyla karşılaşmamak için ayakta kabinde beklersiniz. Vakit geçmektedir. Ofistekiler sizin için endişelenmeye başlamışlardır. Hafif terlemeye başlarsınız, ne yaptığınızı bilen biriyle göz göze gelmek mi, yoksa ofiste nicelerinin "experimental bey'de de ne döt varmış, kaç saat oldu" dercesine size gülümsemeleri mi daha beterdir.
ikinciyi seçersiniz, zira o yüzleşme olay mahalinden daha uzakta olacaktır. En sonunda yeni gelen çıkar, onun o umarsız giriş ve çıkışına özenir, siz de çıkarsınız, ellerinizi yıkar, ellerinizi yıkadığınız belli olsun diye, hafif ıslaklık bırakarak kurularsınız.
Masanıza döndüğünüzde, "işime bu kadar özensem şimdi tüm istanbul benimdi" diye düşünür, işbu entry'i girersiniz.
edit: ofis'te nick'imi bilen tek kişi, pirchul'e ofis'te patlattığı kahkaha için serzenişlerimi, başlığı taşımam konusundaki ısrarı için ise teşekkürlerimi sunarım.
Var bir tanesi...
Meriçlerinin salyalarini akıtıyor anca...
Seviyesizliğinde bu kadarı...
Yazık..
Meriçlerinin salyalarini akıtıyor anca...
Seviyesizliğinde bu kadarı...
Yazık..
Hayatı yaşayıp,sağlam kaziklardan ve tecrübelerden sonra, otomatik basliyorsun.
Evet.
Evet.
Uykusuzluktan gözlerim kapanana kadar oyun oynamaya devam ediyorum. Çünkü birşeylerle uğraşmayınca saçma sapan şeyler düşünüyorum ve moralim çok bozuluyor.
Ben artık sizin gibi güzel hayaller kuramıyorum..
Ben artık sizin gibi güzel hayaller kuramıyorum..
Hayal kurmaktır.
Dibine kadar Özgürsün işte burada. Hadi iyi geceler.
Dibine kadar Özgürsün işte burada. Hadi iyi geceler.