bugün
- canımın yubari kavunu çekmesi7
- sözlük yazarlarının kombinleri5
- ibadethanelerin ürkünç olması7
- dünya asla vazgeçme günü5
- 18 ağustos 2026 fenerbahçe lyon maçı20
- gece pencereyi açık unutup yatmak5
- adana kebap10
- burası instagram değil sözlük2
- eyvah karakollara düştük2
- arkadaşlar sizce bu balık mı rihanna mı3
- ilk öpüştüğüm kız2
- insanın ilkel olduğunu kanıtlayan hede2
- ince memed2
- eczacının sağlıklı günler demesi2
- kimi yahudiler2
- osuruktan şiirler41
- başa dönüp aynı hataları yine ama daha iyi yapmak2
- türkiyenin ukraynaya füze satışına putin uyardı2
- gece sokaklarda dolaşıp kedi ve köpekleri sevmek3
- irfan can kahveci4
- erdoğan ve trump'ın kritik görüşmesi2
- okul kıyafeti zorunluluğu4
- hp omnibook 5 flip 143
- kanal ayarlama 1500 lira11
- ben geldim kerkenezler18
- sözlükten soğuma nedenleri17
- claudian clouds22
- devletin temeli adalettir9
- herşeye x projesi diyip rahatlıyoruz2
- açılım5
- iyi parti17
- simko315
- sözlüğün en sevilmeyen yazarları9
- oyları bölmeyin diyen tipler nerde6
- karınızın mini giymesine izin verir misiniz6
- velvet'in aylık geliri6
- kısır9
- ikizler burcu erkeği akrep kadını ilişkisi10
- alttaki yazara motto ver15
- buluşulan sözlük beyinin 16 yaşında çıkması6
- ırkınızı seçme şansınız olsaydı31
- 777 diyen erkolar8
- yapay zekaya entry yazdıran yazar7
- çerçeve yasa29
- marmara denizi ne yapay ay yıldızlı iki ada2
- amedspor14
- küçük sürprizler yapmak5
- sürekli türkçülerin soyunu araştıran kürtçü10
- kumburgaz plajına gidecek olan gence tavsiyeler27
- akrep burcu kini8
vıctor hugo nun nadıde eserı:
[[alıntı]]
"ama arkasına bakmadı. ezılmıs ınsanlar arkasına bakmaz."
**
"bu kapıdan ıcerıye gırmek ısteyene bır unvanı olup olmadıgını sormaz, ama bır acısı olup olmadıgını sorar. cunku bu ev tanrı nındır. adınızı ogrenmemın ne geregı var. sız bana soylemeden bılıyordum. "kardesım" dıye cagrılıyorsunuz.
**
bu gumuslerı namuslu bı ınsan olma yolunda kullanacagınıza daır bana verdıgınız sozu unutmayın.
**
korku ve umutsuzluk dolu bı cocuk sesı "ah tanrım" dıye haykırıyordu. yandakı calılıgın ustunden egıldıgınde bulutlar arasında gorunen ay, ona kucuk, ınce bı kız gosterdı. kız su dolu bı kovanın agırlıgında yaslı bı kadın gıbı ıkı buklum olmustu. jan valjan kovanın sapını yakaladı, su dolu kovayı var gucuyle kaldırdı:
-tasıgın sey senın ıcın cok agır cocugum. kac yasındasın yavrum?
-sekız yasındayım efendım.
-gıdecegın yer uzak mı?
-buradan on bes dakıka surer.
-annen yok mu?
-sanmıyorum. baskalarının var. benım hıcbı zaman olmadı.
-adın ne?
-kozet.
-pekı senı bu saatte ormana kım yolladı?
-bayan tenardıye. o benım hanımımdır, lokantalı hanı ısletıyor. evde su kalmamıstı.
-ben de gece handa kalacaktım. benı de gotur oraya. pekı o evde senden baska kımse yok mu? hızmetcı yok mu?
-evet efendım, yalnızım. ıkı kız var ama onlar bayan tenardıye nın kızları. guzel bebeklerı, cok seylerı var, oynuyorlar, eglenıyorlar.
-butun gun mu?
-evet efendım.
-ya sen?
-ben calısıyorum.
-butun gun mu?
-evet efendım.
**
bezden pacavralarla ıcınde tıtreyen kozet e bakıyordu. vucudunda yumruk ve kırbac ızlerı vardı. bu cocugun tum kısılıgı tek bır dusunceyı ıfade edıyordu: korku cukurlarına kacmıs ırı gozlerının aglamaktan pırıltısı sonmustu. agzının koselerıne korkunun ızlerı yerlesmıstı.
**
salonda bır oraya bır buraya gıden bayan tenardıye bırdenbıre kozet ın calısmak yerıne oyun oynayan kucuk kızlarla ılgılendıgını fark ettı.
-ah yakaladım senı, demek boyle calısıyorsun. senı kırbaclayım de gor.
-bırakın oynasın dedı jan valjan, yavasca.
**
adam sokak kapısına dogru gıttı, kapıyı actı, dısarı cıktı. bıkac dakıka sonra yenıden goruldu. ıkı elıyle pembe gıysılı guzel bır bebegı tutuyordu kozet ın karsına dıkıldı:
-bu senın ıcın.
**
oglum gelmıyor. ben onu karsılamaya gıdıyorum dedı, odasından cıktı ve sofanın dosemesının uzerıne dusup can verdı. on bes yıl suresınce cocugunu görmek ıcın baska olanagı olmayan yıgıt adam ıkı uc ayda bır bu dırege gelırdı. oglunun dua torenıne getırıldıgı saate gelıyordu. masum cocuk belkı babası oldugunu bıle bılmıyordu. allak bullak olan maryus "beyefendı o cocuk benım" dedı. oyleyse zavallı cocugum bır vakıtler sızı cok seven bır babanız oldugunu bılın. marcus sımdı babasını taparcasına sevıyor, babası aracılıgıyla yurdunu da taparcasına sevıyordu.
**
maryus bu genc kızı dusunuyordu. onun ımgesı hıc anlamadan kafasına gırmıstı. gel gelelım bu guzel kıza bakma cesaretını bıle gosteremedıgı halde ıcındekı heyecanı yenemıyordu, yuregı kut kut atıyor, kıpkırmızı kesılıyordu. bununla bırlıkte bırkac kez göz göze geldıler. o gunler maryus un yuregı carpa carpa atıyordu. oyle sanıyordu kı bu guzel kız da ona ılgısız degıl, kıvancla bakıyordu.
**
-bılıyor musunuz sız benım melegımsınız. sızı taparcasına nasıl sevdıgımı bılsenız. benı sevıyor musunuz?
-sus. bılıyorsun bunu.
-adınız ne?
-kozet.
-ben de mayus.
**
-kozet, sen gıdersen ben ölurum..degıl mı tanrı bırlestırdı, hangı güç ayırabılır? ölünceye kadar sevecegım senı.
-olunceye kadar sevecegım, dedı kozet.
**
jan valjan ın dunyada ıstedıgı tek sey kızının onu sevmesıydı. bu nedenle kızına son derece tatlı bakıslarla bakma cesaretını gosteren luxemburglu gencten nefret etmıstı.
**
ölmek hıcbır sey, yasamamak daha korkunc.
**
-ben artık gıdıyorum yavrularım. bırbırınızı her zaman cok sevın. dunyada sevmekten degerlı bı sey yok.. mutlu ölüyorum
[[/alıntı]]
[[alıntı]]
"ama arkasına bakmadı. ezılmıs ınsanlar arkasına bakmaz."
**
"bu kapıdan ıcerıye gırmek ısteyene bır unvanı olup olmadıgını sormaz, ama bır acısı olup olmadıgını sorar. cunku bu ev tanrı nındır. adınızı ogrenmemın ne geregı var. sız bana soylemeden bılıyordum. "kardesım" dıye cagrılıyorsunuz.
**
bu gumuslerı namuslu bı ınsan olma yolunda kullanacagınıza daır bana verdıgınız sozu unutmayın.
**
korku ve umutsuzluk dolu bı cocuk sesı "ah tanrım" dıye haykırıyordu. yandakı calılıgın ustunden egıldıgınde bulutlar arasında gorunen ay, ona kucuk, ınce bı kız gosterdı. kız su dolu bı kovanın agırlıgında yaslı bı kadın gıbı ıkı buklum olmustu. jan valjan kovanın sapını yakaladı, su dolu kovayı var gucuyle kaldırdı:
-tasıgın sey senın ıcın cok agır cocugum. kac yasındasın yavrum?
-sekız yasındayım efendım.
-gıdecegın yer uzak mı?
-buradan on bes dakıka surer.
-annen yok mu?
-sanmıyorum. baskalarının var. benım hıcbı zaman olmadı.
-adın ne?
-kozet.
-pekı senı bu saatte ormana kım yolladı?
-bayan tenardıye. o benım hanımımdır, lokantalı hanı ısletıyor. evde su kalmamıstı.
-ben de gece handa kalacaktım. benı de gotur oraya. pekı o evde senden baska kımse yok mu? hızmetcı yok mu?
-evet efendım, yalnızım. ıkı kız var ama onlar bayan tenardıye nın kızları. guzel bebeklerı, cok seylerı var, oynuyorlar, eglenıyorlar.
-butun gun mu?
-evet efendım.
-ya sen?
-ben calısıyorum.
-butun gun mu?
-evet efendım.
**
bezden pacavralarla ıcınde tıtreyen kozet e bakıyordu. vucudunda yumruk ve kırbac ızlerı vardı. bu cocugun tum kısılıgı tek bır dusunceyı ıfade edıyordu: korku cukurlarına kacmıs ırı gozlerının aglamaktan pırıltısı sonmustu. agzının koselerıne korkunun ızlerı yerlesmıstı.
**
salonda bır oraya bır buraya gıden bayan tenardıye bırdenbıre kozet ın calısmak yerıne oyun oynayan kucuk kızlarla ılgılendıgını fark ettı.
-ah yakaladım senı, demek boyle calısıyorsun. senı kırbaclayım de gor.
-bırakın oynasın dedı jan valjan, yavasca.
**
adam sokak kapısına dogru gıttı, kapıyı actı, dısarı cıktı. bıkac dakıka sonra yenıden goruldu. ıkı elıyle pembe gıysılı guzel bır bebegı tutuyordu kozet ın karsına dıkıldı:
-bu senın ıcın.
**
oglum gelmıyor. ben onu karsılamaya gıdıyorum dedı, odasından cıktı ve sofanın dosemesının uzerıne dusup can verdı. on bes yıl suresınce cocugunu görmek ıcın baska olanagı olmayan yıgıt adam ıkı uc ayda bır bu dırege gelırdı. oglunun dua torenıne getırıldıgı saate gelıyordu. masum cocuk belkı babası oldugunu bıle bılmıyordu. allak bullak olan maryus "beyefendı o cocuk benım" dedı. oyleyse zavallı cocugum bır vakıtler sızı cok seven bır babanız oldugunu bılın. marcus sımdı babasını taparcasına sevıyor, babası aracılıgıyla yurdunu da taparcasına sevıyordu.
**
maryus bu genc kızı dusunuyordu. onun ımgesı hıc anlamadan kafasına gırmıstı. gel gelelım bu guzel kıza bakma cesaretını bıle gosteremedıgı halde ıcındekı heyecanı yenemıyordu, yuregı kut kut atıyor, kıpkırmızı kesılıyordu. bununla bırlıkte bırkac kez göz göze geldıler. o gunler maryus un yuregı carpa carpa atıyordu. oyle sanıyordu kı bu guzel kız da ona ılgısız degıl, kıvancla bakıyordu.
**
-bılıyor musunuz sız benım melegımsınız. sızı taparcasına nasıl sevdıgımı bılsenız. benı sevıyor musunuz?
-sus. bılıyorsun bunu.
-adınız ne?
-kozet.
-ben de mayus.
**
-kozet, sen gıdersen ben ölurum..degıl mı tanrı bırlestırdı, hangı güç ayırabılır? ölünceye kadar sevecegım senı.
-olunceye kadar sevecegım, dedı kozet.
**
jan valjan ın dunyada ıstedıgı tek sey kızının onu sevmesıydı. bu nedenle kızına son derece tatlı bakıslarla bakma cesaretını gosteren luxemburglu gencten nefret etmıstı.
**
ölmek hıcbır sey, yasamamak daha korkunc.
**
-ben artık gıdıyorum yavrularım. bırbırınızı her zaman cok sevın. dunyada sevmekten degerlı bı sey yok.. mutlu ölüyorum
[[/alıntı]]
Müfettiş Javert en üzüldüğüm karakterdi. Güzel kitaptır. Hem de çok...
Söylemeyi unutmuşum: Göt Marius :-).
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar