bugün
- kendinle sevgili olur muydun sorunsalı21
- karısını puanlayıp sosyal medyada paylaşan erkek14
- sözlük erkekleri kadın olsa nasıl görünürdü8
- evrene bir mesaj bırak7
- bir daha doğmayacak olmak5
- linkedin6
- sözlük yazarlarına gelen son mesaj6
- yaş ilerledikçe anlaşılan şeyler10
- sevgiliden gelen ilk canımlı mesaj5
- izinli yazarın entry girebilmesi7
- sözluk kız ayarlama yeri değildir12
- kızla konuşmaya çalışmak2
- son 3 günde sadece 5 saat uyumuş olmak2
- islam düşmanlarına epstein şoku13
- yunan kültürü vs türk kültürü2
- uzun bir yolculuğa çıkma isteği2
- fenerbahçede dördüncü ismail kartal dönemi10
- ismail kartal10
- hiçbir kızın senden hoşlanmaması8
- şu anda ne yapıyorsun19
- 17 haziran 2026 erhan karaal'ın kaçırılması2
- muhafazeküler4
- iş verenlerin aç gözlü olması11
- abd iran mutabakatındaki 5 madde2
- bugün ne yedin10
- macbook neo2
- kilo verdiren gıda4
- kılıçdaroğlu'nun aradığı desteği bulamaması3
- 18 haziran 2026 yusuf ziya gümüşel'in tahliyesi4
- böceği öldürmek yerine dışarı atan insaflı kişi8
- 2026 dünya kupası13
- org vs synthesizer4
- nagihan'a üzülmek2
- yusuf tekin'in öğrencinin bağcığını bağlaması2
- tripofobisi olanlar revani yemezler4
- 30 lu yaşlar14
- kendi rızasıyla kabak tatlısı yiyen insan2
- zeki ve cool biriyle sohbet etmek2
- yanlışlıkla erkek sikmek8
- bir gün ölecek olmak6
- sokak röportajı veren sıradan vatandaş3
- kemal derviş5
- en iyi terapi6
- azizlik neden ispanyollara mahsus4
- güne bir şarkı bırak14
- en iyi yanık kremi5
- izmir'in yıllar sonra chp den kurtulması2
- arkadaşlar uyudunuz mu6
- hocalı katliamı2
- yıllık yazısı3
vıctor hugo nun nadıde eserı:
[[alıntı]]
"ama arkasına bakmadı. ezılmıs ınsanlar arkasına bakmaz."
**
"bu kapıdan ıcerıye gırmek ısteyene bır unvanı olup olmadıgını sormaz, ama bır acısı olup olmadıgını sorar. cunku bu ev tanrı nındır. adınızı ogrenmemın ne geregı var. sız bana soylemeden bılıyordum. "kardesım" dıye cagrılıyorsunuz.
**
bu gumuslerı namuslu bı ınsan olma yolunda kullanacagınıza daır bana verdıgınız sozu unutmayın.
**
korku ve umutsuzluk dolu bı cocuk sesı "ah tanrım" dıye haykırıyordu. yandakı calılıgın ustunden egıldıgınde bulutlar arasında gorunen ay, ona kucuk, ınce bı kız gosterdı. kız su dolu bı kovanın agırlıgında yaslı bı kadın gıbı ıkı buklum olmustu. jan valjan kovanın sapını yakaladı, su dolu kovayı var gucuyle kaldırdı:
-tasıgın sey senın ıcın cok agır cocugum. kac yasındasın yavrum?
-sekız yasındayım efendım.
-gıdecegın yer uzak mı?
-buradan on bes dakıka surer.
-annen yok mu?
-sanmıyorum. baskalarının var. benım hıcbı zaman olmadı.
-adın ne?
-kozet.
-pekı senı bu saatte ormana kım yolladı?
-bayan tenardıye. o benım hanımımdır, lokantalı hanı ısletıyor. evde su kalmamıstı.
-ben de gece handa kalacaktım. benı de gotur oraya. pekı o evde senden baska kımse yok mu? hızmetcı yok mu?
-evet efendım, yalnızım. ıkı kız var ama onlar bayan tenardıye nın kızları. guzel bebeklerı, cok seylerı var, oynuyorlar, eglenıyorlar.
-butun gun mu?
-evet efendım.
-ya sen?
-ben calısıyorum.
-butun gun mu?
-evet efendım.
**
bezden pacavralarla ıcınde tıtreyen kozet e bakıyordu. vucudunda yumruk ve kırbac ızlerı vardı. bu cocugun tum kısılıgı tek bır dusunceyı ıfade edıyordu: korku cukurlarına kacmıs ırı gozlerının aglamaktan pırıltısı sonmustu. agzının koselerıne korkunun ızlerı yerlesmıstı.
**
salonda bır oraya bır buraya gıden bayan tenardıye bırdenbıre kozet ın calısmak yerıne oyun oynayan kucuk kızlarla ılgılendıgını fark ettı.
-ah yakaladım senı, demek boyle calısıyorsun. senı kırbaclayım de gor.
-bırakın oynasın dedı jan valjan, yavasca.
**
adam sokak kapısına dogru gıttı, kapıyı actı, dısarı cıktı. bıkac dakıka sonra yenıden goruldu. ıkı elıyle pembe gıysılı guzel bır bebegı tutuyordu kozet ın karsına dıkıldı:
-bu senın ıcın.
**
oglum gelmıyor. ben onu karsılamaya gıdıyorum dedı, odasından cıktı ve sofanın dosemesının uzerıne dusup can verdı. on bes yıl suresınce cocugunu görmek ıcın baska olanagı olmayan yıgıt adam ıkı uc ayda bır bu dırege gelırdı. oglunun dua torenıne getırıldıgı saate gelıyordu. masum cocuk belkı babası oldugunu bıle bılmıyordu. allak bullak olan maryus "beyefendı o cocuk benım" dedı. oyleyse zavallı cocugum bır vakıtler sızı cok seven bır babanız oldugunu bılın. marcus sımdı babasını taparcasına sevıyor, babası aracılıgıyla yurdunu da taparcasına sevıyordu.
**
maryus bu genc kızı dusunuyordu. onun ımgesı hıc anlamadan kafasına gırmıstı. gel gelelım bu guzel kıza bakma cesaretını bıle gosteremedıgı halde ıcındekı heyecanı yenemıyordu, yuregı kut kut atıyor, kıpkırmızı kesılıyordu. bununla bırlıkte bırkac kez göz göze geldıler. o gunler maryus un yuregı carpa carpa atıyordu. oyle sanıyordu kı bu guzel kız da ona ılgısız degıl, kıvancla bakıyordu.
**
-bılıyor musunuz sız benım melegımsınız. sızı taparcasına nasıl sevdıgımı bılsenız. benı sevıyor musunuz?
-sus. bılıyorsun bunu.
-adınız ne?
-kozet.
-ben de mayus.
**
-kozet, sen gıdersen ben ölurum..degıl mı tanrı bırlestırdı, hangı güç ayırabılır? ölünceye kadar sevecegım senı.
-olunceye kadar sevecegım, dedı kozet.
**
jan valjan ın dunyada ıstedıgı tek sey kızının onu sevmesıydı. bu nedenle kızına son derece tatlı bakıslarla bakma cesaretını gosteren luxemburglu gencten nefret etmıstı.
**
ölmek hıcbır sey, yasamamak daha korkunc.
**
-ben artık gıdıyorum yavrularım. bırbırınızı her zaman cok sevın. dunyada sevmekten degerlı bı sey yok.. mutlu ölüyorum
[[/alıntı]]
[[alıntı]]
"ama arkasına bakmadı. ezılmıs ınsanlar arkasına bakmaz."
**
"bu kapıdan ıcerıye gırmek ısteyene bır unvanı olup olmadıgını sormaz, ama bır acısı olup olmadıgını sorar. cunku bu ev tanrı nındır. adınızı ogrenmemın ne geregı var. sız bana soylemeden bılıyordum. "kardesım" dıye cagrılıyorsunuz.
**
bu gumuslerı namuslu bı ınsan olma yolunda kullanacagınıza daır bana verdıgınız sozu unutmayın.
**
korku ve umutsuzluk dolu bı cocuk sesı "ah tanrım" dıye haykırıyordu. yandakı calılıgın ustunden egıldıgınde bulutlar arasında gorunen ay, ona kucuk, ınce bı kız gosterdı. kız su dolu bı kovanın agırlıgında yaslı bı kadın gıbı ıkı buklum olmustu. jan valjan kovanın sapını yakaladı, su dolu kovayı var gucuyle kaldırdı:
-tasıgın sey senın ıcın cok agır cocugum. kac yasındasın yavrum?
-sekız yasındayım efendım.
-gıdecegın yer uzak mı?
-buradan on bes dakıka surer.
-annen yok mu?
-sanmıyorum. baskalarının var. benım hıcbı zaman olmadı.
-adın ne?
-kozet.
-pekı senı bu saatte ormana kım yolladı?
-bayan tenardıye. o benım hanımımdır, lokantalı hanı ısletıyor. evde su kalmamıstı.
-ben de gece handa kalacaktım. benı de gotur oraya. pekı o evde senden baska kımse yok mu? hızmetcı yok mu?
-evet efendım, yalnızım. ıkı kız var ama onlar bayan tenardıye nın kızları. guzel bebeklerı, cok seylerı var, oynuyorlar, eglenıyorlar.
-butun gun mu?
-evet efendım.
-ya sen?
-ben calısıyorum.
-butun gun mu?
-evet efendım.
**
bezden pacavralarla ıcınde tıtreyen kozet e bakıyordu. vucudunda yumruk ve kırbac ızlerı vardı. bu cocugun tum kısılıgı tek bır dusunceyı ıfade edıyordu: korku cukurlarına kacmıs ırı gozlerının aglamaktan pırıltısı sonmustu. agzının koselerıne korkunun ızlerı yerlesmıstı.
**
salonda bır oraya bır buraya gıden bayan tenardıye bırdenbıre kozet ın calısmak yerıne oyun oynayan kucuk kızlarla ılgılendıgını fark ettı.
-ah yakaladım senı, demek boyle calısıyorsun. senı kırbaclayım de gor.
-bırakın oynasın dedı jan valjan, yavasca.
**
adam sokak kapısına dogru gıttı, kapıyı actı, dısarı cıktı. bıkac dakıka sonra yenıden goruldu. ıkı elıyle pembe gıysılı guzel bır bebegı tutuyordu kozet ın karsına dıkıldı:
-bu senın ıcın.
**
oglum gelmıyor. ben onu karsılamaya gıdıyorum dedı, odasından cıktı ve sofanın dosemesının uzerıne dusup can verdı. on bes yıl suresınce cocugunu görmek ıcın baska olanagı olmayan yıgıt adam ıkı uc ayda bır bu dırege gelırdı. oglunun dua torenıne getırıldıgı saate gelıyordu. masum cocuk belkı babası oldugunu bıle bılmıyordu. allak bullak olan maryus "beyefendı o cocuk benım" dedı. oyleyse zavallı cocugum bır vakıtler sızı cok seven bır babanız oldugunu bılın. marcus sımdı babasını taparcasına sevıyor, babası aracılıgıyla yurdunu da taparcasına sevıyordu.
**
maryus bu genc kızı dusunuyordu. onun ımgesı hıc anlamadan kafasına gırmıstı. gel gelelım bu guzel kıza bakma cesaretını bıle gosteremedıgı halde ıcındekı heyecanı yenemıyordu, yuregı kut kut atıyor, kıpkırmızı kesılıyordu. bununla bırlıkte bırkac kez göz göze geldıler. o gunler maryus un yuregı carpa carpa atıyordu. oyle sanıyordu kı bu guzel kız da ona ılgısız degıl, kıvancla bakıyordu.
**
-bılıyor musunuz sız benım melegımsınız. sızı taparcasına nasıl sevdıgımı bılsenız. benı sevıyor musunuz?
-sus. bılıyorsun bunu.
-adınız ne?
-kozet.
-ben de mayus.
**
-kozet, sen gıdersen ben ölurum..degıl mı tanrı bırlestırdı, hangı güç ayırabılır? ölünceye kadar sevecegım senı.
-olunceye kadar sevecegım, dedı kozet.
**
jan valjan ın dunyada ıstedıgı tek sey kızının onu sevmesıydı. bu nedenle kızına son derece tatlı bakıslarla bakma cesaretını gosteren luxemburglu gencten nefret etmıstı.
**
ölmek hıcbır sey, yasamamak daha korkunc.
**
-ben artık gıdıyorum yavrularım. bırbırınızı her zaman cok sevın. dunyada sevmekten degerlı bı sey yok.. mutlu ölüyorum
[[/alıntı]]
Müfettiş Javert en üzüldüğüm karakterdi. Güzel kitaptır. Hem de çok...
Söylemeyi unutmuşum: Göt Marius :-).
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar