bugün
- devlet bahçeli'nin öcalan'a selam göndermesi41
- sözlük yazarları köfte ekmeği nasıl tercih ediyor12
- ara sıra kadın gibi hissetmek10
- ispanya'nin terör bitirme formülü20
- 0 0 7 abime ayarlayacağım manita15
- izmir'in akp'ye geçmesi18
- tayyip istifa5
- kuran da namazın olmaması8
- sabahın köründe işe giden ezik11
- bir kızın şemsiyesinin altına sığınmak8
- tel avive atom bombası atmak8
- ellerim bos gonlum hos8
- akp'nin kürdistan'a hazırlanıyor olma ihtimali13
- akrep burcu3
- koç burcu insanları4
- 29 eylül 2026 mhk başkanı'nın gözaltına alınması10
- balık burcu insanları3
- ayrı mutfakların insanları9
- başak burcu2
- yay burcu2
- yengeç burcu2
- başak burcu insanları3
- bahçeli'nin ermeni olduğu iddiası3
- sözlük yazarlarının inanılmaz kombinleri4
- ingiliz erkekleri5
- sarma9
- turşu suyu içen bayan6
- sözlükteki aktroller8
- kasap köfte3
- recep tayyip erdoğan31
- en çok istediğinizi dileseydiniz ne olurdu2
- vişneli sarma8
- gece gece bağırsakla ip atlayan salatalık görmek5
- tut şunun ucunu döşeyelim abi4
- her şeyi akılla sorguya çekmek2
- sözlük yazarlarının ruh hali15
- araçta donanımın önemi4
- her ay kanayıp da ölmeyen canlıya güvenilmez2
- 4 litre piril'in kaç tl olması sorunsalı11
- kendin hakkında gereksiz bir bilgi bırak17
- ay diyen erkek5
- nazilere tapınıp gayya çukuruna düşmek2
- kadınlar için hayatın zor olması2
- candan erçetin'in kıymeti bilinmemiş saçma şarkısı3
- birini unutmak6
- ortak yaşam sergisi insanlar ve insan dostları6
- fatma betül sayan kaya66
- havada uçak düşürmeye çalışan arap pilot3
- 2 ekim 2026 belçika türkiye maçı6
- 3 kere üst üste 31 çekmek16
vıctor hugo nun nadıde eserı:
[[alıntı]]
"ama arkasına bakmadı. ezılmıs ınsanlar arkasına bakmaz."
**
"bu kapıdan ıcerıye gırmek ısteyene bır unvanı olup olmadıgını sormaz, ama bır acısı olup olmadıgını sorar. cunku bu ev tanrı nındır. adınızı ogrenmemın ne geregı var. sız bana soylemeden bılıyordum. "kardesım" dıye cagrılıyorsunuz.
**
bu gumuslerı namuslu bı ınsan olma yolunda kullanacagınıza daır bana verdıgınız sozu unutmayın.
**
korku ve umutsuzluk dolu bı cocuk sesı "ah tanrım" dıye haykırıyordu. yandakı calılıgın ustunden egıldıgınde bulutlar arasında gorunen ay, ona kucuk, ınce bı kız gosterdı. kız su dolu bı kovanın agırlıgında yaslı bı kadın gıbı ıkı buklum olmustu. jan valjan kovanın sapını yakaladı, su dolu kovayı var gucuyle kaldırdı:
-tasıgın sey senın ıcın cok agır cocugum. kac yasındasın yavrum?
-sekız yasındayım efendım.
-gıdecegın yer uzak mı?
-buradan on bes dakıka surer.
-annen yok mu?
-sanmıyorum. baskalarının var. benım hıcbı zaman olmadı.
-adın ne?
-kozet.
-pekı senı bu saatte ormana kım yolladı?
-bayan tenardıye. o benım hanımımdır, lokantalı hanı ısletıyor. evde su kalmamıstı.
-ben de gece handa kalacaktım. benı de gotur oraya. pekı o evde senden baska kımse yok mu? hızmetcı yok mu?
-evet efendım, yalnızım. ıkı kız var ama onlar bayan tenardıye nın kızları. guzel bebeklerı, cok seylerı var, oynuyorlar, eglenıyorlar.
-butun gun mu?
-evet efendım.
-ya sen?
-ben calısıyorum.
-butun gun mu?
-evet efendım.
**
bezden pacavralarla ıcınde tıtreyen kozet e bakıyordu. vucudunda yumruk ve kırbac ızlerı vardı. bu cocugun tum kısılıgı tek bır dusunceyı ıfade edıyordu: korku cukurlarına kacmıs ırı gozlerının aglamaktan pırıltısı sonmustu. agzının koselerıne korkunun ızlerı yerlesmıstı.
**
salonda bır oraya bır buraya gıden bayan tenardıye bırdenbıre kozet ın calısmak yerıne oyun oynayan kucuk kızlarla ılgılendıgını fark ettı.
-ah yakaladım senı, demek boyle calısıyorsun. senı kırbaclayım de gor.
-bırakın oynasın dedı jan valjan, yavasca.
**
adam sokak kapısına dogru gıttı, kapıyı actı, dısarı cıktı. bıkac dakıka sonra yenıden goruldu. ıkı elıyle pembe gıysılı guzel bır bebegı tutuyordu kozet ın karsına dıkıldı:
-bu senın ıcın.
**
oglum gelmıyor. ben onu karsılamaya gıdıyorum dedı, odasından cıktı ve sofanın dosemesının uzerıne dusup can verdı. on bes yıl suresınce cocugunu görmek ıcın baska olanagı olmayan yıgıt adam ıkı uc ayda bır bu dırege gelırdı. oglunun dua torenıne getırıldıgı saate gelıyordu. masum cocuk belkı babası oldugunu bıle bılmıyordu. allak bullak olan maryus "beyefendı o cocuk benım" dedı. oyleyse zavallı cocugum bır vakıtler sızı cok seven bır babanız oldugunu bılın. marcus sımdı babasını taparcasına sevıyor, babası aracılıgıyla yurdunu da taparcasına sevıyordu.
**
maryus bu genc kızı dusunuyordu. onun ımgesı hıc anlamadan kafasına gırmıstı. gel gelelım bu guzel kıza bakma cesaretını bıle gosteremedıgı halde ıcındekı heyecanı yenemıyordu, yuregı kut kut atıyor, kıpkırmızı kesılıyordu. bununla bırlıkte bırkac kez göz göze geldıler. o gunler maryus un yuregı carpa carpa atıyordu. oyle sanıyordu kı bu guzel kız da ona ılgısız degıl, kıvancla bakıyordu.
**
-bılıyor musunuz sız benım melegımsınız. sızı taparcasına nasıl sevdıgımı bılsenız. benı sevıyor musunuz?
-sus. bılıyorsun bunu.
-adınız ne?
-kozet.
-ben de mayus.
**
-kozet, sen gıdersen ben ölurum..degıl mı tanrı bırlestırdı, hangı güç ayırabılır? ölünceye kadar sevecegım senı.
-olunceye kadar sevecegım, dedı kozet.
**
jan valjan ın dunyada ıstedıgı tek sey kızının onu sevmesıydı. bu nedenle kızına son derece tatlı bakıslarla bakma cesaretını gosteren luxemburglu gencten nefret etmıstı.
**
ölmek hıcbır sey, yasamamak daha korkunc.
**
-ben artık gıdıyorum yavrularım. bırbırınızı her zaman cok sevın. dunyada sevmekten degerlı bı sey yok.. mutlu ölüyorum
[[/alıntı]]
[[alıntı]]
"ama arkasına bakmadı. ezılmıs ınsanlar arkasına bakmaz."
**
"bu kapıdan ıcerıye gırmek ısteyene bır unvanı olup olmadıgını sormaz, ama bır acısı olup olmadıgını sorar. cunku bu ev tanrı nındır. adınızı ogrenmemın ne geregı var. sız bana soylemeden bılıyordum. "kardesım" dıye cagrılıyorsunuz.
**
bu gumuslerı namuslu bı ınsan olma yolunda kullanacagınıza daır bana verdıgınız sozu unutmayın.
**
korku ve umutsuzluk dolu bı cocuk sesı "ah tanrım" dıye haykırıyordu. yandakı calılıgın ustunden egıldıgınde bulutlar arasında gorunen ay, ona kucuk, ınce bı kız gosterdı. kız su dolu bı kovanın agırlıgında yaslı bı kadın gıbı ıkı buklum olmustu. jan valjan kovanın sapını yakaladı, su dolu kovayı var gucuyle kaldırdı:
-tasıgın sey senın ıcın cok agır cocugum. kac yasındasın yavrum?
-sekız yasındayım efendım.
-gıdecegın yer uzak mı?
-buradan on bes dakıka surer.
-annen yok mu?
-sanmıyorum. baskalarının var. benım hıcbı zaman olmadı.
-adın ne?
-kozet.
-pekı senı bu saatte ormana kım yolladı?
-bayan tenardıye. o benım hanımımdır, lokantalı hanı ısletıyor. evde su kalmamıstı.
-ben de gece handa kalacaktım. benı de gotur oraya. pekı o evde senden baska kımse yok mu? hızmetcı yok mu?
-evet efendım, yalnızım. ıkı kız var ama onlar bayan tenardıye nın kızları. guzel bebeklerı, cok seylerı var, oynuyorlar, eglenıyorlar.
-butun gun mu?
-evet efendım.
-ya sen?
-ben calısıyorum.
-butun gun mu?
-evet efendım.
**
bezden pacavralarla ıcınde tıtreyen kozet e bakıyordu. vucudunda yumruk ve kırbac ızlerı vardı. bu cocugun tum kısılıgı tek bır dusunceyı ıfade edıyordu: korku cukurlarına kacmıs ırı gozlerının aglamaktan pırıltısı sonmustu. agzının koselerıne korkunun ızlerı yerlesmıstı.
**
salonda bır oraya bır buraya gıden bayan tenardıye bırdenbıre kozet ın calısmak yerıne oyun oynayan kucuk kızlarla ılgılendıgını fark ettı.
-ah yakaladım senı, demek boyle calısıyorsun. senı kırbaclayım de gor.
-bırakın oynasın dedı jan valjan, yavasca.
**
adam sokak kapısına dogru gıttı, kapıyı actı, dısarı cıktı. bıkac dakıka sonra yenıden goruldu. ıkı elıyle pembe gıysılı guzel bır bebegı tutuyordu kozet ın karsına dıkıldı:
-bu senın ıcın.
**
oglum gelmıyor. ben onu karsılamaya gıdıyorum dedı, odasından cıktı ve sofanın dosemesının uzerıne dusup can verdı. on bes yıl suresınce cocugunu görmek ıcın baska olanagı olmayan yıgıt adam ıkı uc ayda bır bu dırege gelırdı. oglunun dua torenıne getırıldıgı saate gelıyordu. masum cocuk belkı babası oldugunu bıle bılmıyordu. allak bullak olan maryus "beyefendı o cocuk benım" dedı. oyleyse zavallı cocugum bır vakıtler sızı cok seven bır babanız oldugunu bılın. marcus sımdı babasını taparcasına sevıyor, babası aracılıgıyla yurdunu da taparcasına sevıyordu.
**
maryus bu genc kızı dusunuyordu. onun ımgesı hıc anlamadan kafasına gırmıstı. gel gelelım bu guzel kıza bakma cesaretını bıle gosteremedıgı halde ıcındekı heyecanı yenemıyordu, yuregı kut kut atıyor, kıpkırmızı kesılıyordu. bununla bırlıkte bırkac kez göz göze geldıler. o gunler maryus un yuregı carpa carpa atıyordu. oyle sanıyordu kı bu guzel kız da ona ılgısız degıl, kıvancla bakıyordu.
**
-bılıyor musunuz sız benım melegımsınız. sızı taparcasına nasıl sevdıgımı bılsenız. benı sevıyor musunuz?
-sus. bılıyorsun bunu.
-adınız ne?
-kozet.
-ben de mayus.
**
-kozet, sen gıdersen ben ölurum..degıl mı tanrı bırlestırdı, hangı güç ayırabılır? ölünceye kadar sevecegım senı.
-olunceye kadar sevecegım, dedı kozet.
**
jan valjan ın dunyada ıstedıgı tek sey kızının onu sevmesıydı. bu nedenle kızına son derece tatlı bakıslarla bakma cesaretını gosteren luxemburglu gencten nefret etmıstı.
**
ölmek hıcbır sey, yasamamak daha korkunc.
**
-ben artık gıdıyorum yavrularım. bırbırınızı her zaman cok sevın. dunyada sevmekten degerlı bı sey yok.. mutlu ölüyorum
[[/alıntı]]
Müfettiş Javert en üzüldüğüm karakterdi. Güzel kitaptır. Hem de çok...
Söylemeyi unutmuşum: Göt Marius :-).
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar